
Bu haber güncellenmeye devam etmektedir.
15 Temmuz darbe girişimi sırasında yayınlanan sözde sıkıyönetim bildirisinin altında ismi bulunan eski tuğgeneral Mehmet Partigöç, kimsenin kendisine o gün Zekai Aksakallı, bir önceki ve şimdiki Genelkurmay Başkanı ile ne konuştuğunu sormadığına dikkat çekerek, “Sorsalar muhtemelen Genelkurmay Başkanı yapmazlar veya öncekini bir senede görevden almazlardı.” dedi.
Yargıtay’ın kısmi bozma kararından sonra yeniden görülen ve sona gelen Genelkurmay Çatı Davası’nın bugünkü celsesinde sanıkların son sözlerinin alınmasına devam edildi.
Dönemin Çiğli Üs Komutanı eski tümgeneral Kubilay Selçuk, iktidar ve muhalefetin aynı olduğunu öne sürerken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i şöyle eleştirdi:
“Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Erdoğan’la kriptolu telefonla görüşüp bunu kayda aldığını söyledi. Bunu 17/25 Aralık sürecine benzetip Erdoğan’a yeni bir mağduriyet yaratacağı yerde, ‘Aranızda ne konuşuyorsunuz ki, kayıt alınıyor?’ diye sorması gerekmez miydi?”
Kubilay Selçuk’un son söz olarak Büyük Ortadoğu Projesi’nden söz etmesi ve 15 Temmuz için, “Küresel siyonist diaspora ve İngiltere’nin eseridir. Bir grup Balyoz-Ergenekoncu, 28 Şubatçı ve ulusalcı bir kesimin fitneciliği üzerine inşa edilmiş bir tuzaktır. Ben devletin ta kendisiyim. Bana paralel diyenler de paralelin ta kendisidir.” demesine Mahkeme Başkanı, “Yeterli, son sözünü almış olduk. Son sözün olması gerektiği gibi olmasını istiyorum. Yoksa ayrıl kürsüden. Gün boyu gerginlik yaşamak istemiyorum.” sözleriyle tepki gösterdi. Selçuk da, “Anlattıklarım, son hücresine kadar bu tuzağın özetidir. Beni rezil ve mağdur edenlere karşı buna layık değilim. Haykıramayacak mıyım?” karşılığını verdi. Selçuk, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, “FETÖ”cülerin de af kapsamına alınmasına yönelik çağırısını ise, “Adam ‘600 bin insanı çöpe atamayız’ diyor. Sen kimsin? Ben çöpte mi yaşıyorum?” diye eleştirdi.
Teğmenden Mehmet Ali Çelebi’yi Gönderme
Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli eski teğmen Hamza Er, 40 yıl teröristbaşı denilen kişinin bir günde “kurucu önder”, 40 yıl “hocaefendi” denilip el pençe divan durulan kişinin de bir günde teröristbaşı ilân edildiğini hatırlatırken şöyle konuştu:
“Biz de bir günde girdik, bir gün de çıkarız. Benden hain, terörist çıkmaz. Atalarım, dedelerim bu vatan için can verdi. Bu kumpası kuranlar gibi vatansız, ne idüğü belirsiz değilim.”
Eski teğmen Hasan Sevimli de kendisini bir milletvekilinin ziyaret ettiğini ve durumlarından haberdar olmadığını söyleyip, “Bu da onun ayıbıdır. Bizler medyada hiç haber olmadık.” dedi. Sevimli, Ergenekon yargılamaları sırasında teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin komutanları için, “Onlar yaşlı, onları bırakın, ben yatayım.” dediğini belirterek şunları kaydetti:
“10 yıl önce olsa ben de böyle düşünürdüm. Ama şimdi, burada genç, bekar arkadaşlar var, onları bırakın diyorum.”
