İçeriğe geç

Bora Kaplan Davası: “Başsavcı Vekili İki İsmi Gözaltı Listesinden Çıkardı”

Bora Kaplan suç örgütü davası sanıklarından M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik, kendisine ait olduğu öne sürülen buluntu telefonlardaki mesajlar ve maillerin gönderildiği tarihlerde Macaristan’da telefon ve internet erişimi bulunmayan yüksek güvenlikli cezaevinde tutuklu olduğunu belirterek, bu durumun Macaristan makamlarından sorulmasını istedi.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi’ndeki duruşma salonunda görülen davanın bugünkü celsesinde müşteki/sanık Komiser Gökhan Karaca’nın savunması alındı.

Karaca’nın savunmasından önce söz isteyen Serdar Sertçelik, kendisine ait olduğu iddia edilen buluntu telefondaki paylaşım ve maillerin yazıldığı tarihlerde Macaristan’da telefon ve internet erişimi bulunmayan yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutuklu olduğunu anlatıp, “Bu durumun Macaristan makamlarından sorulup dosyaya kazandırılmasını istiyorum.” dedi.

Gökhan Karaca savunmasında KOM Şube’ye Bora Kaplan operasyonu başladıktan 10-15 gün sonra atandığını ve şubeden sadece Ufuk Gültekin’i tanıdığını anlatıp 24 Kasım’a yapılan ikinci operasyon hakkında şu dikkat çekici iddiayı dillendirdi:

“Operasyondan iki gün önce soruşturma dosyasından sorumlu Başsavcı Vekili Ahmet Yıkılmaz’ın odasında toplantı yaptık. Bora Kaplan’ın kardeşini şüpheli olarak değerlendirmiştik, ama Başsavcı Vekili çıkarttırdı. Aynı şekilde Av. Cengiz Haliç için ‘Bora Kaplan’la avukat-müvekkil ilişkisi vardır, çıkarın.’ dedi. Listedeki şüpheli sayısı 15-16 kişiye düştü.”

Semih Arslan Olayı ve Sertçelik’in Doktor Raporu

Kendisinin Mahfuz Tatar cinayetiyle ilgili soruşturmayı yürüttüğünü belirten Gökhan Karaca, “Semih Arslan’ın olayını da intihar olarak değerlendirdik, ama Yelda isimli bir şahıs var, Esat’taki dosyasına baktık. Elbette Bora Kaplan’ı sevmeyenler de vardır ve aleyhine ifade verebilirler. Biz de intihar olarak değerlendirdik. Hiçbir üstümden cinayet olarak değerlendirilmesi için talimat almadım. Alsam da yapmazdım.” dedi.

Gökhan Karaca, Serdar Sertçelik için doktordan alınan, “Gözaltına alınmasında sakınca vardır” şeklindeki raporla ilgili olarak da şunları söyledi:

“Yetki tamamen adli makamlardadır. Savcı Mustafa Kaya’nın açıklamalı talimatında, ‘Eğer tutuklanırsa, infaz kurumunun doktorundan da bir rapor alınacak’ bölümü de vardı. Hastanedeki doktora baskı yapmakla suçlanıyoruz. Eee, infaz kurumundaki doktora da mı baskı yapacaktık? İmalarla, bir şeylerle, 2 yıldır bunu açıklamaya çalışıyorum.”

Karaca, şüphelilerin adliyeye sevki sırasında yaşanan ilginç bir olayı ise şöyle aktardı:

“Bende Serdar Sertçelik ile bir ikisi firarda olan 16 kişi vardı. Mahkeme Başkanı sorgu sırasında bizleri çağırdı, 1-2 isim sordu. Bunlardan birisi Tansel Aktan’dı. Bu ismi şüpheli olarak değerlendirmemiştik, ama savcı değerlendirip mahkemeye sevk etmiş. Mahkeme Başkanı ile anlaşamadık, ‘Benim listemde yok, ben onlara operasyon yapmadım.’ dedim. Mahkeme Başkanı, eksiklikleri gidermek üzere dosyayı iade etti.”

Mahkeme Başkanı’nın, o hakimin kim olduğunu sorması üzerine, “10.Sulh Ceza Hakimi” cevabını veren Karaca, savunmasını şu ifadelerle tamamladı:

“Ben sadece işimi yaptım. Ne Şahsi kin ne çıkar güttüm. Hukukun dışına da çıkmadım. Neye, kime darbe yapmışız; aklımın ucundan geçmez.”

