İçeriğe geç

ABDULLAH GÜL TÜRBAN GÜVENCESİ VERDİ Mİ?

Bazı kesimler, üniversitelerde “türban sorunu”nun çözümü ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılmak için Cumhurbaşkanı Gül’den “güvence” bekliyor. Gül’ün, “Türban üniversitelerden dışarı çıkmayacak, ilköğretim ve kamu kuruluşlarına inmeyecek” gibi bir açıklama yapmasını istiyorlar.

Aslında Cumhurbaşkanı 5 gün önce konuştu, ama kimse farkına varmadı. Yeni Radikal münasebetiyle Eyüp Can ve Murat Yetkin’e Köşk’ün kapılarını açtığında, bu konu da gündeme geldi.

Radikal ikilisi ilkin şunu sordu: “Başörtüsü konusunda ılımlı bir hava esmeye başladı. 29 Ekim resepsiyonunu da birleştirdiniz. Bu yıl eşli olarak tek resepsiyon yapacaksınız. Bir gelişme bekliyor musunuz?”

Gül, “Türkiye’nin bu kadar önemli aktörlerinin, bu kadar geniş bir şekilde ortak bir anlayış içinde olduğunu ilk defa görüyorum. Bu çok önemli. Ben bu işi de sadece bireyin özgürlük sınırları içinde tutuyorum. Böyle bir yere oturtmak lazım” karşılığını verdi.

İkinci soru şuydu; “Kamu hizmeti alma-verme tartışmaları var. Siz ne diyorsunuz?”… İşte Gül’ün cevabı:

“Ben sadece üniversiteyle ilgili olarak konuşuyorum. Bütün siyasi partilerin, gazetelerde, televizyonlarda önemli görüş sahiplerinin şimdi bu zeminde geniş bir anlayış ortaya çıkardığını görüyorum. Bu çok sevindirici bir şey.”

Şimdi bunu nasıl yorumlamamız gerekiyor? Gül, “beklenen güvence”yi veriyor mu, vermiş gibi mi yapıyor, yoksa etrafından mı dolanıyor?.. Bizim anladığımız şu; Gül, bir önceki soruya verdiği cevabın devamını getirip, “Türkiye’nin önemli aktörlerinin, geniş bir şekilde üniversitelerle ilgili olarak ortak bir anlayışta buluştuğunu” ilk kez gördüğünü ve bunun çok önemli, sevindirici bir şey olduğunu anlatıyor, o kadar!..

Yani aslında, “kamu hizmeti alma verme tartışmalarına” girmiyor, bu konudaki görüşlerini beyan etmiyor.

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ

Galiba Ziya Paşa’nın bir sözü, zamanla atasözü haline geldi; Hani, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” diyoruz ya… Bu sözün devamı da şöyledir; “Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”!..

Öyleyse biz de Çankaya Köşkü’nden “güvencesi” bekleyenlere, Gül’ün geçmişteki görüşlerinden hareketle bir fikir verelim.

En baştan hatırlatalım ki, Kendileri Çankaya’ya çıkmadan önce, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı iken, “Türkiye’nin en özgürlükçü Anayasasının 1921 Anayasası olduğunu” savundu.T.C. Devleti’nin kurulmasından önceki bu Anayasa’nın en temel özelliği, “Devletin dini İslam’dır” denmesi ve “eyaletlere özerklik” öngörmesiydi. (Abdullah Öcalan da 1921 Anayasasının esas alınmasını istiyor)

Biraz daha geriye, Refah Partisi ve Fazilet Partisi dönemine gidelim…

18 Temmuz 1995’te TBMM’de Anayasa’nın 175. maddesini değişikliği görüşülmektedir. RP Grubu adına kürsüye çıkan Gül, şunları söyler:

“Bu Meclis 163’üncü maddeyi alkışlarla kaldırdı. 163. maddede yazılı olan her şey kelimesi kelimesine, virgülü virgülüne, noktası noktasına 24’üncü maddede yazılı. Niçin bunu kaldırmak istemiyorsunuz?.. İki gün önce Sivas’ta meydana gelen olaylar hala Türkiye’de devam etsin diye… Üniversite birincisi olmuş başörtülü kızın başörtüsüne uzanan eller, Maraş’ta Sütçü İmam’ın, Fransızlara karşı İstiklal Harbini başlatmasına sebep olan olaylarla aynıdır…”

