
İstinaf’ın kısmi bozma ve ilgili diğer davaları birleştirme kararından sonra yeniden görülen Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasında, daha önceki savunma ve iddilarını tekrarlayan Bora Kaplan, kendisine operasyon yapan polisler için, “Bunların milliyetçi cenahla ilgili bir karın ağrısı var.” dedi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen davanın başlangıcında Mahkeme Başkanı, hem tüm heyetin hem de savcının değişmesi sebebiyle, sanıkların savunmalarını yapmak isteyeceğini belirterek kısaca beyanda bulunmalarını istedi.
M7 kodlu gizli tanık Serdar Serçelik ve Bora Kaplan başta olmak üzere tüm sanıklar da önceki savunmalarını tekrarladı.
Sertçelik, polislerin kendisini nasıl gizli tanık yaptığını, yurtdışına kaçtıktan sonra dönemin KOM Şube Müdürü Şevket Demircan’ın neler teklif ettiğini anlatıp, kendisine ait olduğu öne sürülen buluntu telefonu kabul etmesi için dönemin soruşturma ve iddianame savcısı Mustafa Kaya’nın birçok teklifte bulunduğunu söyledi.
Örgüt liderliği suçlamasıyla 68 yıl hapis cezasına çartırılan Bora Kaplan da operasyonu yapan polisler, savcı Mustafa Kaya ve Mahkemenin ilk başkanı Mehmet Güven’i suçladı. Polislerin sorguda, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında TRT’nin önündeki fotoğrafını gösterip “Bu silahları nereden, kimden aldınız? Ne amaçla oradaydınız?” diye sormasının, ne kadar art niyetli olduklarını ortaya koyduğunu belirten Kaplan şöyle konuştu:
“Polisler muhalif medyayı çok iyi yönetti, öyle bir hava oluşturdular ki, bizi cani ilan ettiler. Bu dosya en baştan önyargı ve infazla başladı, öyle de devam etti. Aleyhimdeki tüm ifadelerin aynı elden çıktığı, bizim üzerimizde oynandığı belli. O kadar şirazeyi kaydırmışlar ki, eski gizli tanığı yeni gizli tanık yapacaklardı. Bunların milliyetçi cenahla ilgili bir karın ağrısı, bir sorunu var.”
Bora Kaplan, Serdar Sertçelik’e ait olduğu söylenen buluntu telefonla ilgili olarak da şu iddiada bulundu:
“İçerideyiz, ama duyuyoruz. Cevheri Güven’e bilgi-belge sızdırdıkları suçlamasıyla yargılandıkları davada Serkan Dinçer hapisteyken bu polisleri, ‘Beni kurtarmazsanız, her şeyi açıklar, hepinizi yakarım’ deyince bu telefonu uyduruyorlar. Bu telefonu kimin yaptığının ortaya çıkarılması gerekiyor.”
Kaplan, tanık olarak dinlenen Mustafa Öztaş’ın, buluntu telefonun poşetinde ve içindeki notta parmak izi çıktığını, ayrıca telefondaki bir belgede üst kullanıcı gôzüktüğünü hatırlatırken, davanın sanıklarından eski emniyetçi Umut Öztürk’ün, Öztaş’ın yakın arkadaşı olduğunu, buluntu telefondaki yazışmalarla onu da kurtarmak istediklerini öne sürdü.
Avukatların Videosu Nereden Çıktı?
Geçtiğimiz aylarda bu dosyadan tahliyesine karar verilen, başka davadan hükümlü Muhammet Kaplan’ın avukatı Volkan Şener, davada hem müşteki hem sanık olan polislerin dijitallerinin dosyaya getirilmesini isterken, şunu anlattı:
“2024’te duruşmalar başladığında avukatlar olarak yemeğe gittik. Bu yemeğin gizli çekim yapılmış videosu, dönemin Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in dijitallerinden çıktı. Daha neler çıkacağını bilmiyoruz.”
