İçeriğe geç

İbrahim Anlaşmalarını İmzalayıp Rum Kesimini Tanıyan “Kardeşlerimiz”!..

Ülkemizde ve tüm dünyada insanlık namına bir numaralı sorun; İsrail’in Filistin’deki soykırımı… Türkiye’nin güvenliği açısından ilk üçte yer alması gereken konu da Kıbrıs… Çünkü İsrail adım adım buraya yerleşiyor.

Erdoğan geçtiğimiz Perşembe Kazakistan’daydı. Hem Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısına hem Türk Devletleri Teşkilâtı Gayrıresmi Zirvesi’ne katıldı.

Kazakistan’la “Geliştirilmiş Stratejik Ortaklık” ilişkimiz var. Erdoğan, Kazak mevkidaşı Kasım Cömert Tokayev’le görüşmesinde; ticaretten enerjiye, savunma sanayii iş birliğinden ulaştırmaya ve küresel meselelere pek çok konuda verimli görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi. Kazakistan’ın Türk dünyasının bütünleşmesine en başından bu yana değerli katkılar yaptığını kaydeden Erdoğan, şunları da vurguladı:

İnşallah önümüzdeki dönemi birlikte Türk Dünyası Yüzyılı yapacağız… Doğu Akdeniz’den Orta Asya’nın derinliklerine uzanan coğrafyada ‘dilde, fikirde, işte birlik’ şiarıyla yeni köprüler inşa etmekte kararlıyız.”

Ziyarette; Hoca Ahmet Yesevi adına ihdas edilen nişan ilk kez Erdoğan’a takdim edilirken, iki ülke arasında “Ebedî Dostluk ve Ortaklık Bildirisi” başta olmak üzere çeşitli alanlarda 13 anlaşma imzalandı.

Gazze’nin Adı Yok… KKTC “Temenni”den İbaret

Böylesi bir muhabbet olunca iki liderin, en azından Erdoğan’ın, insanlığın ortak sorunu Gazze ile Kıbrıs’taki gidişatı Orta Asya’nın bağrından haykırması beklenir, değil mi?

Hayır, Gazze’nin adını anmadı; Kıbrıs’la ilgili olarak ise sadece KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilâtı Zirvesi’ne gözlemci sıfatıyla katılacak olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Cuma günü Kazakistan’ın Türkistan şehrinde yapılan Türk Devletleri Teşkilâtı Zirvesi’ne geçelim. Zirvenin gündemi, “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma”ydı ve diğer kardeş ülkeler Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan ile KKTC’nin Cumhurbaşkanları da oradaydı.

Erdoğan buradaki konuşmasında da Gazze’nin adını anmadı. Sadece, “Savunmamızı güçlendirmemiz ve sanayi alanında işbirliğini artırmamız gerekiyor” derken, “Filistin, Lübnan, İran, Ukrayna ve daha birçok krize” işaret etti. KKTC için ise şu iki cümleyi kullandı:

Zirveyi bizim için anlamlı kılan bir diğer husus, Türk dünyasının ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk halkının temsil edilmesidir… Türk dünyasının KKTC ile siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum.”

Zirve sonunda yayımlanan ortak bildiride de; “Yapay zeka ve dijital kalkınmanın Türk dünyası için stratejik öncelik olduğu” teyit edilerek, “Bu alanlarda kapsamlı, çok taraflı işbirliğinin derinleştirilmesine bağlılık” bildirildi.

Erdoğan bu tarihi ziyarette Gazze’nin adını ne zaman mı andı? Kazakistan yolundayken, Kazakistan’ın en köklü haber ajanslarından Kazinform’da yayımlanan “Avrasya’da Barışın Anahtarı: Türk Dünyası” başlıklı makalesinde şöyle gündeme getirdi:

Kurallara dayalı uluslararası düzenin erozyona uğradığını anlatırken, “Bunun en açık ve acı örneği Gazze’de yaşananlardır. İsrail, işlediği insanlık suçlarıyla insanlığın ortak değerlerini ayaklar altına almaktadır.” dedi.

Bir de ziyaretin anlamını açıklarken, “ABD-İsrail ile İran arasındaki kriz ile Gazze’deki kırılgan ateşkes süreci başta olmak üzere, bölgemizin hem siyasi hem enerji güvenliği gibi ekonomik düzlemde sınandığı bu günlerde Kazakistan’da yapacağı ikili görüşmelerin büyük önem taşıdığını” kaydetti.

Kazakistan’daki tablo buyken, İsrailli bir bakan, fanatik işgâlciler eşliğinde Mescid-i Aksa’ya yeni bir baskın düzenliyor, Ankara’da da AKP Sözcüsü Ömer Çelik ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, bu saldırıyı lanetleyip şiddetle kınayarak, “uluslararası toplumu etkili ve kararlı bir tutum sergilemeye” çağırıyordu!..

Türkiye Trump ile Asya Arasındaki “Altın Köprü” Olmasın

Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev için “kıymetli kardeşim” dedi. Tokayev de, Türkiye’yi Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan “altın köprü” olarak nitelendirip Ankara’nın Avrasya jeopolitiğinde sarsılmaz bir “merkez ülke” statüsüne ulaştığını söyledi.

Ama bu nasıl “kardeşlikse”; gündemlerinde ne İsrail soykırımı ne de Kıbrıs kuşatması var.

