İçeriğe geç

Astsubayı “Öldüren” Dava!..

Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş F.Y. Doğu’daki bir ilçemizde Karakol Komutanı’dır.

15 Ekim 2018’de Karakolu denetlemeye gelen üst komutanlık ekibinin yaptığı, isim belirtilmeden doldurulan durum değerlendirme anket formlarının” üçünde, “Karakol komutanının alkol aldığı, Alevi-Sünni ayrımı yapıp Sünnilere küfrettiği, namaz kılanları engellemeye çalıştığı, Erdoğan ve AKP aleyhinde konuştuğu” şeklinde iddiaların yer aldığı görülür.

İdari tahkikat başlatılır. İfadesine başvurulan personelin büyük bölümü bu iddiaların doğru olmadığını belirtirken sadece dört personel, o formlarda yazılanlara benzer suçlamalarda bulunur. Tabii Komutan’ın da ifadesi alınır; sadece alkol aldığını kabul edip diğer suçlamaları reddeder.

Tahkikat sonucunda; iddiaları doğrulayıcı nitelikte bulgular elde edilmediğinden” Komutan’ın cezalandırılmasına yer olmadığına karar verilir. Ancak şikayetten sonra karakoldaki çalışma ortamının bozulma ihtimali dikkate alınarak kendisinin tayini çıkarılır.

Bu arada; sözkonusu raporda herhangi bir disiplinsizlik ve suç tespiti yer almadığı halde, “Ne olur ne olmaz; bir de savcı baksın.” mantığıyla olsa gerek, tahkikat raporu savcılığa gönderilir.

Savcı da hiçbir ek işlem yapmadan hemen Adalet Bakanlığı’ndan izin alır. Ardından tümüyle tahkikat raporunda yer alan; Komutan’ın söylediği iddia olunan sözkonusu ifadeleri esas alıp F.Y. hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret ve halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılıklarına dayanarak alenen aşağılama” suçlamasıyla 24 Kasım 2020’de iddianame düzenler. Sözkonusu iddianame 1 ay sonra kabul edilir ve Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılır.

3 ay sonra Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, davaya katılma talebinde bulunur. Bunun üzerine Astsubay F.Y.’ın avukatlarından Mehmet Alkan, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçunda; korunanın Cumhurbaşkanlığı makamı olduğunu, bu nedenle Erdoğan’ın -özel avukat tarafından değil- Cumhurbaşkanlığı veya hazine avukatları tarafından temsil edilmesi gerektiğini, aksi halde özel avukatla temsilde Cumhurbaşkanı’na hakaret değil, sadece hakaret” suçundan işlem yapılması gerektiğini bildirerek, Av. Aydın’ın katılma talebinin reddine karar verilmesini ister. Davanın sonraki aşamalarında Av. Mehmet Alkan’ın bu talebi reddedilir.

Beraat Etti

Astsubay F.Y.’ın yargılama sürecine gelince; öncelikle tanıklar dinlenir. İkisi F.Y.’a yönelik suçlamaları doğrularken 6’sı F.Y.’ın devlet büyüklerine hakaret ettiğini duymadıklarını, kimsenin ibadetine karıştığına şahit olmadıklarını, hatta mescidin onarım ve bakımı için kendisine başvurulduğunda, “Gerekirse başka yere mescit açalım.” dediğini anlatır. Bir tanık da olay yerinde bulunmadığını belirtir.

F.Y.’ın ifadesi ise -tahkikat raporundan sonra başka yere tayin edildiği için- talimatla bulunduğu ilde alınır. F.Y. kendisine iftira atıldığını, nitekim bu iddialarda bulunanların önceki beyanları ile sonraki ifadeleri arasında çelişkiler olduğunu belirtip beraatını talep eder.

Avukatı Mehmet Alkan da soruşturmanın değerlendirme anketi üzerinden başlatıldığına dikkat çekerek şunları söyler:

Dinlenen birçok tanık müvekkilimin lehine beyanlarda bulunmuştur. Aleyhte beyanda bulunan kişilerin beyanları incelendiğinde ise çelişkili ve tutarsız olduğu görülecektir. İdari tahkikat raporu incelendiğinde de müvekkilimin iddianamede geçen beyanları söylediğine ilişkin bir kanaate ulaşılamadığı, yalnızca alkol aldığı hususunun tespit edildiği, bunu da müvekkilimin ifadelerinde kabul ettiği görülecektir.”

