İçeriğe geç

AKP’nin Dikkat Çeken Seçim Vaadi: “Mayınlı Araziler”

ABD’nin, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyıp, Büyükelçiliğini buraya taşımasından 10 gün, Erdoğan’ın bu karara tepki için Yenikapı Mitingi’ni düzenleyip, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı toplamasından 6 gün sonra 24 Mayıs’ta AKP’nin Seçim Beyannamesi açıklandı.

Bizzat Erdoğan tarafından açıklanan beyannamede, Kudüs’ün “Kırmızı çizgi” olduğu vurgulanıp, şöyle denildi:

“Filistin davasına tam destek veriyoruz. Ortadoğu Barış Süreci’nin sağlıklı bir zeminde yeniden canlandırılmasının gerekli olduğunu değerlendiriyoruz. Filistin makamlarıyla temas ve eşgüdüm içindeyiz. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dönem Başkanı olarak önümüzdeki dönemde faaliyetlerimizi yoğunlaştıracağız. Filistin’e yönelik yardımlarımızı her alanda sürdüreceğiz. Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik her türlü gayrı hukuki ve BM kararları hilafına girişime tavizsiz olarak karşı duracağız.”

ABD’nin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasına, aynı gün yaşanan çatışmalarda İsrail’in 8 aylık Leyla dahil onlarca Filistinliyi katletmesine tepki gösterip, önce 3 günlük yas ilân ettik… ABD Büyükelçimizi “İstişarelerde bulunmak üzere” Türkiye’ye çağırdık… Erdoğan’ın öncülüğünde Yenikapı’da miting düzenleyip, ABD ve İsrail’e söylemediğimizi bırakmadık… Ve İstanbul’da İslam İşbirliği Teşkilatı’nı toplayıp, katılımcılara Coca Cola ikramında bulunduk…

Toplantının ardından tam 30 maddelik sonuç bildirgesi yayınlandı. Bolca “kınamalı, redli, not etmeli, çağrılı”, ama “yaptırımsız” bir bildirge.

Erdoğan, bu toplantıdan sonra da sert açıklamalar yaptı; ABD’nin kararının herhangi bir kıymet-i harbiyesi olmadığını, kendilerinin çalıp, kendilerinin oynayacağını söyledi. ABD’nin izinden gidecek devletlere karşı da her türlü tedbiri almakta kararlı olduklarını, sadece devletlere değil tüm makam, parlamento, şirket ve bireylere karşı da ekonomik kısıtlamalar uygulanacağını belirtip, “Terörist yerleşimci grupların kutsallarımıza yönelik saygısızlıkları karşısında artık sabrımızın sonuna geldik. Kudüs Müslümanların onurudur” dedi.

Ceza Hukuku Profesörü İzzet Özgenç, İİT Sonuç Bildirgesiyle ilgili olarak bir değerlendirme yaptı ve bunu Erdoğan’a da gönderdi. Özgenç’in değerlendirmeleri şöyleydi:

“İsrail’in hukuk dışı uygulamalarına karşı ‘çare’ler yine başka kapılarda aranmaya devam edilecektir. İsrail’le ilgili olarak uluslararası alanda hangi hukuki, siyasi ve ekonomik çarelere başvurulabileceği konusunda etraflı bir mutfak çalışması yapılmadan düzenlenen ‘Zirve’lerle ancak kendimizi avutmuş oluruz. Söz konusu kararların etkin bir sonucu bulunmadığı gibi, alınan kararların üye devletler bakımından bağlayıcılık özelliği de bulunmamaktadır. Keza, söz konusu kararların üye devletler tarafından yerine getirilip getirilmediğini denetleyebilmek için bir bildirim mekanizması mevcut değildir. Ayrıca bu kararlara aykırı hareket eden üye devletlerle ilgili olarak herhangi bir yaptırım mekanizması mevcut değildir.”

En garibi, Filistin halkına uluslararası koruma sağlanması çağrısıydı. Filistin halkı kime emanet edilecekti? Her Allah’ın günü, “Dünya 5’ten büyüktür” diye ayar çektiğimiz, ABD ofisi gibi çalışan BM’ye veya ABD projesi olan Suudi Arabistan öncülüğündeki “İslâm Ordusu”na!..

-Reis Bizi Kudüs’e Götür-

Sonra?

İki ülke daha Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdı. Tepki, sadece yine kuru kınamalar oldu.

Dahası İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sürdüğü halde konu Türkiye’nin gündeminden düşüverdi. Yenikapı’dan sonra ne büyük çaplı mitingler ne de Cuma Namazı çıkışı protestolar düzenlendi. Geçen Cuma Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ziyareti sırasında sevgi gösterilerinde bulunan insanlarımız da, “Reis bizi Kudüs’e götür” değil, “Reis bizi iftira götür” şeklinde sloganlar attı!..

Bosna’da seçim mitingi düzenleyen Erdoğan’ın dönüş yolunda yaptığı açıklamalar, bu tablonun sebebini çok iyi izah ediyordu.

