İçeriğe geç

1921 Anayasası’nı İsteyenler Kim?

10 gün önce Erdoğan, “Ülkemizde yeni bir Anayasa tartışması başlamalıdır.” deyince, nur topu gibi yeni bir gündem maddemiz oldu.

Yeni Anayasa” tartışmaları ülkemizde hiç kimsenin karnını doyurmayacağına göre; “yeni beyaz sayfa” açılması umuduyla AB ve ABD’ye gönderilen bir “selâm” olmalıydı.

Ancak Adalet Bakanı Abdulhamit Gül önceki gün, “1921 Anayasası’nın Türkiye’de yaşayan herkesin, her düşüncenin, her inancın, her anlayışın yansıdığı bir toplumsal sözleşme metni olduğunu” vurgulayıp, “Cumhuriyeti, 1921 Anayasası’nın ruhuyla taçlandıracağız” deyince, bazı şeyleri hatırlatmak şart oldu.

Bakan Gül’den üç gün önce de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, bir yandan iktidarın sıkışmışlıktan kurtulmak için toplumu oyalamaya ve gündemi değiştirmeye çalıştığını savunurken, öte yandan şunu söylemişti:

Güçlü parlamento, güçlü denetim sistemi ve yerel demokrasi öneriyoruz. Tam da bu temel ilkelerin yer aldığı 1921 Anayasası bu konuda ilham kaynağı olarak değerlendirilebilir.”

HDP: İlle De 1921

HDP’lilerin 1921 Anayasası ile ilgili açıklaması bundan ibaret değil.

Örneğin Mithat Sancar geçen yılki 23 Nisan özel oturumunda TBMM kürsüsünden, özetle şunları anlattı:

Meclis’te Türkiye’nin o zamanki etnik, dinsel ve toplumsal çeşitliliğinin önemli bir kısmı var. Bu insanlar kendi kimliklerini saklamadan, tam aksine kendi kimliklerini açıklayarak giriyorlar. Bu birinci Meclis’in en önemli vasıflarından biridir. Bu vasıf diğer özelliklerle de tamamlanmıştır. 1921 Anayasası ile yetkilerinin büyük bir bölümünü yerel yönetimlere devrediyor. O sistemin merkezinde muhtariyet, yani özerklik var ve bu özerkliğin nasıl yönetileceğini de ayrıca, ayrıntılı olarak düzenliyor. Rıza ve birlik istiyorsanız, çeşitliliği kabul edeceksiniz, müzakereyi kabul edeceksiniz. 1923’ün 100. yılına bu şekilde varırsak, Cumhuriyet’ten geriye de fazla bir şey kalmayacaktır.”

Örneğin Grup Başkanvekili Saruhan Oluç 20 gün önce, 1921 Anayasası’nın 100’üncü yıldönümünde TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, şöyle konuştu:

1921 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu yolunda farklı halkların ve inançların bir arada yaşaması ve kolektif haklarının tanınması açısından önemli bir adımdı. 1924 Anayasası ve sonrasında yaşananlarla birlikte Cumhuriyeti taçlandıracak demokrasi ile buluşulamadı. Bunda temel neden 1921 Anayasası’nın temel referanslarından vazgeçilmiş olmasıdır. Yüz yıl sonra bir kez daha 1921 Anayasası’nın ruhunu konuşmak Türkiye açısından önemlidir.”

Örneğin HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan 26 Ocak’taki Meclis Grup Toplantısında, “sayın Öcalan’ı barışçıl bir çözümün adresi, iradesi, imkânı olarak gördüklerini” tekrarladı, “AB’nin yolunun Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümden geçtiğini” kaydetti ve şunları söyledi:

21 Ocak, 1921 Anayasasının 100’üncü yıl dönümüydü. 1921 Anayasası Türkiye halklarının çoğulcu yapısını yansıtan bir anayasaydı. 1924 ve daha sonraki anayasalar, 1921 Anayasası’na karşı reddi miras yaparak, Türkiye’yi her gün daha fazla derinleşen sorunların içerisine attı. Türkiye halkları bu anayasalar ile tekleştirilmeye, otoriter anlayışlara teslim edilmeye çalışıldı. 100 yıldır sürdürülen retçilik ve tekçilik anlayışı karşısında Türkiye halklarının varlıklarını ve kimliklerini koruma mücadelesi de yüz yıldır katlanarak büyüdü. Biz HDP olarak Türkiye halklarının yeni bir anayasaya, demokratik anayasaya en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde, 1915’le yüzleşerek, cinsiyet özgürlüğünü ve eşitliğini esas alarak 1921 Anayasası’nın çokluğu esas alan ruhunu tekrar tartışmanın zamanının geldiğini düşünüyoruz. 1921 Anayasası gibi yeni çoğulcu bir anayasayı hep birlikte yapabilir, bir asır sonra Türkiye halklarına hak ettiği demokratik sivil bir anayasayı hediye edebiliriz.”

