İçeriğe geç

15 Temmuz’a İlişkin Dehşet Yeni İddialar!..

Sözde Yurtta Sulh Konseyi’nin üyesi oldukları gerekçesiyle 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında 251 kişinin şehit edilip 3 bin kişinin yaralanmasından sorumlu tutulan 23 sanığın yargılanmasına devam edildi. Sanıklardan eski kurmay albay Bilal Akyüz, bir emekli emniyet müdürünün kendilerine 15 Temmuz’dan 15-20 gün önce TOMA’ların deposuna su yerine benzin doldurun talimatı verildiğini, bununla Genelkurmay’ın yakılmasının planlandığını anlattığını öne sürdü. Akyüz ayrıca o gece TRT önünde Süleyman Soylu ve Ayhan Bora Kaplan dışında birtakım cihatçı grupların olduğunu, bu grupların askerleri öldürmek istediğini, ancak mafyanın, Askerlerin ne suçu var?” diyerek bunu engellediğini iddia etti. Darbenin “1 numarası” olarak bilinen eski orgeneral Akın Öztürk de, “Yaşar Güler’i kurtardığım zaman ağlaya ağlaya elime yapıştı. Ama bir tane delikanlı gelip burada bunları konuşmadı. Bir sürü pislik iş var. Allah ülkemizin yardımcısı olsun.” dedi.

Genelkurmay Çatı Davası’ndan ayrılan ve Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Yerleşkesi kampüsündeki duruşma salonunda ayrı ayrı görülen davaların öğleden önceki bölümünde yaralamalarla ilgili dosya ele alındı.

Mahkeme Başkanı, asli faillerin yargılandığı davaların sonuçlarının beklenmesine devam edileceğini bildirdikten sonra sanıklar ve avukatların beyan ile taleplerini aldı.

Darbe bildirisinin altında ismi bulunan Mehmet Partigöç, Ankara’da yargılandıkları ve haklarındaki hüküm burada verildiği halde başka cezaevlerine gönderildiklerini hatırlatarak, bunun da adil yargılamayı etkilediğini söyledi.

Yanlışlıkla Tutuklanan Emniyet Müdürü

Şehitler ve gazilerle ilgili en kapsamlı araştırmayı yaptığı bilinen sanıklardan eski kurmay albay Bilal Akyüz ise her iki davanın birleştirilmesi talebinde bulunurken, 15 Temmuz’a ilişkin yeni öğrendiğini belirttiği bazı iddiaları şöyle gündeme getirdi:

Kod ‘Garson’dan elde edilen SD kartta adı yer aldığı için tutuklanan, bir süre Sincan Cezaevi’nde kaldıktan sonra ‘yanlışlık oldu’ diye bırakılan 15 Temmuz’dan önce Güvenpark’taki Çevik Kuvvetin amiri olan V.Ö. isimli emekli bir Emniyet müdürü var. Cezaevindeyken koğuştakilere, ’15 Temmuz’dan 15-20 gün önce bize TOMA’ların deposuna su yerine benzin doldurun emri verildi. Bu emir uyarınca talimat geldiğinde Genelkurmay yakılacaktı’ diye anlatmış. Bu nedenle V.Ö.’nün tanık olarak dinlenmesini ve verdiği tüm ifadelerin getirtilmesini talep ediyorum. Sakarya’daki darbe davasının dosyasını da inceledim ve burada 13 kritik vaka tespit ettim. Birkaçını anlatayım. Örneğin bir Emniyet amirinin ifadesi var. Askerler kışladan çıktığında Valiyi arayıp, ‘Valilik yolunu kapatalım mı?’ diye sormuş. Vali, ‘Bırakın gelsinler, ama dönüş yolunu kapatın, askerler buradan çıkamasın.’ talimatı vermiş. Askerlerin çıkış saati 23.15. Ancak saat 21.00-21.30’da vatandaşlara, ‘Valilik kuşatıldı, Valiliğe gelin.’ şeklinde gönderilen mesajlar var. Bir ilçe belediye başkanının şoförü, ‘O mesajları biz attık.’ diye ifade vermiş. Bir başka olay; yaralananlardan birisine, kendisini vuranın eski başçavuş Y.Y. olup olmadığı sorulmuş. ‘Evet buydu, üstünde pembe gömlek ve kot pantolon vardı.’ demiş. Oysa Y.Y. o gün kamuflajlı ve başında kask var. Görüntülerde de pembe gömlekli, kot pantolonlu, elinde kalaşnikof olan bir sivil var. Bu nedenlerle Sakarya dosyasındaki tüm ifade ve tutanaklar, kamera ve MOBESE görüntüleri, otopsi ve balistik raporları da dosyaya kazandırılsın.”

