İçeriğe geç

AKP’nin “Darbe” İkilemi!..

İktidarı desekleyen Yeni Şafak Gazetesi, ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden’in ekibinde yer alacağı söylenen bir isimle ilgili haberi “Sömürge valisi McGurk de ekipte” başlığıyla aktardı.

Kimdir Brett McGurk? Yeni Şafak’ın sözkonusu haberinden özetleyelim:

Obama döneminde DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi’ydi… Türkiye karşıtlığı ile tanındı… Suriye’de PKK/PYD/YPG ile hareket etti… Terör örgütünün eğitilip donatılmasında büyük görev üstlendi… Suriye’nin kuzeyindeki terör koridorunun mimarı oldu… Bölgedeki politikalarıyla “Orta Doğu’nun yeni Lawrence’ı” olarak anıldı… Türkiye’nin 2017’de Sincar ve Karaçok bölgesine düzenlediği, PYD’ye yönelik hava operasyonunun ardından bölgeyi terörist elebaşlarıyla gezip fotoğraflar çektirdi… Ve PKK elebaşlarından plaket aldı… Trump onun için, “Birçok kirli olayın müsebbibi” dedi…

Erdoğan “Biz Nasıl Güveneceğiz” Demişti

Diğer bilgilere geçersek;

Erdoğan, McGurk’ın Kobani’ye gidip, teröristlerden plaket almasına Şubat 2016’da şöyle tepki gösterdi:

PYD, YPG terör örgütüdür. PKK ne ise PYD odur. Bunu bütün uluslararası örgütlere taşıyacağız. Taşımadığımız her an bizim için kayıptır. Terör örgütü olarak ilân edilmesi için adımlar atılmazsa, geç kalırız. Ve bakın, Biden yanında bir yardımcısı ile geldi. Obama’nın yanında da adı geçen bir ulusal güvenlik temsilcisi. Cenevre temsilcilerinin olduğu dönemde PYD gelemiyor, o kalkıyor Kobani’ye gidiyor. Kobani’de sözde bir generalden plaket alıyor. Biz nasıl güveneceğiz? Ben miyim senin ortağın, yoksa Kobani’deki teröristler mi?”

Eylül 2016’da Erdoğan BM Genel Kurul toplantısı için New York’a gidip, dönemin Başkan Yardımcısı Biden’la görüştü. YPG’ye silah verildiğini söyledi. Biden, “Haberim yok.” dedi. Biden’ın heyetinde McGurk de vardı. Sözü plaket meselesine getiren Erdoğan, McGurk’a, “Bir daha yapma.” uyarısında bulundu.

15 Temmuz ve Kobani İçin Neler Söyledi?

McGurk’ın, 15 Temmuz darbe teşebbüsüne ilişkin değerlendirmeleri de ilginçti.

Ekim 2016’da yaptığı bir açıklamada, şunları anlattı:

Temmuz’un ilk haftası Türkiye’deydim ve olağanüstü toplantılarım oldu. İncirlik Hava Üssü’nün açılması, sınırdaki işbirliği için Türklerle çok sıkı çalışmıştık. Yolladığım raporda, karşılıklı menfaatlere dayalı doğru yolda bulunduğumuza dair Türklerle o güne kadar yaptığımız en iyi toplantılar olduğunu söyledim. Dört gün sonra Türkiye’de darbe oldu. Darbe gecesi Moskova’daydım. Ne olduğunu bilmiyorduk, her şey çok hızlı değişti… Türkiye’nin DEAŞ’a karşı bir şey yapmadığını çok duyuyorum. Size söyleyeceğim, Türkiye şu anda bu teröristlere karşı savaşıyor, kayıp veriyor ve biz de sahada onların yanındayız. Bu belirgin bir gelişme. Uzun süredir onları bu konuda teşvik ediyorduk. Sonunda oradalar ve birlikte yapıyoruz. Bunu devam ettirmeliyiz.”

Aynı açıklamasında, 15 Temmuz’un Türkiye’nin bölge politikalarına yaklaşımını değiştirdiğini vurgulayarak, Türkiye ile PKK arasındaki ihtilafın ancak “barışçıl bir siyasi süreçle” çözülebileceğini savunan McGurk, “Kürtlerin önünde birlik için tarihi bir fırsat olduğunu” kaydetti.

McGurk başka neler yaptı?

Mayıs 2017’de Erdoğan, Beyaz Saray’da Trump’la ilk görüşmesini yaparken, o Suriye’de teröristlerle toplantı düzenledi.

Bu olaya tepki gösteren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, McGurk’ın PKK/PYD’ye açıkça destek verdiğini belirtip, görevden alınmasını istedi. Ancak ABD’nin cevabı, “McGurk’ın arkasındayız.” oldu.

Birkaç ay sonra McGurk, Rakka’dan Ankara’ya geldiğinde, iktidarı destekleyen gazeteler, “Oyalamak için geldi… Yüzsüz McGurk” başlıklarını attı.

