
Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi 9 gün önce 11 Şubat’ta yemin ederek yeni makamlarına oturdu.
Erzurum Valiliği’nden İçişleri Bakanlığı’na atanan Mustafa Çiftçi’nin ilk ziyaretçilerinden birisi eski İçişleri ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar’dı. Çiftçi’nin paylaşımıyla bu ziyaret gündem olup günlerce tartışılınca da Ağar açıklama yapmak zorunda kaldı.
Meclis’teki yemin töreni sırasında olaylar çıktığı için yeterince gündem olduğundan mıdır nedir, Akın Gürlek’in ziyaretçileri ise hiç dikkat çekmedi.
Örneğin ilk ziyaretçilerinden birisi Gürlek’in değil, ama yeni İçişleri Bakanı Çiftçi’nin atanmasında etkili olduğu konuşulan eski TBMM Başkanı ve Birlik Vakfı Kurucular Kurulu Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail Kahraman’dı.
Gürlek, yeni görevinin ikinci günü olan 13 Şubat öğlen saatlerinde de önceki Adalet Bakanlarından AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül’ü ağırladı.
Gürlek’in o akşam saat 21.00’de katıldığı A Haber’in canlı yayını öncesinde bir başka ziyaretçisi daha vardı.
İşte “hiç dikkat çekmedi” dediğimiz bu ziyaretçinin kim olduğuna gelmeden evvel bazı tartışmaları hatırlatmamız gerekiyor.
Gürlek’in CHP’yle İlgili Yazısı
Malûm, Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na atanmasıyla birlikte CHP’nin kayyıma devredilmesi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun dönmesi tartışmaları yeniden hızlandı.
Söz konusu tartışmaların sebebi belli; Gürlek’in İstanbul’daki operasyonları yapıp İBB iddianamesini hazırlamış olması.
Nitekim Gürlek, A Haber’deki canlı yayında İBB iddianamesini halen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıymış gibi canla başla savundu.
Ama İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı sadece 4 ay önce bir şey daha yapmış; İBB iddianamesiyle birlikte CHP hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na, “Siyasi Partiler Kanunu kapsamında gereğinin yapılması” için bir yazı yazmıştı. Yazının konusu, “11 milyon 360 bin 412 vatandaşa ilişkin seçim sandık verilerinin CHP tüzel kişiliğinden usulsüz yöntemlerle yayıldığının anlaşıldığı”, ayrıca “CHP’nin seçmenin iradesi ile demokratik düzeni etkilemeye yönelik sistematik ve sürekli müdahalede bulunduğunun anlaşıldığı” iddialarıydı. Söz konusu yazıda işaret edilen maddelerin, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddeler olması nedeniyle de bu gelişme “CHP’nin kapatılması için suç duyurusu” diye yorumlandı.
Bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “CHP’nin kapatılması yönünde bildirimde bulunulmamıştır, iddianamede de açıkça belirtildiği gibi Siyasi Partiler Kanunu gereği bildirimde bulunulmuştur.” açıklamasını yaptı.
İşte A Haber’deki canlı yayında sorulan sorulardan birisi bu konu oldu ve Bakan Gürlek şunları söyledi:
“Parti kapatmayı anayasada zorlaştıran zaten AK Parti’dir. Yani siyasi partilerin kapatılması olmaz. O sadece bir bildirimdi. Nedir bildirim? Biliyorsunuz savcı gereğini yapmak zorunda. Orada (CHP’de) söz konusu partinin hesaplarında işte il binasının satın alınması, kurultay süreçleriyle ilgili biz bir usulsüzlük bulduk. Yargıtay Başsavcılığı siyasi partileri denetlemekle yükümlü. Biz bunu Yargıtay Başsavcılığına ihbarda bulduk. Ama tabii olayı maalesef farklı yerlere çektiler. Konunun parti kapatmayla ilgisi yok.”
Bu cevap, iktidara yakınlığıyla bilinen TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik’in de dikkatini çekti. Atik üç gün sonra kaleme aldığı yazısında; A Haber yayınından önce tebrik ziyaretinde bulunup röportaj yaptığı Bakan Gürlek’in, Erdoğan’ın ilk talimatının “Çalış Akın” olduğunu belirttiğini aktardıktan sonra A Haber’deki açıklamalarını şöyle yorumladı:
“Aslında soru, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı‘na gönderdikleri yazının CHP’nin kapatılmasıyla ilgili olarak yorumlanması üzerineydi… ‘Konunun parti kapatmayla ilgisi yok’ dese de dikkatimi çeken, ‘Kurultay süreçlerinde usulsüzlük bulduk’ cümlesi acaba mutlak butlan işareti olabilir miydi? CHP’liler şimdi bu cümle üzerinden yeni gelişmeler olabileceğini değerlendirse de Yargıtay yapacağı inceleme sonucunda bir sorun bulursa CHP’nin Hazine yardımı kesilebilir.”
