
Bu haber güncellenmeye devam etmektedir.
İstinaf’ın kısmi bozma ve ilgili diğer davaların birleştirilmesi kararından sonra yeniden görülen Bora Kaplan suç örgütü davasında; dosyada isimleri çok sık geçen Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman, Yargıtay Savcısı Ahmet Yıkılmaz ve Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz’ın tanık olarak dinlenmesi istendi. Duruşma Savcısı da örgüt üyeliğinden tutuklu Fethi Koyuncu’ya, Serdar Sertçelik’le Tansel Aktan arasında geçen yazışmalarda yer aldığı belirtilen “Fethi hain çıktı” şeklindeki ifadeden kendisinin mi kastedildiğini, can güvenliğinden endişesi olup olmadığını sordu. Herhangi bir tehdit almadığını belirten Koyuncu, “Gizli tanık olan biri bana niye hain diyor, ona sorun.” karşılığını verdi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen davanın bugünkü dokuzuncu celsesi, sanıklardan Muhammet Kaplan’ın savunmasıyla başladı. İlk yargılamada; daha Serdar Sertçelik’in videoları, polislerin ifadeleri ve Nurullah Özgür Kopuk ortada yokken ne anlattıysa doğru çıktığını belirten Kaplan şunları söyledi:
“Nişanlımla gezerken 40 polisle evimi bastılar. Güya amcamın oğlu Adnan Kaplan, Erkan Doğan’ın dişlerini benim çektiğımi söylemiş. Kur’an çarpsın böyle bir şey yok. Bu arada Nurullah Özgür Kopuk aradı, ‘Murat Çelik’e yakınım, seni gizli tanık yapalım’ dedi. Kabul etmedim, yerimi söyledim, polisler geldi, ama beni yakalandı gösterdiler.”
Emniyette kötü muamele gördüğünü öne sürerken Murat Çelik, Şevket Demircan, Ufuk Gültekin ile şu anda yargılanan polisler arasında olmayan, ama fotoğrafı getirilirse teşhis edebileceği “kalıplı” bir polisi suçlayan Kaplan, komiser Metehan İlkyaz için ise “Bu çocuğun bir şeyi yok, ne küfür ne hakaret. Sohbet ederken 15 Temmuz fotoğraflarını nereden aldığımızı sordu, MİT’ten aldığımızı söyledim” dedi.
Muhammet Kaplan şöyle devam etti:
“O kalıplı polis Resul Aydoğdu’yla geziyordu. Beni içeri sokup ‘şu 16-17 sayfa ifadeyi ver, işine gücüne bak’ dediler. Kameranın önüne fırlayıp bu ifadeyi vermeyeceğimi söyledim. Resul Aydoğdu da yanıma gelip, ‘ya zaten senın söylediklerin’ falan dedi. Beni Nurullah Özgür Kopuk’la görüştürdüler. Belinde gri silah vardı, ‘İfade vermezsen hayatın biter’ dedi. Kabul etmedim. Serdar Sertçelik geldiğinde yapılanları anlatıp kendisine de yapacaklarını söyledim. Şimdi, ‘mülakat odası yok, orası spor odası’ diyorlar ya; evet spor odası, boks yapıyorlardı! Polisleri görüyon, Savcı Mustafa Kaya’yı görüyon, eski mahkeme başkanı kahraman Mehmet Güven’i görüyon ya başkanım; ben derdimi kime anlatacam? Bizi bunlardan kurtarın. Başkanım, sadece adaletli ol.”
Kaplan’ın avukatı Volkan Şener de buluntu telefonla ilgili olarak Jandarma ile Emniyet Kriminal’den alınan raporlar arasındaki farklılıklara, buluntu telefonda parmak izi çıkan ve dün tanık olarak dinlenen Mustafa Öztaş’ın, bir PDF dosyasının oluşturucusu olarak gözüktüğüne dikkat çekerek, “Bu telefonun delil niteliği yoktur. Raporlara da itibar edilemez. Nereye güveneceğimizi bilmiyoruz. Bağımsız bir kurum mu olur, Adli Tıp Kurumu mu olur; ama üçüncü göze ïhtiyaç var.” dedi.
Savcı, Av. Şener’e bu teknik tespitlerinin neye dayandığını, herhangi bir rapor alıp almadıklarını sordu. Av. Şener rapor almadığını, yapay zekaya sorduğunu söyledi.
Sanıklardan Fethi Koyuncu, hakkındaki suçlamaları kabul etmezken avukatı Uğur Ulutaş, Koyuncu’nun Bora Kaplan’dan emir talimat aldığını gösteren tek bir HTS, baz kaydı bulunmadığını, ama tutukluluk süresi de dolduğu halde üç yıldır tutuklu olduğunu bildirdi.
Savcı da ilk yargılamada etkin pişmanlık dilekçesi verdiğini, ancak daha sonra farklı beyanda bulunduğunu belirterek Koyuncu’ya bunun sebebini sordu.
