İçeriğe geç

Çocuklarınızın Katiliyle Görüşür Müsünüz?

Dün bir açıklama yapan ABD’nin eski Başkanı Trump, Biden’ın ülke yönetiminde başarısız olduğunu öne sürüp, “Beni hâlâ özlemediniz mi?” diye sordu.

Amerikalılar onu özledi mi özlemedi mi, bilemeyiz; ama ülkemizde özleyen birileri var. Örneğin Erdoğan; geçen ay BM Zirvesi’nde Biden’la görüşemeyince nasıl tepki gösterdiğini biliyorsunuz. İki ülke arasındaki gidişin pek hayra alamet olmadığını belirttikten sonra “Oğul Bush, Sayın Obama ve Sayın Trump ile ne kadar iyi çalıştığını” anlattı. Bu arada Trump döneminde terör örgütüne binlerce TIR silah, mühimmat gittiğini hatırlatmayı ihmal etmeyip, “Yine Biden terör örgütlerine silah, mühimmat, araç gereç taşımaya başladı. Biz bunu elimizi kolumuzu sallaya sallaya seyredecek değiliz. Dikkatle takip ediyoruz. Vakti saati geldiğinde de söylenmesi gereken neyse onu da kendilerine söyleriz.” dedi.

Trump’ın Mektubu

5 gün önce Barış Pınarı Harekâtı’nın ikinci yıldönümüydü. Devletin resmi yayın organları TRT ile AA, bu harekât ile “Terör koridorunun parçalandığını” vurgularken Savunma Bakanlığı, “Barış Pınarı Harekâtı İki Yaşında” başlıklı bir açıklama yaptı. Açıklamada; “Harekâtın amacı; hudutlarımızın güvenliğini sağlamak, güneyimizde terör koridoru oluşturulmasını engellemek, yerinden edilmiş Suriyeli kardeşlerimizin evlerine ve topraklarına dönüşlerini sağlamaktı.” denildikten sonra geçen süreçte neler yapıldığı sıralandı. Sonunda ise şunlar kaydedildi:

Bölgenin terörden temizlenmesi için 17 Ekim’de ABD ile 22 Ekim’de de Rusya ile mutabakatlar imzalandı. Terörle mücadele için Türkiye’ye verilen ve yerine getirilmeyen sözlere rağmen PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütleri ile mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor, devam edecek!”

Bizatihi Savunma Bakanlığı ABD ve Rusya’nın, yapılan anlaşmaların gereklerini yerine getirmediklerini itiraf ettiğine göre, 9-17 Ekim 2019 tarihleri arasında neler olduğunu bir de biz hatırlatalım.

Harekâtın başladığı gün; Trump, Erdoğan’a yazdığı mektupta, “Sert adamı oynama. Aptallık etme! Seni sonra arayacağım.” ifadelerini kullandı. O mektuba, Suriye’deki teröristbaşı Mazlum Kobani’nin, “Türkiye ile müzakere etmek istediğine” ilişkin paçavrasını da ekledi.

Mektubun ortaya çıkması ve ABD Yönetiminin resmen kabullenmesinden bir gün sonra ise Trump’ın Yardımcısı Mike Pence başkanlığında bir heyet Ankara’ya geldi. Müzakereler sırasında ABD tarafı, Mazlum Kobani ile telefonla görüştü. Nihayetinde Ankara, “Harekâta ara verildiğini” belirtirken ABD, “Ateşkes sağlandı” dedi.

Varılan anlaşma neydi?

Türkiye operasyonlara 120 saat ara verecek; ABD de bu sürede YPG’lilerin Suriye’nin kuzeydoğusundan, 32 kilometre derinliğinde oluşturulacak güvenli bölgenin gerisine çekilmesini sağlayacak, terör örgütünün elindeki ağır silahları toplayacak ve Trump’ın imzasıyla yürürlüğe giren yaptırımları kaldıracaktı.

2 yıl sonra sonuç ortada: ABD sözünü tutmadığı halde Barış Pınarı Harekâtı devam ettirilmedi. Mevcut tablo şu: Teröristler Suriye’nin kuzeydoğusunda 7 ülke tarafından tanınan “yönetim” oluşturdu. ABD silah takviyesini sürdürüyor. Yaptırımlar ise “Demokles’in kılıcı” gibi tepemizde sallanıyor.

Bu Da Biden’ın Mektubu

Dahası Harekâtın ikinci yıldönümü üzeri bu defa Biden, Erdoğan’a değil, ama Kongre’ye bir mektup gönderdi. İktidarın gazetesi Sabah’ın, “Biden teröristlere kalkan oldu… Küstah sözler” başlığıyla verdiği mektup şöyleydi:

Suriye’deki ve Suriye’yle ilişkili durumlar, özellikle de Türk hükümetinin, Suriye’nin kuzeydoğusuna askeri taarruz düzenleme yönündeki eylemleri, DEAŞ’ı yenilgiye uğratma çabasına zarar veriyor, sivilleri tehlikeye atıyor; bölgede barış, güvenlik ve istikrarı zedeleme tehdidi barındırıyor ve ABD’nin ulusal güvenliği ve dış politikasına karşı alışılmadık ve olağanüstü bir tehdit oluşturmayı sürdürüyor.”

Yine aynı günlerde Pentagon Sözcüsü Jessica McNulty, “Suriye’deki tek görevimiz IŞİD’in kalıcı yenilgisidir” derken, “ABD liderliğindeki IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) başta olmak üzere diğer yerel ortaklarla çalışmaya devam ediyor.” açıklamasını yaptı.

