İçeriğe geç

Türkiye “Haçlı-Hilâl” Savaşının Neresinde?

BOP’un ilk uygulayıcısı ABD Başkanı Bush, 11 Eylül saldırısının ardından “Bu bir Haçlı savaşıdır” dedi, ardından “kimyasal silah ürettiği” iddiasıyla Irak işgâl edildi. Saddam’ın kimyasal silah üretmediği ortaya çıktı, ama Irak’ın hâli ortada… Paramparça!..

NATO güçleriyle birlikte Libya’nın işgâlinde de dönemin Fransa Başbakanı Sarkozy’den, “Haçlı savaşı” açıklaması geldi. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “NATO’nun Libya’da ne işi var” dedikten kısa bir süre sonra bu işgâle destek verdi. Libya’nın da hâli ortada…

Sıra Suriye’ye geldiğinde, “Haçlı” sözünü telaffuz eden olmadı, ama “Haçlı planları” ortaya saçıldı. Suriye’nin de en az üçe bölünmesi kararlaştırılmıştı; ABD garantörlüğünde “Kürt bölgesi”, Türkiye-Suudi Arabistan garantörlüğünde “Sünni bölge” ve Esad’a bırakılacak “Nusayri butik devleti”

Bölgemizde on yıllardır yaşanan katliam ve parçalanmaların sebebi ne insan hakları, ne demokrasi. Yegâne sebep, İsrail’in güvenliği, “Büyük İsrail” projesi ve bölgedeki kaynaklara el koyma.

İşte bu projenin önündeki olası engeller bir bir bertaraf edildi… Sıra, en büyük “düşman ve engel” İran’da. Malûm BOP’ta, sadece Türkiye değil, İran’ın bölünmesi de öngörülüyordu.

İdlib’de neler olduğu henüz tam anlamıyla netleşmemişken, ABD’nin gece yarısı Suriye’ye düzenlediği füze saldırısının varacağı yeri anlamak için son 2 aylık trafiğe bakalım.

Münih Konferansı’nda Neler Oldu?

Şubat ayının ortalarında Almanya’da 53. Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı yapıldı. Toplantıya katılan ABD Başkan Yardımcısı Pence, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanısıra, Irak Başbakanı İbadi ve Mesut Barzani’yle de görüştü.

İbadi ve Barzani’yle görüşmeler hakkında Beyaz Saray’ın yaptığı açıklamada, İran’ın bölgesel adımlarına dikkat çekilerek, “Başkan Yardımcısı, İran’ın, Irak dahil bölgedeki müttefiklerimizin istikrarını tehdit etmesine müsaade etmeyeceğimizi vurguladı” denildi.

Pence-Binali Yıldırım görüşmesine dair açıklama da şöyleydi:

“Her iki lider İran’ın bölgede istikrarı baltalamasına izin vermeyecekleri konusunda mutabık kalmışlardır.”

Başbakanlık’ın açıklamasında böyle bir ifade yer almazken, Binali Yıldırım Münih’te gazetecilere yaptığı değerlendirmede; ABD’nin “İran’ın tehdit oluşturduğu” görüşü ve “Suudi Arabistan ile Körfez Ülkelerinin de İran’dan rahatsızlık duyduğuna” dair sorular üzerine şunları söylemekle yetindi:

“Yalnızca İran değil, başka ülkeler de var bölgede. Amaç Suriye’de, Irak’ta bir ülkenin nüfuz üstünlüğü sağlaması olmamalı. Amaç Suriyelilerin kendi kaderlerini belirleyeceği, kendi yönetimlerini oluşturacağı bir çözüm sağlamak olmalı. İran bizim tarihi komşumuz. Aramızdaki ilişkilerde inişler, çıkışlar oldu ama burada bir konuda hoşnutsuzluğumuz var. Burada mezhep öne çıkartılırsa, bu zarar verir. Mezhep savaşları Avrupa’da bulunduğumuz ülkede Almanya’da tarihte 12 milyon insanın hayatına mal oldu. Evet Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin de güvenlik açısından hassasiyetleri var, ama İran köklü geleneği olan bir devlettir. Bölge ile ilgili yapıcı katkılarını bekleriz, ama nüfuz alanının genişletilmesi gibi durumlar olursa endişeleniriz.”

Başbakan Yıldırım böyle konuşurken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Münih Güvenlik Konferansı’nda, İran’ın bazı eylemlerinin bölgedeki istikrarın altını kazıdığını belirtip, “İran, Suriye ve Irak’ı Şii yapmak istiyor” diyor, İran’dan da şu sert karşılık geliyordu:

İran Dışişleri Sözcüsü : “Bölgede gerilimi artıranlar, oynadıkları kanlı oyunların sorumluluğundan kaçamayacaklar.”

