İçeriğe geç

İzmir’in İşgâlinde “Türkleri Öldürmek Görev” Diyen Papaz “Şehit” Sayıldı!..

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 9 Eylül’deki kurtuluş yıldönümü töreninde dedi ki;

100 yıl önceydi. Bu toprakları yönetenler gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindeydi. Gençleri, kadınları, çocukları, geleceği hiç düşünmediler. Saraylarındaki saltanatı korumak için bütün bir milleti ateşe attılar. Yine o sabah, tam da bu bulunduğumuz yerden, Kordon boyundan göğü yırtan bir ses yükseldi. O ses, sadece bir kurşunun sesi değil, İzmir’den tüm Anadolu’ya yayılacak bir direnişin müjdecisiydi.”

Bu sözler üzerine iktidardaki Cumhur İttifakı kıyameti kopardı. Sanki Soyer tüm Osmanlı’yı suçlamış gibi, Osmanlı üzerinden Vahdettin ve şurekâsını ibra etmeye çalıştılar.

Sadece iki ismin tepkisini hatırlatalım.

Erdoğan, “Be haddini bilmez ahlâksız, sen İzmir’i sen sel afetinden kurtaramıyorsun. Sen İzmir’i, körfezi pis kokulardan kurtaramıyorsun. Acaba diktiğin ne var? Dikili taşın ne? Onu söyle. Sen Osmanlı’ya hakaret edecek hadde ne zaman ulaştın? Bunun babası da aynıydı, kendisi de öyle.” diye konuştu.

Hızını alamayıp şunları da söyledi:

Bu adamın istikameti filan yok. Bu, pusulayı şaşırmış ve terbiyeden uzak. Tarihini hakaretle ifade etmeye çalışan bir insan, bir defa bu milletin bir evlâdı olamaz. Bu millet, bu ecdatla anılıyor. Bu ecdatla şu anda biz iftihar ediyoruz… Tabii bunların üzerine gitmemiz lâzım. Yani bu meydan o kadar boş değil. Bunu bilmeleri gerekecek. Ecdadımıza eğer lâyık olacaksak bunlara hukuk çerçevesinde gereğini yapmamız lâzım.”

Muhalifken, AKP’yi sık sık Vahdettin’in Sadrazamı Damat Ferit Hükümeti’ne benzeten Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise Tunç Soyer’e şu suçlamaları yöneltti:

Ecdadımıza ve tarihimize hakaretler edilmektedir. Vatan topraklarına kanlı çizmeleriyle basan müstevlilere tek kelime edemeyen bugünün işbirlikçi siyasetçilerin, 9 Eylül 1922 tarihinin 100’üncü yıl dönümünde tarihimizi düşman gözüyle yorumlaması iflah olmaz bir cahillik, tedavisi imkânsız devşirme hastalığıdır… Elbette dün içimize fitne sokmaya çalışan tekfurlara, Türk Milletini yok etmeyi hedefleyen zalim ve zillet emellere nasıl muktedir duruş gösterilmişse, bugün de bu büyük milletin iradesinin yeniden şahlanarak hak edenlere Osmanlı’nın şamarını indireceği muhakkaktır.”

Bir başka konuşmasında da; “Son günlerde tarihimizi tartışmaya açma girişimleri, ecdadımız üzerinde kuşku uyandırma densizlikleri vahim bir insafsızlık, vandal bir ilkesizlik düzeyine ulaşmıştır… Dünyanın hiçbir yerinde milli kimliğe ve tarihi köklere bu denli saldırgan, bu denli tahammülsüz hain ve haşarat yığını görülmemiştir… Biz tarihimizi ve ecdadımızı ideolojik gayelerle suçlama yarışına giren köksüzlere müsaade etmeyiz, hepsinin birden alnını santim santim karışlarız.” dedikten sonra Vahdettin’e şöyle sahip çıktı:

Türk hakanları arasında hıyanete teşne tek bir isim gösterilemez. Sultan Vahdettin’in eksiği, gediği, kusuru olsa da, asla hain değildir. Ve Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Mücadele yolunu açan, kimliksiz, kişiliksiz, edepsiz İzmir Belediye Başkanı’nın küstahça sövdüğü Osmanlı İmparatorluğu Padişahından başkası değildir… İzmir’in meşrebi ve mensubiyeti ağır yaralı belediye başkanı ne öğrenmişse zalim babasından öğrenmiştir.”

T.C. Vatandaşı Papaz Ne Yaptı?

Tunç Soyer’e gösterilen bu tepkiler üzerinden şuraya geleceğiz:

Biliyorsunuz; ABD Rum Ortodoks Kilisesi’nin bir Başpiskoposu var. Adı Elpidophoros Lambriniadis. İstanbul’da doğdu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.

2019’a kadar hem sözde Bursa Metropoliti hem de kapalı Ruhban Okulu’nun müdürüydü. Fener Rum Patrikhanesi tarafından ABD’ye atandı. Gittiği günden beri de Türkiye karşıtı her faaliyette en ön planda. Kıbrıs’ta işgâlci olduğumuzu öne sürdü… Sözde Pontus soykırımı mesajları yayımladı… Ayasofya’nın camiye çevrilmesine karşı kampanyalar düzenledi… İstanbul için Konstantinopolis, Fener Rum Patrikhanesi için Ekümenik dedi.

