
PKK’nın Meclis’teki temsilcisi DEM’in İmralı heyeti, en son 24 Mayıs’ta teröristbaşıyla görüşmüştü.
Ay başında DEM Sözcüsü Ayşegül Doğan, “kök hücre yasa”dan, “yol haritasını takvimlendirmekten” söz edip “sürecin ivme kazanması” için teröristbaşıyla görüşme kapılarının ardına kadar açılmasını isterken, ısrarlarına rağmen henüz kendileriyle paylaşılan bir taslak olmadığını belirtip, “Heyetimiz 40 gündür sayın Öcalan’la görüşmedi. Yapılan görüşme başvurularına ne yazık ki olumlu bir şekilde dönülmüyor.” dedi.
Kendini feshederek “özgürlük hareketi” adını aldığı ve silah bıraktığı öne sürülen terör örgütü PKK da 11 Temmuz’daki 30 keleş yakma şovunun yıldönümü münasebetiyle yaptığı açıklamada; “bir yıl geçmesine rağmen siyasi ve hukuki alanda bir ilerleme sağlanmadığını”, gündemdeki “kök yasa” konusunda “önderliğin makul önerilerine bir karşılık verilmediği” gibi, kendilerinin bilgilendirilmediğini bildirip, “önderlik ve özgürlük hareketi öncü kadrolarının” yasa kapsamı dışında bırakılmasının, süreci “sabote etme” anlamına geldiğini vurguladı.
Bundan birkaç gün sonra DEM Parti Meclisi, yine teröristbaşıyla iletişimsizlikten yakınıp, “Yaklaşık 50 gündür devam eden tecrit ve yasa taslağının muhataplarıyla paylaşılmaması sürecin gereklerine kesinlikle uymamaktadır.” uyarısında bulundu.
Aynı gün sözde “Kürdistan özgürlük hareketi üyesi” Helin Ümit, normalde Mayıs’tan hemen sonra bazı adımlar atılmasının, hatta bazı gazetecilerin İmralı’ya gitmesinin planlandığını, ayrıca yasa konusunda bir takvim çıkarıldığını, ama bu takvime uyulmadığını öne sürdü.
Bu tepkilerin ardından 15 Temmuz’da AKP heyetiyle, 16’sında da MHP Lideri Devlet Bahçeli’yle bir araya gelen DEM İmralı heyeti, “İmralı’da sayın Öcalan’la en kısa zamanda bir görüşme gerçekleştirmeyi hedeflediklerini” kaydetti.
“Devlet Olma Ciddiyeti” Buymuş
İmralı heyetinin o açıklamasının ertesinde bir grup gazeteciyi süreç hakkında bilgilendiren DEM’li Ayşegül Doğan, Tayip Temel, Saruhan Oluç ve Sultan Özcan, “henüz netleşmiş bir takvim olmasa” da TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un siyasi partilerle görüşeceğini, İmralı heyetinin ise gelecek hafta teröristbaşıyla görüşmesinin beklendiğini açıklarken, “Yasa taslağına ilişkin Öcalan’la istişarede bulunulup bulunulmadığını, taslağın Öcalan’ın önerilerini kapsayıp kapsamadığını birinci elden Öcalan’dan duymak istediklerini” anlattı. Söz konusu buluşmada şu dikkat çekici ifadeler de kullanıldı:
Tayip Temel: “30 kişilik PKK grubu silahını bıraktı ve onlar bir daha silahı ellemedi, ama onlar silahlı güçlerin yanındalar. PKK silahlıdır, silahı bırakmış değil yani. PKK silahı bırakma iradesini, kongre fesih kararını ve sembolik olarak da bunun adımını attığını ilan etti. Dolayısıyla yasa bekliyor.”
Saruhan Oluç: “Sadece silahları nasıl bırakacakları meselesi değil; toplumsal, siyasi, kültürel yaşama nasıl dahil olacaklar?.. Zaten bu olmadığı için silahlarını bırakan 30 kişi bizimle gelemedi. Bu yasa olsaydı geleceklerdir… Biz kendi önerilerimizi anlattık, Öcalan’ın önerilerini biliyorlar, dinlediler… Aslında herkes her şeyi biliyor. Devlet de biliyor, iktidar da biliyor.”
Ayşegül Doğan: “Bugüne kadar ya af dayatıldı ya da pişmanlık dayatıldı. İşte devlet taviz verecek ya da örgüt taviz verecek ya teslim olacak. İkisine de gerek yok. Devlet, devlet olma ciddiyetiyle yaklaştığı zaman bu sorun çözülür zaten. Devlet olma ciddiyetinin altını biz DEM Parti olarak şöyle dolduruyoruz: yurttaş olma hakkının tanınması.”
PKK “Savaşın Sona Erdirilmesi İsteniyorsa” Dedi
Geldik hafta başına.
Bölücü terör örgütü PKK, önceki gün sabah saatlerinde yaptığı yeni bir açıklamayla; hem yasa taslağı kapsamında teröristbaşı ve kendileriyle ilgili bir düzenleme olmamasına hem de iki aydır teröristbaşıyla görüşülmemesine şöyle tepki gösterdi:
“Kürt sorununun çözümüne yönelik böylesine önemli bir süreçte birinci dereceden muhatapla iki ay boyunca görüşme yaptırılmaması, söylem ve pratiğin örtüşmediğini göstermektedir… Çıkarılacak çerçeve yasa tek taraflı irade ve dayatmayla hazırlanamaz… Öcalan’ın hazırladığı taslaklar ve önerilerin dikkate alınması gerekir… Şiddet ve çatışmanın sona erdirilmesi isteniyorsa, tek çözüm yolu demokratikleşmedir. Demokratikleşmeyi öncelemeyen politikalar çatışma ve savaşın sürdürülmesi anlamına gelecektir.”
