İçeriğe geç

Gavur ve Kılıcı!..

Erdoğan üç gün önce yine muhalefete çatarken; “gavurun kılıcını çaldıklarını” söyleyip, “Ülkeyi asırlık tasallutlarından kurtarmak için bunca yıldır ter döktüğümüz küresel siyaset ve para baronlarına teslim etmeye kalkanların sinsi oyunlarını deşifre edeceğiz.” dedi.

Gezi’den girip Kobani’den çıkan, “2023’ün silueti ufukta belirdikçe, Türkiye’yi dizayn etmeye yönelik çabaların yoğunlaştığını” vurgulayan Erdoğan şunları da söyledi:

Dünyanın neresinde kendi ülkesinin aleyhine yabancı büyükelçilere şikâyet dilekçesi yazan bir muhalefet bulunur?.. Dünyanın neresinde muhalefet partileri, ülkeye çağ atlatacak vizyon projelerine, devasa yatırımlara, eserlere karşı çıkar?.. Meclis’ten neye ‘evet’, neye ‘hayır’ diyeceklerine, hangi şehirde, ne zaman miting yapacaklarına bile bölücü örgütün siyasi uzantıları karar veriyor.”

Yok; şimdi Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Erdoğan ve AKP’yi yıllar yılı, “Washington projelerinin taşeronu” olup “BOP eşbaşkanlığının hakkını vermekle”, “Müslüman ülkeleri hedefine alan küresel projelere yardım etmekle”, “İmralı canisinin dayatmalarına boyun eğmekle” suçlayıp, “Recep Tayyip Erdoğan olduğu sürece böylesi alçak ve emperyalist taleplere karşı durmak ve direnmek mümkün değildir.” diye suçlamasını;

Veya İmralı’daki teröristbaşının talimatıyla Meclis’ten “çözüm yasasının” çıkarılması, Kobani olayları sırasında gece yarısı İmralı’dan Selahattin Demirtaş’a mektup ulaştırılması, İstanbul seçimleri sırasında yine teröristbaşının mektubunun yayımlanması, kardeşinin TRT’de konuşturulması gibi olayları da hatırlatacak değiliz.

Kılıcı” anladık; gavur” kim, ona bakacağız.

Gerçi Erdoğan, 9 ay önce de, “Bize muhalefet yapmak adına Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip olduğu hâlde gâvurun kılıcını sallayarak, üzerimize gelenleri gördükçe, üzülüyoruz.” demiş, ama o “gavurun” adını koymamıştı.

Bizler elbette ki, Türkiye düşmanlarını adıyla sanıyla gayet iyi biliyoruz; da Erdoğan’a göre, kimdir bu gavur”? Dünyanın küresel güçleri olarak bilinen ABD, Rusya, İsrail mi? İyi, ama her daim bu ülkelerle “dostluktan” dem vurup müzakere üstüne müzakere yapmıyorlar mı?

Yıllarca “15 Temmuz’un finansörü” dedikleri Birleşik Arap Emirlikleri’yle bile barışıp -sadece Türkiye’ye değil Azebaycan’a da düşmanlık yapan- Ermenistan’la da “normalleşmek” için çalışmıyorlar mı?

Yunanistan Neremizde?

Acaba bu “gavur”; Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın sadece 10 gün önceki ifadesiyle, “ağzımızın içindeki” Yunanistan olabilir mi? Lozan’ı ihlâl, adaları silahlandırma, provokasyon, tahrik; ne varsa, elinden geleni ardına koymuyor.

Baksanıza, iktidarın başyazarı bile bugün, “Sanki bir Yunan savaşı da kapıda gibi.” yorumunu yapmış.

Durum bu olduğu halde daha birkaç gün önce yine Bakan Akar, “Biz tüm bunlara rağmen, tüm bu kışkırtmalara rağmen ‘görüşelim’ diyoruz. Güven ve Güven Artırıcı Önlemler 4’üncü toplantısı için Ankara’ya açıkça davet ettik, bekliyoruz. Toplantılarda meselelerin tartışılıp iyi komşuluk ilişkileri içinde çözüm bulmasını istiyoruz. Hep bunu söylüyoruz.” dediğine göre, o “gavur” Yunanistan da değil!..

Ya Dedeağaç Yığınağı?

Biz yine de hemen dibimizdeki Dedeağaç’ta yaşananları bir kez daha hatırlatalım. Olan ne? ABD, geçen yıldan beri buraya askeri yığınak yapıyor.