Niye 1921? Çünkü Teröristbaşı Öyle İstiyor

1921 Anayasası’nın temel özellikleri ne, açıklamalardan anlaşılıyor: yasama ve yürütme yetkisinin Meclis’te toplanmasının dışında “vilayetlere muhtariyet”, yani özerklik vardı. Bir de devletin dininin “İslâm” olması.

Erdoğan’ın 1993’te Refah Partisi İstanbul İl Başkanı iken, “İkinci Cumhuriyet” tartışmaları kapsamında, “Türkiye Cumhuriyeti’nin katı üniter bir anlayışa sahip olmasını” eleştirdiğini, “Türkiye Türklerindir” gibi tezleri yanlış bulduğunu, “Osmanlı eyaletler sistemi benzeri” bir sistemi savunduğunu ve de, “Milli tanımı ümmet kavramı içinde düşünmüyorum ki. İslâmi devlet planı içinde düşünüyorum.” dediğini biliyoruz.

Başka neleri biliyoruz?

Erdoğan’ın meşhur Diyarbakır açılımının mimarlarından AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan’ın, “Kürt sorununa Sevr ve Lozan görüşmelerindeki perspektiften bakamayız. Lozan’ı unutalım.” açıklamasını yaptığını…

Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, 1921 Anayasası’nı “Türkiye’nin en özgürlükçü Anayasası” olarak nitelendirdiğini…

Dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı merhum Mir Dengir Fırat’ın 2006’da, AKP’nin kuruluş yıldönümü münasebetiyle düzenlediği toplantıda, şu ifadeleri kullandığını:

Bu Cumhuriyet’in sahipleri, bu Cumhuriyet’i kuran 1921 Meclisi’ni teşkil edenlerdir, doğrudan doğruya halkı temsil eden ve bu ülkeyi kuran iradedir. AK Parti, her ne kadar 14 Ağustos 2001’de kurulmuş gibi görünüyorsa da resmen, aslında AK Parti felsefesi, 1921’deki 1. Meclis’in felsefenin birebir aynısıdır.”

İşte tam bu süreçte İmralı’daki teröristbaşı da 1921 Anayasası’nı gündemine aldı ve şöyle buyurdu:

1921 Anayasası o dönemin ilerici bir anayasası olup, Cumhuriyeti kuran anayasadır. Biz bu anayasanın bugün tekrar uygulanmasını istiyoruz. Üniter devlete ve cumhuriyete bir diyeceğim yok. Sadece Türk ulusunun, Türkler, Kürtler ve diğer kültürler olarak demokratik tarzda yeniden örgütlenmesini istiyoruz.”

Erdoğan’ın açılım sürecinde, 2013’te “Kürdistan” ifadesine karşı çıkan CHP ve MHP’yi, “Şöyle biraz daha geçmişe, Osmanlı’ya gittikleri zaman Doğu-Güneydoğu’nun Kürdistan eyaleti, Doğu Karadeniz’in Lazistan eyaleti olduğunu görecekler. Bunlar bizim tarihimizin, bize devrettiği mirastır. Bunları görmemezlikten gelemezsiniz.” diye eleştirdiğini, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ise şu karşılığı verdiğini de kaydedelim:

Başbakan Erdoğan kendisine ille de tarihten bir örnek alacaksa; ona tavsiyemiz, hamam tellalı Patrona Halil’i öğrenmesi, yenilik düşmanı Kabakçı Mustafa’yı okuması ve gövdesiyle başı başka başka yerlerde bulunan Tepedelenli Ali Paşa’yı anlamasıdır.”

Bahçeli 1921 ve 2. Cumhuriyet Hakkında Ne Düşünüyor?

MHP, şimdi AKP’nin fiili ortağı. Erdoğan’ın “Yeni Anayasa” çağrısına da destek veriyor.

