İçeriğe geç

İşte Acılı Eşin 5 Doktor Hakkındaki Suç Duyurusu!..

Türkiye günlerdir Sincan Cezaevi’nde hayatını kaybeden emekli Korgeneral Vural Avar için ölümünden sadece yaklaşık 1 ay önce verilen, “Hayati tehlikesi yok. Cezaevinde kalabilir.” şeklindeki raporu konuşuyor.

Merhum Vural Avar’ın avukatı Ümit Kara, bugün Kocatepe’deki cenaze törenine, işte bu raporu hazırlayan doktorlar hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusuyla geldi.

Av. Kara, müşteki ve mirasçısı sıfatıyla Avar’ın eşi Tuna Avar adına yaptığı suç duyurusunda, davanın konusu ve olayın özetini aktardıktan sonra madde madde şu açıklamalarda bulundu:

1- Tutulduğu cezaevi koşullarında cezanın anlam ve sonucunu idrak edememesi ve bir dizi nörolojik ve psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle yaşam tehlikesini içeren sağlık sorunları olan müvekkilimin yakınları, en son 6 Ekim 2022 günü tarafımı telefon ile arayarak; hükümlünün bugünkü görüşte algılarının son derece zayıf olduğunu, iletişimde insicamı kaybettiğini, sohbette akıcı geri bildirim yapamadığını, konuşmada kendinde olmadığını, zaman zaman etrafındakileri tanımadığını, hatta koğuş arkadaşları olan emekli askerlerin de doğrudan gözlemlerinde öz bakım becerilerini yitirdiğini ifade ettiklerini…” aktarmıştır.

2- Müvekkili vekili olarak 30 Eylül 2022 günü öğleden sonra rutin ziyaretine giden tevkil yetkili avukatı da şahsımla yaptığı konuşmada, cevap vermekte zorlandığını, hukuki konuları da hiçbir şekilde idrak edemediğini, tutarsız cevaplar verdiğini, konuşmaların anlam ve önemini kavrayamadığını, muhataplarını tanımadığını, infaz personeli ile iletişimde zorlandığını, koğuş arkadaşları ile ortak yaşamı kestiğini, yeme istek ve dürtüsünü yitirdiğini, zaman zaman yemeklerin dokunulmamış halde olduğu, son olarak hükümlünün üst solunum yolu rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldığı ancak rutin kontrollerinin yapılarak cezaevine geri getirildiğini” anlatmıştır.

3- Müvekkil, sağlık koşulları açısından cezaevi şartlarında sürekli olumsuzluklar yaşamıştır. Artık kapalı yerde kaldığının dahi farkında olmadan devamlı uyumuş; kalkmak, TV izlemek ve sohbet etmekten imtina edip odasında kalmak istediğini ifade etmiştir. Oysa götürüldüğü yer sağlık kontrollerinin yapıldığı hastanedir. Hükümlü bunun ayırdında olmadığı için vekil olarak bu hususta İnfaz Savcılığı ve Cezaevi İdaresine başvuru yapılmıştır.

4- Öte yandan infaza ara vermede aşağıdaki ilkelerin de dikkate alınmasının; Devletin, hükümlülerin sağlıklarını koruma yükümlülüğü bakımından oldukça zaruri olduğu tarafımızca ifade edilmiştir:

a. Malum olduğu üzere insan hakları bağlamında ağır hasta olan müvekkilin cezaevinde tutulması, bazı koşullarda AİHS’nin 3. Maddesi ve Anayasa’nın 17. Maddesindeki kötü muamele yasağını ihlâl edebilecek niteliktedir.

b. AİHM Kudla/Polonya kararında; hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin, insan onuruna uygun tutukluluk koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan tedbirlerin uygulanma koşullarının, kişiyi sıkıntıya ya da tutsaklığa bağlı kaçınılmaz üzüntü seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini belirtmiştir.

c. Yine bu kararda; devletin kişiye gerekli tıbbi yardımı sağlamak suretiyle, sağlık ve refahının yeterince sağlandığını güvence altına almakla yükümlü olunacağı belirtilmiştir.