Son olarak Miçotakis’in, Erdoğan’ı çok öfkelendiren ABD ziyaretinde, Beyaz Saray’daki resepsiyonda baş köşede ağırlandığında, Yunanlıların Osmanlı İmparatorluğu’na kanlı isyanını övüp Biden ile Miçotakis’e, “Ekümenik Patrikhane’ye güçlü desteklerinden” dolayı teşekkür etti ve Yunanca “Zito i Ameriki, Zito i Ellada- Yaşasın Amerika, Yaşasın Yunanistan” diye haykırdı.

İşte iktidar Tunç Soyer’e o tepkileri gösterirken Elpidophoros Lambriniadis, Rum-Yunan’ın Küçük Asya Felâketi dediği Milli Mücadele’ye ilişkin bir Başpiskoposluk genelgesi yayımladı.

Küçük Asya Holokostunun anılması başlıklı genelgede özetle şu hezeyanlara yer verildi:

Bu Eylül ayı, kayıplar ve yıkımlar nedeniyle katlanılması zor olsa da, bizi bir halk olarak tanımlayan anma törenleriyle doludur. 11 Eylül’ün yirmi birinci anma gününü geride bıraktık ve şimdi de, çok sayıda cana mal olan ve Pontos’taki Hellespont (Çanakkale Boğazı) ile Küçük Asya kıyılarındaki Yunanlıların çehresini değiştiren Küçük Asya holokostunun yüzüncü yıldönümündeyiz. Anadolu’nun dört bir yanında nefret ve zulüm ateşleri, şehirleri ve binlerce yıldır var olan Helen medeniyetini küle çevirdi. Bir milyondan fazla insan evlerini terk etmek ve hayatlarını yeniden kurmak zorunda kaldı. Bu, dünyanın dört bir yanına ulaşan Yunan diasporasını yaratan ruhların dağılmasının başlangıcıydı. Başpiskoposluk olarak, 2022 yılını en kutsal Ekümenik Patrikhanemizin bir Piskoposluğu olarak Kilisemizin 100’üncü yılını kutlamakla geçirdik. Ancak Başpiskoposluğumuzun kuruluşu büyük ölçüde Küçük Asya Felaketine pastoral bir yanıttı. Ana Kilise, çocuklarının alt üst olduğunu ve dört bir yana dağıldığını gördü. Kalbi kırılmıştı ve hayatta kalıp bu kutsanmış kıyılara ulaşanlara şifa getirmek için Büyük Kilise, onların hayatlarını yeniden inşa edebilmeleri için Amerika’nın dini yaşamını [Ortodoks kilisesini] doğrudan kendi bilge ve anaç gözetimi altına almıştır. Bu nedenle; bir Başpiskoposluk olarak, Küçük Asya holokostunu hatırlamak konusunda daha da büyük bir sorumluluğa sahibiz, çünkü kökenlerimiz onların külleri ve gözyaşlarıyla karışmıştır.”

İşgâlci Yunan Askerlerini Karşılayan Papaz

Dahası var.

Sözkonusu genelgede; İzmir’in işgâli sırasında Yunan askerlerini karşılayıp kutsayan ve “Türkleri öldürmenin görev” olduğunu bildiren dönemin İzmir Metropoliti Hrisostomos’tan şöyle söz edildi:

Bizler, Vahiy Kitabı’nda adı geçen ve Rab’bin ‘Ölüme kadar inançlı kal, sana yaşam tacı vereceğim!’ (Vahiy 2:10) dediği bu muhteşem şehrin yakılmasından önce şehit olan Smyrnalı Metropolit Hrisostomos’un önderliğindeki şehitlerin kanı üzerine inşa edildik… Bu nedenle, özellikle bu yüzüncü yılda, kaybedilen kişileri ve kaybedilen şeyleri hatırlayalım ve onlar adına Rab’be dualar sunalım.”

Miçotakis’i Kutsandı

Papaz Elpidophoros Lambriniadis, geçtiğimiz günlerde BM Zirvesi için ABD’de olan Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in huzurunda New York’taki Yunan diasporasının temsilcileriyle bir araya geldiğinde de, Tanrı’dan Miçotakis’i, hükümetini ve dünyadaki Yunanlıları kutsamasını dilediklerini söyledi.

Miçotakis ise yine Doğu Akdeniz konusunu gündeme getirip, Batı’nın Ukrayna’da saldırgan Rusya’ya karşı savaş yürüttüğü bir zamanda, NATO’nun güneydoğu bloğundaki bir başka jeopolitik istikrarsızlık kaynağı, ihtiyacımız olan son şey diyerek Yunanistan’ın, ABD ile ittifakının tüm zamanların en yüksek seviyesinde olduğunu vurguladı. Miçotakis, Kıbrıs yarasının hâlâ açık olduğunu belirtirken de, Türk işgâli ardından geçen 48 yılın sonunda Ada’nın birleşme sorununun henüz çözülemediğinin unutulmaması gerektiğini” vurguladı.

Patrik de Olursa Tamamdır!..

Tekrar altını çizelim; bu icraatları yapan Papaz Lambriniadis bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve her fırsatta elini kolunu sallayarak İstanbul’a gelip gidiyor.

En önemlisi; kendisine, Bartholomeos’tan sonraki Fener Rum Patriği gözüyle bakılıyor.

Ankara’nın, vazgeçtik bu Papazı T.C. vatandaşlığından çıkarmasını, şu ana kadar aleyhinde tek bir kelâm etmemesini neye yormak gerekir?

Anlaşılan, güçleri sadece Tunç Soyer’e yetiyor!..

Bahçeli’nin ifadesiyle; bu mudur, tarihimizi, ecdadımızı suçlayanların alnını santim santim karışlamak?!

Müyesser YILDIZ
25 Eylül 2022

Kategori:Uncategorized