İçeriğe geç

S-400’ler İçin “Pakistan Modeli” Kimin Fikri?

ABD, Rusya’dan alınan S-400 füze savunma sisteminin devreye sokulmaması için Türkiye’ye uygulanmasını kararlaştırdığı yaptırımlardan birisini daha hayata geçirdi.

ABD Hazine Bakanlığı, dün gece Savunma Sanayi Başkanlığı’nın ABD ve uluslararası mali kuruluşlardan borç almasının yasaklanmasına karar verdi. Ayrıca Başkan İsmail Demir’le birlikte üç Savunma Sanayi Başkanlığı çalışanına vize yasağı getirilmesini ve mal varlıklarının dondurulmasını kararlaştırdı.

Karardan sonra ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Türkiye’yi ABD ile koordineli olarak S-400 sorununu çözmeye çağırıyorum. Türkiye değerli bir müttefik ve ABD için önemli bir bölgesel güvenlik ortağıdır ve Türkiye’nin S-400’e sahip olmasının önündeki engeli bir an önce kaldırarak onlarca yıllık üretken savunma sektörü işbirliği geçmişimizi sürdürmeye çalışıyoruz” dedi.

Pentagon da, “Türkiye önemli ve değerli bir NATO müttefikimiz fakat bu sorun ikili ilişkilerin gelişmesi için çok büyük bir bariyer oluyor” açıklamasını yaptı.

ABD’nin, ülkemizi resmen “hasım” ilân ederek aldığı bu kararlara Ankara’nın tepkisi ne oldu? Sırayla aktaralım:

Erdoğan: “NATO müttefikimiz Amerika’dan yaptırım değil, terör örgütlerine ve bölgemizde ilgili hesabı olan güçlere karşı verdiğimiz mücadelede destek bekliyoruz. Biz ne komşuları ile ne de başka herhangi bir devlet ve gerilim hele çatışma peşinde koşan bir ülke asla değiliz.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay: “ABD tarafından alınan yaptırım kararı, Cumhurbaşkanımız liderliğinde ulusal çıkarlarımız ve savunma sanayimiz için attığımız adımlardaki kararlılığımızı daha da artıracaktır. Türkiye’nin dik duruşunu herhangi bir ülkenin yaptırım kararı etkileyemez. ABD’nin bu kararını kınıyor ve düştüğü bu yanlıştan bir an evvel dönmeye davet ediyoruz.”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: “Türkiye, savunma sanayi alanındaki hedeflerine ulaşmak için adımlarını kararlı bir şekilde atmaya devam edecek.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: “Bu milli meseledir. Hepimiz onurlu, dik duruşu göstereceğiz.”

Dışişleri Bakanlığı: “Kararı kınıyor ve reddediyoruz. ABD’yi bu haksız yaptırım kararını gözden geçirmeye ve bu vahim yanlıştan bir an evvel geri dönmeye davet ediyor, Türkiye olarak meseleyi müttefiklik ruhuna uygun şekilde, diyalog ve diplomasi yoluyla ele almaya hazır olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.”

Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir: “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tam bağımsız savunma sanayii hedefimizde kararlılıyız.”

Tepkilerden anlaşılan, ABD ile “diyalog ve çözüm” arayışları devam edecek!..

Yerli ve Milli Öneri mi?

“Çözüm” demişken; üç gün önce iktidarı destekleyen Yeni Şafak’ın yazarlarından Mehmet Acet, “ABD ile S-400 krizini aşmak için yeni bir formülden söz ediliyor” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Acet’in “S-400’lerin satın alınması süreçlerinin içinde yer almış, sistemin teknik niteliklerini çok iyi bilen tecrübe sahibi bir isim” diye tarif ettiği kaynağının S-400 krizinde “çözüm” için önerdiği formülün adı “Pakistan modeli”ydi. Acet, sözkonusu modeli şöyle anlattı:

90’lı yıllarda Pakistan’a F-16 satışı gündeme geldiğinde, Amerikalılar, bu uçakların istemedikleri şekilde kullanılmayacağından emin olmak için Pakistan yönetimi ile bir anlaşma yapmışlar. Daha doğrusu bu ülkede ortak şekilde kullanılmak üzere bir ofis açılmış ve F-16’ların kullanımı buradan izlenmiş. Kaynağıma göre, benzeri bir yöntem S-400’ler için de işletilebilir. Buna göre; Türkiye ile ABD, Pakistan’daki modele benzer bir anlaşmaya varır, o doğrultuda Türk ve Amerikalı isimlerin birlikte görev alacakları bir ofis açılır. Bu formüle göre, S-400 sisteminin aktif halde tutulmasında bir sorun yok. Yalnız, F-35 uçakları için oluşabilecek risk durumlarında S-400 bataryalarının yönü başka tarafa çevrilir ve bu durum, ortaklaşa oluşturulacak ofiste görev alan Amerikalılar tarafından izlenerek teyit edilir. Böylece, Amerikalıların ‘F-35’lerin sırları S-400 tarafından ele geçirilecek.’ korkuları bertaraf edilmiş olur. Böylece her iki taraf için de bir orta yol bulunmuş olur.”

