İçeriğe geç

Kandil’le Davutoğlu ve Babacan Arasında Telefon Hattı Mı Var?

Türkiye ve muhalif medya, Sedat Peker’in videolarını, iktidar ve medyası ise iki CHP’linin açıklamaları üzerinden Millet İttifakı’nın “HDP ve Kandil” ile neler pişirdiğini konuşuyor.

Neydi CHP’lilerin sözleri?

Önce eski milletvekili Dursun Çiçek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin olarak, “İkinci turda HDP’ye bakanlık vaat edilebilir. Sicili temiz, İYİ Parti ve diğer milliyetçi kesimin, kimsenin itiraz edemeyeceği, PKK ile bağlantısı olmayan biri 2. tur için vaat edilebilir.” dedi. Ardından İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin benzer açıklamalar yaptı.

Çiçek’ten başlayalım. Kendisi CHP’de MYK üyesi, Genel Sekreter, Parti Meclisi veya Yüksek Disiplin Kurulu üyesi, milletvekili, hatta il veya ilçe başkanı bile değil. Gürsel Tekin ise sadece bir milletvekili. Merhum Demirel’in ifadesiyle, “doğmamış çocuğa don biçme” kabilinden bu fantazileri CHP’yi, hatta Millet İttifakı’nı ne kadar bağlar?

“Bağlar” denirse; örneğin yakın zamanda AKP kurucusu, eski Diyarbakır Milletvekili Ali İhsan Arslan’ın PKK ve FETÖ hakkında yaptığı açıklamalar da AKP’yi bağlamaz mı? Ya da Devletin Anadolu Ajansı’nın, İmralı’daki teröristbaşının İstanbul Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin mektubunu yayınlaması, kırmızı bültenle aranan kardeşi Osman Öcalan’ın TRT’de konuşturulması gibi fantezi/farazi değil, gayet somut olayları nereye koyacağız?

İmralı’daki zat, Kuş Sevenler Derneği Başkanı olduğu için mi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı? Osman Öcalan hakkında, Yeşilay Derneği Başkanlığı yaptığı için mi kırmızı bülten çıkarılmıştı?

Ama bunlar unutuldu; Çiçek ve Tekin yüzünden Millet İttifakı hakkında şunlar yazıldı ve söylendi:

Kazanırlarsa, gerçekten HDP’ye bakanlık vereceklermiş. Sözün bittiği yer işte burası. Bunu normal mantıklı bir insanın kafası almaz… Mesela Amerika’da kabineye DEAŞ’lı bir bakan alındığını düşünün. Saçma geldi değil mi? Ama Türkiye’de muhalefer sayesinde biz bunları konuşur olduk maalesef… Belki HDP’li birini Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı yapmayı düşünüyor olabilirler… Demirtaş’ı İçişleri Bakanı, Buldan’ı Savunma Bakanı mı yapmayı planlıyorsunuz?.. Erdoğan kaybetsin diye şeytanla bile ittifak edecek hale geldiler…”

Şurası da çok önemli; “40 yıldır mücadele ettiğimiz bir terör örgütünün siyasi uzantısı bir partinin hükümete girmesinde bir sorun yokmuş.” denildi!..

Allah aşkına; 2015 yılına kadar HDP ile kolkola giren kimdi? HDP o vakitler de terör örgütünün uzantısı değil miydi ki, 28 Ağustos-24 Kasım 2015 arasında Ahmet Davutoğlu başkanlığında kurulan geçici hükümette HDP’li Ali Haydar Konca AB Bakanı, Müslüm Doğan Kalkınma Bakanı yapıldı?

Davutoğlu’nun işleri” denirse, o kabineyi kim onayladı?!.. Ve bu işi, “Hükümet ilklerle kuruldu” manşetiyle veren, iktidarın gazetesi Sabah değil miydi?!

Selvi’nin Kulisleri

Yanlış anlaşılmasın, Çiçek ve Tekin’i ya da Millet İttifakı’nı ibra etmeye çalışmıyorum. O tartışmalar üzerinden bambaşka bir konuya dikkat çekmek istiyorum.

Bunun için önce Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi’nin son dönemdeki bazı yazılarına bakalım.

14 Mayıs’ta, önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Sedat Peker’in iddiaları hakkında yaptığı görüşmeden söz etti. Ardından bir başka konuya, “Muhalefetin HDP Planı”na değinip, Selahattin Demirtaş’ın şunları söylediğini belirtti:

Ortak cumhurbaşkanı adayı ve üç cumhurbaşkanı yardımcısı olacak. Bize bir cumhurbaşkanı yardımcılığı ve üç bakanlık verilecek. İçişleri, Milli Savunma ve Milli Eğitim’i bize vermezler. Dışişlerini de vermezler, ama AB ile ilgili bir bakanlık ya da Kültür Bakanlığı gibi bir bakanlık olabilir.”

