İçeriğe geç

Jeffrey’nin YPG Açıklaması Kime Cevap?

ABD’nin Kandil’deki 3 teröristbaşının yerlerinin bildirilmesi için toplam 12 milyon dolarlık ödül “açılımını” tartışırken, Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin, “YPG’yi terör örgütü olarak tanımlamıyoruz” açıklaması karşısında “şok” olduk!..

Ödülden başlayalım; İktidarıyla muhalefetiyle, iktidar medyasıyla muhalif medyasıyla belki de ilk kez herkes aynı noktada birleşti; ABD’nin yeni bir oyun, tuzak, tezgâh, hesap, kandırma peşinde olduğu kanaatine varıldı.

İki “stratejik müttefik” arasındaki ilişkinin geldiği “seviye” işte bu!..

Öte yandan, madem ABD’nin yeni oyununun farkındayız, şu ödül işini niye bu kadar konuşuyoruz ki?.. Acaba neyi/neleri konuşmamız gerekirken, bu “oyuna” daldık?.. Öyle veya böyle, en azından gündem değiştirme bakımından ABD’nin bu yemini de yutmuş olmadık mı?..

Jeffrey’nin, PKK’nın Suriye kolu olan PYD/YPG ile ilgili son açıklamasına gelince;

Cümle alem ABD’nin, bunlar için “Kara gücüm, müttefikim” dediğini duymadı mı?

Türkiye’nin, “Ortağını seç” çağrılarına, ABD her defasında aynı cevabı vermedi mi?

Suriye’deki ABD askerleri, kollarına terör örgütünün armasını taktı… En üst düzey generaller, teröristlerle toplantı yaparken görüntülendi… Binlerce TIR’lık silah sevkiyatı yapıldı… Üsler kuruldu… Teröristlere askeri eğitim verildi… Gelinen son nokta; ABD’liler, Türk askerleri ile Menbiç’in etrafında devriye gezerken, Menbiç içlerinde teröristlerle “hendek” keşfine çıktı…

Tüm bunlardan sonra hâlâ ABD için “dost, müttefik” diyen yöneticilerimize mi, bir kez daha malumû ilân eden Jaffrey’e mi kızalım, bilemedim!..

-Jeffrey Ne Kadar “İsabetli” Bir İsimdi?-

Jeffrey demişken; Suriye Özel Temsilcisi olarak atanmadan önce Türkiye, Erdoğan, TSK ve PKK/YPG ile ilgili bazı açıklamalarını hatırlatalım.

4 yıl önce, Erdoğan’ın Suriye politikasıyla ilgili olarak, “Erdoğan, ikna etmesi zor bir kişi. Fakat Türkiye bölgede önemli bir istikrar ve destek kaynağı, kozlarımızı doğru oynasak iyi olur. Ancak Erdoğan şu noktada, tedirgin edici biçimde öngörülemez davranıyor” dedi.

2016 Şubat’ında Suriye ve Irak konusunda, “Bence kimse, hatta Erdoğan’ın kendisi bile, günü gününe ne yaptığını açıklayamaz. Erdoğan çaresizce kendine müttefik arıyor” iddiasında bulundu.

15 Temmuz darbe teşebbüsünden 4 ay önce Erdoğan’ın, “Ya reform yapmasını ya da istifa etmesini” istedi.

Yine o günlerde PYD/YPG ve Türkiye hakkında şunları söyledi:

“Hiç şüphe yok ki, PYD ve onun askeri kanadı olan YPG, ana örgüt PKK’nın unsurlarıdır ve genel anlamda onun kontrolü altındadır. İlgili ABD kurumları bu ilişkiyi birçok kez dile getirmiştir, ancak ABD yönetimi, PKK’yı resmen terör örgütü olarak kabul ederken, YPG ile ilgili bu durumu resmi olarak önemsemiyor gözükmektedir. ABD henüz PYD’yi bir terör örgütü olarak ilân etmedi. Dolayısıyla şu anda ‘teknik olarak’ onunla işbirliği yapabilir. Türkiye ile ABD arasındaki önemli görüş ayrılıklarının çözülmesi zaman alacak, ancak Türk askeri ile Amerikan askerlerinin herhangi bir şekilde karşı karşıya gelmeyeceğine eminim.”