Dışişleri Bakan Yardımcısı İbrahim Rahimpur : “Belki ihtiyaç ve yaşadığı sorunlar, Ankara’nın İsrail, Suudi Arabistan ve ABD Başkanı Trump’a yönelmesine neden oldu… İran olarak, çoklu kartlarla oynamanın, uzun vadede tüm kartların kaybedilmesine neden olacağına inanıyoruz.”

Münih Konferansı’nda konuşan ve İran konusuna değinenlerden birisi de ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’di. Jeffrey, şunları söyledi:

“Savunma Bakanı Işık’tan duyduklarımıza göre, mevkidaşı General Mattis ile konuşmalarında da konu buydu. Buna ek olarak, gördüğümüz kadarıyla ABD DAEŞ’e karşı Suriye’nin kuzeyinde Türkiye ile nasıl işbirliği yapabileceğini, ayrıca İran konusunda nasıl bir işbirliği yapabileceğini inceliyor – ki Bakan’ın da söylediği gibi- İran bölgede herkeste rahatsızlık yaratıyor.”

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cübeyr de Münih’teydi ve Der Spiegel Dergisine şu açıklamaları yaptı:

“Trump, akılsızca işler yapan ve sadece kurgulayan biri değil. ABD’nin yeni Başkanı, İran’ı daha güçlü bir şekilde kontrol edeceğini ortaya koymuştur… İran, küresel terörizmin en büyük destekçisi, sponsorudur. ABD’nin, İran’ı daha fazla kontrol etmek için aldığı kararlar anlaşılabilir.”

Trump-Suudi Arabistan İttifakı

Erdoğan Trump’la henüz yüzyüze görüşemedi, ama Trump’ın Beyaz Saray’da kabul ettiği ilk isimlerden biri Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Savunma Bakanı Muhammed bir Selman oldu. Mart ortasındaki bu görüşmede, ele alınan ana konulardan biri İran’dı.

Selman Pentagon’da ABD Savunma Bakanı Mattis’le görüşmesi öncesinde de Ortadoğu’nun çok ciddi bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu ve “İran’ın terör gruplarını ve radikal örgütleri desteklemek suretiyle bölgede düşmanca bir tavır takındığını” belirterek, “terör örgütlerinin birinci hedefinin dünya lideri ABD ile Suudi Arabistan olduğunu” öne sürdü.

Trump’ın, Körfez Ülkelerinin liderleriyle yaptığı görüşmelerde de, “İran’a karşı yeni bir blok oluşturma konusunda” fikir birliğine vardı.

Bu gelişmelerin ardından Irak’a seferler düzenlendi. CIA Başkanı Pompeo ve Savunma Bakanı Mattis’in ardından Suudi Dışişleri Bakanı da 13 yıl aradan sonra, “İran’a çok fazla yakınlaşmak ve Sünni nüfusa karşı mezhebi ayrışmayı desteklemekle” suçladığı Bağdat’a gitti.

Irak’tan İlginç Mesaj

Trump 21 Mart’ta Irak Başbakanı İbadi’i Beyaz Saray’da ağırladı, IŞİD’le mücadelenin yanısıra İran’ın bölgedeki rolünün konuşulduğu açıklandı. İbadi bu görüşme hakkında 4 gün önce Amerika’nın Sesi’nin Arapça yayın yapan kardeş kanalı Al Hurra’ya verdiği demeçte, “Olası bir İran-Türkiye gerilimiyle” ilgili olarak şu ilginç ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin bölgede önemli bir rolü var ve harika bir ülke. İran’ın da bölgede nüfuzu var ve eğer bu iki ülke arasında bir çatışma olursa, Irak kesinlikle ve doğrudan etkilenir. Irak, bu cepheleşmenin ön saflarında yer alacaktır. Ancak Türkiye ile İran arasında bölgesel bir savaşın içine sıkışmamalıyız. Ortaya çıkacak her türlü mücadelede, Irak tarafsızlığını korumalıdır.”

İsrail’den Bir Acayip Arap NATO’su Önerisi

İsrail’in, İran’a bakışını ve bölgedeki planlarını uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Musevi lobilerinin, “İslâm dünyasının sözcüsünün Türkiye”, hasseten de “Erdoğan olması” gerektiği yönündeki görüşleri de malûm. Şu kadarını ekleyelim:

İsrail Başbakanı Netanyahu, Trump’la 15 Şubat’ta görüştü. İran’ın bölge için en büyük tehdit olduğu konusunda Trump’la hemfikir olduklarını açıklayan Netanyahu, “İran terörüne karşı tavrından ötürü kendisine minnettarım” dedi.