Bilal Akyüz’ün iddiaları bunlarla sınırla kalmadı; şunları da kaydetti:

Önemli bir konu var, ben bir şekilde öğrendim. Ben mahkûm olarak duyuyorsam, elbet bir gün ortaya çıkacaktır. 15 Temmuz öncesi ve sonrasında Süleyman Soylu ve Ayhan Bora Kaplan’ın müşterek hareket ettiğine dair bir tutuklu ifadesinden hareketle şu soruların cevabının Soylu, Kaplan, Binali Yıldırım ve şu anda ismini açıklamayacağım X şahıstan sorulmasını istiyorum: 15 Temmuz öncesi bazı silahların Libya ve Suriye’de satıldığı, bu işin başında Yahudi bir tüccarın olduğu ve bunların İçişleri Bakanlığı raporlarına da yansıdığı doğru mudur? 15 Temmuz’da TRT’nin önünde cihatçı bir grubun da olduğu, bunların askerleri öldürmek istediği, ancak mafyanın, ‘Askerlerin ne suçu var?’ diyerek engel olduğu doğru mudur? Süleyman Soylu’nun, Binali Yıldırım’a suikast düzenlendiğini bildiği ve ‘Bizi de Binali Yıldırım gibi götürmesinler’ dediği doğru mudur? Boğaz Köprüsü’nde 30-40 kişilik bir ekip olduğu, bunları X şahsının organize ettiği ve yakıştıramadığım için adını vermediğim X şahsın 15 Temmuz şehit ve gazileri için zenginlerden milyon dolarlara varan para topladığı doğru mudur? Bu soruların cevapları 15 Temmuz’u biraz daha aydınlatacaktır.”

Komutanların Akın Gürlek’i Ziyareti

Dönemin Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı Muhsin Kutsi Barış da mahkemenin TRT davası dosyasını mutlaka incelemesini; ayrıca Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, Ayhan Bora Kaplan, dönemin TRT Genel Müdürü Şenol Göka ile yardımcısı İbrahim Eren’in tanık olarak dinlenmesini isterken, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarıyla Adalet Bakanı Akın Gürlek’e tebrik ziyaretinde bulunmasına şöyle tepki gösterdi:

Komutanlar üniformalarıyla bakanı kutlamaya gidiyor. Bu insanlarla varılacak nokta felakettir. Asker hiç bu kadar siyasete sokulmamıştı.”

Bunlar 700 Bin Kişilik Orduyu Teslim Ettiğimiz Adamlar”

Darbenin “1 numarası” olduğu suçlamasıyla 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ancak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Keyfi Tutuklama Çalışma Grubu’nun adil yargılanmadığı gerekçesiyle derhal tahliye edilmesini istediği eski orgeneral Akın Öztürk ise şunları söyledi:

Her gün yeni yeni şeyler öğreniyor ve çok üzülüyorum. 10 yıl önce ilk verdiğim ifade neyse hiç değişmedi. 15 Temmuz’la tek ilgim, o dönemki Hava Kuvvetleri Komutanı’nın benden ricası üzerine, evde yatarken Hulusi Akar’ın yanına gitmem ve ona yardım etmemdir. En son, ‘Binali Yıldırım’ın yanına beraber gidelim, birlikte izah edelim.’ dedi. Ancak Binali Yıldırım’la konuştuktan sonra, ‘Sen kal, ben seni sonra aldıracağım.’ dedi. Çankaya Köşkü’nde beni savundu, Tuğrul Türkeş ve eski Milli Savunma Bakanı şahittir. Meclis Komisyonu Akar’ın ifadesini aldı. Hiç benden bahsetmedi. 10 senedir derdimi anlatamadım. Kimse bana Yurtta Sulh Konseyi ile ilgili bir şey sormadı. Derdimi Müslüman Türk geçinen hakim savcılara, bizimkilere anlatamadım, BM’ye yani yedi kat gavura anlattım. Yaşar Güler kendisini kurtardığım zaman ağlaya ağlaya elime yapıştı. 700 bin kişilik orduyu teslim ettiğimiz adamlar bunlar. Bir tane delikanlı gelip bunları konuşmadı. Hulusi Akar gelsin, o gece hangi hareketimden şüphelendiğimi söylesin, tüm suçlamaları kabul edeceğim. Bir sürü pislik iş var. Allah ülkemizin yardımcısı olsun.”

Sanıklardan 15 Temmuz döneminin Mamak 28. Mekanize Piyade Tugay Kurmay Başkanı eski yarbay Savaş Kabaklı da kayıtlarda Etimesgut’ta görünen bir kişinin Ankara Emniyet Müdürlüğü önünde yaralandığını iddia ettiğine dikkat çektikten sonra tüm yaralıların HTS ve baz kayıtlarının getirtilmesini istedi.

Beyanların tamamlanmasının ardından Mahkeme, Sakarya ve TRT dava dosyalarının getirtilmesi dışındaki tüm taleplerin reddiyle, asli faillerin yargılandığı davaların sonuçlarının beklenmesine devam edilmesini kararlaştırdı.

Aynı mahkemede öğleden sonra görülen, şehitlerle ilgili davada da sanıklar benzer taleplerini dillendirirken, 109 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talebiyle yargılandıklarını, ancak hükümlü olup bu davada tutuklu olmadıkları için avukatlarıyla görüşüp hukuki yardım alamadıklarını vurgulayarak tutuklanmaları talebinde bulundu.

Mahkeme ise yaralamalarla ilgili davadaki kararlara ilave olarak tutuklama talebini reddedip her iki davayı da 5 Ekim’e erteledi.

Müyesser YILDIZ
9 Mart 2026

12punto link: https://12punto.com.tr/gundem/15-temmuza-iliskin-dehset-yeni-iddialar-133108

Kategori:Uncategorized