Başkan: “Üstümüze Alınmıyoruz”
Buluntu telefon suçlaması kapsamında tutuklanıp 5 ay sonra tahliye edilen Erhan Bakioğlu’nun avukatı Baran Tansu, bu davayı 6 Şubat depremine benzetip, “Üzerinize alınmayın, ama bu mahkeme de dosya anlamında enkaz bir mahkemedir, yargının 6 Şubat’ıdır. Sanıklar bu hukuki enkaz altındalar, çıkmaya çalışıyorlar.” deyince Mahkeme Başkanı, “Üstümüze alınmıyoruz.” karşılığını verdi.
Av. Tansu, Erhan Bakioğlu’nun, Bora Kaplan tarafından dişleri çekildiği iddia edilen, davanın müştekisi Erkan Doğan’ın yakın arkadaşı olduğunu hatırlatırken de şunları söyledi:
“Erkan Doğan, savcı Mustafa Kaya’nın manevi oğlu. Erhan Baltacıoğlu buluntu telefondan gözaltına alındığı halde bununla ilgili tek soru sormadı, hep Erkan Doğan’ı sordu. Yetmedi, Erhan Baltacıoğlu’nun eşini çağırıp ona da sordu. Erhan Baltacıoğlu için ‘Selo’nun adamı’ dedi. Selo kim, Selahattin Demirtaş mı? Sonradan bunun hakkında İstanbul’da soruşturma yürütülen Selahattin Yılmaz olduğunu öğrendik. Bu davadaki ilk operasyon hırs, intikam operasyonudur. Buluntu telefon operasyonu ise yasak aşk, yani polisleri kurtarma amaçlıdır.”
“Telefon Nerede?”
Sanıklardan emekli polis Önder Polat’ın avukatı Duran Göçer, dosyada kendisinin fotoğraf ve görüntülerinin de bulunduğunu vurgularken, “Bu, kirli bir dosyadır.” dedi.
Av. Göçer, buluntu telefonla ilgili olarak da şunları kaydetti:
“Bu telefon nerede; mahkeme kasasında mı, adli emanette mi, emniyette mi, jandarmada mı? Daha önce iki kez sordum, cevaplandırılmadı. Artık mahkemenizin bu konuda bizi bilgilendirmesini istiyoruz.”
Sanıklar Arasında İhtilaf
Bora Kaplan’ın, “Umut Öztürk Mustafa Öztaş’ın yakın arkadaşı. Buluntu telefonu onu kurtarmak için yaptılar” iddiası üzerine, savunma yapmak üzere geldiğini belirten Öztürk’ün avukatı Onur Ülker, şunları söyledi:
“İkidir müvekkilimin ismi zikrediliyor. Hiçbir zaman kendisine operasyon yapan polislerle yan yana gelmedi, gelmez. Müvekkilin, kendisini düşman gören grupla hareket etmesi mümkün değil. Mustafa Öztaş’ın arkadaşı olduğu söylenerek, bir şeyler çarpıtılmaya çalışılıyor. İkisini tanıştıran da emekli polis Önder Polat’tır. Birileri haber gönderip buluntu telefondaki şikayetini geri çekmesini istiyor. Para da isteniyor. Buna benim de tanıklığım var. Delilleriyle sunacağım. Müvekkilim, buluntu telefon işine hiç girmemiştir. Sorulduğunda da, kumpassa kumpasçılardan şikayetçi olduğunu belirtmiştir.”
Sanık avukatlarından sonra, davada müşteki/sanık olan polislerin avukatlarının beyanının alınmasına geçildi.
Komiser Gökhan Karaca’nın avukatı Fehmi Burak, gizli tanık Ü5’in mahkeme huzurunda dinlenmesi talebine muhalif olduklarını belirterek, “Zaten dinlendi. Dosyaya herhangi bir şey katacağını düşünmüyorum. Dinlenecekse de müvekkillerimizin bulunduğu celsede dinlensin.” dedi. Müvekkilinin Serdar Sertçelik’in kaçmasında en ufak bir ihmali bulunmadığını da kaydeden Av. Burak, Sertçelik’in örgüt tarafından cezalandırılacağını düşünerek, bilinçli olarak kaçtığını, ayrıca buluntu telefonla ilgili gerekli raporların alındığını ve Sertçelik’in, buradaki yazışmalardan işine geleni kabul edip işine gelmeyeni reddettiğini savundu. Bunun üzerine Sertçelik, “Yalan söylüyor” diye bağırdı.
