İçeriğe geç

Dokunan Yanıyor… Kadın Esnafa da “Fon” Kelepçesi!..

Fon rezaleti, neredeyse dokunanın yandığı bir sürece dönüştü.

Önce gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz, Yeni Partili bir milletvekilinin iddialarını dillendirince ifadeye çağrıldılar. Her iki isim yurtdışına çıkış yasağı ve imza şartıyla bırakıldı. Ancak savcılığın itirazı üzerine elektronik kelepçe takılarak, ev hapsine alındılar. Ağırel, daha sonra Sarıgül Ailesi’yle ilgili bir dosyada, yapmadığı haberden dolayı tutuklandı.

Eş zamanlı olarak Sözcü editörü Mustafa Balcı ve gazeteci Şaban Sevinç, sadece fon soruşturmasında adı geçen bir şahsın AKP’li bir isimle fotoğrafını paylaştığı için tutuklandı.

Keza gazeteci Bahadır Özgür fon skandalıyla ilgili haberlerden dolayı gözaltına alındı, neyse ki, yurtdışı çıkış yasağı ve imza şartıyla bırakıldı.

Son olarak da yine fonla ilgili paylaşımlarından dolayı gazeteci Ardan Zentürk hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan soruşturma açıldı.

“Ben Çocuğuma Bot Alamamışken”

Bunlar bildiklerimiz, duyduklarımız. Kimbilir bilmediğimiz, duymadığımız daha neler oluyordur.

İşte onlardan birisini anlatacağız.

Murat Ağırel ve İsmail Saymaz’ın ev hapsiyle cezalandırıldığı, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı’nın ise tutuklandığı günlerde polis, Ankara’nın ilçelerinin birisinde yalnız başına oturan, ilkokul mezunu, 64 yaşındaki bir kadının evini bastı. Kızını arıyorlardı. Nerede olduğunu sordular. Yıllar önce evlenip Ankara’ya yerleştiğini söyledi. O kadar polisi görünce korkan anne, kızının cinayet işlediğini düşünüp, “Ne suç işledi?” dedi. Polislerin cevabından, sadece “Cumhurbaşkanına hakaret” kısmını anladı. Ellerindeki arama kararını gösterdiler. İçeri davet ettiği polisler yastıkların altına, çekmecelere kadar bakınca iyice şaşırdı; “Kızım çekmeceye mi girecek?” diye sordu.

Yapılan bu aramaya karşılık “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasına inanmamış olmalı ki, polisler gittikten sonra aradığı kızına da birisini öldürüp öldürmediğini sordu.

Günlerden Cumartesi’ydi. Pazar dahil evinde bekledi, gelen giden olmadı. Pazartesi sabahı da gidip dükkânını açtı. Kısa bir süre sonra, eski dükkanının sahibi arayıp polislerin geldiğini ve kendisini aradığını söyledi. Onunla görüşürken bir başka numara arayınca, bunu kapatıp o numaraya cevap verdi.

Arayan polisti; “Kapınızın önündeyiz, çocuğunuz ağlıyor. Daha fazla ağlamasın, bir an önce gelin.” dedi.

Kadının eli ayağına dolaştı. Çünkü çocuğu henüz 2.5 yaşındaydı ve epilepsi hastasıydı. 10 dakikada eve gitti. Gittiğinde polisler çoktan arama yapmaya başlamıştı. İçeri girer girmez de telefonuna el kondu. Ağlayan çocuğunu zar zor, bakıcısıyla birlikte üst kata gönderdikten sonra suçunun ne olduğunu sordu. “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” cevabı verildi.

Aramada iki eski cep telefonu, düğün CD’si ve bir harddiske el kondu. Ardından, tam üç ekip otosuyla Emniyete götürüldü.

Neyle suçlandığını da fon skandalıyla ilgili üç paylaşımının çıktıları geldikten sonra burada öğrendi.

Suçlama konusu yapılan paylaşımlar şunlardı:

İktidar medyasındaki bir ismin, fon olayının “FETÖ operasyonu” olduğuna dair yorumunu retweetlerken, “FETÖ, Ergenekon, PKK, dış güçler muhabbeti bizi sıktı. Parayı çalarken, yakalandınız.” diye yazmıştı…

Yine iktidar medyasındaki bir ismin, Fatma Betül Sayan Kaya için “Doğubeyazıtlı” demesine, köyleri çok yakın olduğundan bildiği için, “Hayır Muğla Seydikemerli ve çok da fakir bir ailenin kızı.” karşılığını vermişti.

Bir başka paylaşımında ise, “Ev almak için fona para yatırıyorsunuz, ama başkaları gelip paranızı çalıyor.” demişti.

Şüpheli kadın esnafın anlatımına göre; paylaşımları okuyunca polisler dahi bunlarda bir şey olmadığını belirtti, hatta ifadesini de “İfade özgürlüğü, anayasal hak” vurgusuyla kendileri yazdı.

