İçeriğe geç

Adil Öksüz’ün Telefon Kayıtlarında “Temizlik” mi Yapıldı?

481 sanıklı Akıncı davasının en son sıradaki sanığı Hasan Balcı isminde, 69 yaşında bir sivil.

“TSK imamı” olduğu belirtilen Adil Öksüz’le üç telefon görüşmesi yaptığı gerekçesiyle 1 yıldır tutuklu.

İki oğlu da darbeden tutuklu Hasan Balcı’nın durumunu 10 Nisan’da, “Gözaltındayken Adil Öksüz’e telefonunu nasıl verdiler” başlıklı yazıda anlatmıştık.

Özetlersek;

Hasan Balcı’nın Akıncı Üssü’nde teslim olan astsubay oğlu Halil Burak Balcı da Adil Öksüz’le birlikte Sincan Batı Adliyesi’nin nezarethanesindedir. Görevliler, Savcılığa sevk için avukatlarının gelmesi gerektiğini söyleyince gözaltındakilerin tümü yakınlarını aramak üzere bir telefon bulmaya çalışır. Jandarmalar, kendi telefonlarından arama yapılmasına izin vermez ve nasıl olduysa Adil Öksüz’ün poşet içindeki telefonu getirtilir. Halil Burak Balcı da Öksüz’ün telefonundan birkaç kez babasını arayıp, avukat ister.

İşte bu görüşmelerden dolayı Adil Öksüz ile arasında irtibat olduğu öne sürülerek, Hasan Balcı tutuklanır.

Hasan Balcı, ailesi ve avukatı, Adil Öksüz değil oğlu Burak Balcı’yla görüşme yapıldığını ispatlamak için nezartehanenin o günkü kamera görüntülerinin getirtilmesini ister. Ancak Savcılık, “Adliyemiz nezarethanede kurulu kamera kayıt sistemi, kayıtları 15 gün süre ile muhafaza etmektedir. Eski tarihten itibaren görüntüleri silerek, üzerine yeni görüntüleri kayıt yaptığından talep edilen 17/07/2016 tarih 15.00-15.30 saatleri arasında kamera görüntüleri bulunmamaktadır” cevabını verir.

Balcı’nın durumunu geçen Cuma Hürriyet’ten Sedat Ergin de dile getirdi. Ergin’in yazısında önemli bir ayrıntı vardı; Adil Öksüz’ün serbest bırakılması konusunda 23 Haziran 2017’de hazırlanan iddianamede, nezarethanedeki telefon görüşmeleriyle ilgili şunlar anlatılıyordu:

“Darbeye teşebbüs eden şüphelilerin Ankara Batı Adliyesi nezarethanesine konulduktan sonra şüpheli (Başçavuş) Osman Gök’ün Adli Öksüz’e ait olan telefonu, nezarethanede bulunan kişilere sorgu esnasında varsa tanıdık avukatlarını araması için önce Adil Öksüz’e verdiği, Adil Öksüz’ün telefonla konuştuktan sonra bu telefonu nezarethanede bulunan başka bir şüpheliye verdiği, bir kaç kişinin bu şekilde Adil Öksüz’e ait telefonla nezarethane içerisinde görüştüğü, bu görüşmeden sonra Adil Öksüz’e ait olan telefonun alınarak yine Adil Öksüz’ün eşyalarının olduğu poşetin içerisine konduğu…”

Sedat Ergin, yazısını şöyle bitirmişti:

“Balcı’nın dilekçedeki anlatımıyla iddianamede aktarılan durumun büyük ölçüde örtüştüğünü söylemek mümkün. Gerçek durum mahkemede tam olarak aydınlanacaktır. Buradaki tek sorun Hasan Balcı’nın davanın 481 numaralı sanığı olarak listenin en sonundaki şüpheli olmasıdır. Yani, sıraya göre gidilirse savunmada söz en son ona gelecektir.”

-Erdoğan’ın Avukatının Önemli Sorusu?-

Cuma günkü duruşmada sürpriz bir gelişme yaşandı ve sıradaki sanıklar hazır olmadığını bildirince, Mahkeme Başkanı Selfet Giray avukatının ısrarlı talebi bulunduğunu da vurgulayarak en son sıradaki Hasan Balcı’nın savunmasını aldı.

