İçeriğe geç

“İç Düşman Olmaz” Diyen Kimdi?

Vatan mücadelesi verdiklerini söylüyorlar.

Vatan mücadelesi kime karşı verilir? Düşmana, düşmanlara!..

Düşmanımız var mı? Hem de çok.

ABD-AB ayan beyan terör örgütlerini destekliyor; “Dost, müttefik” diyorlar…

Almanya; Türkiye’ye yapmadığını bırakmadı. En son “soykırım” iftirasını attı. “Bakalım Merkel bundan sonra yüzüme nasıl bakacak” dendikten sonra defalarca Merkel’le yüz yüze bakıldı. Şimdi, “Şu polisleri ülkeme sokmam… Burada konuşma yapamazsın” deniyor. Yine de gidiyorlar…

Barzani; PKK/PYD’nin ağabeyi. Doğu-Güneydoğu’muzu “Kuzey Kürdistan” sayıyor. Türkmen kente Kerkük’e el koydu. Kendilerine Sevr’de verilen sözlerin tutulmadığını belirtip, bağımsızlık referandumuna hazırlanıyor. “Derinden üzüldüklerini” bildirmekle yetiniyorlar…

Dost bildiğimiz Suudi Arabistan bile karşımıza geçti, ABD-İsrail’le altımızı oyuyor. Hâlâ, “Suudi Arabistan’ın büyüklüğüne yakışır şekilde” davranmasını diliyorlar…

Yunanistan Ege’ye işgâl etmiş; Çipras’la sarmaş dolaş oluyor, sorunları “kazan-kazan” anlayışı ile çözmekten söz ediyorlar…

Bu ne büyük anlayış, bu ne engin hoşgörü, bu ne evliya sabrı!..

Demek onlar düşman değil.

Peki bu büyük “vatan mücadelesi” kimler adına ve kime/kimlere karşı veriliyor?

-Düşman Kim?-

Vatan Yazarı Güngör Mengi bugün şu tespiti yapmış:

“Türkiye’de başkanlık referandumundan sonra daha da yoğun şekilde ana muhalefet partisi ‘yok sayılmakla’ kalmadı, adeta düşman veya terörist muamelesi görüyor.”

Mengi, “adeta” diyor. Hayır adeta değil, öyle…

Ve dahi sadece ana muhalefet partisi değil, AKP’li olmayan herkes “düşman” sayılıyor…

Erdoğan 19 Haziran’da AKP Kadın ve Gençlik Kolları iftarında, “Önümüzdeki dönemde sizlerden daha fazla çaba, daha gayret bekliyorum. Kapı-kapı dolaşacağız, kucaklayıcı olacağız. Kesinlikle kimseyi karşımızdan asla üzmeyecek, korkutmayacak, tam aksine toparlayacağız. Ve biz düşmanı azaltmaya, dostu artırmaya gayret edeceğiz” dediğinde dil sürçmesi sandım.

Ancak 25 Haziran’da AKP’nin İstanbul’daki bayramlaşma programında da şunları söyledi:

“Tüm yakınlarınızı muhakkak ziyaret edin. Tüm konu komşu ziyaret edin. Onlara bayram mesajınızı iletin. Bayram bizim için bütün dargınlıkların, kırgınlıkların bir kenara bırakılması gerektiği gündür. Biz ne yapacağız? Dostları artıracağız, düşmanları da azaltacağız. Bunun gayreti içerisinde olalım.”

Bu açıklamalardaki “düşman”dan kasıt belli değil mi; AKP’li olmayanlar, AKP’ye oy vermeyenler!..

Nitekim Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi isim vermeden CHP’nin adalet yürüyüşünü eleştirirken, “Biz yolları millet için yapıyoruz. ‘Teröristler yürüsün’ diye değil” diyerek, bu bakış açısını net bir bir şekilde ifade etti.

-Düşmana Hoşgörü Muhalife Gazap-

Ülkemizi çepeçevre kuşatmış gerçek düşmanlarımız ve onların maşalarına gösterilen şu anlayış, hoşgörü, tahammülün binde birinin içerdeki muhaliflere, mağdurlara gösterilmemesinin sebebi nedir?

Milleti can, aş, özgürlük derdine düşürüp, ülkenin gerçek sorunlarını göremez, konuşamaz, bu kuşatılmışlığa karşı mücadele veremez hale getirmek midir?

Erdoğan’ın dün İl Başkanları toplantısında, “CHP’nin yolu Pensilvanya, Kandil” dediğini hatırlatıp, şuraya geleceğim:

AKP iktidarı ilk günden itibaren “Kırmızı Kitap” olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB)’ni değiştirmeyi hedefledi.

Bu kitapta ne vardı; Ülkenin öncelikli “iç ve dış tehditleri” sıralanıyordu. İç tehditlerden kasıt da “irtica ve bölücülük” idi.

Günü geldi, AKP iktidarı irticayı da PKK’yı da Kırmızı Kitap’tan çıkarttı. Yani “iç tehdit” saymadı. “FETÖ” Kırmızı Kitaba yeniden ancak 2015’te kondu.

Kitapla ilgili Şubat 2010’da yaşanan tartışmalar sırasında, burada “iç düşman” olarak yorumlanabilecek şekilde ifadeler bulunduğu öne sürüldü. Dönemin Başbakanı Erdoğan, “Belgenin bütünü tüyler ürpertici tablo ortaya koyuyor. Bunlar sivil irade ile uyumlu yaklaşım tarzları değil. Demokratik sürecin gereği neyse bunu yapacağız” dedi.

O zamanki yardımcısı Hüseyin Çelik Çelik de MGSB’deki sıkıntının “iç düşman” kavramından kaynaklandığını belirterek şunları söyledi:

“İçeride düşmanlar değil, suçlular olur. Düşman kavramı dışarıdaki insanlar içindir. Modern dünya iç düşman kavramına ne anlam yüklüyorsa, bizimde aynı anlamı yüklememiz lâzım.”

Yine o dönem AKP’li olan Dengir Mer Mehmet Fırat, “İç düşman algılaması dünya literatüründe de hukuk literatüründe de yok. Mutlaka bunu düzeltmek ve suçlu ile düşman kavramlarını birbirinden ayırmak lâzım. Bugüne kadar bu ayrıma dikkat edilmediği için uygulamada ters sonuçlar vermiştir. İç düşman olmaz. İçteki vatandaştır ve en ağır suçu da işlese düşman değil, suçludur” dedi.

Diyeceğim;

AKP hâlâ aynı görüşte ise muhalifler düşman değildir, böyle görülemez!..

En fazla AKP’li olmadıkları için “suçlu” sayılırlar. Tabii böyle bir suç icat edildiyse!..

Müyesser YILDIZ

2 Temmuz 2017

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/bir-zamanlar-ic-dusman-olmaz-diyorlardi-0207171200.html

Kategori:Uncategorized