İçeriğe geç

Şehit Yakınları ve Gazilerimizi İyi ki İncitmediniz!..

Erdoğan, Sevr’in yıldönümü olan 10 Ağustos’ta Meclis’te rekor oyla kabul edilen PKK yasasını onayladıktan sonra yasanın “hayırlara vesile olmasını” dileyip “Türkiye’nin huzurlu, müreffeh ve güvenli geleceği için atılan bu önemli adımda emeği geçenlere” teşekkür etti.

Erdoğan mesajının sonunda ise şunu vurguladı:

Başta şehitlerimizin yakınları ve gazilerimiz olmak üzere, milletimizin tamamının hassasiyetlerini dikkate alan bir yaklaşımla yürüttüğümüz süreci, Kanun’un belirlediği zeminde, ilgili kurum ve kurullarımızın riyasetinde aynı samimiyet ve titizlikle yönetmeye devam edeceğiz.”

Meclis, PKK yasasından sadece bir gün önce de şehit aileleri ve gaziler için bir paket kabul etmişti.

Ama bu paketi çok yetersiz bulan ve sadece PKK yasası nedeniyle “bir parmak bal çalma” olarak nitelendirenler vardı.

Bunlar, askerliğini er olarak yaparken şehit düşenlerin aileleri ile gazi olanlardı ve özlük hakları için dün itibarıyla tam 37 gündür Ankara Kızılay’daki Güvenpark’ta yatıp kalkıyorlardı.

Önceki gün yanlarına uğradığımda, Erdoğan henüz ne PKK yasasını ne onlara ilişkin yasayı onaylamıştı.

Bunları geri çevireceğine dair umutları kalmadığından, yegâne dilekleri, “Bari aynı gün onaylamasa” oldu.

Ancak Erdoğan, her iki yasayı aynı gün onayladı ve aynı gün Resmi Gazete’de yayımlandı.

Platform Sözcüsü Erdem Çerçioğlu da dün buna dikkat çekerken, “Hem hakkımız verilmedi hem teröristler serbest bırakıldı. Tarih sizi affetmeyecek.” dedi.

Hassasiyetlerinin ne kadar dikkate alındığını ve ne kadar incindiklerini anlayın!..

Agit”in Heykeli

PKK yasasının, bölücü terör örgütünün ilk silahlı eylemi olan 1984’teki Şemdinli-Eruh baskınlarının yıldönümü olan 15 Ağustos’ta onaylanacağı gibi bir endişe vardı. Neyse ki, bu olmadı.

Ama kendisini feshettiği öne sürülen örgütün çatısı KCK ile şehirlerdeki uzantıları, bu katliamın 42’nci yıldönümünü öyle bir kutladı ki!..

Şehirlerde şölenler yapılırken, KCK Yürütme Konseyi, “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendirdiği Şemdinli-Eruh katliamını şöyle kutsadı:

Kürdistan, Ortadoğu ve dünyada özgürlük ve demokrasi mücadelesi açısından önemli gelişmelerin olduğu bir dönemde şanlı 15 Ağustos devrimci atılımımızın 42’nci yıldönümünü yaşıyoruz. Başta önder Apo olmak üzere tüm yoldaşların, gerilla güçlerimizin kadınların ve gençlerin, halkımızın ve dostlarımızın 15 Ağustos direniş ve diriliş bayramını, gerilla bayramını kutluyoruz… Yaşasın 15 Ağustos devrimci atılımımız! Yaşasın büyük komutanımız Agit yoldaş!”

Bilmeyenler veya unutanlar için; “Kürt özgürlük hareketinin efsane gerilla komutanı” denilen ve Şemdinli-Eruh’ta “ilk kurşunu atan” şu “Agit”i hatırlatalım. Gerçek adı Mahsum Korkmaz.

