İçeriğe geç

Darbenin “1 Numarası”nı Kim Saat Kaçta Tespit Etti?

15 Temmuz darbe teşebbüsünün “1 numarasının” eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve YAŞ üyesi Akın Öztürk olduğu biliniyor.

16 Temmuz günü dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı uğurladıktan sonra daha Akıncı Üssü’ndeyken, medya öğlen saatlerine doğru “1 numaranın” Öztürk olduğunu duyurdu, hatta Akıncı’da ele geçirildiğini bildirdi.

Gerçekte öyle olmadığı, Akın Öztürk’ün Abidin Ünal, Yaşar Güler ve diğer komutanlarla birlikte Hava Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhı’na gittiği, burada “1 numara” olduğu iddiasıyla ilgili basın açıklaması hazırlattığı ve o gece yarısı evinde gözaltına alındığı ortaya çıktı.

Öztürk gözaltındaydı, ama 6 gün sonra Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı açıklamanın bir maddesinde, “Hava Kuvvetleri Komutanı, Ankara’da Akıncı Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın Öztürk’ü arayarak, kendisine 4’üncü Ana Jet Üssü Akıncı’dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle Akıncı’ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir” denildi.

Nitekim, 15 Temmuz gecesi İstanbul Moda’da oğlunun düğününü yapan dönemin Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver de ifadelerinde, “Akıncı’ya git. Orada senin sözünü dinleyecek çocuklar vardır” diyerek, Öztürk’ün Akıncı’ya gitmesini Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın istediğini doğruladı.

Öztürk’ün Akıncı’ya gidişiyle ilgili bir başka iddia, darbeciler tarafından derdest edildiği belirtilen Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın, onu çağırttığı idi.

Ancak Akar 18-19 Temmuz tarihlerine Savcılığa verdiği ifadede, sadece şunları anlattı:

“Bir ara Org. Akın Öztürk yanıma geldi, üzerinde tişört ve pantolon vardı. Tek başına benim yanıma gelmişti. Hem bu durum nedeniyle hem onu gördüğüm için çok şaşırdım ve burada ne yaptığını sordum. Lojmanda oturan kızının evinde iken Abidin Ünal’ın telefon ile araması üzerine, üsten birilerinin uçaklar kaldırdığı ve bu hususa göz kulak olması gerektiğini belirttiği için buraya geldiğini anlattı. Hatta bu hususu söylediğini anlatmaya çalıştığını, ancak dinlemediklerini söyledi. Ona da olayın en başından beri konuştuklarımı söyledim.”

TBMM 15 Temmuz Darbe Teşebbüsünü Araştırma Komisyonu’nun yönelttiği sorular üzerine gönderdiği metinde, Akın Öztürk konusuna hiç girmeyen Akar’a, 22 Mart 2018’de Genelkurmay Çatı Davası’na bakan 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ne özel celsede verdiği ifadesinde, “Akın Öztürk’ü darbe gecesi üsse çağırıp çağırmadığı, darbenin başına geçmesi konusunda kendisini iknaya çalışıp çalışmadığı, verdiği emirler doğrultusunda Öztürk’ün darbecileri iknaya çalışıp çalışmadığı” şeklinde sorular yöneltildi. Akar, “Savcılık ifademde belirttiğime ilave edeceğim herhangi bir husus yoktur” cevabını vermekle yetindi.

-Elazığ’dan Çıkan İlginç Ceride-

Özetle Akın Öztürk’ün darbenin “1 numarası” olduğu için mi, yoksa gönderildiği veya çağırıldığı için mi Akıncı Üssü’ne gittiği, hâla muamma.

Ancak HTS kayıtlarına göre, 15 Temmuz akşamı saat 23.37 sıralarında Mehmet Şanver aracılığıyla Abidin Ünal’la görüştüğü, saat 24.00 civarında da Akıncı’ya gittiği kesin.

Uzun süre Akıncı davasında yargılanan, dosyası daha sonra sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğu gerekçesiyle Genelkurmay Çatı Davası’na dahil edilen ve Savcının, Mayıs ayında hakkında 252 kez ağırlaştırılmış müebbet talep ettiği Öztürk’ün, esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmasını önümüzdeki günlerde yapacağını belirtip, konumuza geçelim.

Dava dosyasının ek klasörlerinde ilginç bir belge var.

Bu belge, Elazığ’daki 8. Kolordu Komutanlığı’nın 15-16 Temmuz’a ilişkin ceridesi.

Ceridede, 15 Temmuz 21.30-23.45 saatleri arasında yapılan görüşmelerin tipi, iletişim makamı ve açıklamalar yer alıyor.

