İçeriğe geç

104 Emekli Amirale Uygulanan Yasaklar Kimin Projesi?

Erdoğan iki gün önceki AKP Meclis Grup Toplantısı’nda, yargıda yaptıkları düzenlemelerle hak ve özgürlükler alanında çok önemli yenilikleri hayata geçirdiklerini, “ifade özgürlüğünün güvencesini arttırdıklarını” anlatıp, “Daha fazla özgürlük ve daha güçlü demokrasi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

Sonrası malûm; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik sözleriyle herkesi şok etti!..

Bir şey daha oldu; Sedat Peker’in iddiaları karşısında 24 gündür suskun kalan yargı, Erdoğan’ın bu konudaki açıklamalarından sonra hızla harekete geçti!..

İki gün sonra açıklanan Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde, ülkemizin 107’inci sıraya yerleştiği görüldü. Gel de şaşır!..

Hukukun üstünlüğü, hak ve özgürlükler bağlamında Grup Toplantısı’ndaki bir başka ayrıntının üzerinde durmak istiyoruz.

Erdoğan konuşmasının 30’uncu dakikasında, “Şimdi sizleri bir video gösterimiyle başbaşa bırakıyorum.” dedi ve o video gösterime girdi.

Videoda, “1960, 70, 80 darbeleri, 28 Şubat postmoder darbesi ve 27 Nisan e-muhtırasından” söz edildikten sonra “Bugün de toplum mühendisliği ile karmaşa peşinde olanların, sistematik bir biçimde birer birer ajandalarını ortaya koyduğu” vurgulandı. Buna örnek gösterilen ilk olay ise geçen ay emekli amirallerin, Montrö Sözleşmesi ve TSK’da yeni tarikat yapılanmalarına dikkat çekmek amacıyla yaptığı açıklama oldu ve şu ifedeler kullanıldı:

104 amiral geceyarısı bildirisi ile kendilerince siyasete ayar vermeye kalktılar. CHP de açıkça destek verip, bunu önemsizleştirmeye çalıştı…”

Devamı dün geldi. Erdoğan, Yassıada’da düzenlenen AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda şunları söyledi:

Türkiye’ye siyasi, sosyal ve ekonomik bakımından ağır bedeller ödeten darbeler silsilesinin ilki olan 1960 darbesi, aradan geçen 60 yılı aşkın süreye rağmen milletimizin kalbinde hala kanayan bir yaradır. Ülkemizi darbenin eşiğine getiren zihniyetin varlığını halen devam ettirdiğini görmemiz ise ayrıca bir üzüntü kaynağıdır. Darbeden birkaç hafta önce Menderes’e gönderilen muhtıra mahiyetindeki mektupta ifade edilen görüşler ve kullanılan üslup ile 1971 muhtırasında, 1980 darbesi öncesinde, 28 Şubat 1997 muhtırasında, 27 Nisan 2007 bildirisinde, hatta son emekli amiraller açıklamasında sergilenen yaklaşım hep aynıdır. Merkez aynı değişen bir şey yok.”

Ne tesadüf, dün o açıklamaya imza koyan diğer 84 amiralin ifadelerinin alınmasına başlanmıştı.

Yani halen devam eden bir soruşturmadan söz ediyoruz. Ama Devlet’in başı, “olağanlaştığı” üzere soruşturmayı tamamlayıp hükmünü verdi. Ne gam!..

İşaret Fişeği Nereden?

Evet, konumuz 104 emekli amiralin yaptığı açıklama. Amiraller 10’arlı gruplar halinde ifadeye çağrılıp, soruşturmanın önümüzdeki hafta tamamlanması beklenirken, şunu hatırlatalım:

O açıklamada dikkat çekilen ve Erdoğan’ın da, “Yanlış buluyoruz. MSB üzerine düşeni yapacak” dediği “cübbeli amiral” ile ilgili soruşturmanın bayramdan sonra tamamlanacağı belirtilmişti. 13 gün geçti, hâlâ bir haber yok!..

Şimdi en başa dönelim.

3 Nisan’ı 4 Nisan’a bağlayan gece yapılan açıklamaya ilk tepki Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den geldi. Bahçeli, açıklamada imzası bulunan amirallerin rütbelerinin sökülmesini, emeklilik haklarının kaldırılmasını ve emekli maaşlarının kesilmesini istedi.