5- AİHM Mouisel/Fransa kararında ise; doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının, yetkililerin sorumlu tutulabileceği tutsaklık koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması halinde, bu durumun Sözleşmenin 3. Maddesi kapsamına girebileceğini ifade etmiştir.

6- Ayrıca Mouisel/Fransa kararında AİHM; hastalığının ilerlemesinden dolayı başvuranın durumunun devam eden tutsaklık açısından giderek daha da uygunsuz olmasına rağmen, cezaevi yetkililerinin herhangi bir özel tedbir almadığını belirterek başvuranın şartlı tahliyesine kadar geçen süre bakımından Sözleşme’nin 3. Maddesinin (İnsanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı) ihlâl edildiğine karar vermiştir.

7- Ashot Harutyunyan/Ermenistan AİHM; Sözleşme’nin 3. Maddesinin (insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı) ihlâl edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, özellikle başvuranın muzdarip olduğu ciddi rahatsızlıklar göz önünde bulundurulduğunda, düzenli bakım ve gözetime ihtiyaç duyduğunun açık olduğunu kaydetmiştir.

8- Yine Gülay Çetin başvurusunda AİHM, yargı makamlarının, mevzuatta hüküm olmadığı gerekçesine dayanarak ağır hastalığı olan tutuklunun tahliye talebinin sağlık durumunun ciddiye alınmayarak reddine karar vermelerinin kötü muamele yasağının ihlâli sonucunu doğurduğuna karar vermiştir.

9- Bu kararda AİHM, ayrıca başvurucunun hükümlüler için öngörülen düzenlemelerden sağlık hakkından yararlandırılmamasının, sözleşmenin 14. Maddesinde belirtilen ayrımcılık yasağını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

10- Association X./Birleşik Krallık; L.C.B./Birleşik Krallık davalarında AİHM; Sözleşme’nin 2. Maddesinde düzenlenen yaşam hakkı, taraf devletlerin yalnızca kasıtlı ve hukuka aykırı olarak bir kimsenin hayatına son vermekten kaçınmasını öngörmekle yetinmemekte, aynı zamanda yargı yetkisi altında bulunan kişilerin hayatını korumak için uygun önlemleri almasını da gerektirdiği hususu, 7 Ekim 2022 tarihli başvurumuzla İnfaz Savcılığı’na iletilmiştir.

11- İnfaz Savcılığı bu başvurumuz üzerine müteveffa hükümlüyü 27 Ekim 2022 tarihinde tetkik ve tedavi için Ankara Şehir Hastanesi’ne sevk etmiştir.

12- Burada önce kalp damar hastalıkları hastanesinde tedavisi yapılıp kaburga zedelenmesi tespit edilen hükümlü, tedavisini müteakip Sağlık Kurulu’na sevk edilerek infaza ara verme işlemleri başlatılmıştır.

13- Fail bölümünde yer alan ve hekimlik yeminlerine aykırı kanaatler açıklayan hekimler muayene ve tetkikler sonucunda hükümlünün sağlam olduğunu ifade etmişlerdir.

14- Adı geçen hekimler, Ankara Şehir Hastanesi’nde yapılan sağlık kontrollerini müteakip Ankara Şehir Hastanesi Sağlık Kurulu’nun 22 Kasım 2022 tarih ve 15836 sayılı Kurul raporunda; müteveffanın gerçek durumuyla bağdaşmayan, cezanın cezaevinde infazı halinde hayati bakımından bir tehklike arz etmediği” ifade edilerek hükümlüyü ölüme götürecek taraflı, kasten gerçeğe aykırı rapor düzenlenmesine neden olmuşlardır.

Av. Ümit Kara, tüm bu açıklamalardan sonra; fail” olarak nitelendirdiği Ankara Şehir Hastanesi doktorları Mehmet Keşkek, Ali Sami Berçin, Ali Utkan, Cemile Sevgi Polat ile Şule Bilen hakkında gerekli soruşturmanın yapılıp, görevi kötüye kullanma ve re’sen tespit edilecek diğer suçlardan” kamu davası açılmasını istedi.

Bu suç duyurusu önemlidir. Bizler de Vural Paşa’nın anısına ve kamu adına peşini bırakmayalım!..

Müyesser YILDIZ
22 Aralık 2022

Kategori:Uncategorized