İçeriğe geç

Bu Görüntü Almanya’nın Önüne Neden Konmuyor?

Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’nin Lideri Devlet Bahçeli geçen hafta partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada 15 Temmuz’un dış bağlantılarına değinirken, ana başlıklarıyla şu mesajları verdi:

  • “FETÖ’yle kıran kırana bir mücadele yapılıyorsa da bu terör örgütünü eğiten, yöneten, yönlendiren, teşvik eden, hedef gösteren zalimlerle yüzleşme ve hesaplaşma sağlanmadan tehditlerin geçtiğini, bir daha 15 Temmuz benzeri felaketlerin yaşanmayacağını söylemek aklı ve mantık işi değildir.”
  • “15 Temmuz’un sis bulutu henüz dağılmamıştır. Çünkü ihanet ve işgal planlarının merkez üssü hala aktiftir. Kripto damar henüz kurumamıştır.”
  • “FETÖ elebaşları ABD’de ve Avrupa ülkelerinde cirit atmaktadır… Bu olacak iş midir? Bu durum makul ve maruz görülecek bir hal midir?”
  • “İmralı canisi başına nasıl çuval geçirilip Türkiye getirilmişse, Fetullah Gülen de aynı şekilde derdest edilip ülkemize getirilmelidir. Başka çare yoktur, başka çözüm yoktur, başka seçenek yoktur, ihanetin bedeli başka türlü ödenmiş olmayacaktır. Eğer ABD, FETÖ’yü Türkiye aleyhine imal etmemişse, Fetullah Gülen’i derhal Türkiye’ye iade etmelidir.”

Bahçeli’nin son sözlerinden hareketle, İmralı’daki teröristbaşının nasıl yakalandığını hatırlatalım.

O dönem teröristbaşı ve örgütüne Suriye yataklık yapıyordu.

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş Suriye sınırına gidip şöyle meydan okudu:

“Suriye’ye karşı sabrımız kalmadı. Türkiye beklediği karşlığı alamazsa, her türlü tedbiri almaya hak kazanacaktır.’’

İşte bu uyarıdan sonra Suriye, teröristbaşını ülkeden çıkardı. Teröristbaşı Rusya, İtalya, Yunanistan’da dolaştıktan sonra ABD’nin de yardımıyla Kenya’da yakalandı ve başına çuval geçirilip Türkiye’ye getirildi.

Sonraki yıllarda dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit, “ABD, bize niye Apo’yu verdiler onu hâlâ ben de bilemiyorum… Bunu ben de hâlâ anlamaya çalışıyorum.” demiş olsa da, biliyoruz ki, bugün ne ABD ne de “FETÖ”yü himaye eden diğer ülkelere meydan okuyacak Ateş Paşa’lar da devlet adamları da yok!.. Aksine, Türkiye’ye ne “hasımlık” yaparsa yapsın ABD’yi “dost-müttefik” sayanlar var!..

Bahçeli’nin, Eğer ABD, FETÖ’yü Türkiye aleyhine imal etmemişse, Fetullah Gülen’i derhal Türkiye’ye iade etmelidir. sözüne ilişkin de bir değerlendirmede bulunalım.

ABD teröristbaşını verdi, Fetullah Gülen’i aldı… Herhalde yine terörist imal etmek üzere ülkemizden yeni birisini almadan Gülen’i vermez!..

Komutan “Başka Görüntüler de Var” Demişti

Malûm 15 Temmuz darbe teşebbüsünün merkez üssü Akıncı’ydı. Akıncı’da o geceye dair görüntüler 2017 yılında peyderpey ortaya çıktı.

Dikkat çekici görüntülerden birisi ise darbeciler tarafından derdest edildiği belirtilen, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın arkasında silahlı birileri yürümesine karşın Akıncı koridorlarında elleri serbest dolaşması, keza darbenin “1 numarası” olduğu söylenen Akın Öztürk’le kol kola haline ilişkin görüntüler oldu.

Bunun üzerine Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi’ye konuşan Ünal’ın şu ifadeleri önemliydi:

“İlginç olanı, sadece benim olduğum koridorda kamera vardı. Ama nedense Akıncı Üs Komutanı’nın odasının bulunduğu ve Genelkurmay Başkanı’nın tutulduğu yer ile darbecilerin olduğu yerde kamera yok. Darbecilerle müzakere orada yapılmış… Darbecilerle orada müzakereler yürüttüler. O görüntülerin ortaya çıkması lazım.”

O Başka Görüntüler 5 Yıl Sonra Çıktı

Buradan nereye mi varacağız? Tabii ki Adil Öksüz’ün 5 yıl sonra ortaya çıkan görüntüsüne.

Kasım’da biten Akıncı davasının gerekçeli kararı geçen hafta açıklandı.

Kararda yer alan çok önemli bir ayrıntıyı yedi gün önce yazdık. Neydi o önemli ayrıntı?

Darbenin “sivil imamı” olduğu söylenen Adil Öksüz’ün 16 Temmuz saat 10:15’te Akıncı’daki “müzakerelerin merkezi” Öğretmen Gazinosu kapısının önünden, kalabalık bir grup tarafından uğurlanması görüntüsünden söz ediliyordu.

4 yıllık yargılamalar boyunca böyle bir görüntü ne gündeme gelmiş ne de konuşulmuştu.

Gerekçeli karardaki bu bölümü haberleştirdikten sonra o görüntüye de ulaştık ve aynı gece paylaştık.

Nereden mi bulduk? Dava dosyasından. Meğer o görüntüler en başından beri dosyada varmış. Ama tabir-i caizse biz gazeteciler, avukatlar atlamış?!

Bizden sonra da dün Anadolu Ajansı o görüntüleri haberleştirdi ve olay konuşulur oldu.

Şuraya geleceğiz.

Haydi bizler atladık, ya mahkeme heyeti? Darbenin failine dair bu en net delili, yargılama sürecinde sanıklara acaba neden sormadılar? İki ihtimal var:

Ya onlar da gerekçeli kararı yazarken fark ettiler ya da sanıkların doğru söyleyip söylemediğini anlamak için sormadılar.

Birinci ihtimal kelimenin tam anlamıyla vahim ötesi bir durum!..

İkinci ihtimali düşünelim; delil gizleyerek”, “adil yargılamanın ihlalinin” göze alındığını varsayalım. İyi de, hakkında yakalama kararı çıkarıldığına göre, bu görüntülerin Adalet Bakanlığı’na gönderilip Adil Öksüz’ün, bulunduğu ülkeden istenmesi gerekmez miydi?

Adil Öksüz nerede mi?

Bu konuda galiba en son Aralık 2019’da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuşmuş; “Nerede olduğunu biliyoruz.” açıklamasını yapmış, “Almanya’da olduğunu teyit eder misiniz?” denince de “Bize kalsın.” karşılığını vermişti.

Şimdi de biz soralım:

O görüntü Adil Öksüz’ün iade talep dosyasına kondu mu? Kondu ise Almanya’nın cevabı ne oldu? Konmadıysa, 15 Temmuz’un bu en net delilinin Almanya’ya gönderilip Öksüz’ün istenmesi için daha ne bekleniyor?!

Son bir soru:

Adil Öksüz’ün bulunup 15 Temmuz’un hesabının sorulması isteniyor mu istenmiyor mu?!

Müyesser YILDIZ
21 Temmuz 2021