Bir gün sonra İçişleri Bakanlığı, açıklamada imzası olan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Eşref Uğur Yiğit, Murat Bilgel ve Bülent Bostanoğlu’nun koruma kararını kaldırdı, MSB de bu karara dayanarak, lojmandan çıkmalarını istedi.

Sonraki günlerde iktidar medyası, AKP’nin “rütbe sökme”nin kriterlerini değiştirmeyi gündemine aldığını, emekli amirallerin rütbeleri sökülmediği için orduevleri ve askeri tesislerde kendilerine sağlanan haklardan yararlanmaya devam ettiğini belirtip, bu haklarla ilgili idari yaptırımlar konusunda da çalışmaların sürdüğünü duyurdu.

Ancak bu arada bir kuruluşun tepkisi dikkatlerden kaçtı.

Çeşitli vesilelerle SADAT’ın kurucusu, 15 Temmuz’dan sonra Erdoğan’ın Başdanışmanlığını yapan emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ve ona bağlı derneklerin TSK’ya ilişkin politikalardaki etkisini yazdık.

Peki, Tanrıverdi ve ekibinin, emekli amirallerin açıklaması karşısındaki tavrı ne mi oldu?

Hemen ertesi gün, 4 Nisan’da Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar merkezi Derneği (ASSAM) Yönetim Kurulu tarafından, “104 Amiralin Muhtıra Gibi Bildirisi Asla Kabul Edilemez” başlıklı bir açıklama yapıldı. Açıklamada, özetle şöyle denildi:

104 Amiralin haddi aşan bildirisi maalesef muhalefetle koordineli yapılan demokrasi dışı bir girişimdir. Geçmişte yaşanan demokratik sisteme ve milli iradeye karşı organize edilen gece yarısı darbeleri çağrıştıran bir bildirinin alışılagelmiş darbeci zihniyetin çıkışını yansıtan bir şekilde gece vakti basına sunulması arkasında yatan darbe beklentisinin bir yansıması ve göstergesidir. Böylesi bir bildirinin Türkiye’mizin komşu ülkeleri ve Dağlık Karabağ girişimi ve özellikle Doğu Akdeniz sorunlu bölgesinde ortaya koyduğu aktif ve etkili dış politikasının batılı güçlerce eleştirildiği bir döneme gelmesi oldukça manidardır. Üstelik 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başarıya ulaşamamış batılı emperyalizmin milli iradenin temelini oluşturan milli ve manevi ahlaki değerlerin hedef haline getirildiği, tarikat ve cemaatlerin haksız ve kasıtlı bir biçimde eleştirildiği, bir amiralin inançlarının gereğini yaptığı davranışının üzerinden Atatürkçülük ve demokrasi adı altında İslami değerlere düşmanlığın yapıldığı bir süreçte gündeme getirilmesi Ana Vatan ve Mavi Vatan anlayışı ile örtüşmemektedir… Bu açıklamaya imza koyanlar, farklı medeniyetlerin ülkemizdeki uzantılarıdır. Çağın gerisinde kalmış, demokrasiden ve milletin manevi değerlerinden nasibini almamış kişilerin oluşturduğu, bu milletin kendilerine sağladığı rütbe, makam, mevki ve maddi imkânı millete karşı kullanmaya çalışan zihniyetin sahipleridir… Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının bu bildiri hakkında soruşturma açma girişimini yerinde buluyor ve hukukun gereğini yaparak Milli İradeye karşı bu bildiriyi yayınlayanların rütbelerinin alınmasını ve hak ettikleri muameleye muhatap olmalarını bekliyoruz.”

Bir gün sonra da Tanrıverdi’nin Yardımcısı Gürcan Onat “104 Emekli Amiral Ahmak Mı?” başlığıyla, şunları yazdı:

