İçeriğe geç

Niye Ağlıyorlar ki?.. Onları Bölme Projesi mi Var?..

İktidarın bir gazetesi bugün AB’nin kabûsu göç, Avrupa ağlıyor manşetini atmış.

Avrupa ülkeleri, düzensiz göçmen akınında yaşanan artış üzerine paniklemiş. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell demografik büyümesi düşük olan Avrupa’nın işgücü açısından hayatta kalmak için göçmene ihtiyacı olduğunu, ancak derin kültürel farklılıklar ve uzun vadede ortak bir politikaya ulaşamamaları nedeniyle göçün “AB için eritici bir güç” olabileceğini söylemiş.

Sanırsınız Türkiye gibi 3-5 milyon insana bakıyorlar.

Hâlâ da “çözüm” -bir başka ifadeyle kendi ülkelerini korumak- için Türkiye’yi ateşe atma peşindeler.

Baksanıza, pek bir kanka olduğumuz Yunanistan’ın Göç ve İltica Bakanı Dimitris Keridis, 2016’da Türkiye ile yapılan anlaşmanın genişletilerek yenilenmesini isterken, 7 Aralık’ta Erdoğan-Miçotakis başkanlığında gerçekleştirilecek olan Türk-Yunan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısında düzensiz göç ile ilgili bir anlaşma imzalanmasına çalışıldığını açıkladı. Teklifleri neymiş; “daha fazla paraya” ilave “Türk vatandaşlarına vize kolaylığı” imiş.

Dost” dediğin böyle olur. Meğer bizi ne kadar severlermiş de haberimiz yokmuş!..

Sadece Avrupa mı; ABD’nin başı da göçmenlerle dertte. Dert, seçim anketlerine yansımaya başlamış. Sorunun, 2024 seçimlerinde Biden’ın elini zayıflattığı bildiriliyor.

Ez cümle; göçmen sorunu o ülkelerde hükümetleri sallıyor, yıkıyor, göreve talip olanlar da daha sert politikalar izleme vaadiyle oy istiyor.

Ya bizimkiler? Seçim sürecinde Suriyelileri göndermekten bahsetmişken, şimdi yurt dışlarında “göçmenleri gönderecekler” diye muhalefeti şikâyet ediyorlar.

Dünyanın “meleği” olmaya kararlıyız yani!.. Oysa iktidarların birinci görevi, ülkesinin nüfus yapısını, ekonomisini, dilini, kültürünü korumak değil midir? Kendi milletini korumayanın, başkasına hayrı olur mu?!

Güvenli Bölgeyi Neden Kabul Etmediler?

Ülkenin korunması” demişken; Türkiye’nin mülteci kampına çevrilmesi sürecinden bazı notlar hatırlatalım.

Suriye’den güya en fazla 100 bin kişi gelecekti. Sayı milyonları aşıp, bunlar Avrupa kapısına dayandığında yine Almanya başrölü üstlendi ve dönemin Almanya Başbakanı Merkel hemen Türkiye’ye “yardım elini” uzattı. Niyetlerini İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere dillendirdi; “mülteci kamplarının Türkiye’de kurulması gerekiyordu. Kendileri de buralardan mülteci seçecekti”.

Biçilen fiyat 1 milyar euroydu. Ortaya çıktı ki, bu para da aslında başka AB fonlarından Türkiye’ye tahsis edilen paraymış!..

Oysa o sırada Türkiye’nin istediği, Suriye’nin kuzeyinde bir güvenli bölge kurulmasıydı. Ama kabul etmediler.

Bir düşünelim; acaba neden kabul etmediler de bile bile Türkiye’yi “Göçmenistan”a çevirdiler ve günümüzde de bunu sürdürme azim ve kararlılığındalar?

Erdoğan da “Senaryo” Demedi mi?

Fikri hür, vicdanı hür herkes görüyor ki; göçmen meselesi ülkemiz için en büyük tehdit haline geldi, hatta resmen getirildi.

Bizzat Erdoğan, geçen ayki Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Subay ve Astsubay Mezuniyet Töreni’nde; “Türkiye’yi mülteci akınıyla sıkıştırma senaryolarını boşa çıkartıyoruz.” demedi mi?