Bu soru üzerine şu diyaloglar yaşandı:
Koyuncu: Polislerin yazışmaları ortaya çıkmıştı. Bana yaptıkları teklifleri ve tehditleri anlatacaktım. Oyunlarını ortaya çıkaracaktım.
Savcı: Bu aşamada herhangi bir baskıya, tehdide, şiddete, fiziksel müdahaleye maruz kaldın mı?
Koyuncu: Yok, “seni tutuklatırız” dediler.
Savcı: Yani tehditlerinden etkilenmedin. Etkin pişmanlık veya gizli tanıklık yönlendirmesi oldu mu?
Koyuncu: Evet, hem etkin pişmanlıkta bulunmam hem gizli tanık olmam istendi.
Savcı: Polislerin oyunlarını nasıl ortaya çıkaracaktın?
Koyuncu: Bana 2016’da işlenen suçları yüklemeye çalıştıklarını ispatlayacaktım.
Savcı: Polislerin tutuklandığından haberin oldu mu?
Koyuncu: Bundan önce mesajları yayımlandı.
Savcı: Polisler tutuklandıktan sonra şikayet dilekçesi verdin mi?
Koyuncu: Uğraşmak istemedim.
Savcı: Ama önemli. Can güvenliğinden endişen var mı? Herhangi bir tehdit aldın mı? Çünkü Serdar Sertçelik ile Tansel Aktan arasındaki yazışmada, “Fethi çürük çıktı” deniyor. Burada geçen Fethi sen misin? Niye böyle deniyor?
Koyuncu: Başka Fethi olmadığına göre, benimdir. Ona sormanız lazım. Gizli tanık olan biri bana niye hain diyor; ona sorun.
Sanıklardan Furkan Anıl Bahar ise savunmasında, artık emniyete güvenmediğini, hakkında MİT’e araştırma yaptırılmasını isteyerek, “Örgüt üyesi olacak kadar salak değilim. Yüksek lisansını yapmış birisiyim.” demekle yetindi.
İlk yargılamada beraatına karar verilen Doğuşcan Uğurlu’nun avukatı Hatice Taşdan da, İstinaf’ta dosyanın okunmadığını, müvekkilinin torbaya atıldığını öne sürüp dosyada isimleri geçen Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman, Yargıtay Savcısı Ahmet Yıkılmaz ile Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz’ın tanık olarak dinlenmesini istedi ve “Her gün bir pislik çıkıyor.” dedi.
İri Yarı Polis
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Av. Volkan Şener, müvekkili Muhammet Kaplan’ın “kalıplı, iri yarı” diye tarif ettiği polisin kimliğini tespit ettiklerini, Y. Ö. isimli bu kişinin Murat Çelik’in şoförü olduğunu bildirerek, tanık olarak dinlenmesini istedi.
Bora Kaplan’ın avukatı Oğuzhan Bilgin ise müştekilerden Berke Kırıcı’nın Almanya’dan dilekçe gönderdiğini, bu dilekçede adresi belli olduğu için ifadesinin uluslararası istinabe yoluyla alınmasını talep etti. Av. Bilgin, uzman görüşü almak amacıyla buluntu telefon imajının kendilerine verilmesi ve dünkü duruşmada avukatın, tanığı yönlendirmesiyle ilgili olarak kamera kayıtlarının korunması talebinde de bulundu.
Bu beyanların ardından tanıkların dinlenmesine geçildi.
Serdar Sertçelik’in abisi Selçuk Sertçelik, Mahkeme Başkanı’nın soruları üzerine Sertçelik Macaristan’da cezaevindeyken haftada bir telefonda, kampta olduğu dönemde de Instagram üzerinden görüştüklerini anlattı. Kara para soruşturmasında gözaltına alındığında polislerin tehdit ve kötü muamelede bulunmadığını, ancak gözaltına alınmadan bir hafta, 10 gün kadar önce Nurulluh Özgür Kopuk’un aradığını kaydeden Sertçelik, “Sert bir sesle nerede olduğumu sorup konum atmamı istedi. Kim olduğunu sordum. ‘Dükkana geleceğiz’ deyip kapattı. Bunun üzerine evden çıkmadım, dükkana gitmedim.” dedi.
Selçuk Sertçelik’e buluntu telefondaki mesajları gösterildi. Sertçelik, bunların kendisine ait olmadığını söyledi. Mahkeme Başkanı’nın, savcılık ifadesinde bunları kabul ettiğini söylemesi üzerine Sertçelik, savcının mesajları göstermediğini, soru-cevap şeklinde ifade aldığını belirtti.
Sertçelik, Av. Alperen Ekinci’nin, “Gözaltına alındığınızda dijitallerinize el konuldu mu? Konulduysa ne zaman iade edildi?” şeklindeki sorusunu, “Cep telefonumu aldılar. 1 yıl kaldı. Aldığımda sıfırlanmıştı. WhatsApp’ta hiç mesaj yoktu” diye cevaplandırdı.
Müyesser YILDIZ
17 Nisan 2026
12punto link: https://12punto.com.tr/gundem/bora-kaplan-davasi-her-gun-yeni-bir-pislik-cikiyor-136457