Eski KOM Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan’ın avukatı Recep Öksüz de Bora Kaplan operasyonundan iki gün önce göreve başlayan müvekkilinin ne birlikte görev yaptığı ekibi ne de sanıkları tanıdığını, dolayısıyla bir husumet beslemesinin mümkün olmadığını belirterek, Serdar Sertçelik’in firarında Tanık Koruma Programı ve adli kontrol birimi hakkında herhangi bir soruşturma açılmazken, doğrudan bu ekibin hedef alındığını söyledi.
FETÖ’nün F-6’sında Kimler Var?
Müşteki sanık eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in avukatı Cengiz Varol da husumet iddialarını cevaplandırırken, böyle bir operasyonun İçisleri Bakanı, MİT ve il emniyet müdüründen izin alınmadan yapılamayacağını vurguladı.
Serdar Sertçelik’in M7 kodla verdiği ifadenin, emniyetin 186 sayfalık araştırma raporu ile doğrulandığını kaydeden Av. Varol, buluntu telefonun da Sertçelik’e ait olduğunun raporlar ve HTS kayıtlarıyla doğrulandığını, o yüzden bunun her celse irdelenmesine gerek olmadığını savundu.
Av. Varol, Murat Çelik’in FETÖ tarafından “karşıt” anlamına gelen F-5 olarak kodlandığını tekrarlarken de, “F-6 zaten sayın Cumhurbaşkanı, sayın Devlet Bahçeli ve MİT Müsteşarı” dedi.
Beyanların tamamlanmasından sonra mütalaası sorulan savcı, polislerin Whatsapp yazışmalarının getirtilmesi başta olmak üzere, taleplerin büyük bölümünün reddi yönünde görüş bildirirken, Ü5 kodlu gizli tanığın dinlenmesinin, gizli tanıklık sıfatının devam edip etmediğinin sorulmasından sonra değerlendirilmesini ve Bora Kaplan ile Serdar Sertçelik’in tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.
Mütalaaya karşı beyanları alınan Bora Kaplan, örgüt dosyasından zaten tutuklu olduğunu belirterek, “Yeterince aydınlanan sahte telefondan tahliye edin” dedi.
Hem sözde örgüt yöneticiliği hem buluntu telefondan tutuklu olduğunu hatırlatan Serdar Sertçelik de şöyle konuştu:
“Buluntu telefondaki yazışmalar yapıldığında cezaevindeyim. Bundan öte ne olabilir? Örgüt yöneticiliğinde ise gizli tanık olarak verdirilen ifade dışında bir delil yok. Kendi beyanımla örgüt yöneticisi oldum. Her ikisinden de tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.”
Savcının, polislerin dijitallerinin dosyaya kazandırılmasının reddi yönündeki mütalaasına, Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu da, “Hodri meydan, o telefon yazışmaları yoksa, sahte delil üretilmediyse, Serdar Sertçelik yönlendirilmedi ve yurtdışına kaçmasına göz yumulmadıysa, Bora Kaplan’ın avukatlığını bırakacağım.” diye tepki gösterdi.
1.5 saatlik aranın ardından Mahkeme Başkanı, Ü5 kodlu gizli tanığın gelecek celsede dinlenmesine, örgüt dosyasının temyiz incelemesinin öne alınması için Yargıtay’a yazı yazılmasına, Mustafa Öztaş hakkında yalancı tanıklıktan işlem yapılması ve Serdar Sertçelik’ın M7 koduyla verdiği ifadenin dosyadan çıkarılması taleplerinin, hükümle birlikte değerlendirilmesine; adli emanetteki buluntu telefon ile polislerin dijitallerinin sanıklara verilmesi taleplerinin reddine karar verildiğini açıkladı. Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in tutukluluk hallerinin devamına da karar veren mahkeme duruşmayı 28 Aralık’a erteledi.
Müyesser YILDIZ
3 Eylül 2026