Bora Kaplan’ın avukatlarından Rıdvan Şahin’in, “Semih Arslan olayını intihar olarak değerlendirip hakkaniyetli bir şekilde dosyaya geçirmediğinizi söylediniz; ama daha sonra iddianamede bu olay cinayete dönüştü. Savcı Mustafa Kaya’nın Metehan İlkyaz’a, ‘Bir uzman bulun, cinayet derse tutuklama kolay olur’ şeklinde talimatı var. Eğer bir kötü niyet yoksa, bu olay fezlekede nasıl cinayete dönüştü?” sorusunu yöneltti.

Gökhan Karaca da, “Sadece bu soruya cevap vereceğim.” dedikten sonra avukatın söylediklerini ya dinlemediğini ya da yanlış anladığını belirterek kendisinin Yelda isimli şahsın olayından söz ettiğini söyledi.

Mahkeme Başkanı’nın, Karaca’nın diğer soruları cevaplandırmayacağını bildirmesini tutanak altına alması sanık avukatlarının tepkisine yol açtı. Avukatlar soru sormak istediklerini, cevap vermese de bunların kayda geçmesi gerektiğini bildirdi; ancak Başkan, Gökhan Karaca’nın avukatının savunmasına geçti.

Karaca’nın avukatı, Serdar Sertçelik’in, buluntu telefonun sahte olduğu iddiasına karşılık; “Niyet okuma olacak; ama Serdar Sertçelik, sürecin her aşamasında A, B, C planları olan bir insan. Büyük ihtimalle döneceğini bildiği için bu telefonu gönderdiğini düşünüyorum. Telefondaki yazışmaların doğru olduğu başkaca delillerle de desteklenmiştir. Emniyet Kriminal ve Jandarma Kriminal’in üstünde inceleme yapacak başka bir kurum yok.” değerlendirmesini yaptı.

“Olumsuz” Jargonu

Müşteki/sanıklardan Komiser Metehan İlkyaz da Ağustos 2023’te Diyarbakır’dan Ankara’ya atandığını, daha önce Ankara’da hiç çalışmadığını, KOM Şube’deki görevine ise Bora Kaplan’ın gözaltına alınmasından bir gün sonra başladığını, ortalık çok karışık olduğu için 18 Eylül’e kadar idari büroda görevlendirildiğini, daha sonra ekipler amirliğine getirildiğini, ekipler amiri olarak görevlerinin sahadaki yakalama, gözaltı, doktor raporu alma işlemlerini yapıp bunları ilgili birime teslim olduğunu, bunun dışında sorgu, ifade, savcıdan talimat alma gibi yetkileri bulunmadığını vurguladıktan sonra özetle şunları anlattı:

“Serdar Sertçelik’in gizli tanık olduğundan haberim bile yoktu. Çünkü bize söylenmezdi. Serdar Sertçelik’in işlemleri yapıldıktan sonra onu Adliye’ye götürdük. Ev hapsi verilince de evine götürdük. Bundan sonra yan yana, yüz yüze gelmedik. Şevket (Demircan) Müdür’ün talimatı ile, iletişim için abisine telefonumu verdim. İki üç gün geçmişti, muhtemelen telefonumu abisinden temin ederek beni aradı, Şevket Müdür’e ulaşamadığını söyledi. Şevket Müdür’e ilettim, o da telefon numarasını Ufuk Komiser’e vermemi istedi. Serdar Sertçelik’in firar ettiği gün tüm gün Adliye’deydim. Ertesi gün Şevket Müdür’ün talimatıyla Serdar Sertçelik ve diğer firarilerin gidebilecekleri yerlerin kontrolünü yaptık. Her gün verilen adreslere ekip gönderdik. Biz sadece bize verilen istihbari bilgilere göre araştırma yaparız.”

Mahkeme Başkanı, Metehan İlkyaz’a, “Serdar Sertçelik’in firarını araştırırken ne gibi bilgiler, talimatlar verildi; ne tür araştırmalar yapıldı? Evinden nasıl gittiğini araştırdınız mı? Araç, HTS bilgisi verildi mi?” sorularını yöneltti.

İlkyaz, “MERNİS’te kayıtlı adreslerine; abisinin, annesinin, eşinin evlerine ve gidebileceği yerlere baktık. Evinden gitme şekliyle ilgili istihbari çalışmaları Kerem (Gökay Öner) Müdür yaptı.” derken, soruları “Hayır” yerine “Olumsuz” ifadesiyle cevaplandırınca Mahkeme Başkanı, “mOlumsuz’ sizin jargonunuz.” uyarısında bulundu.

Başkan, telefonuyla ilgili Jandarmanın teknik inceleme raporuna ne diyeceğini sorduğunda da İlkyaz, şifresini verdiği halde rapora “Şifresini vermediği için inceleme yapılamadı.” diye yazıldığını bildirdi.

