İçeriğe geç

O İngiliz Ajanıyla Görüşen Devlet Adamlarımız Var mıydı?

Hürriyet Gazetesi Yazarı ve Hürriyet Daily News’in Genel Yayın Yönetmeni Murat Yetkin Ankara’nın, Obama’dan sonra Trump’ın da IŞİD’le Mücadele Özel Temsilciliğini yapan Brett McGurk’u, 1. Dünya Savaşı sırasında örgütlediği ayaklanmalarla Ortadoğu ve Osmanlı coğrafyasının kanla çizilmesini sağlayan isimlerden birisi olan İngiliz casusu Lawrence benzetip, “Kürdistanlı Lawrence” olarak gördüğünü yazmış.

Çok doğru bir tespit ve benzetme.

Ki, Erdoğan da önce Ekim 2014’te, sonra geçtiğimiz Mayıs ayında Lawrence’dan söz edip, halen hem içimizde, hem dışımızda “Din adamı, cübbeli, sakallı, hoca ve alim kılıklı, hizmet eri, gazeteci görünümünde modern Lawrence’lar olduğunu” söylemişti.

McGurk’a dönelim.

Obama döneminde Kobani’ye gidip, PYD/YPG’li teröristlerden plaket almasına Erdoğan şöyle tepki gösterdi:

“PYD, YPG terör örgütüdür. PKK ne ise PYD odur. Bunu bütün uluslararası örgütlere taşıyacağız. Taşımadığımız her an bizim için kayıptır. Terör örgütü olarak ilân edilmesi için adımlar atılmazsa, geç kalırız. Ve bakın, Biden yanında bir yardımcısı ile geldi. Obama’nın yanında da adı geçen bir ulusal güvenlik temsilcisi. Cenevre temsilcilerinin olduğu dönemde PYD gelemiyor, o kalkıyor Kobani’ye gidiyor. Kobani’de sözde bir generalden plaket alıyor. Biz nasıl güveneceğiz? Ben miyim senin ortağın, yoksa Kobani’deki teröristler mi?”

O tepkiden kısa bir süre sonra New York’ta gerçekleşen görüşmede dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Erdoğan’ın karşısına McGurk’u oturttu. Erdoğan’ın anlattığına göre, burada da MCGurk’u ağır bir biçimde eleştirdi, hatta toplantıdan çıkarken yüzüne bakıp, “Bir daha yapma” dedi.

Mayıs’ta Erdoğan Trump’la görüşürken, McGurk yine Suriye’de PYD/YPG’lilerle toplantıdaydı.

Bu defa tepki gösteren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu oldu. Çavuşoğlu, görevden alınmasını istediği McGurk’un “PKK ve PYD’ye açıkca destek verdiğini” söyledi. Bir anlamda sözlü olarak McGurk’u “istenmeyen adam” ilân etti. Ancak ABD’den, “McGurk’un arkasındayız” cevabı geldi.

Hafta içinde ABD Savunma Bakanı Mattis PYD/YPG ile ilgili gerçek niyetlerini açıklayıp, ertesi gün Savunma Bakanımız Fikri Işık’a masal anlatırken de McGurk Rakka’daydı. PYD/YPG’ye silah desteğinin artacağı sözünü veriyordu.

Çavuşoğlu İsviçre’de Kıbrıs görüşmelerinde olduğundan mıdır, bilinmez bu defa McGurk’a tepki gösteren çıkmadı.

Dahası McGurk Rakka’dan, Ankara’ya geldi. Kendisini “istenmeyen adam” ilân eden Çavuşoğlu’nun Müsteşar Yardımcısı başta olmak üzere, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay’dan yetkililerle görüştü.

Bugün iktidarı destekleyen gazetelerden Yeni Şafak, McGurk’un ziyaretini, “Oyalamak için geldi” şeklinde yorumlamış, Akşam da Afrin’e atıfla “Aferin” başlığını koyup, “Yüzsüz McGurk” demiş.

“İstenmeyen adam” ilân etmişsiniz. “Yüzsüz olduğunu, oyalamak için geldiğini” biliyorsunuz… Hatta hatta “Kürdistanlı Lawrence’a” benzetiyorsunuz…

Ve devlet yetkililerinin böyle birisiyle görüşmesine -kendiliklerinden görüşmeleri mümkün olmadığına göre- izin veriyorsunuz.

15 Temmuz’dan sonra kapatılan Harp Okullarının yerine kurulan Milli Savunma Üniversitesi’ne Rektör yapılan Prof. Erhan Afyoncu’nun açıklık getirmesi dileğiyle, “Osmanlı döneminde Arabistanlı Lawrence’la görüşen devlet adamlarımız oldu mu?” diye sorup, McGurk’un Ankara temaslarının mahiyetine geçelim.

-IŞİD’in Anası-Babası Kim?-

McGurk, “DEAŞ’ın yenilgiye uğratılmasını konuştuklarını” açıkladı.