15 Temmuz’dan sonra ise Erdoğan hakkında şöyle konuştu:

“Erdoğan Washington’da sevilmiyor. Erdoğan Avrupa’da da sevilmiyor. Otoriter görülüyor ve iyi bir oyuncu olmadığı düşüncesi hâkim. Batı daha önce Erdoğan’dan daha otoriter olan çok liderle muhatap oldu, olmaya da devam ediyor. Ama fark şu; Suudlar, Mısırlılar her koşulda bize yaltaklanıyor. F-16’ları, müttefiklik ilişkilerini falan düşünerek, bizimle aynı değerleri paylaşıyormuş gibi yapıyorlar. Erdoğan ise bizimle çatışıyor, çelişkilerimizi yüzümüze vuruyor, dostumuz olmaya çalışmıyor.”

Türkler ve TSK ile ilgili şu sözleri çok daha dikkat çekiciydi:

“Erdoğan’ın da ötesinde Washington’da genel olarak Türklerden hoşlanmama durumu da var. Türk Ordusu çok zor. Selam çakıp, IŞİD’le savaşmaya gitmiyorlar. Aylar süren müzakereler oluyor. Başka ülkeler ise 4 uçak gönderip IŞİD’le savaşıyorum diyor. Aslında hiçbir şey yapmıyorlar, ama olumlu puan alıyorlar. Yani demem o ki Washington’da genel olarak hükümetinize karşı bir güvensizlik var ve sevilmiyorlar. Washington böyle bir ruh hali içindeyken, darbe teşebbüsü gündeme geldi.”

Bu Ocak’taki açıklaması da şöyleydi:

“Erdoğan’ın bir tarafı dünyaya 19’uncu yüzyıl merceğinden bakan Putin, diğer tarafı da Charles de Gaulle. O ve çoğu Türk, ABD’den ne kadar bağımsız olduklarını göstermek istiyor, ama yine de ayrılmıyorlar. Amerika IŞİD’e karşı savaşta PKK bağlantılı grubun öncülüğündeki güce destek veriyor, Türkiye buna her gün tepki gösteriyor, ama bu gücü destekleyen uçaklar büyük oranda Türkiye’deki üslerden kalkıyor. Erdoğan buna her gün izin veriyor. Rusya’dan S400 füze savunma sistemi alıyor ama aynı zamanda NATO Türkiye’yi, Afganistan’daki çabalarımızda en kritik 4 ülkeden biri olarak görüyor. Türkiye-AB ilişkileri her zaman çukurda ama mülteci anlaşması Avrupa’nın istikrarında en önemli gelişmelerden biri. Dolayısıyla Erdoğan’ın aslında neler yaptığına bakıldığında, işbirliği açısından muazzam bir alan var.”

Bu görüşlere sahip Jeffrey, Eylül başında ABD’nin Suriye Özel Temsilciliği görevine atandı ve ilk ziyaretini de Türkiye’ye yaptı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar tarafından kabul edildi. MSB, “Görüşmede, Suriye’de son dönemdeki gelişmeler ve terör örgütü PKK/PYD/YPG’nin bölgedeki varlığından duyulan rahatsızlığın ele alınıp, bölücü terör örgütünün bölgeyi tamamen terk etmesinin gerekliliğinin ifade edildiğini” açıkladı.

Dışişleri Bakanlığı’ndaki görüşmelerde de Jeffrey’e, “Kürt kuşağına izin yok… PYD unsurları hem bölgeyi terk etmeli hem de kendilerine verilmiş olan tüm silahlar toplanmalı” denildiği bildirildi.

Sözkonusu görüşmelerden bir gün sonra ABD’nin, YPG’ye 200 TIR’lık yeni mühimmat gönderdiği belirlendi. Suudi Arabistan’ın da 100 milyon dolar yardımda bulunduğu duyuruldu.