Konu 6 ay önce Erdoğan’a ilk kez sorulduğunda, “Bu 2014 yılından beri Amerika’nın Dedeağaç’taki bir planlı programıdır. Dolayısıyla burada anormal bir gelişme söz konusu değil.” karşılığını verdi.

Ancak üç ay sonra G-20 Zirvesi’nde Biden ve Macron’a, “Bu Dedeağaç olayı nedir? Burada böyle bir üssün kurulması bizi, halkımızı ciddi manada rahatsız ediyor.” dediğini açıkladı.

Hemen bunun ardından, iktidarın dış politikasında öncülük yapan bir kalem, “ABD ordusunun, sınırımıza 20 kilometre mesafedeki Dedeağaç’ı kışlaya çevirdiğini” vurgulayıp şunları sordu:

Bu askeri yığınak, Yunanistan’ı korumak için mi yapılıyor? Kimden? Bu askeri yığınak, Rusya tehdidine karşı mı yapılıyor? Rusya nerede? Bu askeri yığınak, Türkiye’ye saldırı için mi yapılıyor? Neden? Bu askeri yığınak, yeni bir 15 Temmuz benzeri ‘içeriden müdahale’ sırasında ‘dışarıdan askeri destek’ sağlama amacıyla mı yapılıyor?… Hadi Türkiye ile alakası yok diyelim. O zaman bu kadar yakın mesafede konumlanmak nasıl bir terbiyesizlik? Bu, hepimizi teyakkuza geçirecek bir tehdit, tehlike, endişe kaynağı değil mi?.. ‘Geliyorum’ diyen bir hazırlığı nasıl göremeyiz? Nasıl önemsemeyiz? Nasıl toplumsal bir reaksiyon göstermeyiz? Nasıl kitlesel bilinç oluşturamayız? Nasıl, bunları unutturmak isteyenlere karşı harekete geçemeyiz?”

1 ay sonra da “Dedeağaç’taki yığınağın, bu ülke için facia, aşağılama ve büyük tehdit olduğunu” tekrarlayıp, “Erdoğan’ı seçimle deviremeyeceklerini anladıkları anda 15 Temmuz benzeri bir müdahale yapacaklar.” iddiasında bulundu ve “Türkiye’ye sahip çıkın!” çağrısı yaptı.

Ancak gerek Erdoğan’ın o çıkışı, gerekse iktidar kaleminin bu uyarılarına karşın Savunma Bakanı Akar, Kasım’ın ilk yarısında şunları söyledi:

ABD bize karşı orada değil. Şu anda gördüğümüz bunların tatbikat amaçlı gelişmeler olduğu. Biz de bunu tatbikat olarak görüyoruz. Takip ediyoruz.”

Üç gün önce de, ABD’nin 2014’ten beri Avrupa güvenliğine katkı için tatbikatlar yaptığını belirtip şöyle konuştu:

Daha önce Baltık üzerinden intikaller yapılıyordu. Daha sonra tatbikatın yönünü bu tarafa kaydırdılar. Bu bir tatbikattan ibaret. Olayları yakından takip ediyoruz. İşin bilinen, açıklanan, objektif tarafı bu; tatbikat yapılıyor. Tatbikatın bir parçası olarak Dedeağaç’a birlik getiriyorlar. Bu tür gelişmeleri yakından takip edeceğiz, ama her yapılan da bize karşı yapılıyor gibi bir endişeye kapılmayacağız.”

Haliyle de Dedeğaç’taki yığınağın bir tehdit olup olmadığını; daha açıkçası, ABD ve Yunanistan’ın ülkemize yönelik bir gavurluk” yapıp yapmayacaklarını anlayamadık!..

Şu tablodan sonra, önce bir öneri:

S-400’ler ne ve onları niye aldık? Bakan Akar’ın ifadesiyle; “herhangi bir saldırı silahı, kimseye tehdit” olduğu için değil, “84 milyonu ve 780 bin kilometrekare vatan topraklarını hava ve füze saldırılarına karşı korumak mecburiyeti” nedeniyle.

Öyleyse buyurun, her ihtimale binanen, şunları Dedeağaç’ı görecek bir yere konuşlandırın!..

Sonra da bir soru:

İçeride büyük bir ekonomik kriz, dışarıda böylesine kuşatma yaşanırken, “Dünyada barış, yurtta savaş” misali, “gavurlarla” kucaklaşıp -onların “kılıcı” olduğunu öne sürdükleri- iktidar muhaliflerine tam bir “düşman” muamelesi yapmak ve ülkeyi her Allah’ın günü gerginlikten gerginliğe sürüklemek nasıl bir politikadır?

Müyesser YILDIZ
11 Ocak 2022