Ve karar için geçtiğimiz 3 Mart’a gün verilir. Bu son duruşmada, sanık astsubay F.Y. ile müşteki ve tanık beyanları tek tek değerlendirilir.

Savcı, tanıkların ifadelerinden hareketle, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyete yeter her türlü şüpheden uzak somut delilin var olmadığı anlaşıldığından beraatına karar verilmesini” ister.

Mahkeme de; aleyhteki beyanların yer, zaman ve mekân içerir şekilde somutlaştırılamadığına dikkat çekerek, “Şüpheden sanık yararlanır.” ilkesi gözetilerek, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğini gösteren, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil bulunmaması” sebebiyle F.Y.’ın tüm suçlamalardan ayrı ayrı beraatına karar verir.

Ama Kararı Göremedi

Sonrası mı?

F.Y.’ın tayininin başka ile çıktığını, davanın ise daha önce görev yaptığı ilde görüldüğünü belirtmiştik ya; vareste tutulduğu için bu son duruşmaya gelmemiştir.

Karardan sonra avukatı, sonucu bildirmek için aradığında telefonu eşi açar. Ağlamaktadır. Avukat ne olduğunu sorar.

F.Y. o gece kalp krizi geçirmiş ve hayatını kaybetmiştir!..

Beraat ettiği gün de cenazesi askeri törenle, al bayrağa sarılı olarak memleketine uğurlanır. Yerel medya, 3 çocuk babası 46 yaşındaki Jandarma Astsubay Başçavuş F.Y.’ın dün gece evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini” ve F.Y. için İl Jandarma Komutanlığı’nda düzenlenen askeri törene Garnizon Komutanı, Vali Yardımcısı, İl Jandarma Komutanı, Cumhuriyet Başsavcısı, İl Emniyet Müdürü ile askeri erkânın katıldığını yazar.

Karara İtiraz

Dahası var; Erdoğan’ın avukatları, tabii F.Y.’ın vefat ettiğini bilmediklerinden, 1 hafta sonra beraat kararına itiraz edip sanığın cezalandırılmasını ister.

Merhum F.Y.’ın Avukatı Mehmet Alkan da bu talebe karşılık İstinaf’a gönderdiği cevapta önce şunları anlatır:

Müvekkil zor şartlarda fedakârca görev yapmasına karşın, özel hayatındaki eylemlerini tasvip etmeyen ve onu karakoldan uzaklaştırmak isteyen bağnaz kişilerin iftirasına uğramıştır. Olay üzerine başlatılan idari tahkikat neticesinde iddiaların doğruluğu ortaya konulmamasına, hatta aksi hususlar tespit edilmesine karşın yetki ve sorumluluğa aykırı şekilde hareket eden komutanları olayı Savcılığa intikal ettirmiştir. Kanuna göre, şüphelinin aleyhine olduğu gibi lehine olan hususları da dikkate alması gereken savcı da yetki ve sorumluluğuna aykırı olarak, hiçbir soruşturma işlemi yapmadan, ‘Bir de mahkeme baksın.’ diyerek, kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermek yerine olayı Mahkemeye intikal ettirmiştir. Mahkemenizce yapılan yargılama sonunda müvekkil hakkında verilen beraat kararı yerinde olup itiraz etmiyoruz.”

Ardından F.Y.’ın vefat ettiğini bildirip şu açıklamaları yapar:

Müvekkil duruşmadan önceki gece vefat etmiş olup, bu durum tarafımızdan beraat kararını bildirmek üzere arandığında öğrenilmiştir. Ölüm belgesi ektedir. Eşinin anlatımlarına ve izlenimlerimize göre müteveffa, sonucun kötü olacağını düşünerek, bu davadan olumsuz yönde çok etkilenmiştir. Hapse girme durumu olmasa da mevcut durum ve uygulamalar göz önüne alındığında, alacağı muhtemel cezadan sonra memuriyetine son verileceğini düşünmüştür. Zira bir tarafta sıradan bir insan, bir astsubay varken, karşısında Cumhurbaşkanı ve Avukatı yer almaktadır. Yargının genel olarak hal-i pürmelali, müvekkili bu düşüncelere sevk etmiş, ne kadar aksini telkin etsek de kalbi mutmain olmamıştır. Anlatıldığına göre, kalp krizi geçirerek meydana gelen ani ölümünde bu davanın da payı vardır.”

Yargının hali ve acı sonuçları ortada.

“Astsubayımızın mekânı cennet olsun” demek dışında ekleyecek ne var ki?!

Müyesser YILDIZ
17 Mart 2022

Kategori:Uncategorized