İçeriğe geç

Erdoğan Önde Hukuk Arkada!..

12 gün önce Adalet Bakanlığı’nca “Masumiyet Karinesi ve Lekelenmeme Hakkı Sempozyumu” düzenlendi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan burada yaptığı konuşmada Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesini hatırlatarak şunları söyledi:

[Yargı bağımsızlığının birbirini tamamlayan üç temel şartından] birincisi, yargısal görevlerini yerine getirirken hâkimlerin vicdanlarına müdahale edilmemesidir… Yapılmaması gereken ise herhangi bir organ, makam, merci veya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat vermesi, hatta tavsiye ve telkinde bulunmasıdır… Bu müdahale yasağının muhatabı ülke içinde veya dışında bulunan tüm organ, makam, merci veya kişilerdir. Konumu, sıfatı veya görevi ne olursa olsun hiç kimse hiçbir gerekçeyle mahkemelere ve hâkimlere bırakın emir ve talimat vermeyi, tavsiye ve telkinde dahi bulunamaz.”

Arslan, başta sosyal medya olmak üzere farklı mecralarda yargısız infaz veya aklama yoluna gidilmesinin sağlıklı ve adil bir yargılama sürecini zehirlediğini, bundan kaçınmanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu da kaydetti.

Hukuk Arkadan Gelsin” Anlayışına Tepki

AYM Başkanı Arslan’dan önce konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ise lekelenmeme hakkının, bütün insanlığın hakkı” olduğunu vurgulayıp, “Geçmişi unutmamak, o acı deneyimlerin tekerrür etmemesi için gereklidir, ama yeterli değildir. Geçmişten ders çıkarmak da gerekmektedir... Kimsenin kişisel kin ve husumetine yargıyı alet etme hakkı yoktur.” mesajı verdi.

Bakan Gül’ün en dikkat çeken ifadesi, “Biz yapalım, hukuk arkadan gelsin” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya verdiği şu cevap oldu:

Bizim rehberimiz, rotamız, kılavuzumuz hukuktur. Hukuk devleti, ‘Biz yapalım, hukuk arkadan gelsin.’ değil, ‘Hukuk önden yürüsün, biz ona göre kendimizi ayarlayalım.’ anlayışıdır.”

Gül, bu sözlerinin hemen devamında da, “İşte bu inanç ve kararlılıkla, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, hukuk devletinden ve hukuka bağlılıktan bir milim sapmadan, ödün vermeden hedeflerimize yürüme kararlılığındayız.” dedi.

İsrailli Çift Olayı

İşte bu konuşmalardan sadece iki gün sonra, 10 Kasım’da, Yeni Çamlıca Kulesi’nden Erdoğan’ın konutunu görüntüleyerek “siyasal ve askeri casusluk” yaptıkları iddiasıyla İsrailli Natali-Mordi Oknin çifti gözaltına alınıp İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM’de sorgulandı. 12 Kasım’da da tutuklandılar.

AYM Başkanı Arslan’ın iki gün önceki uyarısına karşın İktidar medyası sözkonusu çifti hemen “casus” ilân etti.

Bir açıklama yapan İsrail Başbakanı Naftali Bennett, “Türk devlet medyasının bu ikilinin ‘casus’ olduğuna dair iddialarının gerçeği yansıtmadığını” belirtirken, “Dışişleri Bakanlığı öncülüğünde İsrail’in en üst düzey yetkililerinin bu konuyla ilgilendiğini” ve “bir an önce çözüm bulmak için çalıştığını” bildirdi.

Ancak iktidar medyasının yayınları sürdü ve gizli olması gereken soruşturmanın detayları paylaşıldı.

Bu arada İsrail Dışişleri Bakanlığı, Konsolosluk Bölüm Başkanı Rina Djerassi başkanlığında bir heyeti İstanbul’a gönderdi. Türkiye’nin de bu İsrailli diplomatın, gözaltındaki çifti ziyaret etmesine izin verdiği duyuruldu.

