İçeriğe geç

O Kanlı Elleri Sıkacak Mısınız?

AKP iktidarının ilk yıllarına, 2003-2004’e gidelim.

Irak’ın işgâlini öngören 1 Mart tezkeresi kabul edilmediği için ABD’den beklenen randevu bir türlü gelmemektedir.

AKP’nin programına katkıları olduğu öne sürülen, daha sonra “Erdoğanizm”i, “demokratikleştirilmiş Kemalizm’e” benzeten, Türkiye’de de görev yapmış İsrailli eski diplomat Alon Liel, “Washington’a giden yol, Kudüs’ten geçer.” der.

Kısa bir süre sonra dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Moshe Katzav Ankara’ya davet edilir. 8-9 Temmuz 2003’te gerçekleşen bu görüşmeden sonra yakınlaşan ilişkiler Şubat 2004’te HAMAS liderlerinden Şeyh Yasin’in öldürülmesi ve sivillere yönelik saldırılar üzerine bozulur. Erdoğan, “devlet terörü” ifadesini kullanır. Ardından, “Filistin’de yaşananlardan bir Müslüman olarak değil, bir insan, bir sorumlu Başbakan ve bir baba olarak büyük üzüntü duydum.” açıklamasıyla, İsrail’in tepkilerini yatıştırmaya çalışır. O günlerde Irak ve Filistin sorunu konusunda Meclis’te genel görüşme açılması yönündeki önergeler AKP oylarıyla reddedildiği gibi, ortak bir kınama bildirisi yayımlanması girişimi sonuçsuz kalır.

Ancak İsrail’in “öfkesi” yatışmaz, kriz derinleşir. Dönemin İsrail Başbakanı Şaron’un sağ kolu Ehud Olmert, Temmuz’da Türkiye’ye gelip, “Başbakan Erdoğan her zaman en çok istenen misafirdir. Türkiye Başbakanı’nın hak ettiği bir ziyaret için en uygun zamanı bulacağımıza eminim.” sözleriyle Erdoğan’ı İsrail’e davet eder.

Ve o ziyaret 1-2 Mayıs 2005’te gerçekleşir. Erdoğan, Filistin’e de gider.

Erdoğan-Şaron görüşmesinin tek somut sonucu, “Kırmızı telefon hattı” mutabakatı olur… Şaron Türkiye’ye davet edilir… Bir de İsralli bir diplomat, heyetteki gazetecilerimizden birisine gülerek, “Türk hükümeti artık merak etmesin, buradaki görüşmelerin ışığında sizin Başbakan’ınıza bir randevu tarihi Beyaz Saray’dan yakında ulaşır.” der!..

Erdoğan, İsrail’deki uzun ve özel görüşmeler yüzünden Filistin tarafına 3 saat gecikmeyle gider. Daha doğrusu, gecikmenin izahı böyle yapılır; ancak gerçek sebep, İsrail tarafının heyetimizi Ramallah Sınır Kapısı’nda bekletmesidir. Bunu da bizzat Erdoğan 4 yıl sonra, 2009’da yaşanan Gazze saldırıları üzerine açıklar.

O Kasabın Adını Neden Vermedi?

Bunları hatırlatmamızın sebebi mi? Erdoğan’ın, dün Kabine toplantısından sonra şunları söylemesi:

Bir Yahudi Başbakan -ismini vermeyeceğim- bana öyle demişti; ‘Generalliğimde ne zaman ki, Filistinlileri öldürüyordum, bana en büyük zevki o veriyor.’ demişti. Bunu ziyaretimde, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı şahsıma söylüyordu. Bunların cibilliyetinde bu var, bunlar kan emmekle ancak doyar.”

Hürriyet ve Sabah, Erdoğan’ın bu sözlerini nasıl verdi, biliyor musunuz?

Her ikisi de “Erdoğan kan donduran ayrıntıyı ilk kez açıkladı” ifadesini kullandı. Ayrıca Hürriyet, Erdoğan’ın İsrail ziyaretinde yaşandığını belirttiği bu olayı, “Türkiye ziyaretinde bu şahıs TC Cumhurbaşkanı’na bunları söylüyordu.” şeklinde aktardı.

Erdoğan ilk kez açıkladı” kısmına gelelim.

Tesadüfen dünkü yazımızda da söz ettik; Erdoğan, bu olayı 7 Mayıs 2018’de düzenlenen Zeytindağı Barış Ödülleri Töreni ve “Kudüs’ün Son Yüzyılı” Belgeseli’nin Galası’nda üstelik ismini de şöyle anlatmıştı:

Bir İsrail ziyaretim oldu, zaten bir kere gittim. Filistin tarafına geçerken bizi 45 dakika oyaladılar. Bırakıp dönmek de mümkün değil. Fakat Şaron ikili görüşmede çok enteresan bir şey anlattı: ‘Hayatta en çok zevk aldığım şey, Filistinlileri öldürürken tank üstündeki görevimdi.’ Ne oldu sonra? Kaç yıl… Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste… Bu iş böyle.. Onun için adil, dürüst olacaksın, zulmetmeyeceksin…”

İşte bir yanda medyamızın “balık hafızalı” hâli, öte yanda böylesi bir insanlık suçunu bizzat itiraf ettiği halde onunla “kırmızı telefon hattı” kurulması… Sözkonusu acı gerçeğin ise ancak 2018’de, veya medyamıza göre daha dün dillendirilmesi… Ve 2018’de zikredilen ismin, şimdi verilmemesindeki gariplik…

Bu Da Zehirlemezse

ABD Başkanı Biden’ın milletimize “soykırımcı” iftirasının atmasının üzerinden 21 gün geçti. Unutuldu. Şimdi gündemde İsrail’in saldırıları var.

Erdoğan, Biden’ın “soykırım” ve “Konstantinopolis” ifadelerinden sonra şunları söylemişti:

NATO’da iki önemli müttefik olarak nasıl oluyor da NATO’yla yakından uzaktan alakası olmayan bir Ermeni lobisine Türkiye’yi değişiyorsunuz? Muhatabımızla iki ülke ilişkilerini zehirleyen konuları bir kenara bırakarak, artık bundan sonrasına yönelik nasıl adımlar atacağız buna bakmamız gerekiyor.”

Dün ne oldu? İsrail saldırılarında çocuklar öldürülmeye devam ederken Biden, İsrail’e 735 milyon dolarlık silah satışına onay verdi.

İşte Erdoğan, bu olaya da şöyle tepki gösterdi:

Sayın Biden, sözde Ermeni soykırımında Ermenilerin yanında yer aldın. Şimdi de ciddi manada orantısız bir saldırı ile Gazze’ye saldıran ve yüzbinlerce insanın şehadetine vesile olan bu olayda da ne yazık ki, siz kanlı ellerinizle bir tarih yazıyorsunuz. Bunu söylemeye bizleri mecbur ettiniz.”

“FETÖ”ye yardım yataklık, PKK/YPG’ye binlerce TIR’lık silah yardımı, milletimize “soykırımcı” iftirası Erdoğan-ABD ilişkilerini zehirlemeye yetmedi…

Eğer AKP’nin en kırmızı çizgisi” olan Filistin-Kudüs’e yapılanlar da zehirlemez ve Erdoğan 14 Haziran’da Biden’la görüşmeye giderse, o “kanlı elleri” sıkmış olmayacak mı?!

Müyesser YILDIZ
18 Mayıs 2021

Odatv link: https://odatv4.com/o-kanli-elleri-sikacak-misiniz-18052103.html