“Fon”dan Girildi 3-5 Yıl Önceki Paylaşımlardan Çıkıldı

Kadın aynı gün Savcılığa çıkarıldı. İfadesinde, sosyal medya hesabının kendisine ait olduğunu ve o paylaşımları kendinin yaptığını bildirdikten sonra şunları kaydetti:

“Tüm paylaşımlarımı yeniden incelediğim halde içerisinde hiçbir şekilde halkı kin ve düşmanlığa tahrik edecek veya herhangi birine hakaret içerikli bir paylaşım göremedim. Son zamanlarda ülkemizin gündeminde olan fon olayı ile ilgili birçok sosyal medya platformunda insanlar tepkilerini gösteriyor. Fon olayında bahsedilen para miktarında birçok yetimin hakkının olduğunu düşünüyorum. Ben de bir vatandaş olarak bundan aşırı derecede rahatsız oldum. Benim ve diğer vatandaşların yapmış olduğu paylaşımlar basında gördüğümüz, duyduğumuz, işittiğimiz konuları eleştirmek amaçlı yaptığımız paylaşımlardır. Bu paylaşımlarla, kimse kimseyi kin ve düşmanlığa sevk etmemekte, aksine bu tip olaylara sebebiyet veren kişiler bizim adalet ve vicdani duygumuzu etkilemektedir. Ben esnafım. İnanın, çocuğuma bile kış geldiği halde bot alamadım. Bizler bu durumdayken bu tip haberleri görünce ister istemez olumsuz etkileniyoruz. Bu konuda da kimseye zarar vermeden, kimseyi rencide etmeden eleştiri yapmak en doğal hakkımızdır diye düşünüyorum. Benim hiçbir paylaşımımda özellikle Cumhurbaşkanına hakaret içeren sözler mevcut değildir.”

İfade topu topu 15 dakika sürdü.

Yine şüpheli kadının iddiasına göre; savcı da bunlarda bir şey olmadığını belirtti, ama dışarı çıkıp beklemelerini söyledi.

Bekleme sırasında avukatı, “Bu hayra alamet değil” derken, savcının elinde cep telefonu birkaç kez içeri girip çıktığını gördüler.

Yaklaşık dört saat süren bekleme sürecinde de tam üç kez içeri çağırılıp yeniden çıkarıldılar.

İşte o süreçte, kadının önüne bu defa 2021-2023’te yaptığı üç paylaşım konulup bunlar soruldu. Kadın hepsinin cevabını verirken, “Şu anda dosyanızda bulunan fonla ilgili paylaşımlarla bunların hiçbir ilgisi yoktur. Geçmişte yaptığım paylaşımlar suç olsaydı, o dönemde hakkımda soruşturma açılırdı.” dedi.

Avukatı da, soruşturmanın, kolluğun sanal devriye adı altındaki araştırma tutanaklarına dayandığını, ancak Anayasa Mahkemesi’nin bu düzenlemeyi iptal ettiğini, bu nedenle işlemin hukuksuz, yapılan paylaşımların ise ülke gündemine ilişkin düşünce açıklamasından ibaret olduğunu vurguladı.

Tutanağa Geçmeyen ve Geçen “Varsayımlar”

Bunlar savcılık sorgusunda tutanağa geçenler. Bir de geçmeyen diyalog ve olaylar var.

Örneğin; 2021 yılına ait paylaşımını cevaplarken, polislerin tutumundan söz edince savcı, “Bizim polisimiz yapmaz.” şeklinde tepki gösterince kadın, evine gelen polislerin, çocuğuyla ilgili sözlerine dikkat çekti. Savcı inanmayınca da evin her yerinde sesli kayıt alan bebek kamerası olduğunu, bunu getirtebileceğini söyledi. Oluru üzerine getirtilen kayıtları izleyen savcı, “Yanlış anlaşılma var” yorumunu yaptı.

Bir diğer iddiaya göre, sorgu sırasında savcının telefonuna sürekli bildirim gelince kadının avukatı, “Siz kimden talimat alıyorsunuz?” diye sordu. Savcı, “azar işitmeyelim” karşılığını vermekle yetindi.

Nihayetinde; üç beş fasılda tamamlanan ifadenin ardından kadın “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamasıyla, ev hapsi talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Şüpheli tarafın iddiasına göre, burada da tutanağa yansımayan şöyle bir diyalog yaşandı:

Avukat, içeri girer girmez hakime, “Bu kadın ne yaptı? Kim talimat verdi de buraya geldik?” sorusunu yöneltti. Hakim, “Böyle bir şey yok. Bu varsayımları tutanağa geçirmeyeceğim.” dedi.

Ama avukatın şu beyanı tutanağa geçti:

“Savcılıktaki ifade işlemi 17.30’da tamamlandı. Daha sonra savcı bizi tekrar çağırdı ve ‘şunları da sormamız isteniyor’ diyerek, ifadeye ek yapıldı.”

İfadenin diğer ayrıntılarına gelince; kadın, “Çocuğum epilepsi hastası. Esnafım; sözleşmelerim, tahsilatlarım var.” diyerek serbest bırakılmasını isterken avukatı, gerek arama-el koyma gerek gözaltı ve diğer soruşturma evraklarında Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması da olduğu halde buna ilişkin hiçbir şey sorulmadığını, ayrıca hangi eylemin “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” sayıldığını anlamadıklarını söyledi.

Ancak hakim; “şüphelinin üzerine yüklenen suçun niteliğine ve mevcut delil durumuna göre ölçülü olacağı kanaati” ile kadın hakkında 1 ay süreyle ev hapsi, sonrası için de haftada bir gün imza adli kontrol kararı verdi.

Evine gider gitmez de bu esnaf kadının ayağına elektronik kelepçe takıldı ve polis her gün kontrole gelmeye başladı.

Durumundan haberdar olan arkadaşlarının kendisine yaptığı ironiyle bitirelim:

“Sen Murat Ağırel misin, İsmail Saymaz mısın ki, ev hapsine alındın?!”

Müyesser YILDIZ
26 Ekim 2026

12punto link: https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/dokunan-yaniyor-kadin-esnafa-da-fon-kelepcesi-156925

Kategori:Uncategorized