Sonunda da, “Mithat Sancar ve Selahattin Demirtaş’ı ciddiye almak gerekiyor. Belli ki, birileri 2023’ü dizayn ederken, HDP’ye bir rol biçmişler.” yorumunu yaptı.

18 Mayıs’ta, “Muhalefet cephesinde bir şeyler pişiriliyor” başlıklı yazısında yine benzer iddiaları ele alıp, Dursun Çiçek ve Gürsel Tekin’in açıklamalarına atıfla, “Bir model olgunlaştırılıyor. Millet İttifakı tabanı ise HDP’li kabineye hazırlanıyor… Daha önce HDP denilince kırmızı çizgi ilân eden İYİ Parti yöneticilerinin HDP’li bakan modeline tepkili olmadıkları dikkatimi çekti. Muhalefet cephesinde bir yerlerde bir şeyler pişiriliyor gibi.” dedi.

Bu arada şunlar oldu:

HDP Genel Merkezi, 17 Mayıs’ta Selvi’nin Selahattin Demirtaş’ın ağzından verdiği ifadeleri yalanlayan bir açıklama yaptı… 19 Mayıs’ta da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu TRT Haber’e çıkıp, Sedat Peker olayı başta olmak üzere çeşitli konularda üç gazetecinin sorularını cevaplandırdı

İşte bu gelişmelerden sonra Selvi 21 Mayıs’taki yazısında, önce HDP’nin açıklamasına şu karşılığı verdi:

Yalan neymiş? Ben, Demirtaş’ın, HDP’nin hükümette yer alması için yapılan pazarlıkların ipucunu veren değerlendirmesini yansıtmışım. Gazeteciler her zaman demeçleri yazmazlar, kulis haberciliği diye bir şey vardır. Birçok şeyin perde arkasını da kulis haberlerinden okuruz. Kulis haberciliği, gazeteciliğin esasıdır… Siyasi kulis yazarı olarak benim bu veriler ışığında 2023 seçimlerine dönük bir projeksiyon yapmamın neresi yanlış? Belli ki, mutfakta birileri muhalefetin 2023 seçimlerinde ortak aday çıkarması işini pişiriyorlar… Puzzle’ın parçalarını bir araya getirdiğimizde bir fotoğraf ortaya çıkıyor. O fotoğrafın tek bir adı var. O da HDP devlette… 2023’te Erdoğan’ı tasfiye etmek için ‘PKK’nın siyasi uzantısı’ denilen HDP ile ittifak planlanıyor, HDP’li bakan formülü hazırlanıyorsa, buna kayıtsız kalamayız. Bu kimin kimle ittifak yaptığını göstermesi açısından önemli bir adımdır.”

Ardından, İçişleri Bakanı Soylu’nun aynı konuda TRT Haber’de yaptığı şu açıklamaları referans gösterdi:

Fikrim yok, bilgim var. Peki kim pişiriyor bu işi, nerede pişiyor? Bilgim var diyorum, değil mi? Mesele sadece bakanlık değil, başka işler de var. İki bakanlık. Yaklaşık 6-7 aydır pişiyor. Birisi başkan yardımcılığı. Direkt Kandil, buradaki iş tutanlarıyla. Öteki Kültür ve Turizm Bakanlığı.”

Soylu’nun, yayına katılan gazetecilere, Bakanlık’a gelirlerse belgeyi de göstereceğini söylediğini, bu denli iddialı olduğunu kaydeden Selvi, “Belgeye dayalı konuşması, İçişleri Bakanı’nın açıklamalarına kulak vermemizi gerektiriyor.” diye araya girdikten sonra Soylu’nun verdiği şu ayrıntıları aktardı:

“‘Bize ilk etapta İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı gibi bakanlıkları vermezler.’ Kim konuşmuş, ne konuşmuş, nasıl konuşmuş, talep nereden gelmiş, teklif nereden gelmiş? Altını oluşturmuşlar. Ve bitmiyor. Yok derlerse can yakarım… Sonra yetmedi. Diyor ki, ‘valiler ve kaymakamlar’ diyor. ‘Aman’, diyor, ‘İyi çalışın.’ diyor. ‘Bunlara yönelik hükümeti şekillendirmeliyiz.’ diyor. ‘Bürokraside adamlar oluşturmalıyız.’ diyor. ‘Her bakanlıkta bakan yardımcımız olması lazım.’ diyor. Bunu kim diyor? Kandil ve Kandil’in buradaki uzantıları diyor. Ben bakanlık ismi veriyorum. Başkan yardımcılığı.”

Sonunda da, “Ben yazınca esip kükreyen HDP, hadi İçişleri Bakanı Soylu’nun iddialarına yanıt ver?” çağrısında bulundu.

Soylu Başka Neler Anlattı?

Evet, Bakan Soylu bunları anlattı. Ancak Selvi’nin aktarmadığı başka ayrıntılar da vardı.