9 Ekim Başka Neyin Yıldönümüydü?

Ve de İmralı’daki teröristbaşının “Oğlum” dediği Suriye’deki teröristbaşı Mazlum Kobani, Barış Pınarı Hârekâtı’nın değil, ağa babasının 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkarılmasının 23’üncü yıldönümü münasebetiyle yaptığı paylaşımda, “Öcalan’ın özgür ve eşitlikçi yaşam fikrinin kurucusu olduğunu”, “[onun] özgür kalmasının bölgeye kalıcı bir barış getireceğini” bildirip, “Ortadoğu’da barışın ve sorunların çözüm anahtarı önder Öcalan’ın elindedir.” dedi.

Biden Katil Ve Yalancı İse

Biden’ın mektubuna Ankara’nın tepkisine gelince; Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, özetle şunları söyledi:

Bu mektup kopyala yapıştır bir mektup olmuş. Amerikan yönetimi, Kongre’ye mektup yollarken ya da Amerikan halkına bilgi verirken doğruyu söylemiyor. PKK ile YPG arasında hiçbir farkın olmadığını çok iyi biliyorlar. Bu terör örgütüne çok iyi destek veriyorlar. Bu ABD kanunlarına göre suç. Burada bulunma amacının da DEAŞ ile mücadele olmadığını biliyoruz. DEAŞ ile mücadele eden dünyadaki tek ordu bizim ordumuz… Peki, bu [Afganistan’daki DEAŞ’lı] teröristleri Suriye’den oraya kim götürdü? ‘YPG, mücadele etti’ diyorlar ya; bunları önce bazı şehirlerden otobüslerle taşıdılar sonra uçaklarla aldılar, götürdüler, Afganistan’a bıraktılar.”

Kendisiyle görüşmediği için Biden’a kızan Erdoğan’ın, tavrına bakalım. Doğrudan herhangi bir tepki göstermezken, Pazartesi günkü Kabine toplantısının ardından sadece “Suriye’den ülkemize yönelik terör saldırılarının kaynağı mahiyetindeki kimi yerler konusunda artık tahammülümüz kalmamıştır. Buralardan kaynaklanan tehditleri ya oralarda etkin olan güçlerle birlikte ya da kendi imkânlarımızla bertaraf etmekte kararlıyız. Polislerimize yönelik son saldırı ve topraklarımızı hedef alan tacizler artık bardağı taşırmıştır. En kısa sürede bu sorunların çözümü için gereken adımları atacağız.” diyerek yeni bir operasyonun sinyalini verdi.

Dün de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, şunları söyledi:

PKK-YPG terör örgütünün Suriye’nin kuzeyinde saldırılarını artırdığını görüyoruz. Bizim askerlerimize ve polisimize de saldırdılar. 7 Ekim’de bir askerimiz, 10 Ekim’de 2 polisimiz şehit oldu. PKK-YPG’nin Türkiye’ye roket atma menzili 30 kilometre. Biz sınır ötesi harekatlarımızdan sonra ABD ve Rusya ile bir mutabakata varmıştık. Her iki ülke de teröristleri 30 kilometre uzaklaştıracaktı. Bu sözler tutulmadı. Son yapılan saldırılarda Rusya ve ABD’nin de sorumluluğu var; çünkü sözlerinde durmadılar. Bizim burada yapmamız gereken şey yine kendi göbeğimizi kesmek. Bu bölgeden teröristlerin temizlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız… Şimdi ABD açıklama yapıyor ‘Müttefikimize Suriye’den gelen saldırıları kınıyoruz.’ diye. Peki bu silahları kim veriyor, bu teröristleri kim eğitiyor? Sen eğitiyorsun. Sen silahı veriyorsun sonra da göstermelik bir kınama açıklaması yapıyorsun. Burada samimiyetsizlik apaçık ortadadır. O nedenle biz kendi güvenliğimiz için gerekeni yapacağız… Bu konuda son derece kararlıyız ve gerekeni yapacağız, yapmaya devam edeceğiz.”

Ankara’nın bu son açıklamalarından bir kez daha çıkan sonuç; ABD ve Biden’ın, terör örgütlerini silahlandıran, koruyan kollayan, asker ve polislerimizin katili olduğu…

Öyleyse, evvel emirde şunu soralım:

Hâlâ niye büyük umutlarla ay sonunda yapılacak G20 Zirvesi’nde Biden’le görüşme beklenip yeni savaş uçağı alma pazarlıklarına girişilir?.. Bir ülkenin yöneticisi, ülkesinin evlatlarının katiliyle nasıl görüşür, neyi görüşür?!

İkincisi, niyet bağcı dövmek değil de üzüm yemekse; T.C.’nin son Başbakanı Binali Yıldırım’ın 2017’de belirttiği gibi, böyle “davulla zurnayla” operasyon mu olur?

IŞİD Koalisyonunda Kimle Beraberiz?

Tüm çağrılara rağmen İncirlik’i, Kürecik’i kapatmazlar…

ABD hakkında teröre yardım yataklıktan dava açmazlar…

El konulan F-35’leri veya paramızı geri almak için uluslararası mekanizmaları harekete geçirmezler…

Bari ABD öncülüğündeki IŞİD’le Mücadele Koalisyonu’nun, YPG/SDG’yi partner-yerel ortak” saydığını, böylece aslında Türkiye’nin de o teröristlerle aynı potada bulunduğunu düşünüp o koalisyondan çekilme kararı alsalar…

Almayacaklarsa; ABD’ye karşı neden hiçbir şey yapılamadığı konusunda sıradan bir vatandaş gibi sızlanmaktan vazgeçip Türk Milleti’ne doğru dürüst bilgi verseler!..

Müyesser YILDIZ
14 Ekim 2021