Jeffrey Ankara’ya geldiğinde Erdoğan Kırgızistan’daydı; Jeffrey’nin özel temsilci olarak atanması konusunda şunları söyledi:

“Sayın Jeffrey’nin bölgeye atanmasını isabetli bir karar olarak görüyorum. Burada gerek Savunma Bakanımızla, gerek Dışişleri Bakanımızla, gerek istihbaratla görüşmeleri olacaktır. Bizim kendisiyle dostluğumuz Büyükelçilik dönemine dayanıyor. ABD ziyaretlerimizde kendisiyle görüşmelerimiz de olmuştur. Bana göre, bundan önceki kişiyle (McGurk) mukayese edilmeyecek derecede isabetli isimdir. Bundan önceki isim oradan alınmış değil; O da halen bölgede malum, belli yerlerde belli görevleri var. Temenni ederim, bu yeni süreç hayırlı olur. Bazı adımların seri olarak atılmasına da vesile olur.”

Gazetecilerin, “Jeffrey’nin PKK-PYD terör örgütü diye değerlendirmeleri de var” hatırlatması üzerine ise Erdoğan, “Biz zaten daha önce de konuştuğumuzda da aynı noktadaydı” karşılığını verdi.

Erdoğan’ın atanmasını “isabetli” bulduğu Jeffrey’nin bir hafta önceki açıklaması malûm; “ABD’nin iki ortağı Kürtler ve Türkiye arasında bir çözüm bulunmasına yönelik çabaları yeniden başlattığını” vurguladı.

– “Paris’te Görüşürüz”e Cevap mı?-

Menbiç’te ABD askerlerinin bir yandan Türk askerleri, bir yandan teröristlerle “devriye”ye çıktığını belirtmiştik.

Üç gün önce Erdoğan da bu duruma şöyle tepki gösterdi:

“Maalesef. Bunların hepsini belgelerle, Paris’te ayrıca görüşeceğiz. Kabul edilebilir bir şey değil, bizim bunları kabul etmemiz mümkün olmayacağı gibi, böyle bir durum kesinlikle sınırda ciddi olumsuzluklara neden olur. Ben inanıyorum ki, Sayın Trump’la bunu konuştuğumuzda da herhalde bu konu ile ilgili süreci durduracaklardır diye düşünüyorum.”

Tam 1 yıl önce, Erdoğan ve Trump arasındaki telefon görüşmesiyle ilgili bilgi veren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Bizim ABD ile ilişkilerimizi olumsuz anlamda en çok etkileyen konulardan biri, ABD’nin YPG’ye vermiş olduğu silahlardır. En son bazı zırhlı araçların da verildiğini gördük. Sayın Cumhurbaşkanımız bu rahatsızlığını bir kez daha Sayın Trump’a iletmiştir. Sayın Trump da net bir şekilde talimat verdi ve bundan sonra YPG’ye silah verilmeyeceğini, esasen bu saçmalığa daha önceden son verilmesi gerektiğini net bir şekilde söylemiştir” dediğini hatırlatıp, devam edelim.

Jeffrey’nin, “PKK’ya ilişkin pozisyonumuz net. PKK’nın aksine, YPG’yi terör örgütü olarak tanımlamıyoruz. Bunu hiçbir zaman yapmadık. Suriye’ye müdahale etmeden önce de yapmamıştık” açıklamasının, Erdoğan’ın, “Bunları Paris’te görüşeceğiz” tepkisinden hemen sonra gelmesi, tesadüf müdür?

Görünen o ki, Trump, Pazartesi-Salı’yı beklemeden, Jeffrey’nin ağzından cevabını vermiş oldu.

Değilse, Erdoğan’ın belgeleri önüne koymadan önce Trump’tan, Jeffrey’nin -gerçi McGurk’un da alınmasını istemişti, ama hâlâ yerinde- görevden alınmasını istemesi gerekmez mi?

Müyesser YILDIZ

8 Kasım 2018

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/jeffreynin-ypg-aciklamasi-kime-cevap-08111850.html

Kategori:Uncategorized