Örneğin, adını vermeden Ahmet Davutoğlu’nu kast ederek, “O çok isterdi… ‘Aslında biz HDP’yle beraber olmalıyız.’… Bütün işi o…” dedi.

Kandil ve HDP’nin istediği bakanlıklar konusuna değinirken, gazetecilerden birisinin, “Protokole mi bağlanmış?” şeklindeki sorusuna, “Yok, bu dillendirilen talep… Yok derlerse can yakarım.” karşılığını verdi.

Ayrıca, “Dursun Çiçek’e kim söylettiriyor?” dedikten sonra yine ismini vermeden bu defa da Ali Babacan’ı kast ederek, şöyle konuştu:

Hangi oyunu oynayacak belirlemişler… 15 Temmuz’da başaramadıklarını başarmak istiyorlar. Türkiye’yi istikrarsızlaştıracaklar... Bunu yapacaklar, ondan sonra da zayıflatacaklar; sonra ‘Ver canım Kuzey Suriye’deki devleti.’, ‘Ver canım Kuzey Irak’taki devleti’. Babamızın hayrı için mi bunları destekliyorlar?… Konuşturuyorsunuz beni.”

Bağlantı Nasıl Kuruldu?

Şuraya geleceğim; tamam, Kandil ve HDP’liler mutlaka izlenip dinleniyordur.

İyi de olaya Davutoğlu, Babacan ve Dursun Çiçek nasıl, hangi bilgi ve belgeyle dahil ediliyor? Kandil doğrudan onları da mı arıyor? Aramıyorsa, bu işlerin “mutfağında” oldukları nereden, nasıl biliniyor? Ve böyle işleri varsa, haklarında neden suç duyurusunda bulunulmuyor da gazetecilere, “Yarın üçünüz gelirsiniz, belgesini gösteririm.” deniliyor?

Sedat Peker’in, dinleme ve izlemelerle ilgili iddiaları bir yana, iki olayı hatırlayalım mı?

İlk benimle ilgili. Bilindiği gibi, bir astsubayla yaptığım görüşmelerden dolayı tutuklandım. Ancak tutuklanmamdan önce İçişleri Bakanı Soylu, hakkımda şöyle bir paylaşım yapmıştı:

Benim üzüntüm PKK seviciliğin değil, devlet gömleği giymiş pespayelerle iş tutmandır.”

İşte bunun üzerine Soylu’nun, benim telefonumun dinlendiğinden haberi olduğuna dair şüpheler ortaya çıktı.

Gazeteci Yazar Faruk Bildirici bunu açıkça Soylu’ya sordu. Soylu, “Bu manipülatif bir soru. Önceden bilip bilmediğimi öğrenip de ne olacak?” karşılığını verdi.

Bildirici, benim hakkımdaki tweet’ine işaret edince de, “Ben o astsubayı kastetmemişimdir. Başka birisidir.” dedi.

İkincisi; yaklaşık 2 ay önce AKP’de görevli Kürşat Ayvatoğlu’nun kokain kullanmaktan gözaltına alınması olayında Soylu, Sözcü’den İsmail Saymaz’a, bu işin siyasallaştırılmak istenmesinden yakınırken, şunları söyledi:

Özellikle bazı milletvekilleri yapıyor. Onlara acıyorum. Ben kamuoyunda çok şey bilen bir adamım. Ama dikkat edersiniz bu tip meselelerde hiç konuşmam. Bugün sadece bir partinin çalışanı üzerinden ve hiç birimizin tahammül ve müsaade etmeyeceği, gereğini yapmaktan çekinmeyeceğimiz bir mesele ile ilgili tepiniyorlar. Ama başka bir şey daha ifade edeyim. O tweet atanları görüyorum. Bazı milletvekilllerini görüyorum. Meseleyi bu noktaya taşımak son derece ayıp. Bunu parti bilse gereğini yerine getirirdi. Bildiği andan itibaren de getirdi. Güvenlik güçleri ve hukuk yerine getirdi mi? Getirdi. Görevim icabıyla bir çok mahrem bilgiye sahibim, doğru mu? Bu meseleyi milletvekili olup da paylaşanlarla ilgili sadece üzülüyorum. Allah muhafaza, en yakınlarında böyle bir şey çıkarsa ne diyeceğiz? O kişiyi mi sorgulayacağız?”

Soylu’nun Kandil-HDP’nin irtibatlarıyla ilgili vahim tespitlerine dönersek; dört gün geçti. Davet ettiği gazeteciler Bakanlık’a gidip o belgeyi gördü mü? Gördülerse; belgede neler var ve de milletimizle paylaşmayı düşünüyorlar mı?

Müyesser YILDIZ
23 Mayıs 2021

Odatv link: https://odatv4.com/kandille-davutoglu-ve-babacan-arasinda-telefon-hatti-mi-var-23052109.html