Mehmet Acet oldukça ses getiren bu yazısını, şu satırlarla bitirdi:

ABD ile müzakerelerde böyle bir formül konuşulur, tartışılır mı bilmiyorum. Niyet üzüm yemekse, bu ya da buna benzer parlak fikirler gündeme gelebilir. İzlemeye devam.”

Yoksa ABD Mutfağında mı Pişiriliyor?

Biz de izlemeye başladık ve bakın ne bulduk.

ABD’de dış politika ve güvenlik konularında önemli analizlerin yayınlandığı bir internet sitesi var. Adı “War on The Rocks”.

İşte bu sitede Acet’in yazısından yaklaşık 4 ay önce, 25 Ağustos’ta yayınlanan yazının başlığı şuydu:

Amerika’nın Pakistan Deneyimi, Türkiye ile Başa Çıkmasına Nasıl Yardımcı Olabilir?”

Bunu kaleme alanlara gelince; Dış Politika Araştırma Enstitüsü Direktörü Aaron Stein ile bu enstitünün Karadeniz-Avrasya masasında çalışan Robert Hamilton.

Hamilton’un başka özellikleri de var. ABD Ordusu’ndan emekli bir asker. Daha önemlisi, Pakistan’da o model devreye sokulurken, İslamabad’daki ABD Büyükelçiliği’nde görev yapmış ve uygulamayı “gözlemlemek” için Pakistan üslerini birkaç kez ziyaret etmiş bir isim!..

Makaleye gelirsek;

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 almasından sonra Ankara ve Washington’da yaşanan gelişmeler aktarılırken, şu ifadeler kullanıldı:

Ankara, S-400 radarını F-16’ya karşı test edecek kadar ileri gitti. Şüphesiz, Türkiye’nin potansiyel ABD tepkisinden bağımsız olarak S-400’ü kullanmaya kararlı olduğunu ABD’ye göstermeyi amaçlayan gösterişli bir meydan okuma olarak. Bununla birlikte, ciddi bir ekonomik gerileme ve COVID-19 salgınının ardından Türkiye’nin hesaplamaları değişti. Döviz kuru ve halk sağlığı krizi karşısında Ankara, sistemin Nisan ayında devreye alınmasını erteledi… ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan Ankara, S-400’ü ‘etkinleştirmemeyi’ seçti. Bu hareket tamamen sembolikti, çünkü Türkiye sistemi F-16’ya karşı zaten test etti, S-400’ü Akıncı Hava Üssü’nde depoladı ve mürettebatı çalıştırmak için eğitti. Ancak füze savunma sistemini depoda tutmak sorunu çözmüyor. Bunun yerine, özellikle S-400’ü kullanma kararı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaprislerine bağlı olduğu için, sadece Türkiye’nin F-35’i alma olasılığını azaltıyor.”

Ardından şu tespitlere yer verildi:

Türkiye’nin artık S-400’ün mülkiyetini almış olması ve Türkiye’ye gidecek olan F-35’lerin ABD Hava Kuvvetleri’ne gidecek olmasıyla birlikte, iki müttefikin ikili ilişkilerindeki bu bozulmayı aşmasının mümkün olup olmadığını keşfetmenin zamanı geldi… Şimdi sorun, Türkiye S-400’ü aldıktan sonra bile F-35’i Rus sömürüsünden korumak ve Türkiye’nin yeni savaş uçağı satın almasını sağlayacak bir mekanizma geliştirmektir.”

ABD’li uzmanlar, nihayetinde “ABD’nin göz önünde bulundurması gereken bir seçenek” diyerek, sözü “Pakistan modeli”ne getirip, uzun uzun bu modeli anlattılar.

Önerilen İki Adres: 15 Temmuz Üssü ve Kürecik

Sözkonusu modelin Türkiye’ye uyarlanmasına gelince; ABD’li uzmanlar, “Sorun, Ankara’nın S-400’ü etkinleştirmediğinin nasıl doğrulanacağıdır” dedikten sonra şu önerilerde bulundular:

– Müzakerelere başlamak ve güvensizliğin üstesinden gelmek için Rus karadan havaya füzelerinin tehdidine ve ikinci S-400 alayı için yapılan Türk-Rus müzakerelerinin dondurulmasına odaklanan, iki taraflı, günlük bir konferans düzenlemek gibi güven artırıcı önlemler almalıdır. Bu sempozyum, Ankara’nın Washington’la S-400 meselesini ele almak için gündeme getirdiği bir öneri olan teknik bir çalışma grubu olarak nitelendirilebilir.

– Toplantı, S-400 ve diğer karadan havaya füzeler hakkında, belki de Türk İHA’larının Suriye ve Libya’da, karşısında bazı başarılar elde ettiği Pantsir sistemi de dahil olmak üzere, veri alışverişine odaklanabilir.