İsrail Savunma Bakanı Liebermann da bu görüşmeden 10 gün sonra Araplara, İran’a karşı NATO benzeri bir savunma paktı önerisinde bulunurken, bu paktta Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin kendileriyle birlikte yer almasını istediklerini açıkladı. Liebermann şunları da söyledi:

“Son zamanlarda duyduğum en iyi haber, ılımlı Sünni devletlerin kendileri için en büyük tehlikenin İsrail veya Yahudi veya siyonizm olmadığını, aksine tehlikenin İran olduğunu anlamaları. Biz İsrail’de en nihayetinde sadece kendimize güvenmemiz gerektiğini anladık. Biz güçlü bir devletiz. Kendi kendimizi koruyabilecek durumdayız. Ben ılımlı Arap devletlerinin hayatta kalmaları için İsrail’in onlara duyduğu ihtiyaçtan daha fazlasını, onların İsrail’e duyduğuna inanıyorum. Ortadoğu’da teröre karşı ılımlı güçlerden oluşan bir savunma paktı kurmanın tam zamanı. Bu pakta Müslüman, Yahudi veya Hıristiyanların yer alması fark etmez.”

Ve Erdoğan’ın “Pers Milliyetçiliği” Çıkışı

Sadece ABD değil, İsrail ve Suudi Arabistan da Türkiye’nin dahil edildiği “Büyük Kürdistan” projesini destekliyor.

Ama Ankara Suudi Arabistan öncülüğündeki “İslâm Ordusu”nda yer alıyor ve bölge politikalarında her üç ülkeyle birlikte hareket ediyor.

Erdoğan’ın 3 gün önce de bir tv programında, “Irak’ta mezhebe dayalı olarak Pers milliyetçiliği temelinde yayılmacılık söz konusu” demesine dikkat çekip ABD’nin Suriye’ye düzenlediği operasyonda kimin nerede durduğuna bakalım.

Erdoğan daha operasyon yapılmadan, “Trump, Esad rejiminin insanlığa yönelik bu iğrenç eylemlerine göz yumulamayacağını söyledi. Teşekkür ederim ama lafta kalmasın. Eğer bu hakikaten icraat ortaya konulursa, biz de Türkiye olarak, bize ne düşüyorsa, biz bunu yapmaya hazırız. Biz bundan asla çekinmeyiz, kim olursa olsun çekinmeyiz. Biz Amerika başta olmak üzere, tüm koalisyon güçleri bir araya gelelim” dedi.

Suudi Arabistan, operasyona tam destek verdiğini açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da şunları söyledi:

“İsrail, Başkan Trump’ın bu kararına tam destek vermekte ve Esed rejiminin korkunç eylemlerine karşı verilen bu kararlılık mesajının sadece Şam’da değil, aynı zamanda Tahran’da, (Kuzey Kore’nin başkenti) Pyongyang’da ve diğer yerlerde de yankılanmasını ümit etmektedir.”

Karşı cephe mi?

Putin, “Bu uluslararası hukukun ihlalidir” dedi. İran da operasyonu şiddetle kınadı!..

Sünni Dolunayı-Şii Hilali Savaşı Olmasın

Erdoğan son dönemde sık sık “Haçlı” vurgusu yapıyor.

16 Mart’ta Sakarya’da AB Adalet Divanı’nın türban kararını eleştirirken, “Bunlar Haçlı-Hilâl mücadelesini başlattılar” dedi.

26 Mart’ta İstanbul’da, AB ülkelerinin Vatikan’da biraraya gelmesini eleştirirken, “Haçlı zihniyetinin sonunda kendini gösterdiğini” söyledi.

2 Nisan’da da Ankara’da yine AB-Vatikan konusunda, “Olay, tamamıyla açık ve net söylüyorum; Haçlı ittifakıdır” yorumunu yaptı.

“Haçlı” diye diye, Suriye ve İran’a karşı “Haçlıların” yanında konuşlanmak acaba nasıl bir şeydir?

Ve “Haçlı-Hilâl” değil, “Sünni dolunayı-Şii hilâli” savaşının taşlarının döşendiği ortada değil mi?

Müyesser YILDIZ
7 Nisan 2017

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/hacli-hillsavasinda-akp-kimin-yaninda-yer-aliyor-0704171200.html

Odatv yeni link: https://www.odatv4.com/yazarlar/muyesser-yildiz/hacli-hilalsavasinda-akp-kimin-yaninda-yer-aliyor-113301

Kategori:Uncategorized