İçeriğe geç

Çavuşoğlu’nun “Şahsen Çok İyi Arkadaşı” Olan Yunan Dışişleri Bakanı’ndan 12 Mil Resti

Haziran’dan itibaren özellikle Ege ve Doğu Akdeniz konusunda Ankara ile AB ve Yunanistan arasında ne çok restleşme yaşandı. AB ve Yunanistan’ın tavrında milim değişiklik olmadığı halde şimdi Ankara, AB’ye yeni sayfa” açma çağrısı yapıp, Yunanistan’la istikşafi görüşmelerin başlayacağı müjdesini veriyor.

Krizin en yoğun yaşandığı Ağustos’a gidelim. Erdoğan, AB’yi şu sözlerle anlattı:

Hangi reformu yaparsak yapalım, hangi adımı atarsak atalım, hangi değerlerimizden taviz verirsek verelim Batı bizi hiçbir zaman kendisi gibi görmedi. Bu gerçeği AB tam üyelik sürecinde bizzat yaşamış bir kişiyim. AB liderlerinin hep tutarsızlıklarıyla karşı karşıya olduk. Hiçbir zaman dürüst olmadılar. Hiçbir zaman sözlerinin arkasında durmadılar. Ülkemizin tam üyeliği için hangi şartları önümüze getirdilerse ‘tamam’ dedik, ne dedilerse yaptık, ne istedilerse taahhüt ettik. Fakat sonuçta ortaya çıktı ki, AB’nin bizi tam üye yapmaya en başından beri niyeti yokmuş. O güne kadar önümüze getirilen her şey oyalama taktiğinden ibaretmiş. Türkiye’ye karşı sergilediği ikiyüzlü tavır AB’nin sonunun da ilânı olmuştur. Artık dünyada hiç kimse bu birliğe bir değerler ve ilkeler manzumesi olarak bakmıyor.”

Sadece 5 ay önce AB’nin sonunu ilân eden Erdoğan, Aralık ortasında AB Konseyi Başkanı Charles Michel’le görüşüp, yeni bir sayfa açmak istediğini, Türkiye’nin geleceğini AB ile birlikte kurmayı tasavvur ettiğini” bildirdi.

5 gün önce AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’le yaptığı video konferans görüşmesinde de Türkiye’nin geleceğini Avrupa’da gördüğünü kaydetti.

Erdoğan’ın bu çağrılarına AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’den cevap geldi. Borell, Türkiye ile diyalog için çalışmayı sürdürmeye hazır olduklarını söyledi.

Michel ve Borrell kimdir; birer cümleyle hatırlatalım.

Michel, AB’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım kararları için havuç-sopa” yönteminin uygulanmasını önermişti.

Borrell ise 24 Haziran’da Yunanistan-Türkiye sınırına gelip, “AB’nin dış sınırlarını üçüncü ülkelere karşı korumaya kararlı olduğumuz çok nettir.” demiş, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki Yunan egemenlik haklarını ihlâl ettiği iddialarına da, “Yunanistan’ın egemenliğini güçlü bir şekilde destekliyoruz.” karşılığını vermişti.

Malûm, Erdoğan 3 gün önce AB Büyükelçileri ile yaptığı toplantıda, geride kalan dönemde yaşananları “suni olarak üretilen tatsız sorunlar” olarak nitelendirip, Yunanistan başta olmak üzere bazı üye ülkelerden şikâyetçi oldu. AB için ise şu ifadeleri kullandı:

Bin yıldır aynı coğrafyayı paylaşıyor, aynı medeniyet havzasından besleniyoruz. Türk tarihini nasıl Avrupasız okumak mümkün değilse, Avrupa tarihini de Türkiyesiz anlamak mümkün değildir. Millet olarak geleceğimizi Avrupa ile birlikte tasavvur ediyoruz. Bu anlayışla 60 yıldır Birlik’e tam üyelik mücadelesi veriyoruz. Bu süreçte karşılaştığımız onca çifte standarda ve haksızlığa rağmen, nihai hedefimiz olan tam üyelikten hiçbir zaman vazgeçmedik. Ülkemizin 60 yılı bulan üyelik süreci nasıl bizim için stratejik bir tercihse, AB’nin ülkemizi tam üyeliğe kabul etmesi de Birlik’in geleceği açısından ontolojik bir tercih olacaktır. Biz ülke olarak uzun vadeli bir bakış açısıyla olumlu gündem oluşturmak ve ilişkilerimizi yeniden rayına oturtmak için hazırız. Avrupalı dostlarımızın da aynı iradeyi sergilemesini bekliyoruz.”

Erdoğan, “Komşumuz Yunanistan ile 25 Ocak’ta başlayacak istikşafi görüşmelerin inşallah yeni bir dönemin habercisi olacağına inanıyorum.” demeyi de unutmadı.

Türkiye’de Bahar Havası Estirilirken

Yunanistan’la istikşafi görüşmelerin 25 Ocak’ta başlayacağını, Erdoğan’ın AB Büyükelçileri ile toplantısından bir gün önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu duyurdu.