Yine bir gece yarısı bildirisi. Yine darbe hevesi, yine darbe heveslileri… Şimdi biz bu 104 emekli amiral için; ‘vay ahmaklar’ deyip, geçiştirecek miyiz, bu bildiriyi? Hiç umursamayacak mıyız? Elbette hayır. Üzerinde uzun süre çalışılmış, çok ince ayarlar yapılmış, zekice planlanmış, son derece bilinçli ve organize bir muhtıra. Bir yerlerden destek aldığı ve bir yerlere derin mesajlar gönderdiği çok aşikar… Bu 104 emekli amiral öyle ahmak falan değiller, kendilerini çok zeki zanneden narsist kişilikler. Darbeci oldukları ve darbe hevesinde olduklarında hiç şüphe yok. 28 Şubat post-modern darbecilerine selam çakıyorlar, adeta; sizin tamamlayamadığınızı biz tamamlayacağız, mesajı veriyorlar… Kimsin lan sen? Her aklına esen bir orduevi çetesi oluştursun, sonra gece yarısı muhtıra versin. Oh ne ala memleket. Cumhuriyet savcılarımızı göreve davet ediyorum. Bu adamlar hakkında soruşturma başlatılmalıdır. Hatta yurt dışına çıkışları kontrol altına alınmalı, kaçmalarına fırsat verilmemelidir. Bu 104 emekli amiralin son 6 ay içerisinde yaptıkları bütün görüşmeler incelenmelidir. Kimlerle ne zaman, ne toplantıları yapmışlar, yurt içinden ve yurt dışından kimlerle ilişki içerisine girmişler, her şey ortaya dökülmelidir. Ondan sonra Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde hesaplarını vermelidirler… Bu muhtırayı masum bir fikir özgürlüğü gibi gösteren herkes takip altına alınmalıdır… Darbenin kökünü tam anlamıyla kurutmak ve bir daha asla darbe olmamasını istiyorsak, bataklığın da kurutulması gerekmektedir. En büyük bataklık hâlâ açık ve sivrisinek üretmeye devam etmektedir. Fenerbahçe Orduevinden bahsediyorum. Özellikle Fenerbahçe Orduevi ve büyük şehirlerdeki orduevleri darbecilerin buluşma ve organizasyon yerleri olarak işlev görmeye devam etmektedir. Öncelikle Orduevlerinin müdürleri muvazzaf subay değil sivil müdür olmalıdır. Sivil Müdürler MİT tarafından özel istihbarat eğitimine alınmalı, orduevlerinde toplantılar, buluşmalar takip edilmelidir. Başka türlü bitirilemez.”

O Maddeyi “FETÖ” Mü Koydu?

Montrö’ye sahip çıkılmasını ve TSK’da yeni tarikat yapılanmasına izin verilmemesini istedikleri için emekli amirallerin başına gelenler, onlar hakkında daha neler yapılması gerektiğine ilişkin beklentiler ve gidişat ortada!..

Duyulmayan bir kararı daha aktaralım. Açıklamadan bir hafta sonra 104 emekli amirale sadece orduevleri değil, 5 yıl süreyle tüm TSK tesisleri kapatılmış.

Emekli bir amiral de CİMER’e bunun sebebini sormuş.

Genelkurmay Merkez Dairesi, TSK İş Hizmet Yönetmeliği’nin “Orduevleri ve askeri gazinalorla” ilgili 664’üncü maddesi uyarınca bu kararın alındığı cevabını vermiş.

Nedir o madde diye merak ettik.

Meğer daha 17 Kasım 2007’de yönetmeliğe şöyle bir fıkra eklenmiş:

“Kendisine özel bir görev verilmediği halde görevi ve sıfatı icabı muvazzaflık yaptığı dönemde bulunduğu görev ve görev yerleri hakkında beyanat veren, yazı yazan veya sair surette açıklamada bulunan, astlık-üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye yönelik olarak açıkça aşağılayıcı söz ve davranışta bulundukları çeşitli komutanlık ve resmi kaynaklardan intikaleden bilgi ve belgelerden tespit edilenlerin orduevleri, askeri gazinolar ve diğer askeri sosyal tesislere girişleri, Genelkurmay Başkanlığınca geçici veya sürekli olarak yasaklanabilir.”

Öncesinde Van 100. Yıl Üniversitesi ve Şemdinli kumpasları yaşansa da 2007 yılı neyin miladı? Ergenekon’la başlayıp, sonrasında devam eden kumpasların…

Bu durumda, “Acaba bu da mı FETÖ’cülerin işiydi? Öyleyse, onların yaptığı düzenlemelerin şimdi de emekli askerlerin zap-u rapta alınmak istenmesine dayanak yapılması neyin nesidir?” diye sorsak, çok mu yanlış olur?!

Müyesser YILDIZ
28 Mayıs 2021

Odatv link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/emekli-amirallere-yasak-kimin-projesi-28052155.html

Kategori:Uncategorized