Fatih Atik, şunları da vurguladı:
“Adalet eski Bakanı Yılmaz Tunç’un ‘mutlak butlan’ konusuna soğuk baktığı biliniyor. Bakalım yeni Adalet Bakanının göreve başlamasıyla butlan davasında ne tür değişiklikler olacak izleyip göreceğiz.”
Erdoğan CHP’den “Umudunu Kesti”
CHP’ye ilişkin tartışmaları anlamak için Erdoğan’ın iki gün önce Etiyopya’dan dönerken, beraberindeki gazetecilerin soruları üzerine yaptığı açıklamalara da bakalım.
İlk soru şuydu:
“CHP’nin bugüne kadar bir tehdit, şantaj ve hakaret diliyle siyaset yaptığına defalarca tanık olmuştuk. Ama şu an gelinen noktada CHP Genel Başkanı kendi partisinin belediye başkanına da küfretti. Hemen arkasından da CHP milletvekilleri Gazi Meclisimizde bakanların yemin törenine saldırı girişiminde bulundu. Ana muhalefetin siyaseti taşımaya çalıştığı bu noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Erdoğan, şu cevabı verdi:
“Bunların dostluklarına bu kadar güvenilir işte. Eğer CHP’de siyaset yapan bir politikacıysanız, Genel Merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkûmsunuz. Böyleyse olması gereken nedir? Sen dik duracaksın. Sabırlı olacaksın. Vakti saati geldiğinde de gereğini yapacaksın. Bizim yaptığımız bu. Geri adım atmak yok. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Ama CHP’ye de meydanı bırakmayacağız.”
Ardından, “İktidarda olduğunuz 24 yılda üç CHP genel başkanı gördünüz ve aynı dönemde siyaset yaptınız. İlk ikisine yönelik zaman zaman çok sert eleştirileriniz de oldu ama son günlerde Silivri’yle irtibatı yoğunlaşan Özgür Özel’e karşı tavrınız bir hayli değişti. Hem eleştirileriniz çok sertleşti hem de ‘umudumu kestim’ gibi bir tespit yaptınız. Bu ne anlama geliyor, size göre geçmişte CHP’de olmayan bugün ne oluyor?” sorusu yöneltildi.
Geçmişte “Bay Kemal” hitabıyla yeri göğü inleten, “Sana bu millet bu devleti teslim eder mi?” diye soran, “ama montaj, ama şu ama bu” Kandil’deki teröristbaşıyla görüntüler üzerinden propaganda yapan Erdoğan, bu soru üzerine de Kılıçdaroğlu’nu överken, CHP’yi özetle şöyle suçladı:
“Şimdi CHP aslında çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP’yi kuşatmış durumda… Sayın Kılıçdaroğlu’nun dönemine bakıyoruz. Bu dönemden çok daha farklı. O dönemde de CHP ile siyaset zemininde kıyasıya yarıştık. Milletimizin desteğiyle de hamdolsun biz bu yarışların hepsinde de ipi göğüsledik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Fakat şimdi CHP’nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, malum hançerler, parti içi komplolar, CHP’nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. Bunu sadece vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Ama ortalık gerçekten kötüye gidiyor. Sayın Genel Başkan gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın ki. Onun için de biz CHP’nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz. Yolumuza da böyle inşallah devam ediyoruz.”
O Ziyaretçi Muhsin Şentürk’tü
Bu notlardan sonra Gürlek’i yeni makamının ikinci gününde ziyaret eden isme gelelim.
O ziyaretçi;
Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanıyken, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkında verdiği “hak ihlali” kararına uymadığı gibi, AYM üyeleri hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan,
Bundan birkaç ay sonra yapılan seçimlerde Yargıtay Başkanlığı’na aday olan, ancak daha sonra eski Başkan Mehmet Akarca lehine adaylıktan çekilen,
Peşinden yapılan oylamada ikinci olduğu halde Erdoğan tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanan Muhsin Şentürk’tü.
Bakan Gürlek de bu ziyareti sosyal medya hesabından; “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Muhsin Şentürk’le Bakanlığımızda bir araya geldik. Nazik ziyareti için kendisine teşekkür ediyorum.” ifadeleriyle paylaştı.
Peki, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı” denince akla ilke gelen ne? Tabii ki, parti kapatma davaları.
Ama Gürlek’in Adalet Bakanlığına atanmasıyla birlikte en önce CHP’nin akıbeti tartışılmaya başlanmışken; nedense Şentürk’ün bu ziyareti, ne Mehmet Ağar’ın İçişleri Bakanı Çiftçi’yi ne de yemin töreni sırasında CHP’li Mahmut Tanal’ın burnunu kanatan Osman Gökçek’in Gürlek’i ziyaretleri kadar bile dikkat çekmedi. İlginç, değil mi?!
Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in, Başsavcı Şentürk’ten tam beş gün sonra Bakan Gürlek’e “hayırlı olsun” ziyaretinde bulunduğunu da kaydedelim.
Müyesser YILDIZ
20 Şubat 2026