Balcı’nın başından geçenleri anlatmasından sonra çapraz sorgusuna başlandı. Bu aşamada Erdoğan’ın Avukatı Hüseyin Aydın, şu dikkat çekici soruyu yöneltti:

“Kayıtlarda Adil Öksüz’ün ilk sizi aramış gözüküyor. Nezarette bulunan herkesin avukata ihtiyacı var. Kendisinden önce telefonu niye oğlunuza kullandırsın, ona öncelik vermesinin anlamı nedir?”

Bu soruya Hasan Balcı, “Adil Öksüz telefonu aldığında kendisi görüşmüş mü, görüşmemiş mi onu ben bilemem. Orada bulunanlar bilir. Adil Öksüz’ün ilk görüştüğü kim, ben de bunu çok merak ediyorum. Benim elimde Adil Öksüz’ün HTS kayıtları yok ki!..” diye cevaplarken, o gün Adil Öksüz’le aynı nezarette olan tutuklu sanık eski Astsubay Fatih Suçatı söz isteyerek, şunları söyledi:

“Adil Öksüz’ün bende bir karşılığı yoktu, tanımıyordum. 10 tane daha Adil Öksüz getirseler bilmez, tanımazdık. Onun Adil Öksüz olduğunu 2 ay sonra cezaevinde, gazetelerden öğrendim. Avukat Hüseyin Aydın’ın sorusu araştırılmaya değer. Ben de olsam, kendim aramadan telefonumu kimseye vermezdim. O da vermedi zaten. Önce kendisi bir yeri aradı, ‘Avukat lâzım. Sincan Batı Adliyesi’ndeyim’ dedi. Yani telefonu ilk kullanan Halil Burak Balcı değildi, kendisi kullandı.”

Nezarethanede yaşananlara tanık olan Suçatı bunu anlatıyor… Daha önemlisi Adil Öksüz iddianamesinde de telefonun önce Öksüz’e verildiği ve onun konuştuğu belirtiliyor.

Ama Adil Öksüz’ün 15 Temmuz ve sonrasına ait HTS dökümünde, ABD İstanbul Konsolosluğu’ndan aranması dahi var da nezarethanedeki bu görüşmesi yok.

Dikkatsizlik mi, sehven mi?.. Ve sahi Adil Öksüz o gün nezarethaneden kimi arayıp, avukat istedi?

-İmamların HTS Verisi Niye Eksik?-

Adil Öksüz’ün nezarethanedeki bu görüşmesinin kayıtlarda gözükmemesi konusunda “Dikkatsizlik mi, sehven mi?” diye sorduk, ancak Akıncı İddianamasi ek klasörlerinde Kasım 2016 tarihli önemli ve ilginç bir belge var.

“HTS verisi gelmeyen ve analiz çalışmalarımızda bulunmayan numaralar” başlıklı belgede tüm sanıkların, kiminin 2010’dan itibaren, kiminin de 1 Ocak 2016-31 Temmuz 2016 arasındaki görüşmelerinin HTS kayıtlarının dökümü çıkartılmış. HTS verisi “boş gelen” numaralar listelenmiş vs.

Darbenin iki önemli sivil ismi, Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’a gelince; Gerek kendi isimlerine ait, gerekse “patates hat” olarak bilinen telefon kayıtlarıyla ilgili olarak 2010-2012 dönemi için “HTS verisi eksik gelen numaralar (Sorgu tarihi 2013 yılına kadar gelmiştir)” deniliyor.

“Boş” başka, “eksik” başka!..

Öksüz ve Batmaz’ın HTS verileri eksikse; Kim, nasıl ve niye eksik gönderdi?

Nezarethanedeki görüşme yok… Geriye dönük HTS kayıtlarında eksiklik var…

Bu kadar tesadüf olamayacağına göre, soralım:

Darbenin sivil isimlerinin HTS kayıtlarında “temizlik” yapan birileri mi oldu?

Erdoğan’ın Avukatı Hüseyin Aydın keşke ilgili makamlara bunu da sorsa!..

Müyesser YILDIZ

10 Eylül 2017

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/adil-oksuzun-telefon-kayitlarinda-temizlik-mi-yapildi–1009171200.html

Kategori:Uncategorized