Eski teğmen İlyas Akkar ise Genelkurmay Başkanlığı’na gitmediği halde gitmiş gibi ceza verildiğini ve bunun çaresizliğini her zerresine kadar hissettiğini anlatırken, “Ben bu devletin 3203 nolu ÖKK’cısıyım. Herhangi bir iktidarın, partinin cemaatin özel kuvvetçisi değilim.” dedi.
“Öldürdüğümüz İddia Edilenlerin Aileleri Nerede?”
Sözde darbe bildirisinin altında ismi olan eski tuğgeneral Mehmet Partigöç, “Bugüne kadar hiçbir talebimiz kabul edilmedi. Canınız sağolsun.” dedikten sonra şunları söyledi:
“Siyasi bir davada yargılanıyorum. Siyasi dava; çünkü iddianamemiz siyasetin aparatı olan, eşini el öpmeye götüren bir savcı tarafından hazırlandı. Kitaptan konsey çıkaran ve ikbal beklentisi olan heyetçe yargılandık. Savunmamı kimse dinlemedi. Dinleseydi; bir emekli generalin evinde bir Özbek kadın şaibeli şekilde ölü bulundu, bunun işaretlerini vermiştim. Duruşma salonunda yanımda oturanlarla ne konuştuğum soruldu da; kimse bana o gün Zekai Aksakallı, Selçuk Bayraktaroğlu veya önceki Genelkurmay Başkanı ile ne konuştuğumu sormadı. Sorsalar, muhtemelen Genelkurmay Başkanı yapmazlar veya ötekini 1 senede görevden almazlardı. Kararınızı verirken, siyasi etkilerden uzak kalmanızı istiyorum. Üç Aliler divanından beri yargı siyasetin aparatı olmuştur. Ülkemizde siyaset öyle bir kurum ki, dün kürsüden ip attığı adamı ‘önder’, ‘çözüm makamı’ olarak tanımlayabilir. Veya Meclis, dün dokunulmazlığını kaldırıp yargılattığı ve hapis yatırdığını birinci ölüm yıldönümünde kahraman olarak anabilir. ‘Bu partiyi kapatmazsanız AYM’yi kapatın’ diyen, o partiyi çözümün parçası görebilir. Dün, ‘Amedspor yoktur’ derken, bugün kutlar. Ayrıca vereceğiniz karardan kimseyi nemalandırmayın, ‘Ben FETÖ’yle mücadele ettim, silahları da devletten aldım’ diyen mafya babası veya CHP’yle ilgili casusluk davasında Hüseyin Gün’ün FETÖ’yle mücadele için devlet tarafından görevlendirildiğinin söylenmesi gibi. Lütfen bu tür insanların suçlarını bizim üzerimizden aklayacak bir karar vermeyin. Bazı insanları öldürdüğümüz iddia ediliyor. Peki bu insanların aileleri, avukatları nerede? Böyle bir dava yok. Özetle, siyasi bir davanın sanıklarıyız. Sizden de adil, hukuki karar bekleyen yok. Başınızı belaya sokmayın. Ha 138, ha 141 müebbet olmuş, ne olur? O yüzden kendinizi sıkıntıya sokmayın.”
Sanıklardan eski kurmay yarbay Mehmet Şahin, 15 Temmuz’un Erdoğan, Aleksandr Dugin, Hulusi Akar ve Hakan Fidan tarafından kurgulanan bir kumpas olduğunu öne sürerken, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı eski komutanı Muhsin Kutsi Barış şöyle konuştu:
“15 Temmuz stratejik seviyede kumpas, tuzak, tiyatrodur. 15 Temmuz aydınlatıldığında, sadece Türkiye’de değil, dünyada bir kırılma yaşandığı anlaşılacaktır. Birinci ve ikinci sicil amirlerim Hulusi Akar ve Yaşar Güler’in ihanetine uğradım. Beni muhafız alay komutanlığına atayanlar tarafından terörist, FETÖ’cü, hain ilân edildim.”
Müyesser YILDIZ
13 Mayıs 2026