Savcı da, Serdar Sertçelik’in evinin civarında ekibi olup olmadığını sorunca şu diyalog yaşandı:

İlkyaz: Olumsuz. Hayır.
Savcı: Şahsın kaçabileceğini düşünüp neden tedbir almadınız?
İlkyaz: Amirlerim talimat vermedikçe ben kendiliğimden böyle bir tedbir alamam.
Savcı: Amirlerin kim?
İlkyaz: Kerem Müdür, Şevket Müdür.
Savcı: Yani “Bu süreci bu iki isim yönetti” diyorsun.
İlkyaz: Doğrudur.
Savcı: Başkasının dahli var mı?
İlkyaz: Olumsuz.

Metehan İlkyaz’ın ardından savunma yapan Avukatı Nuri Kılıç, faraziyelerle hazırlanmış iddianameyi kabul etmediklerini söyledi.

Serdar Sertçelik Yalan Söylüyor

Duruşmanın öğleden sonraki bölümü Serdar Sertçelik’in KKTC’den gelmesini ve polislerle irtibatını sağlayan tutuksuz sanık Nurullah Özgür Kopuk’un savunmasıyla başladı.

Savunmasına, “Serdar Setçelik anlatmasa da ben anlatacağım” diyerek nasıl tanıştıklarını anlatan Kopuk, KOM’la ilişkisine dair de şunlara söyledi:

“KOM’dakilerle bir araba nedeniyle tanıştım. Onlar da beni, adını vermek istemediğim birisiyle tanıştırdı. Bu kişi beni dolandırınca şikayet için KOM’a gittim. Ama bana kötü muamelede bulundular. Bu ekip değişince şikayetçi oldum.

Bora Kaplan operasyonundan sonra Serdar Sertçelik beni arayıp, ‘Bizden şikayetçi olmuşsun. Beni söyle, anlatacaklarım var’ dedi, ben de ilettim. Bir iki gün sonra Şevket Müdür, ‘Bağla bakalım ne konuşacak’ dedi ve görüştürdüm. Sonraki tüm görüşmeleri de benim Instagram’ımdan yaptılar. Serdar Sertçelik gelmiştir, gitmiştir, gizli tanık olmuştur, kacmıştır; bilmiyorum. Ta ki, yurtdışında Erk Acarer isimli birisine konuşunca öğrendim. Amacı, beni örgütün 1 numaralı hedefi haline getirmekti, başardı da. Ben bu dosyaya Serdar Sertçelik yüzünden sokuldum. Bora Kaplan’ı tanımam, Serdar Sertçelik bilerek, isteyerek yaptı. Ben sadece vatandaşlık görevimi yaptım, devlete yardımcı olduğumu düşünüyorum. Namusum, şerefim üzerine yemin ederim, Serdar Sertçelik yalan sôylüyor.”

“Dağıtın… Geç kenara…”

Çapraz sorgusunda Mahkeme Başkanı, Sertçelik ile Kopuk arasındaki mesajlaşmaları okuyarak sorular yöneltince Sertçelik, bunların doğru olmadığını, o yüzden “iddia edilen yazışmalar” denilmesi gerektiğini bildirince Başkan, “Serdar bölmee” diye bağırdı.

Bir başka mesaj okunurken de Serdar Sertçelik’in yanındakilerle konuşması üzerine Mahkeme Başkanı, jandarmaya, “dağıtın” talimati vererek Sertçelik’in yerinin değiştirilmesini isteyip, “Geç kenara” derken Sertçelik’in, “Kerem Müdür’ü de yakmak istediler” dediği duyuldu.

O da “Sorulara Cevap Yok” Dedi

Kopuk da sanıklar ve avukatlarının sorularına cevap vermeyeceğini bildirdi, ama Bora Kaplan’ın avukatı Rıdvan Şahin, Şevket Demircan’la yazışmalarını okuyup, “Hangi siyasilerle görüştün, ne gibi yetkin var ki, Şevket Bey’e rahat olmasını söylüyorsun?” sorularını yöneltirken, Serdar Sertçelik, “Benim soru sormaya hakkım yok mu?” diye bağırdı.

Mahkeme Başkanı bir kez daha sorup Kopuk’un sorulara cevap vermeyeceğini tutanağa geçirince avukatlar yine tepki gösterdi. Av. Rıdvan Şahin, Serdar Sertçelik’e ait olduğu iddia edilen mesajlar okunurken, Kopuk’un Demircan’la yazışmalarının neden okunmadığını sordu.