Birinci açılım-saçılımın sürdüğü 2014’te; 15 Ağustos’un yıldönümünde, Diyarbakır’ın Lice İlçesi Yolçatı Köyü’nde kurulan PKK mezarlığına bunun heykelinin dikildiği ve heykelin açılış törenine PKK’nın siyasi uzantısı milletvekillerinin de katıldığı ortaya çıkınca, o zamanlar açılım karşıtı olan MHP Lideri Devlet Bahçeli şöyle tepki gösterdi:

PKK’lıların menfur suikastından sonra devlet ricalinin ‘Çapulcu dersini alacak’ mesajlarının üzerinden de tam 30 uzun yıl geçmiştir. Fakat çapulcular ders almak bir yana, taleplerine peyderpey kavuşmuş; tavizkar ve işbirlikçi yönetimler terör örgütünü arkalayarak Türkiye’nin kardeşlik bağlarını ve toprak bütünlüğünü bozma teşebbüsünde bulunmuştur. 2002 yılında sıfırlayan terör, AKP hükümetinin bölücülüğe gösterdiği tolerans ve torpille 30 yıllık kanlı geçmişinin semeresinin toplamaya başlamıştır… Bölücü örgütün ilk silahlı saldırısını gerçekleştiren teröristlerden Mahsum Korkmaz isimli caninin heykeli dikilmiştir. Bu alçak girişim ve meydan okuma aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatmakla kalmamış; Türkiye’nin milli, manevi ve tarihi haklarına çok açık, çok net, çok kirli bir saldırı haline dönüşmüştür.”

Böylesi bir yenilgi ve rezilliği vicdan sahibi; insaflı, inançlı, iddialı ve ilkeli hayat süren hiçbir vatandaşımız kabullenmeyecektir. 10 Ağustos’ta Erdoğan’a verilen her oyun PKK’ya gittiği, Kandil’in cesaretini arttırdığı ve teröristlere umut aşıladığı örtülemeyecek bir gerçektir. 10 Ağustos’ta Erdoğan gülerken, aynı zamanda İmralı canisi tebessüm etmiş, Barzani heyecanlanmış, bebekleri kurşuna dizenler havalara uçmuştur. Kaldı ki, Diyarbakır Lice’de yükselen PKK heykelinin 10 Ağustos’tan sonra açılması da zamanlama itibariyle şaşırtıcı görülmemelidir. Türkiye’yi parçalamak isteyen bölücü ve yıkıcı lobinin demokrasi maskesi takarak meşruiyet araması, zafer turu atması kısa ve orta vadede felaketlerin kilidini açacaktır.”

Bu itibarla Erdoğan’ın yeni Türkiye’si iflasın, inkârın ve milli imhanın ta kendisidir. Bir yanda Diyarbakır’da teröristlerin heykeli yapılırken, diğer yanda terörle mücadele ruhu, disiplini ve mirası kötülenmekte ve aşağılanmaktadır. Tabelalardan TC’yi silen, Türklüğü kazıyan, milliyetçiliği söküp atan Erdoğan ve şer takımı; PKK’ya düğün bayram yaptırarak Türk milletini içten içe çürütmektedir… Erdoğan’ın PKK ve Türkiye düşmanlarıyla emel ve hedef birliği yapması yanına kalmayacaktır.”

Diyarbakır’da terörist heykeli dikenler döktükleri şehit kanlarının hesabını vermeden, Erdoğan ve Öcalan ihaneti hak ettiği muameleyi görmeden Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e rahat uyku haram olacaktır. Türk milleti vahim tehlikeyi görmelidir. Erdoğan ve Öcalan koalisyonun gözyaşı, dağılma, hüsran, mahvoluş ve bozgun olduğunu fark etmelidir. Unutulmasın ki, bugün PKK’lıların heykeli dikiliyorsa, yarın vatan bölünecek, bayrak inecek, devlet çökecek, milletin ise mezarı kazılacak demektir. Bunları vehim olarak değerlendirenlerin ise yakın tehditlerin sonuçlarına katlanmaktan başka bir seçeneği olmayacaktır.”

Heykelin haberini yapan basın ile bu rezalete tepki gösterenlere dönemin İçişleri Bakanı, şimdinin AKP Genel Başkan vekili Efkan Ala’nın verdiği cevabı da aktaralım.

