İçeriğe geç

ABD’ye Posta Koyan Bir Subayımız Vardı!..

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği dün Türkiye’nin talebi üzerine orman yangınlarıyla mücadeleye destek için 2 adet helikopter gönderme sürecini başlattıklarını duyurdu.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada, şu ifadelere de yer verildi:

Amerika Birleşik Devletleri, orman yangınlarının oluşturduğu tahribatı çok iyi anlamaktadır. Türkiye’de insanların alevleri söndürmek amacıyla ortaya koyduğu cesarete hayranlık duymaktayız. Bu çabalara yaptığımız katkı, Amerikan değerlerinin ve şefkatinin yurtdışındaki somut bir örneğini ifade etmektedir. ABD-Türkiye arasında uzun süredir devam eden dostluğun devamı çerçevesinde NATO Müttefikimizin yanındayız.”

Uzun süredir devam eden dostluğun devamı çerçevesinde” imiş!.. Duy da inanma!..

Öyle bir dostluk ki, örneğin 40 yıldır canımızı yakmada maşa olarak kullandığı PKK/YPG için neler yaptığını biz değil, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar anlatsın.

Akar, 14 Haziran’daki Erdoğan-Biden görüşmesinden sadece bir hafta önce Hürriyet’ten Fatih Çekirge’ye şunları söyledi:

Demokrasi ve insan hakları gibi temel değerleri paylaşan stratejik müttefik olan Türkiye ile ABD arasında en büyük problem ne F-35 ne S-400 ne de başka bir şey. En büyük problem PKK/YPG terör örgütü meselesidir. Ortaya attıkları problemler öyle veya böyle çözülür, ama çözemeyeceğimiz bir problem var. Bizim milletimize, birliğimize, beraberliğimize kasteden bir PKK var. PKK’dan hiçbir farkı olmayan YPG var. YPG’ye TIR’lar, uçaklar dolusu silahlar götürüyor, YPG ile işbirliği yapıyorlar… ABD’li müttefiklerimizin anlaması gereken şey bu, bu konuda kararlıyız. Türkiye’nin kişiliği, kimliği, egemenliği, bağımsızlığı var. 40 seneden beri asil milletimizin başına bela olan terörü bitirmekte kararlıyız.”

Brüksel zirvesinden ne sonuç çıktı? ABD’yle “beyaz sayfa” açıldı ve Mehmetçiğe Afganistan yolu göründü.

Acaba şu mu oldu: ABD bölücü teröristlere yardım-yataklık etmekten vazgeçme karşılığında TSK’ya bu görevi yazdı, Ankara da kabul etti?

Ne gezer!..

Bu defa yine Hürriyet’ten Fatih Çekirge’nin dünkü yazısına müracaat edelim.

Ağustos’un ilk haftasında PKK/YPG Haseki’de bir toplantı yapmış. Toplantıya ABD’den, başında General Paul Calvert’in olduğu bir heyet de katılıp teröristlerle boy boy poz vermiş. Yetmemiş, General Calvert yaptığı konuşmada, “SDG ile ortaklığımız güçlü kalmaya devam edecek ve ABD hükümeti bunu destekliyor. SDG ile koalisyon arasındaki kalıcı ortaklığı duyurmak için buradayım. Ortaklığımız, DEAŞ’ın devam eden yenilgisinin bir teyididir ve geçtiğimiz yıl boyunca bu konuda çok şey başardık. Koalisyon, DEAŞ’a karşı savaşan SDG’yi yüzde 100 destekliyor.” demiş.

Özetle ABD cephesinde değişen bir şey yok!..

Ama Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, daha üç gün önce bir kez daha Afganistan görevine talip olduğumuzu anlatıp şöyle konuştu:

Afgan kardeşlerimizin güven ve refah içinde yaşamaları için imkânlarımız dâhilinde, elimizden gelen gayreti bugüne kadar gösterdik. Bundan sonra da gösterme arzusunda, niyetindeyiz… Eğer şartlar oluşursa, biz yine Afgan kardeşlerimizin güvenliği, huzur ve ihtiyaçlarının karşılanması, Afgan kardeşlerimize destek olması için bu havaalanını işletmeye talibiz. Bu konudaki temaslarımız da sürüyor.

Onur Meselesi

Son günlerde dikkat çekici bir tartışma yaşanıyor ve iktidar, orman yangınları sebebiyle başlatılan “Help Turkey” kampanyasıyla Türkiye’nin zayıf gösterilmek ve onuruyla oynanmak istediğini öne sürüyor ya;

Asıl onur meselesi yapılması gereken, “Türkiye ile ABD arasındaki en büyük problem PKK/YPG’dir” denmesine rağmen, ABD’nin dümen suyunda gitmeye devam edip ona yaranmaya çalışmak değil midir?

Şimdi gel de 4 yıl önceki bir onurlu duruşu hatırlama!..

Dönemin ABD Başkanı Trump, PKK’nın Suriye kolu YPG’ye ağır silah verilmesini içeren kararı onayladığında, İncirlik’te görevli bir subayımız ne yaptı?

ABD’li komutan, gösterdiği üstün başarılardan dolayı kendisine madalya ve berat verdiğinde, bunları geri çevirmekle kalmadı, şunları söyledi:

Bu madalyayı verenler, benim düşmanım olan YPG ile işbirliği içindedir. Onurum bu madalyayı kabul etmeme müsaade etmemektedir.”

Sanırım benim gibi, sizler de bu subayımızın şimdi nerede olduğunu merak etmişsinizdir.

Araştırdım. Bir tugayda kurmay başkanıymış. Son YAŞ toplantısında fiili hizmet süresi 2 yıl uzatıldığı halde emeklilik dilekçesi vermiş.

Acaba neden?” diye sormaya gerek var mı?

Müyesser YILDIZ
9 Ağustos 2021