Dikkatinize sunulur; Gül, Anayasa’da “Din ve Vicdan Hürriyeti”ni düzenleyen 24. maddenin kaldırılmasını istemektedir… Ne var bu maddede; “Din ve ahlak eğitim ve öğretiminin devlet gözetim ve denetiminde yapılması… Din derslerinin zorunlu olması…”, daha da önemlisi, “Devlet düzeninin dini kurallara dayandırılmasının… Dinin siyasi, kişisel çıkar veya nüfuz sağlama amacıyla istismar edilip, kötüye kullanılmasının” yasaklanması var.

Gül, 1997’de RP Genel Başkan Yardımcısı iken, 8 yıllık kesintisiz eğitimin, askerlerin dayatmasıyla ve İmam Hatip Okullarını kapatmak üzere için çıkarıldığına inanmaktadır. İmam-Hatip’leri, “Avrupa’daki Katolik okullarına” benzeten Gül, “Hükümetimiz zamanında 5+3 tasarısı hazırlamak istedik. Ancak bazı yerlerden gelen telkinler nedeniyle yapamadık” der. Tasarının çıkması halinde, bunu iktidara gelerek, değiştireceklerini de açıklar.

1998’de, “Üniversitelerin, ideolojik devletin kaleleri haline dönüştürülmek üzere olduğu” iddia eden Gül, YAŞ kararları hakkında ise şu değerlendirmeyi yapar:

“YAŞ kararıyla TSK’dan bazı dindaşlarımız uzaklaştırıldı. Bunlar mafya değil, mümindir. Kanunlarda engel yoksa kamuda görev almaları gerekir. Yargı yolu da açılmalıdır…”

8 yıllık eğitim uygulamasına sonraki yıllarda da karşı çıkan Gül, 15 Ocak 1999’da 56. Hükümet Programı’nın görüşmeleri sırasında TBMM kürsüsünden en sert konuşmalarından birisini yapar. İşte o konuşmasından bazı satırlar:

“8 yıllık kesintisiz eğitim adı altında yaptığınız aslında, 5 yıllık ilkokulları sadece 8 yıllık hale getirmektir. Amacınız, kesinlikle, çocuklarımızın, çağdaş, ufku açık, her türlü önyargıdan uzak yetiştirilmesi değildir. Böyle olsa, çağdaş dünyanın eğitim sistemi yerine, cunta ve krallıklarla yönetilen geri kalmış ülkelerin eğitim modellerini almazdınız…”

“Tüm kalkınmış ülkelerde temel eğitim kısaltılmakta ve hatta 5 yıldan 4 yıla indirilmektedir; bakarsanız, bütün dünyada bu böyledir. 8 yıllık sözde kesintisiz ilköğretimle bütün amacınız, ideolojik şartlandırmayı yapmak ve Türk çocuklarının beynini yıkamaktır. Bunların doğruluğunu anlamak için, müfredatlara getirdiğiniz değişikliklere bakın. Matematikten fiziğe, tarihten coğrafyaya, sosyolojiden din dersine kadar, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek şekilde ideolojik metinler sıkıştırılmıştır, yerleştirilmiştir…”

“Kesintisiz eğitim programı çerçevesinde esas hedef alınan meslek okulları, kolejler ve Anadolu liseleri köreltilmiş ve tek tip eğitime geçilerek, çocuklarımızın zenginlikleri ve yetenekleri bastırılmıştır. Bütün bunlar, halkın büyük fedakârlıklarla yaptırdığı imam-hatip okullarını kurutmak ve kapatmak adına yapılmıştır; bu gayet açıktır, kimse kimseyi kandırmasın. Bu yapılırken de, hiçbir vicdan ve hukuk göz önüne alınmamış ve bu ülkenin vatansever ailelerinin çocuklarına, âdeta ayırımcılık yapılmıştır…”

Sözün özü; Hem “üniversitede türban sorununun” çözümüne destek, hem de resepsiyonu şereflendirmek için “güvence” bekleyenler, olmayacak duaya amin demektedir!..

Müyesser Yıldız

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/turkiye-ile-ilgili-oyle-kritik-bir-madde-var-ki-31102003.html

Kategori:Uncategorized