Olayda, “Türkiye’nin çözüm yoluna konmuş sorunları üzerinden acaba ‘Türkiye’deki istikrarı hançerleyebilir miyiz?’ girişiminde bir iş birliği” gördüklerini belirten Ala, “Orada bir heykel, fiberglas maddeden yapılmış basit bir heykel yani. Basit bir heykeli servis eden yazan gazeteler bakın. Vaveylayı koparanlar ve Türkiye’de bu sürecin baltalanmasındaki işbirliğine bakın. Onlar, eğer bu sorun devam ederse, oradan besleniyorlar.” dedi.

Bugüne gelirsek; terör örgütü ve yandaşları hâlâ Eruh-Şemdinli katliamını kutsayıp kutladığına ve katliamın başını “yaşasın büyük komutanımız” diye selamladığına göre, 2014’te mahkemenin el koyma kararı vermesinin ardından, güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonla yıkılan “fiberglas” heykelin yerine betondan yapılanı dikilir mi, dikilir!..

Pakize Anaya Abluka

PKK’lılar ve uzantıları, “Pişman değiliz. Pişman olacak bir şey yapmadık” dediler…

PKK yasasının “ilk adım” olduğunu anlatıp, bin kilometrelik liste çıkardılar

İlk katliamı kutladılar…

Yetkililerce ne yalanlandı ne kimseye müdahale edildi…

Şimdi bir de er şehit aileleri ve er gazilerin Güvenpark’taki eylemine bakalım.

Kendileriyle ilgili yasaya tepki göstermek için Meclis’e yürümek istediklerinde polis bir yandan ağladı, bir yandan hepsini ablukaya alıp kıpırdatmadı.

Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba önceki gün destek için Güvenpark’a geldiğinde; Meclis açılır açılmaz bastonuyla gidip kapısında oturacağını vurgulayıp, “Hakkımızı söke söke alacağız.” dedi.

Vay, sen misin bunu söyleyen!..

Güvenpark’ın dört tarafı Çevik Kuvvet tarafından ablukaya alındı. Meclis’e giden bütün yollar kapatıldı. Saatlerce beklediler.

Polislerin saatlerce beklemesine kıyamayan Pakize Ana, bastonuyla Güvenpark’tan çıkıp, bir kadın komiser başkanlığında gelen polis heyetinin yanına gitti. Onlara sarılıp öperken, “Ben size kıyamam. Sizi üzmem. Ayağınıza taş değmesin. Ben size teşekkür ediyorum, hepinizi öpüyorum. Pakize Anaları onları üzmek için gelmedi.” diye konuştu.

Ardından, erlerin hakkının verilmemesine ve PKK yasasına, “Ben Pakize Akbaba. Bana mı sordun, çocuğumun katilini affediyorsun?” sözleriyle tepki gösterip, Erdoğan’ın, bu sorusuna cevap vermesini istedi.

Polislerin öncelikli muradı ve görevi, Pakize Ana’nın Meclis’e yürüyüp burada oturma eylemi yapıp yapmayacağını öğrenmek olduğu için, planının ne olduğunu sordular.

Pakize Ana, “Biraz beklemek istiyorum. Meclis kapalı.” karşılığını verdi.

Polisler, zamanı konusunda ipucu isteyince de, “Benim oğlum ne zaman şehit olacağını biliyor muydu? Şehit olmadan önce kahvaltısını yapmış mıydı?” diye sorup şunları kaydetti:

Siz konuşmayın. Hepinizin yerine ben konuşacağım. Dualarımız sizinle. Görevinize engel olmam; ama şehidime sözüm var, siz de benim görevime engel olmayın. Hiç merak etmeyin, birilerine ders verip haddini bildirmeye geldik. Şimdilik bir şey yok.”

Bu konuşmadan sonra Pakize Ana polislere yeniden sarılıp onları öptükten sonra, bastonuyla Güvenpark’ın içindeki nöbet yerine yavaş yavaş dönerken, ne olur ne olmaz diye, kalkanlı çevik kuvvet polisleri saatlerce beklemeye devam etti.

İşte durum budur, ey Türk Milleti!..

Müyesser YILDIZ
19 Ağustos 2026

12punto link: https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/sehit-yakinlari-ve-gazilerimizi-iyi-ki-incitmediniz-149237

Kategori:Uncategorized