DEM sözcüsü Ayşegül Doğan 17 gün önce, “Görüşme başvurularına olumlu bir şekilde dönülmüyor” demiş, İmralı heyetinin AKP ve Bahçeli’yle geçen haftaki görüşmesinden sonra DEM’lilerin bu Perşembe İmralı’ya gidebileceği kaydedilmiş ve PKK’nın açıklamasında da bu tarihe işaret edilmişken; açıklamadan hemen sonra adeta apar topar heyetin İmralı’ya gittiği bildirildi. Beraberinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yasa taslağı konusunda siyasi partilerle görüşme programı duyuruldu.
İmralı’daki 5 saatlik görüşmede ne konuşulduğu da hemen dün açıklandı. Teröristbaşı özetle, yine “Kardeşlik hukuku… Kürt-Türk tarihsel ittifakı ve birlikteliğinin hukuki zemine dönüştürülmesi… Ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesi… Demokratik bir cumhuriyette eşit ve özgürce birlikte yaşamak.” demiş.
Bu cafcaflı sözlerin ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz da, DEM’in eş başkanı Tuncer Bakırhan’ın sıcağı sıcağına dünkü grup toplantısında söyledikleriyle iyice netleştirelim.
Bakırhan, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” kabilinden İran’ı uyarırken, şu ifadeleri kullandı:
“Kürtler Kasr-ı Şirin dönemindeki, Sykes Picot dönemindeki Kürtler değil. O derenin altından çok sular aktı. 60 milyonla Ortadoğu’nun en dinamik, en örgütlü gücüdür. Onun için herkes aklını başına almalı.”
Çerçeve yasadan ne anladıklarını da şöyle açıkladı:
“Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır. Yeni bir döneme geçmek için kullanacağımız bir kapıdır. Bu kapıdan geçmek için çerçeve yasa hemen çıkarılmalı, uygulamaya başlanmalıdır. Eşzamanlı olarak taraflar ve kamuoyunun mutabık olacağı ortak bir yol haritası çıkarılmalıdır. Demokratikleşme süreci başlamalı ve demokratik entegrasyon inşa edilmelidir… Tek taraflı, dayatmacı, yüzyıllık tekrarları üreten bir çerçeve yasa yol açıcı değil, yol tıkayıcı olur… DEM Parti olarak bizim rotamız barış, yolumuz demokratik cumhuriyet yoludur. Kürtlerin ulusal haklarının sağlandığı, tüm Türkiye’nin demokrasiye kavuştuğu bir denklemin 86 milyona güçlü bir gelecek sunacağını düşünüyoruz.”
Özgür Özel’in Yolu
Aylardır olduğu gibi, bugünden itibaren de Türkiye’nin üniter-milli yapısını hedef alan PKK sürecinin değil de CHP’deki yeni depremin, yani Özgür Özel ve arkadaşlarının yeni parti kurma kararının konuşulacağı ortada.
Malûm, TBMM Başkanı Kurtulmuş, PKK’lılar için çıkarılması düşünülen yasa taslağı konusunda, süreci başından beri destekleyen CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel değil, koltuğa oturduğu gün süreci destekleyeceğini vurgulayan “mutlak butlan” başkanla görüşmeyi tercih etti. Demek ki, hedefe varmada, “mutlak butlanın” yanında kalacak milletvekili sayısını yeterli görüyorlar.
Özgür Özel’e dönersek; CHP’den ayrılma ve yeni parti kurma kararını açıklarken, Atatürk’ün kurduğu CHP’nin bu ülkenin kurucu partisi olduğunu hatırlatıp şunları vurguladı:
“Cumhuriyeti kuran geleneğin bugünkü kuşakları ve anlayışı bizimle birliktedir… İşgâl altındaki İstanbul’da saray kuklası bir paşa olmak yerine ölümü göze alıp Anadolu’ya geçip kurtuluş mücadelesini veren Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yol bizim yolumuzdur… Hiçbir makam demokrasiden ileride, hiçbir yapı cumhuriyet ideallerinden daha büyük önemde değildir. Biz dün olduğu gibi bugün de milletin emrindeyiz… Altı oka, altı oka sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kurucularına, kuruluş kodlarına, ülkenin kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla birlikte biz bir büyük çağrının da sahibiyiz. 10 ay önce… nasıl demokratlarla muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları kucaklamışsak, birlikte Türkiye ittifakını kurmuşsak; Atatürk’le sorunu olmayan, Misak-ı Milli sınırlarıyla sorunu olmayan, cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye ittifakında kucaklaşmaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum.”
Söylediği gibi, “ülkenin kuruluş kodlarını” gerçekten sahipleniyor ve “Atatürk’le, Misak-ı Milli’yle, cumhuriyetle sorunu olmayanlarla Atatürk’ün gösterdiği yolda yürümeyi” hedefliyorsa; Özgür Özel’in, evvel emirde bu PKK sürecini artık desteklemeyeceklerini açıklaması da gerekmiyor mu?!
Müyesser YILDIZ
22 Temmuz 2026
12punto link: https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/pkk-acilimi-ve-ozgur-ozelin-yolu-145225