
Bu haber güncellenmeye devam etmektedir.
Yeniden görülen Bora Kaplan suç örgütü davasında sanık ve müşteki olan eski KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, üstlerinin kanunsuz emir verdiği imasında bulunurken, dün gece bu soruşturma dosyasının birtakım gazetecilere verildiği bilgisini edindiğini açıkladı. Dün savunmasını yapan, dönemin Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in avukatı Cengiz Varol da eski Ankara Cumhuriyet Başşavcısı, Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman’a Bora Kaplan tarafından alındığı öne sürülen araba dekontunun şantaj amaçlı oluşturulmuş olabileceğini söyledi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen dava, savunmasını dün yapan dönemin Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in avukatı Cengiz Varol’un savunmasıyla başladı.
Olayın açık olduğunu, organize suç örgütü olduğu iddia edilen bir yapının, devletin istihbarat örgütünün notlarına göre yargının en üst kademelerine, siyasete, hatta medyaya sızdığını anlatan Av. Varol şöyle devam etti:
“Zaten Al Capone’den beri suç örgütlerinin çalışma şekli budur. Yoksa bu kadar rahat at koşturamazlar. Anladığımız kadarıyla devlet, bütün kolluğu değiștirip bu yapının üzerine gidilmesi talimatı verilmiş. Bu operasyonu yapan polis arkadaşlarım gözaltına alındığında yanlarındaydım. Savcılara, ‘Bunların hükümete, bir partiye darbe yapacağına inanırsanız suç örgütleriyle mücadele edecek kimseyi bulamazsınız. 5 kişinin darbe yapacağına inanılacaksa; o zaman bu devlet yıkılsın, hep birlıkte Yunanistan’a gidelim’ diye yalvarmıştım. Fakat örgüt başarılı olmuş, polislerin haysiyetiyle oynanmıştır.”
Av. Varol, Serdar Sertçelik’ın “Yüksel Kocaman’dan ne istediklerini anlamadım” dediğini hatırlatırken, Kocaman’a alınan aracın dekontunun ortaya çıktığını ve Bora Kaplan’ın bu ödemeyi yapan kişinin çalışanı olduğunu kabul ettiğini söyledi.
Bunun üzerine Bora Kaplan, “Ne zaman çalışanım demişim” diye bağırdı. Mahkeme Başkanı da, “Bir daha olursa uyarmam.” uyarısında bulundu.
Bu arada Av. Varol, sözkonusu dekonttan Yüksel Kocaman’ın haberinin olmayabileceğini ve dekontun ileride şantaj amaçlı kullanılmak üzere oluşturulmuş olabileceğini de kaydetti.
Amirlerini Suçladı
Av. Cengiz Varol’dan sonra, dönemin KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner’in savunmasına geçildi. Tunceli’den SEGBİS’le bağlanan ve daha önceki ifadelerini tekrarlayan Öner, M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’le hiç görüşmediğini, iletişim kurmadığını ve ilk kez burada SEGBİS’ten gördüğünü vurguladıktan sonra “Tanımadığım gizli tanığı, tanımadığım kişilerle nasıl kaçıracağım?” diye sordu. Amirleri ile aralarında mesleki etik problemlerinin büyümesi üzerine şubeden ayrılmak istediğini belirten ve amirlerinin kanunsuz emir verdiği imasında da bulunan Öner, şunları anlattı:
“Bir gün Murat (Çelik) müdürüm beni odasına çağırdı. Odada Cengiz Haliç vardı. Müdürüm bana ‘Avukat Cengiz Haliç’i tanıyor musun?’ dedi, ‘Tanımıyorum’ dedim. O da beni tanımadığını söyledi. Müdürüm ‘Nasıl tanımazsınız birbirinizi?’ dedi. Bir gün de ‘Şahin Turgut’u tanıyor musun?’ dedi. ‘Tanımıyorum’ dedim. Tanımak zorunda mıyım? Müdürüm burada doğru bir şey söyledi, yöntemlerimizin uyuşmadığı hakkında. Sizin suç örgütü mensuplarını tanıma şekli ile benim tanıma şeklim farklı. Ben, devletin verdiği donanımla tanıyorum. Böyle bir Organize müdürüyüm. Suçlularla kişisel bağ kurmuyorum, böyle bir yöntemim yok benim. Murat Müdür, ‘Sanık Bora Kaplan’ın dosyasında bazı isimler geçiyor; tabi sen biraz ayak sürüyorsun galiba bunların isimlerini görünce’ dedi. Ben de ‘Öyle şey mi olur? Benim görev dışında bir bağım yok’ dedim.”
Mahkeme Başkanı, bu isimleri söylemesini isteyince Öner, “Alp Aslan, Serdar isimli polis memuru, Kürşad isimli müdür” karşılığını verip şöyle devam etti:
“Şöyle bir olay daha var; Kürşat müdürle ilgili iki olay vardı. Biri özel hayatıyla ilgili, diğeri silah tezkere ruhsatlarıyla ilgiliydi. Bu konuda ișlem yapılması talimatı verdim. Pat, bu kişi öfkeyle şubeye geldi. Murat müdür, ‘Bu bizim kardeşimizdir, iftira atmışlardır.’ dedi. Açığa alındığım gün ilk mesajı o attı, ‘Noldu Kerem’ diye… Bari teknikte tanıdığım komiseri tutmalarını istedim. Ama illa birini koyacaklar. O zaman ip koptu. KOM Daire Başkanı Şükrü Yaman’a gidip yardım istedim. Yetmedi, Vali Yardımcısı Abdullah Bey’e gittim. Müdür aradı, yanına gittim, ‘Kerem büyük bir operasyon yaptık, sorunlar da büyüdü. Seni şubeden alacağım, birkaç ay bekle.’ dedi. Sonra da açığa alındım zaten.”
Çapraz sorgusuna geçildiğinde Kerem Gökay Öner, Mahkeme Başkanı ve avukatından başkasının sorularını cevaplandırmak istemediğini bildirdi.
Savcı soru sormaya başladığında Öner aynı cevabı verince Başkan, soru soranın savcı olduğunu belirtti. Bunun üzerine Öner, özür dileyerek SEGBİS’ten göremedığini söyledi. Öner, savcının, “Murat Çelik’ten kanunsuz emir gelebileceğini düşünmenizin sebebi neydi?” şeklindeki sorusunu, “Personelimi seçemiyordum. Hiçbir üst astın, hiçbir ast da üstün yerine geçip ișlem tesis edemez. Şube müdürü olarak adli sorumluluğum olduğu için bunların artabileceğini düşündüm” diye cevaplandırdı.
Yine savcının sorusu üzerine Öner, Esenboğa’daki operasyon görüntülerini kimin çektiğini ve kimin medyaya vermiş olabileceğini, olay yerinde olmadığı için bilmediğini, zaten operasyon görevlendirmesini de kendisinin yapmadığını kaydetti.
Kerem Gökay Öner, avukatı Suna Öztaşdönderen’in soruları üzerine; operasyonun yerinde ve gerekli olduğunu, ama gözaltı işleminin il müdür yardımcısı tarafından yapıldığını daha önce görmediğini, Alp Aslan’la özel bir tanışıklığı olmadığını ve Şevket Demircan ile Serdar Sertçelik’in görüşmelerinden, ses kayıtları internete düşüp etrafındaki ınsanlar “Ne oluyor?” diye sorunca haberdar olduğunu anlatarak, “Bu sorunun cevabını ben de bilmiyorum.” dedi.
Müyesser YILDIZ
10 Nisan 2026