Çavuşoğlu bundan önce AB’nin yeni dönem Başkanı olan Portekiz’e gitti, mevkidaşı Augusto Santos Silva ile ikili ve heyetler arası görüşme yaptı. Çavuşoğlu, Silva ile ortak basın toplantısında Yunanistan’la ilgili şöyle konuştu:

Burada Yunanistan ile çok daha iyi bir diyalog kurabilmek için açık bir fırsat penceresi mevcut. Dışişleri Bakanı (Nikos Dendias) şahsen benim çok iyi bir arkadaşım. Önümüzdeki haftalar içerisinde kendisiyle bir diyalog tesis edeceğiz. Bu çerçevede, AB ile ilişkilerimizde de yeni bir sayfa açmaya hazırız.”

Ankara istikşafi görüşmelere odaklanmışken, Yunanistan’ın gündeminde İyon Denizi’ndeki karasularını 12 mile çıkarma tasarısı vardı.

Erdoğan’ın AB Büyükelçileri ile toplandığı gün Yunan Parlamentosu Savunma ve Dışişleri Komitesi’nin toplantısına katılıp, bu konuda bilgi veren Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, tutanaklara kaydedilebilmesi; salonda, ama esas olarak salonun ötesinde duyulabilmesi amacıyla” şunları söyledi:

Yunanistan egemenlik hakkını kullanıyor. Yunanistan karasularını genişletme ve ulusal egemenlik haklarını kullanma hakkını tamamen saklı tutuyor. Herhangi bir şekilde bu haklardan feragat etmesi düşünülemez. Bir sonraki aşama, Girit’in güneyindeki alanı ilgilendirecek. Bununla ilgili çalışmalar devam ediyor. Aynı şekilde, Yunan karasularını 12 deniz miline kadar genişletme hakkını Ege’de de tamamen elinde tutuyor. Bu bağlamda, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un birkaç hafta önce Atina’ya yaptığı ziyaret sırasında, ülkemizin egemenlik hakkı konusunda ülkesinin tutumunu mükemmel bir şekilde ortaya koyduğu çok önemli, tarihi olarak nitelenmeye yaklaşan demecine dikkat çekmek isterim.”

Çavuşoğlu’nun, “şahsen benim çok iyi arkadaşım” dediği Dendias, bununla kalmadı, dün de Portekiz’e gidip Dışişleri Bakanı Silva ile görüştü. Ve Silva’nın yanında Türkiye-AB ilişkileri konusunda şu açıklamaları yaptı:

Yunanistan, her zaman AB ile Türkiye arasındaki yakın ilişkilerin çok güçlü bir savunucudur. Ama bir şartla; Türkiye’nin uluslararası hukuka uyması. Uluslararası hukuk, Avrupa müktesebatının bir parçasıdır. AB doğasını değiştiremez ve ‘ruhunu satamaz’. Yani Türkiye uluslararası hukuka uyarsa, Yunanistan’dan AB’ye yaklaşmaya ve hatta uzak bir gelecekte AB üyeliği olasılığına yardım etmeye hazır bir el bulacaktır. Türkiye uluslararası hukuka uymak zorundadır. Bu budur.”

Casus Belli Kabul Edilemez

Ardından İyon Denizi ve Ege’de 12 mile ilişkin bir soru üzerine şunları anlattı:

Dün Yunan Parlamentosu’ndaydım ve Yunanistan’ın İyon Denizi’ndeki karasularını 6 milden 12 mile genişleten yasa tasarısı çıkarılıyordu. Orada herkesin açıkça duyması için BM Deniz Sözleşmesi’ne göre, Yunanistan’ın karasularını her yerde 6 milden 12 mile genişletme hakkına sahip olduğunu söyledim. Yunanistan’ın güneyinde veya Ege’de. Bu bizim egemenlik hakkımızdır ve pazarlık konusu değil. İyi dostlarımız İtalyanlarla ve Arnavutlarla müzakere etmeden İyon Denizi’nde karasularımızı genişlettik. Yani Türkiye ile bu konuda müzakere etmeyeceğiz. Eğer bana, uluslararası hukukun sağladığı egemenlik hakkını kullanırsak, Türkiye’nin bize karşı bir savaş tehdidinde bulunmasının ne kadar kabul edilemez olduğunu söyleme fırsatı verirseniz; Latince ‘casus belli’ dedikleri şey. Profesör olan meslektaşım bu ifadeye çok aşinadır. 21. yüzyılda bir ülkenin, diğer ülkenin uluslararası hukuka göre bir hak kullanması halinde savaş tehdidinde bulunması kabul edilemez.”

İşte Ankara’nın bir kez daha “dostluk” eli uzattığı Yunanistan’ın gayet “dostane” cevabı!..

İşte Türkiye’nin “sözde” tartışmaları bırakıp, “özde” konuşması gereken ana gündem maddelerinden birinde son durum!..

Müyesser YILDIZ
14 Ocak 2021

Odatv link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/sahsen-cok-iyi-arkadasi-resti-cekti-14012100.html

Kategori:Uncategorized