– Bu mekanizma; Erdoğan’ın, temel bir talebinde ABD’nin taviz verdiğini kendi tabanına iletmesi ve ona Washington ile bir uzlaşmayı satması için olanak tanıyacak. Gerçekte, Erdoğan’ın Türk siyaseti üzerinde neredeyse tam bir kontrolü var, bu nedenle sorunları uygun gördüğü şekilde sunma esnekliğine sahip ve hükümetine talimat verirse, taviz verebilir.

– Potansiyel bir çözüm; Ankara’nın, Akıncı Hava Üssü’nün S-400 alayı için tek konuşlanma yeri olacağını ilân etmesi olabilir. İki taraf daha sonra bu bildirimi açık kaynaklı uydu görüntüleriyle izlemek için bir düzenleme yapabilir, her gün toplanabilir ve sınıflandırma sorunlarını önlemek adına iki taraf arasında paylaşılabilir. Mekanizma, uydu görüntülerini doğrulamak için düzenli olarak yapılan saha ziyaretleri ile güçlendirilir. Bu, Kongre’nin, Türk F-16’larının ömrünü uzatma programının onayı ile başlayacak olan, Türkiye’ye yapılacak büyük bir silah satışına onay vermeden önce talep etmesi kesin olan bir gereklilik.

– Ek bir güven artırıcı önlem olarak Türkiye, ABD’ye seri numarasına göre S-400 ekipmanlarının tam bir listesini sağlayabilir. Saha ziyaretleri sırasında ABD müfettişleri, ekipmanın depoda kaldığından emin olmak için envanterini çıkarabilir. Buradaki amaç, her yıl S-400 ekipmanının yüzde 100’ünün envanterini çıkarmak olacaktır.

– Belirli sayıda ziyaretin ardından, Türkiye’ye yabancı müşteri olarak F-35’i satın alma izni verilebilir. Başlangıçta Türkiye için belirlenen, ancak şu anda ABD’de tutulmakta olan altı F-35, eğitim tamamlandıktan sonra hızla Türk Hava Kuvvetleri’ne gönderilebilir.

– Ayrıca, Türk Hava Kuvvetleri’nin ilk F-35 filosunu oluşturmak için gerekli iyileştirmeleri yaptığı Malatya Hava Üssü’nde bir ABD teknik güvenlik ekibini ağırlaması Ankara’dan beklenmelidir. Bu yaklaşım, uçağın teknik sırlarını, Ankara’nın belki de S-400 radarının rutin testlerini gerçekleştirebileceği belirli bir süre boyunca korumasını sağlamak için kullanılabilir.

– Bu senaryoda, S-400’ün etkin olduğu günlerde F-35’lerin uçmadığını doğrulama işini Malatya’daki ABD teknik ekibine bırakır. Amerikan personeli ayrıca, iki sistemin aynı anda çalıştırılmadığını doğrulamak adına S-400 radar emisyonlarını kontrol etmek için F-35 kayıtlarını inceleyebilir.

Ankara ABD Müdahalesine Göz Yumarak Görüntüyü Kurtarabilir

S-400 krizine “çözüm” paketinin son bölümünü de paylaşalım. ABD’li uzmanlar dedi ki;

– Bu, Türk Hava Kuvvetleri için zorlu bir süreç olacaktır; ancak bu, Ankara’nın şu anda karşı karşıya olduğu gerçekliktir.

Önerilen düzenleme Ankara’nın, Türk Hava Kuvvetleri’nin bir üssünde müdahaleci bir Amerikan varlığına göz yummaya hazır olmasına bağlıdır.

– Bu düzenleme, Ankara’nın sıkı sınırlandırılmış şartlar altında F-35’i alması, biraz görüntüyü kurtarması ve hem S-400’ü hem de F-35’i çalıştırdığı iddiasında bulunabilmesi için ileriye yönelik bir yol sağlayabilir.Bu teknik olarak doğru [bir iddia] olmaz, ancak Ankara’nın, Washington ile bir uzlaşmayı satması için bir araç olarak kullanılabilir.

– Pakistan bir zamanlar “cehennemden gelen müttefik” olarak tanımlanmıştı. Bununla birlikte, ABD, F-16’larını katı son kullanım koşulları altında satabildi. Türkiye’ye benzer bir yaklaşım benimsemeli. Türkiye sorunlu, ancak [ABD’nin] birtakım çıkarları paylaştığı kilit bir NATO müttefiki.

2002’den bu yana o kadar çok ABD veya AB “önerisi”, Ankara’nın önerisiymiş ve kabul ettirilmiş gibi sunuldu ki!..

“İnşallah bu Pakistan modeli de öyle değildir” diyeceğiz, ama durum ortada!..

Müyesser YILDIZ
15 Aralık 2020

Odatv link: https://odatv4.com/abdnin-s-400-onerisi-nasil-ankaranin-fikri-diye-satisa-cikti-15122028.html

Kategori:Uncategorized