Mesela Saat 21.30’daki EYS (Elektronik Yazılım Sistemi) ile iletişimin karşısında şu yazıyor:

“Gnkur Bşk’lığı tarafından gönderilen ve Tuğg M. Partigöç imzalı karargâh sorumluluklarının belirlenmesi konulu mesaj (EK-A) ile Genkur Bşk’lığı tarafından gönderilen ve SKKHMA Alb. Osman Kardal imzalı hazırlık ikazı ve birlik intikali konulu mesaj (EK-B) gelmiş, Kor. Nöb. A. tarafından okunmuş, müteakiben G-3’e aktarılmıştır. Mesajlar G-3 tarafından Komutan ve Kur. Bşk’na arz edilmemiş, Hrk. Mrk. de iken Kur Bşk tarafından tesadüfen görülerek, Kor. K’na 23.00’den sonra arz edilmiştir (Kor G-3’ü Kur. Alb. Abdullah Bayram ve Kur. Bnb. Hakan Canlan halen tutukludur.”

Ceride, sözde “Sıkıyönetim direktifi” mesajıyla ilgili yapılan işlemlerin anlatımıyla devam ediyor.

Hemen bunların ardından saat 22.50’de cep telefonuyla yapılan bir görüşmeden söz ediliyor. Görüşmeyi yapanın dönemin Kolordu Komutanı olduğu, Ankara’dan arayan kişinin de Komutanın devre arkadaşı S.Ü olduğu anlaşılıyor. Görüşmeye ilişkin açıklama şöyle:

“Ankara’da uçak ve helikopterlerin uçtuğu, ne olduğuna dair bilgim olup olmadığını sormuş ve olayın televizyonlarda da verilmeye başladığını söylemiştir. Meydana gelen olayın öğrenilmesi üzerine bulunduğum Orduevinden süratle 8’inci K. Kor. Kh’nda makamıma geldim. Merdivenlerde G-3 tarafından Gnkur’dan gelen Sıkıyönetim Direktifi konulu Ek-C’deki mesaj gösterilmiştir.”

Bunu, 3. Ordu Komutanlığı ile bağlı birliklere verilen emirler izliyor.

Ceridenin can alıcı maddesine gelince;

Saat 23.17’de cep telefonuyla bir görüşme daha yapılıyor.

Arayan ve aranan yine aynı kişiler; Ankara’dan S.Ü. ve Kolordu Komutanı.

Açıklama kısmında ise şu not var:

“Bunun bir FETÖ darbesi olduğunu, darbenin muhtemel askeri liderinin de Org. Akın Öztürk olduğunun değerlendirildiği bildirilmiş ve bu kalkışmanın engellenmesi için süratle gerekenleri yapacağı iletilmiştir.”

Saate dikkat; Akın Öztürk daha lojmanda… Henüz Abidin Ünal’la görüşmemiş, Akıncı’ya da gitmemiş…

Keza dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın bir televizyona bağlanarak açıklama yapmasının ve Hulusi Akar’ın Genelkurmay’da derdest edilmesinin üzerinden sadece 15 dakika geçmiş…

Ancak S.Ü. iktidar yetkililerinden de savcılardan da medyadan da saatlerce önce “Darbenin muhtemel askeri liderinin Org. Akın Öztürk olduğunu” değerlendirip, bunu Elazığ’a bildiriyor.

Bu isme, 15-16 Temmuz’da başka yerlerde de rastlıyoruz.

Mesela, darbe teşebbüsünün önemli isimlerinden Mehmet Dişli’nin HTS kayıtlarından, 15 Temmuz günü saat 10.13 ve 10.18’de görüştükleri, keza S.Ü.’nün 16 Temmuz saat 04.28’de çalıştığı kurumdan veya buraya yakın bir yerden Dişli’ye mesaj gönderdiği, 09.44’te de aradığı görülüyor.

Dişli’nin HTS kayıtları üzerinde yapılan analizde, “Saat 04.28’de mesaj ile gerçekleştirilen iletişim, olayın seyri açısıdan dikkat çekici olarak değerlendirilmektedir” denildiğini kaydedelim.

Başka?

Kritik bazı komutanların da 15 Temmuz gecesi S.Ü.’nü aradığı, bu komutanların gece yarısından sonra televizyonlara bağlanıp, darbe karşıtı açıklamalar yapmasını sağlayanın da o olduğu ifadelerde geçiyor.

İddialara göre; S.Ü. eski bir asker. Daha sonra devletin çok önemli bir biriminde çalışmaya başlamış. 15 Temmuz’dan sonra ise yurtdışı görevine gönderilmiş.

“Peki böylesine önemli bir tespiti yapmış ve bu tespiti de devletin resmi kayıtlarına geçmiş olan bu ismin hiç bilgisine başvurulmuş, ifadesi alınmış mı?” diye sorarsanız;

Görünen o ki, birçokları gibi hayır!..

Müyesser YILDIZ

27 Şubat 2019

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/darbenin-1-numarasini-kim-saat-kacta-tespit-etti-27021902.html

Kategori:Uncategorized