Mahkeme Başkanı, “Bu mesajlar hangi raporda?” deyince Nurullah Özgür Kopuk, “Usulsüz ele geçirilen dijitaller efendim” karşılığını verdi.

Mahkeme Başkanı da, “Anlaşıldı, tartışma bitmiştir” deyince avukatlar bu dijitallerin getirtilmesi talebini yeniledi. Başkan, söz isteyen avukatların tutanağa geçirilnesini isterken Bora Kaplan’a, “Sen karışma” uyarısında bulundu.

Kopuk’tan sonra, Sertçelik’in kaçmasına yardımcı olmakla suçlanan Mustafa Çotuk savunma yaptı.

Serdar Sertçelik’in yakın arkadaşı olduğunu, 2-3 günde bir görüştüklerini, gizli tanık olduğunu bilmediğini söyleyen Çotuk şunları kaydetti:

“Bir gün İstanbul’a gitme planı yaptık. Gittik, aynı gün geri döndük. O, Şile’ye kız arkadaşının yanına gitti. Ayağında elektronik kelepçe yoktu. Vurulmadan en fazla bir hafta, 10 gün önce de görüşmüşüzdür. O sırada da elektronik kelepçe yoktu. Varsa da ben görmedim, belki de gizledi. Kolunda olsa belki görürdüm.”

Kılıçdaroğlu için “Tanınmış Kişi” Dedi

Sertçelik’in kaçmasına yardımcı olmakla suçlanan, dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanı Ramazan Kubat, daha önceki ifadelerini tekrarladığını bildirip, “Bu salonda Mustafa Çotuk ve avukatım dışında kimseyi tanımıyorum.” demekle yetindi.

Kubat, Mahkeme Başkanı’nın soruları üzerine şunları anlattı:

“Serdar Sertçelik’i tanımam. Tanısam onu da söylerdim. Daha önce 1-2 kez karşılaştık, ama İstanbul’a gitmeden 1-2 gün önce yolda karsılaşsak tanımazdım. O kadar yabancıyım ki, vurulduğunu bilmiyordum. Sadece İstanbul’a giderken konuşuldu. Mustafa Çotuk İstanbul’a gitmek için arabamı istemişti. Benim de işim vardı, birlikte gidelim dedim. Ayrıca eşimden ayrıldığım dönemdi. Bilirsiniz, kafam şeydi, dağılsın dıye gittim.

Serdar Sertcelik’in ne iş yaptığını falan, hiçbir şey bilmiyorum. Bilsem, gitmem mümkün değil. Akademisyenim, söylemek istemiyorum, başka işlerim var, tanınmış kişilerle çalıştığım için bunu yapmam hayatın olağan akışına aykırı.”

Ramazan Kubat’ın savunmasının ardından Mahkeme Başkanı, birleştirilen dosyalarla ilgili savunmaların tamamlandığını bildirerek İstinaf’ın kısmi bozma kararıyla ilgili savunmalara geçileceğini bildirdi.

Mütalaası sorulan Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Mahkeme karar için duruşmaya ara verdi.

Savcının mütalaasına karşı diyecekleri sorulan sanıklardan Bora Kaplan şunları söyledi:

“Savcı tanıklara baskı, tehdit gerekçesiyle tutukluluğun devamını ıstedi. Dosyada yalancı Erkan Doğan dışında tanık etkilemeye dair bir şey yok. Tahliye kararı verilse bile çıkmamız mümkün değil zaten. Adil yargılanma istedik. Dijitalleri istemekten dilimizde tüy bitti. Bu şartlarda kendimizi nasıl aklayacağımızı bilmiyoruz ki, bu şartlarda nasıl tahliye olalım?”

Serdar Sertçelik de iddialarını doğrulayacak en önemli delillerin polislerin mesajları olduğunu, ancak mahkemenin bunları getirtmediğıni ve incelemediğini vurgulayıp, “Zaten tahliye talebim yok.” dedi.

Mahkeme Başkanı ise dosyadaki tüm dijitaleri incelediğini belirtince Bora Kaplan bu dijitallerin dosyada olmadığını hatırlattı. Başkan da, “Sen karışma” diye tepki gösterdi.

Av. Rıdvan Şahin, sorularının kayda geçmemesini eleştirdikten sonra soru sormalarına izin verilmesini ve bunların kayıtlara geçirilmesini istedi.

Beyanların tamamlanmasının ardından Mahkeme Başkanı, tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar vererek, yarın devam etmek üzere bugünkü celseyi sonlandırdı.

Müyesser YILDIZ
14 Nisan 2026

Kategori:Uncategorized