IŞİD’i kimin kurdurduğunu çocuklar bile duydu. Geçmişte Trump da Hillary Clinton da itiraf etti. İran Genelkurmay Başkan Vekili, Tahran yönetiminin elinde ABD’nin IŞİD’i doğrudan desteklediğini ortaya koyan delil ve belgeler olduğunu öne sürdü. Daha dün İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutan Danışmanı Mukaddemfer, ABD’nin IŞİD’e destek verdiğine dair delilleri sunacaklarını belirtip, “ABD bu gerçeği saklayamaz. ‘Bu örgütü kurmakla hata ettik ve şimdi onu bertaraf etmek istiyoruz’ yönündeki açıklamalar yaptıklarında yine de yalan söylüyorlar ve bunu kanıtlayabilecek bir sürü belge var” dedi.

McGurk’la “IŞİD’i bitirmeyi” görüşen Dışişleri, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay bunları duymamış olmalı!..

Duymadıklarını varsayalım. Peki Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin 5 gün önce Milliyet’e verdiği röportajdaki şu sözlerini de mi okumadılar?

“DAEŞ’in anası babası bellidir, kuranlar bellidir. DAEŞ oraya dizayn edildi, konuldu. Onu, temizleyecek kahramanlarda dizayn edildi. Bunların hepsi üretildi. Şimdi Rakka’dan elini kolunu sallayarak çıkıyorlar. Kuzey Suriye’de de böyle, PKK geldi, DAEŞ terk etti. Bir tek kurşun atmadan oldu bunlar. Burada sonlandırma anlamında kahramanı yaratıp, orada yeni bir gayri meşru mezhebi belirsiz bir devlet kurulmasıyla ilgili alt yapıyı hazırlayan adımdır ABD’nin attığı adım.”

-Kıbrıs ve PYD/YPG Yok-

McGurk Ankara yolundayken bir şey oldu.

Başkan seçilmesinden sonra bir kutlama telefonu için bile Erdoğan’ı aylarca bekleten Trump’ın, Ankara’yı arayacağı açıklandı.

Bayram değil seyran değil, haliyle işkillendim.

Mesele Katar ise; Ne istediklerini Suudi Arabistan üzerinden bildirmişlerdi zaten.

Afrin operasyonu endişesi ise; İşte “oyalamak” üzere McGurk’u gönderiyorlardı.

Trump’ın aramasının hikmet-i sebebinin Kıbrıs olmasından endişelendim. Malûm, İsviçre’de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun “son olacak” dediği görüşmeler sürüyor ve ABD de “Modern Lawrence”ların “Büyük İsrail” projesinin tamamlanabilmesi için “Kıbrıs sorununu” çözmeye kararlı!..

Ama daha önceki ilgili ilgisiz görüşmelerde Kıbrıs’ın konuşulduğu belirtilirken, bu defa her iki tarafın açıklamalarında da buna dair bir ifade yer almadı. Kıbrıs için adeta kıyamet kopartılırken, ilginç değil mi?

Kıbrıs’ın yanısıra bir şey daha yok; PYD/YPG.

Beyaz Saray açıklamasında, “Başkan Trump, tüm müttefik ve ortaklarımızın terörün ve aşırılıkçılığın her türlüsüyle mücadeledeki çabalarını artırmasının önemine vurgu yaptı” denildi.

PYD/YPG’yi terörist değil, “kara gücü” sayan ABD’nin açıklamasında, bu örgütlerin yer alması elbette beklenmez.

AK Saray’ın açıklamasına gelince; Görüşme vesilesiyle Erdoğan’ın, “PKK, FETÖ ve DEAŞ dahil terörün her türüne karşı çıkmanın önemine dikkati çektiği” bildirildi.

Erdoğan ülke içindeki her konuşmasında, en başta PKK/PYD/YPG’nin adını sayarken, açıklamada sadece PKK’nın olması; Unutkanlık mı, 16 Mayıs’taki Erdoğan-Trump görüşmesindeki “tercüme hatasının” bir başka örneği mi?

“Tercüme hatası” ne miydi?

Erdoğan, “Terör örgütleriyle ilkeli ve kararlı mücadele konusunda geçmişte yaşanan hataları telafi edecek adımlarin devamının geleceğini ümit ediyoruz” demiş, ama bu, “Prensip dahilinde terörist örgütlere karşı bütün dünyada yapılan mücadelede, biz geçmişte yaptığımız hataları tekrarlayamayacağız, bu yolda beraberce çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde çevrilmişti.

Yine Erdoğan, “YPG ve PYD terör örgütlerinin hangi ülke olursa olsun muhatap alınması bu konuda küresel düzeyde olan mutabakata kesinlikle uygun değildir” demiş, ama tercümede “terör örgütü” ifadesi kullanılmamış, Trump da memnuniyetle başını sallamıştı.

Sevgili Nihat Genç bugün Katar’a asker göndermemizle ilgili olarak, oyun içinde ne oyunlar döndüğünü, dönebileceğini yeterince özlü ve sözlü anlatmış!..

Trump’ın Özel Temsilcisi McGurk’un şahsında ete-temiğe bürünen dış politikamızın hazin öyküsünden hareketle sadece şunu eklemek istiyorum:

“Gurk Gurk derken ‘gark’ olmuş bu politikayla Katar’ı korumaya gittiğimizi sanırken, emperyalizm adına İran’la karşı karşıya getirildiğimizi görürsek şaşırmayalım!..”

Müyesser YILDIZ

1 Temmuz 2017

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/o-iki-kelime-neden-yok-0107171200.html

Kategori:Uncategorized