O senaryoların boşa çıkıp çıkmadığı tartışılır da, demek ki böyle bir senaryo varmış.

Olmaz mı? Sevr’le ülkeyi parçalamayı başaramayanların, 40 yıldır etnik ve mezhepsel bölünmeleri kaşıyarak aynı hedefe varmak istediklerini bilmiyor muyuz?

Ama, ne âlâ; bizatihi Suriye/Afganistan kaynaklı bu göçlerin planlayıcısı ve müsebbibi olan emperyalistlerle işbirliğinde sınır tanınmazken, tehlikelere dikkat çekenler, “ırkçı, faşist” ilân edilip operasyonlar yapılıyor.

Daha önce başka mecralarda yayımlanan haberleri kullandıkları için Gazeteci Batuhan Çolak ve 7 kişi “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamalarıyla tutuklanıyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın hakkından gelinmesi isteniyor.

Kimine göre, bu “göçmen tahrikinin” arkasında “FETÖ” varmış, amaç da “darbe” imiş. “FETÖ’cülerin inine girilmemiş” miydi ve artık Türkiye’de “darbeler dönemi” kapanmamış mıydı? Velev ki öyle, “FETÖ”yü de göçmenleri de başımıza musallat eden aynı merkez değil mi?

Kimi ise; “’Türk ırkını yüceltmeye, Türklüğü korumaya’ çalıştığını zanneden ahmaklar PKK’ya hizmet ediyor.” görüşünde.

Türk Milleti’nin fıtratında “ırkçılık” olmadığını bilmezler mi?

Erdoğan da daha geçenlerde gittiği ABD’de, yaşanan olayların münferit olduğunu, ırkçılık mayasının Türkiye’de tutmayacağını söylemedi mi?

Yeni “Tek Millet” Açılımı

Şunu da gördük:

İktidar yanlısı bir grup gazeteci, Arap dünyasına “Biz Türküz, Kürdüz, Arapız, Gürcüyüz ve diğerleriyiz. Hepimiz aynı milletin parçalarıyız.” diye seslenip Arapça, “Biz tek milletiz” sloganı attı.

“Din, biraz da tarih birlikteliği dışında Araplarla ne ortaklığımız var ki ‘tek millet’ oluyoruz?” sorusu bir yana; o videonun yayımlandığı gün Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’nin Genel Başkan Yardımcısı Prof. Mevlüt Karakaya Polatlı’da, “Türkiye kazanacak, Turan kurulacaktır. Türkiye güçlenecek, Turan Ayağa kalkacaktır.” diye haykırıyordu.

Son kararınız ne; “Ümmet” mi, “Turan” mı?!

Ergenekon” Gibi

Başta belirttik; Avrupası, Amerikası panikte, kabus görüyor. Bizim ise beş kere, on kere paniğe kapılıp kenetlenerek bir hâl çaresine bakmamız gerekiyor.

Çünkü aramızda çok büyük, hayati bir fark sözkonusu; onlar üzerinde her yol ve yöntemle bölünme ameliyatlarına girişenler yok!..

BOP eşbaşkanlığı ve açılım-saçılım süreçleriyle eş zamanlı yürütülen Ergenekon kumpası sürecini hatırlar mısınız? Önce Fetullah Gülen, ardından dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül “ulusalcılığı” tehdit ilân etmiş, ardından Emniyet Genel Müdürlüğü “ulusalcılığı”, “aşırı sağ faaliyetler” kapsamına almış, “C-5” isimli özel bir büro oluşturulmuştu. Sonrasında ise ülkedeki çözmenin/çözülmenin başlangıcı niteliğinde olan Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının mimarının bu büro olduğu konuşulmuştu.

Hayırdır, yeni bir “açılım” mı geliyor?!

Diyeceğimiz; vatana, millete sahip çıkmaya çalışmak “ırkçılık” değildir. Bunu söyleyerek insanları sindirip susturmaya çalışmak da emperyalizmin projelerine hizmetten başka bir şey olamaz.

Müyesser YILDIZ
25 Eylül 2023

Kategori:Uncategorized