İçeriğe geç

Mehmet Ağar ve Korkut Eken Hakkında İmralı’daki Teröristbaşı Neler Söylemişti?

Hakkında üç gün önce yakalama kararı çıkarılan Sedat Peker’in 90’lardaki faili meçhul cinayetlere ilişkin iddialarıyla birlikte, Mehmet Ağar ve Korkut Eken isimleri yeniden gündem oldu.

Peker’in 23 Mayıs’ta yayınladığı videosundaki iddiaları özetle şöyleydi:

Kaç kişi gitti böyle… Bu Mehmet Ağar var ya bu Mehmet Ağar… Emniyet Müdürlüğü döneminde en iyi arkadaşları Behçet Cantürk, Hüseyin Baybaşin, Savaş Buldan… Bunun arkadaşı… Kürt işadamı diyorlar ya, hayır, uyuşturucu işi yapıyordu hepsi… Hepsinden para aldı, hepsinin her işlerini idare ediyordu… Siyasete atılmaya karar verince, kendi geçmişini temizlemek için başladılar hepsini öldürmeye… Mehmet Ağar’ın yaptığı bu organizasyonların hepsi kendi cebi içindi.. Gördüm yaşadım.”

Bilindiği gibi, 1994 yılında öldürülen Savaş Buldan HDP eş genel başkanı Pervin Buldan’ın eşiydi.

Peker’in o açıklamalarının ardından Pervin Buldan, Savaş Buldan ve arkadaşlarını “devleti yönetenlerin” öldürdüğünü öne sürerek, “Cinayeti işleyenler göstermelik yargılandı ve beraat etti. Şimdi yeniden başa dönüyoruz ve yargılanmaları için girişimde bulunacağız.” dedi.

Buldan’ın bu sözlerinin ardından İktidarın Gazetesi Sabah’ın Yazarı Hilal Kaplan da şunları yazdı:

En kirlisini sona sakladım! HDP Eş Başkanı Pervin Buldan’ın eşi 90’larda PKK’ya finans sağlayan uyuşturucu ticaretinin kilit isimlerindendi. Faili meçhule kurban gittiği için Kandil de bir nevi ‘diyet’ olarak kendisini HDP liderliğine taşıdı. Pervin Hanım’ı eşinin günahlarından ötürü suçlamayalım, ama bakın 2008 yılından bir haber: ‘DTP’li Pervin Buldan’ın kayınbiraderi Nihat Buldan 90 kilo eroinle yakalandı. Polis, Buldan’ın uyuşturucu bağlantısı için gittiği görüşmelerde yengesinin otomobilini kullandığını öne sürdü.’ Diyeceğim o ki, istediğiniz kadar Peker’in iddiaları üzerinde tepinin ama ‘temiz siyaset’ diye diye ellerinizi yıkama çabanız fena halde sırıtıyor; onu da bilin.”

Evet, Hilal Kaplan’ın söz ettiği operasyon 2008’de medyada epey yer buldu. Olayı doğrulayan isim ise dönemin İçişleri Bakanı, sonraki yıllarda İmralı-Ankara-Kandil hattında yürütülen “açılım-saçılım” sürecinin koordinatörlüğünü yapan Beşir Atalay’dı.

Savaş Buldan’ın öldürülmesiyle ilgili olarak Mehmet Ağar hakkında açılan davalarda Pervin Buldan’ın pozisyonunu da özetleyelim.

Eylül 2009’da davaya müdahil olmak için başvuran Pervin Buldan, o günlerde şunları anlattı:

Eşim 3 Haziran 1994’te Çınar Oteli’nin çıkışında, iki arkadaşıyla birlikte, ‘Terörle Mücadele’den geliyoruz, ifadenizi alacağız’ diyen, ellerinde telsiz olan, polis kimliklerini gösteren kişiler tarafından alınıyor. Ertesi gün, ağır işkence yapılmış ve kurşunlanmış cesetleri, Bolu’da, Melen çayı kenarında bulundu.”

Ağar’ın duruşmalara katılması ve sorulacak soruları cevaplaması gerektiğini, konuşursa, dönemin faili meçhul cinayetlerinin aydınlatacağını belirten Buldan, Ağar’ın davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesi gerektiğini de kaydetti.

4 yıl sonra Kasım 2013’te Mehmet Ağar’ın yargılandığı bir başka duruşmayı izleyen Buldan, Twitter hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Bu davadan tutuklu bulunan Ayhan Çarkın ve Ziya Bandırmalıoğlu’nu bekliyoruz. Bu iki isim aynı zamanda Savaş Buldan’ın da katilleri. İlk defa eşimin katilleriyle yüzleşeceğim… Ayhan Çarkın ve Ziya Bandırmalıoğlu geldiler. İçimde fırtınalar kopuyor… Korkut Eken ve Ercan Ersoy da burada. Tam bir katiller serisi.”

Pervin Buldan’ı Nasıl Uyardı?

Bunları hatırlatmamızın sebebi mi?

Çünkü “Gladyo, faili meçhul cinayetler” ile bugün tartışmaların odağına oturan çok sayıda isim, İmralı’daki teröristbaşının da gündeminde oldu.

Nereden biliyoruz?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dahi HDP’ye ilişkin açtığı kapatma davasında “delil” saydığı, Pervin Buldan’ın da başrolde olduğu açılım-saçılım” sürecinin anlatıldığı İmralı Notları kitabından.

Teröristbaşı neler mi söyledi?