Beraberindeki gazeteciler, “İslâm İşbirliği Teşkilâtı Zirvesi sonrası İsrail’e yaptırım, boykot, tecrit uygulanması konusunda somut adımlar atılması konusunda bir karara varıldı mı?” diye sordu. Erdoğan, şu cevabı verdi:

“Bu hususta İslâm İşbirliği Teşkilâtı olarak, bunların ürünlerine yönelik bir boykot uygulanması konusunda tavsiye kararı aldık. Temenni etmeni ederim ki, İİT üyesi ülkeler alınan tavsiye kararı doğrultusunda boykot uygulamasına girerler; Neticede oralardan artık herhangi bir ürün alınması da söz konusu olmaz. Tabii ki, biz de aynı şekilde bu durumu gözden geçireceğiz. Türkiye olarak orayla olan münasebetlerimizi, özellikle ekonomik, ticari ilişkilerimizi masaya yatıracağız. Önümüzde malûm seçim var, seçimin ardından bizler de bu istikamette adımlarımızı atacağız.”

Demek, seçim Kudüs’ten daha önemliymiş!..

Bu durumda, “İsrail ile yapılan anlaşmalar sonlandırılmıyorsa, Mavi Marmara anlaşması iptal edilmiyorsa, İsrail ile olan ticari ilişkiler kesilmiyorsa, Katar’a asker gönderip Kudüs’e asker gönderilmiyorsa, Cuma günü yapılacak miting Kudüs için değil, seçim için yapılıyordur” sözleriyle Yenikapı mitingine tepki gösteren Mavi Marmara gemisine düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 10 kişiden biri olan Çetin Topçuoğlu’nun eşi Çiğdem Topçuoğlu haklı çıkmış olmuyor mu?

-ABD Niye Ciddiye Almadı?-

ABD’ye tepki için Washington Büyükelçimiz Serdar Kılıç’ın Türkiye’ye çağrılması meselesine gelelim.

O günlerde ABD Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert, bu gelişmeden haberdar olduklarını vurgulayıp, şöyle konuştu:

“Bunu, Türk hükümeti ile ilişkimize zarar verecek bir şey olarak görmüyorum. Türkiye önemli bir NATO müttefiki olmayı sürdürüyor. Türk hükümeti ile yapılacak görüşmeleri dört gözle bekliyoruz.”

Böylesine önemli bir tavır koyuyorsunuz ve adamlar umursamıyor!.. Acaba neden?..

Gel de 2011’de dönemin Rum Dışişleri Bakanı Markulli’nin, “Türkiye sadece tehdit eder, bağırır çağırır. Biz bildiğimizi yapmaya devam ederiz” sözünü ya da 2007’de ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde Ermeni soykırım iftirası görüşülürken üyelerden Brad Sherman’ın, “Bu tasarıyı kabul edersek, Ankara birkaç gün bir şeyler söyleyecektir. Sonra tepkisi azalacaktır. Fransa’ya da kızdılar. Ama şimdi iki ülke arasındaki ticarete bakın. Ticaret hacmi tavan yaptı” sözlerini hatırlama.

“Ermeni soykırım iftirası” demişken; Kudüs olayından sonra İsrail Parlamentosu’na da bilmem kaçıncı kez bu konuda bir tasarı sunuldu. Ancak iki gün önce bu tasarı geri çekildi. Medyamız da gelişmeyi, “Türkiye uyardı, İsrail geri adım attı” manşetiyle müjdeledi!..

Peki Türkiye’nin uyarısı neydi? Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy 25 Mayıs’ta, “Öncelikle İsrail’in 1915 olaylarını Holokost ile aynı seviyeye koyması bizce kendisine zarar veriyor” demişti, hepsi bu.

İsrail, o tasarıyı bu tepki üzerine değil de, Türkiye’nin esip-gürlediğini, ama yağmadığını gördüğü ve daha kritik zamanlarda kullanmak için çekmiş olamaz mı?

Büyükelçimizin çağrılması meselesine dönersek;

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün Erdoğan’la yapacağı istişarelerin ardından Büyükelçi Serdar Kılıç’ın, kendisinin 4 Haziran’da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile yapacağı “Kritik görüşme” öncesi görevinin başına döneceğini açıklayıp, “Benim ziyaretimde büyükelçinin orada olması önemli. Bir an önce gidip de 4 Haziran görüşmesine dönük hazırlıkları yapması önemli” dedi.

ABD Kudüs’le ilgili büyük yanlıştan döndü mü? Yoo, bildiğini okumaya devam ediyor!..

Demek ki, ABD ile ilişkilerimiz de “Kırmızı çizgimiz” veya “Müslümanların onuru” olan Kudüs’ten daha önemliymiş!..

Ve son bir not:

2009’da Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi meselesini hatırlıyor musunuz? Mayınların temizlenmesi karşılığında, arazilerin bilmem kaç yıllığına İsrail’e kiralanması gündeme gelmiş, tepkiler üzerine “toprak kullanım karşılığı ihaleden” vazgeçilmişti.

AKP’nin 24 Haziran Seçim Beyannamesi’nde şöyle bir “Vaad” var:

“Mayınlı arazileri ekonomiye kazandıracağız. Yaklaşık 180 milyon m²lik alanda yer alan tüm mayın tarlalarını ve patlamamış mühimmat ile kirletilmiş alanları, temizliğinin yapılmasını sağlayarak, tarım, hayvancılık, ticaret ve iskâna açarak ekonomiye kazandıracağız.”

9 yıl sonra yeniden “Mayınlı araziler” işi… Başkanlık sistemi için ne kadar ilginç ve dikkat çekici bir “Vaad” değil mi?!.

Müyesser YILDIZ

30 Mayıs 2018

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/konu-mayinli-araziler-30051808.html

Kategori:Uncategorized