Öyle ki, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, “Sıfırdan Anayasa yapmak gibi bir iddia, ikinci cumhuriyetin kuruluşudur.” sözlerine MHP Lideri Bahçeli’nin tepkisi, “Yeniden anayasa yazılmasını ikinci cumhuriyet olarak tercüme edenlerin ciddiye alınacak hiçbir yanları olmayacaktır. Cumhuriyet nedir diye sorsanız iki cümle kuramayan siyasetçilerin, işlemeye başlayan süreci hezeyanla perçinlenmiş polemiklere hapsetme niyetleri, siyasi hafifliğin sonucudur. Bunlar itibarsızdır, ipe un sermekle meşguldür.” oldu.

Peki, Bahçeli’nin geçmişteki görüşleri neydi? Kısaca hatırlatalım:

16 Nisan 2013’te dedi ki;

Görüyoruz ki, İmralı canisinin 2009 yılında belirlediği kanlı yol haritası, ölüm rotası AKP tarafından birer birer uygulamaya koyulmuş ve koyulmaktadır. Teröristbaşı dün ne söylüyor idiyse, bugün Başbakan tekrarlamış ve sanki yeni bir şey gibi sahiplenmiştir. İmralı canisi 1921 Anayasası’na vurgu yapmış, bu anayasayı övmüş, aynısını Başbakan da ifade etmiştir. İmralı canisi, 1924 yılından sonra sorunların yaşanmaya başlandığından bahsetmiş, Başbakan’da aynı dili kullanmıştır. İmralı canisiyle Başbakan Erdoğan tencere kapak misali birbirlerini bulmuşlar ve hedefler konusunda üst üste çakışmışlardır.”

İkinci cumhuriyet konusunda ise 2007-2015 arasında şunları söyledi:

Yeni bir mandacı anlayışın temsilcileri olan numaralı cumhuriyetçiler ile bölücü mihrakların, özgürlük ve çok sesli demokrasi paravanını kullanarak Cumhuriyetimizin kurucu kabullerini tasfiye edebilmek için emel birliği içine girdikleri görülmektedir. İmralı canisi ve yandaşları ile sözde aydınlar ve bazı siyasetçilerin demokratik cumhuriyet önerisinde buluşmalarını bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir.

Bugün Cumhuriyet’imizi tartışanların, başına numara vermeye çalışanların, üniter yapıyı parçalamayı arzulayanların önceki nesilleri de bugünkünden farksızdır. Cumhuriyet’in tahrip olması için zaman ve fırsat kollayanlar, AKP’nin sağladığı imkânlardan istifade etmişler, inşa ettiği duble puslu yollardan emin adımlarla yürümeye başlamışlardır. Federasyon özlemi çekenleri, ikinci cumhuriyet rüyası görenleri ve hayalleri uygulanmayan Sevr paçavrasının yapraklarında kalanları çok yakından takip ettiğimizi ve bizim de Cumhuriyet’in ayakta kalması için her şeyi göze aldığımızı herkese bildirmek isterim.

MHP gelirse; federasyoncular, ikinci cumhuriyetçiler, İmralı takaları, Kandil akbabaları, sözde Kürt sorunu icatçıları mutlaka hesaba çekilecektir. Biz, ikinci cumhuriyetçilerin ihanet geçidine, kurucu sütunları yıkmak için zaman ve fırsat kollayan çapsız ve nursuzlara direnç gösteriyoruz. Cumhuriyet’in surunda gedik açmaya ve kuruluş felsefesini terse çevirmeye çalışan AKP zihniyeti boşuna uğraşmasın, başaramayacaktır.

Ve de MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman 15 Temmuz 2014’te aynen şu açıklamayı yaptı:

Yeni Türkiye musibeti, numaralı cumhuriyetçilerin içinde saklandığı ihanet projesidir. Birçok bakımdan yeni Türkiye söylemi, ‘ikinci cumhuriyet’ söyleminin AKP’lileştirilmiş halidir.”

Netice-i kelâm; “Yeni Anayasa” ve hemen peşinden gündeme getirilen 1921 Anayasası, sadece AB-ABD’ye değil, İmralı’ya ve HDP’ye de bir “selâm” olmasın?!

Müyesser YILDIZ
10 Şubat 2021

Odatv link: https://odatv4.com/akp-ocalana-ve-hdpye-selam-mi-gonderdi-10022144.html

Odatv yeni link: https://odatv4.com/makale/akp-ocalana-ve-hdpye-selam-mi-gonderdi-10022144-201896

Kategori:Uncategorized