Örneğin, Haziran 2013’teki görüşmelerinde, “90’lardaki denemeler Kürdistan’ı yaşanamaz hale getirmek içindi. Savaş Buldan’ı, başkalarını öldürdüler. Birçok işadamını öldürdüler. Tansu-Ağar-Güreş ekibi Kafkas kökenlidir. Bunlar biraz tuhaftır. Kafkas halkları için genelleme yapmıyorum tabii. Bunlar şovenizmi kullanıyorlar.” dedi.

1 yıl sonraki bir görüşmede, Tansu Çiller’in CIA ajanı olduğunu herkesin bildiğini öne sürerken, şu ifadeleri kullandı:

İşte bunun için Hakikat Komisyonu istiyoruz. Bu gladyo yapılarıyla yüzleşmek çok önemlidir… Heyetle yaptığım görüşmelerin temeli de gladyonun bu niteliğini ortaya çıkarmaktır. AKP hiçbir partinin yapamayacağı kadar devletin tüm birimlerini ele geçirmeye çalıştı. Tek bir farkları oldu, Tayyip darbeye karşı direndi. Ben 12 yıldır burada gladyonun çözülmesi için açık çek veriyorum. Dinamikleri kendim ayarlıyorum.”

Yine o günlerdeki görüşmelerinde Pervin Buldan’a hitaben, “Ağar’a çatıyorsunuz, Korkut Eken’e çatıyorsunuz. Tamam, çok cesur ve asisiniz, ama bunlarla baş edemezsiniz. Kavgacısınız, ama tam bilmiyorsunuz.” deyince, aralarında şu diyalog yaşandı:

Buldan: “Başkanım, Mehmet Ağar ve Korkut Eken hâlâ devlet tarafından korunuyor, yargılanmıyorlar. Bunu sormak isiyorum.”

Teröristbaşı: “Daha derin tahliller de yapabilirim. Sizin hatanız şurada: derinlikli düşünmüyorsunuz. Mehmet Ağar siz İstanbul’dayken size yakın oturuyordu, değil mi?”

Buldan: “Evet, aynı apartmanda.”

Teröristbaşı: “Olası bir Kürt potansiyeli taşıyan kim ise onun üzerini çizmişler ve imha etme kararını vermişler. Ufacık dürüst bir Kürt ihtimaline bile tahammülleri yok. İmha ediyorlar. Böyle şey olabilir mi?”

Her Şey Onlarındır, Her Şeyi Yapabilirler”

Tarih 15 Ağustos 2014; Teröristbaşı ile Pervin Buldan arasında bir başka diyalog:

Buldan: “Ben aşiret kızı değildim, aşiret gelini oldum.”

Teröristbaşı: “Bu aşiret kültürünü aşmak zorundasın. Daha önce de belirtmiştim. Senin bu potansiyelin var, fedakârsın. Derin bir Sati geleneğini (Dul kalmış bir kadının, kendisini kocasının cenaze ateşine atarak hayatına son vermesi şeklindeki Hint geleneği) temsil ediyorsun. Ama bazı şeyleri hala aşamıyorsun. Bu Mehmet Ağar’ların olduğu davaya geçenlerde yine katılmışsın, gazetede fotoğraflarını gördüm. Dik durmuşsun, mosmor olmuşsun. Şunu unutuyorsun: Orası Ankara’dır. Her şey onlarındır, mahkeme onlarındır. Herşeyi yapabilirler. Belki şimdi bir denge durumundan, bizim buradaki konumumuzdan dolayı harekete geçemiyor olabilirler. Ama dikkat etmelisin. Bu sorunların çözümü kin ile olmaz. Bizim kırk bin şehidimiz var. Çözümü ararken, hepsini gözeterek davranmalıyız. Biz de Mehmet Ağar’ı ve diğerlerini öldürebiliriz, ama bu çözüm getirmez. Dediğim gibi, tüm şehitlerimizin mücadelesine uygun bir çözüm geliştirmek zorundayız. O mahkemeye katılanların hepsi alçaktır. İçlerinde Ayhan Çarkın var, çok cesur ve yiğit bir insandır, çok ciddi şeyler söylüyor. Savaş’ı öldürenler aynı şeyi sana da yapabilirler. Ben Savaş’ı çok sevirdim. Savaş bizim şehidimizdir. Biz kendimizi şehitlerimizde, şehitlerimizi kendimizde görürüz. Savaş’a çok değer verdim. Fakat sen 20 yıllık geçmişini sorgulamalısın.”

Teröristbaşının, 9 Ocak 2015’te yani Kobani olaylarından 3 ay sonra Kamu Güvenliği Müsteşarı’nın da katıldığı görüşmede, 90’lı yıllarda öldürülen işadamlarının listesinden söz edip, “Çiller’in listesi” dediğini de kaydettikten sonra şunlar soralım:

Şimdilerde iktidar medyası Pervin Buldan’ın geçmişine dikkat çekiyor ya, kendisi “İmralı postacısı” yapılırken bunlar bilinmiyor muydu?

Teröristbaşının, “Ben 12 yıldır burada gladyonun çözülmesi için açık çek veriyorum. Dinamikleri kendim ayarlıyorum.” şeklindeki sözlerinin anlamı neydi?

Sedat Peker’e itibar edilmemesi isteniyor ya; peki yıllarca müzakere masasına oturdukları, dahası müzakereler sonlandırıldığı halde 2 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri için mektubunu yayımlattıkları teröristbaşının benzer iddialarına neden hiç itiraz edilmedi?

Müyesser YILDIZ
30 Mayıs 2021

Odatv link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/agar-ve-eken-icin-ocalan-neler-soyledi-30052146.html