McGurk, Trump döneminde görevinden ayrıldıktan sonra da aleyhte faaliyetlerini sürdürüp, geçen yıl “Türkiye, Suriye’de güvenilir partner değil.” deyince, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, şu karşılığı verdi:

Türkiye’ye karşı suçlamaların anlamsız. PKK propagandası yapıyorsun. Türkiye, yüz binlerce Suriyeli Arap, Kürt, Asur ve diğerlerinin hayatını kurtardı. PKK’ya yeni bir hayat vermek istiyorsun. Bu olmayacak.”

Ankara’ya Cevap mı?

Şuraya geleceğiz:

ABD, geçen ay S-400’lerle ilgili olarak Türkiye’ye yönelik yeni yaptırım kararlarını devreye soktuğunda, Erdoğan ve diğer yetkililer, bunun ülkemizin egemenlik haklarına saldırı olduğunu söyledi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise ABD ile Türkiye arasındaki asıl sorunun S-400 değil, PKK meselesi olduğunu bildirip, “Önce oradan başlamamız gerekiyor. ABD’li dostlarımızın bunun cevabını vermesi lâzım. Bunun adının konulması lazım. PKK teröristtir, YPG Suriye’deki adıdır. Bunlar bizim halkımıza, sınırlarımıza karşı tehdit.” dedi.

Beş gün önce Hürriyet’ten Ahmet Hakan’a yaptığı açıklamada da Akar, Türkiye’nin Suriye’deki terör koridorunu “parçalayıp attığını” savunduktan sonra ABD ile ilişkilerin geleceği konusunda şunları söyledi:

Biden yönetimi ile şimdiden kılıçları çekmek doğru değil. Süreci görmek, ona göre bir yol yöntem belirlemekte fayda vardır. PKK eşittir YPG… Bunun anlaşılması şart. Beklentimiz, mühimmat dahil, verilen desteğin sonlandırılması.”

McGurk’ın Biden’ın ulusal güvenlik ekibinde yer alacağının ve sadece Orta Doğu’dan değil, Afrika’dan da sorumlu olacağının duyurulması Türkiye’ye bir mesaj mıdır bilinmez; ama her şeye laf yetiştiren Ankara’nın bu “Sömürge valisi ve yeni Lawrence” ile ilgili son gelişme karşısındaki sessizliği dikkat çekici, değil mi?!

Biden’ın O Sözleri de Unutuldu mu?

Bir başka konu.

Biden, geçen yıl başkan adayıyken, “otokrat” olarak nitelendirdiği Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesi için muhalefetin “desteklenmesi ve cesaretlendirilmesi” gerektiğini söyledi… “Erdoğan’ı darbeyle değil, seçimle değiştireceğiz.” ifadelerini kullandı… Yapabileceği en son şeyin, “Kürtlerle ilgili Erdoğan’a taviz vermek olacağını” belirtip, “Bedel ödemek zorunda. Ona bazı silahları satıp, satmayacağımızı konuşmamız lâzım.” dedi…

Hatırlanacaktır; Biden’ın bu sözleri ortaya çıkınca, Türkiye’de “darbe” tartışmaları yaşandı. Erdoğan da Biden’dan çok muhalefete yüklenip, şöyle konuştu:

Türkiye’de darbe ile yapamadıklarını muhalefeti destekleyerek, gerçekleştireceklerini kameralar önünde söylemekten çekinmiyorlar. Oturup konuşmuşluğumuz var, beraber çay içmişliğimiz var. Bu hezeyana cevap vermesi gereken, bizden önce muhalefet olmalıdır. Ülkemiz muhalefeti bu ağır ithama tepkisini tüm şiddetiyle ortaya koymak yerine konunun bir süre sonra gündeme geldiğine dair bir zırvanın arkasına sığınmıştır. Bu siyasi anlayış Türkiye’nin en büyük ayıbı ve kaybıdır.”

Malûm, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un yeni kitabıyla ilgili Cumhuriyet’e verdiği röportajda kullandığı bir ifade ve gazeteci-yazar Can Ataklı’nın bazı değerlendirmelerinden sonra ülke yeniden “darbe” tartışmalarına gömüldü. AKP’liler, 81 ilde Başbuğ ve Ataklı hakkında suç duyurularında bulundu.

Bir yanda böyle bir tablo yaşanıyor.

Öte yanda Biden’ın doğrudan kendisini hedef alan o hezeyanlarına rağmen Erdoğan, yeni bir sayfa açmaktan, Biden’in Türk-Amerikan ilişkilerine gereken özeni göstereceğine inandığından söz edip, “Hiç kimseye karşı ön yargımız, husumetimiz, düşmanlığımız bulunmuyor. Bugüne kadar bize bir adım gelene, biz hep koşarak gittik. Bugün de aynı samimiyeti ve iyimserliği muhafaza ediyoruz.” diyor.

Ne yaman çelişki, değil mi?!..

Müyesser YILDIZ
9 Ocak 2021

Odatv link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/akpnin-darbe-ikilemi-09012122.html

Kategori:Uncategorized