İsrail medyası da, “Natali-Mordi Oknin çiftinin sessizce sınır dışı edilerek, olayın sona erdirilmesinin umulduğunu” öne sürerken, “tutuklamaların, İsrail Parlamentosu Knesset’e sunulan, sözde Ermeni soykırımının tanınmasına ilişkin bir yasa tasarısının ön görüşmelerinden bir gün sonra gerçekleştiğine” dikkat çekip şu tespitlerde bulundu:

Türkiye’nin olayı daha ciddi bir noktaya taşıma niyetinde olmadığına dair işaretler var. Erdoğan olayla ilgili kamuoyuna açıklama yapmadı, İsrail’den herhangi bir talepte bulunmadı ve Türk medyası olaya çok az ilgi gösterdi…”

Ankara’daki yetkililerden, olayla ilgili konuşan tek isim ise İçişleri Bakanı Soylu oldu. Soylu, şunları söyledi:

Orada birtakım çekimler yaparken, Sayın Cumhurbaşkanımızın konutunu, ikametini de çekmişler. Sadece bununla da yetinmemişler aynı zamanda buraya yoğunlaşmışlar, bununla da yetinmemişler aynı zamanda işaretlemişler. Bunu orada gören güvenlik unsurları meseleye müdahale ettiler. İş, mesele, eldeki bilgilerle savcılıklara intikal etti. Burada da savcılıklar kanun, hukuk çerçevesinde bir değerlendirme ortaya koydular, tutuklama gerçekleşti. Bundan sonrası mahkeme safahatıdır. ‘Siyasal ve askeri casusluk’ suçu diyebileceğimiz bir değerlendirme var. Mahkemeler ilerleyen süreçte kendi kararlarını vereceklerdir.”

Adliyede Gece Mesaisi Mi Yapıldı?

Sonrası malûm; Perşembe sabahı saat 07.02’de İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in sosyal medya hesabından, tutuklu çiftin uçaktan çekilen bir fotoğrafına da yer verdiği, “Eve dönüş” şeklindeki paylaşımla çiftin serbest kaldığını öğrendik.

Ardından İsrail Başbakanı ve Dışişleri Bakanı, “Türkiye ile ortak çabalarımızın ardından Mordi ve Natali Oknin serbest bırakıldı; İsrail’e, evlerine dönüyorlar. Türkiye Cumhurbaşkanına ve hükümetine işbirlikleri için teşekkür ediyoruz, Oknin çiftine ‘Hoş geldiniz.’ diyoruz.” şeklinde ortak bir duyuru yayımladı.

Bunları biliyoruz; ama İsrailli çiftin nasıl serbest bırakıldığına ilişkin detayları henüz bilmiyoruz.

Ne oldu? Tutuklamaya sevk eden savcı, olay uluslararası bir sorun haline gelince, dosyaya bakıp herhangi bir delil olmadığını gördü ve talebinden rücu mu etti? Veya Başsavcılık tutuklama kararına itiraz etti de adliyede gece mesaisi mi yapıldı? Tutuklama kararı veren Sulh Ceza Hakimi hangi gerekçelerle tutuklamıştı; serbest bırakan hangi gerekçeleri gösterdi? Dahası; madem yanlış bir işlem yapıldı, sorumlulardan hesap soruldu/sorulacak mı?

Herhalde o çift İsrail medyasına röportaj verirse veya İsrailli yetkililer perde arkasını anlatırsa, ancak o zaman öğreniriz!..

Adalet Bakanı’nın Sözleri Boşa Düşmedi Mi?

İsrailli çiftin serbest kalmasından bir gün sonra yaşanan gelişmeleri de aktaralım.

İki ülke Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan ile Isaac Herzog’un telefonda görüştüğünü duyurdu. Herzog’un araması üzerine gerçekleşen görüşmede, “Türkiye- İsrail ilişkileri ve bölgesel konuların ele alındığı, iki liderin temas ve diyaloğun sürdürülmesinde mutabık kaldığı” bildirildi.

İsrail Başbakanlık Ofisi ise; Başbakan Naftali Bennett’in Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinde, “İsrailli çiftin serbest bırakılmasından dolayı Erdoğan’a teşekkür edip, sorunun çözülmesine yardımcı olan Türk yetkililere ‘takdirini dile getirdiği’ni” açıkladı.

Bu arada, “Türkiye’nin, İsrail’den ‘teşekkür mektubu’ istediği ve İsrail tarafının bu mektubu gönderdiği” de öne sürüldü.

Netice-i kelâm; şu olan-bitenleri, gerek Anayasa Mahkemesi Başkanı Arslan’ın uyarıları gerekse Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, “Bizim rehberimiz, rotamız, kılavuzumuz hukuktur. Hukuk devleti, ‘Biz yapalım, hukuk arkadan gelsin’ değil, ‘hukuk önden yürüsün biz ona göre kendimizi ayarlayalım’ anlayışıdır. İşte bu inanç ve kararlılıkla, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, hukuk devletinden ve hukuka bağlılıktan bir milim sapmadan, ödün vermeden hedeflerimize yürüme kararlılığındayız.” şeklindeki sözlerinin neresine oturtacağımı bilemedim!..

Müyesser YILDIZ
20 Kasım 2021

Kategori:Uncategorized