Sebep?

İsrail soykırımından başlayalım.

Geçtiğimiz 6 Kasım’da Trump, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ile gözlemci üye Türkmenistan ve Tacikistan’ın liderlerini Beyaz Saray’da ağırladığında neler oldu?

Trump, özellikle kritik madenler konusunda bu beş Orta Asya ülkesini nasıl kafeslediğini anlatırken, “kıymetli kardeş” Tokayev, Trump’a “Siz büyük bir lidersiniz. Hepimizin paylaştığı ve değer verdiği sağduyu ve gelenekleri yeniden tesis etmek için cennetten gönderilmiş bir devlet adamısınız.” şeklinde övgüler düzdü… Özbekistan lideri Şevket Mirziyoyev, “ABD’nin hiçbir başkanı Orta Asya’ya sizin gibi davranmadı. Özbekistan’da size ‘barışın başkanı’ diyoruz.” diye konuştu.

Ancak hepsinden önemlisi; Trump ve Tokayev soykırımcı Netanyahu ile ortak bir telefon görüşmesi yaptıktan sonra Kazakistan, İsrail’le ilişkilerini normalleştirmeye yönelik İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamaya karar verdi. Dışişleri Bakanlığı da, “Bu önemli kararın yalnızca Kazakistan’ın çıkarları doğrultusunda alındığını ve devletin dengeli, yapıcı ve barışçıl dış politikasıyla tam uyumlu olduğunu” duyurdu.

Acı gerçek bu olduğuna göre; İsrail soykırımının gündeme getirilmesine şaşırılmaz da, Trump Orta Asya’ya böyle el atmışken; “önümüzdeki dönem nasıl Türk Dünyası Yüzyılı yapılacak ve Doğu Akdeniz’den Orta Asya’nın derinliklerine ‘dilde, fikirde, işte birlik’ şiarı” nasıl gerçekleştirilecek?!

Yunan Parlamentosu’nda Türkiye’yi “Tecavüzcü” İlân Etti

Doğu Akdeniz’den Orta Asya’nın derinliklerine inersek;

Türk Devletleri Teşkilâtı üye ve gözlemci üyesi bu beş ülke, Nisan 2025’te Kıbrıs Rum kesiminde büyükelçilik açtı ve Türkiye’nin Kıbrıs’ta “işgalci” olduğuna yönelik kararları imzaladı.

Bu defa başrolde, iktidarın hâlâ “stratejik hedef” saydığı AB vardı ve Türk cumhuriyetlerinin KKTC’yi 12 milyar Euro için sattığı öne sürüldü.

Ama iktidar tam 20 gün sustu. 20 günün sonunda da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “prensip olarak ailevi konuları kamuoyu önünde tartışmamayı tercih ettiklerini” açıklarken, “Türk dünyasının bir bütün olarak Kıbrıs Türkü’nün yanında olmaya devam edecektir. Bu konudaki politikalarımızı sabırla sürdüreceğiz.” dedi.

Kazakistan’daki son zirvede var mı bir gelişme? Yok, KKTC’nin gözlemci sıfatıyla katılmasından memnuniyet duymaya devam ediyoruz!..

Tesadüf bu ya; Erdoğan’ın Kazakistan’da olduğu gün Rum lider Nikos Hristodulidis 16 yıldan sonra ilk kez “Kıbrıs’ın bağımsızlık ilânı”nın 50’nci yıldönümü vesilesiyle Yunan Parlamentosu Genel Kurulu’nda konuşuyordu.

Yunanistan Meclis Başkanı Nikitas Kaklamanis, “52 yıldır işgalci bir ordu, bir AB ülkesini ikiye bölmüş durumda.” deyip, “İşgalci birliklerin tamamen çekilmesi, anakronik garanti sistemleri ve üçüncü tarafların müdahaleci hakları ortadan kaldırılmadan bir çözümün mümkün olmayacağını” söylerken, Rum Lider Hristodulidis şu hezeyanları dillendirdi:

1963’te ve ardından 1974’te Attila’nın yasadışı, barbarca işgali… Bu işgal, Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının yüzde 37’sine hâlâ tecavüz etmektedir… 1974’ün o karanlık yazından bugüne kadar Türkiye, Avrupa’nın savaş sonrası tarihindeki en büyük silahlı suçlarından birini işlemiştir… Ukrayna’da yaşanan ve uluslararası toplumun haklı olarak en güçlü tepkisine neden olan olay, yarım yüzyıl önce Kıbrıs’ta yaşanmış ve ne yazık ki bugüne kadar devam etmektedir… AB’deki ortaklarımızdan aldığımız destek önemlidir. Kıbrıs sorunu aynı zamanda bir Avrupa sorunudur… İki devletli çözüm bir düşünce olarak dahi var olamaz. Yasadışılığın yasallaştırılmasını asla kabul etmeyeceğiz… Kıbrıs’ın kurtuluşu ve yeniden birleşmesi, parti tercihlerinden veya ideolojik tercihlerden bağımsız olarak, Kıbrıs’ta ve Yunanistan’da hepimizi birleştiren yemindir.”

Türk Devletleri Teşkilâtı Zirvesi nedeniyle tüm “kardeşlerimiz” toplanmış. Rum kesimini tanımış olsalar da en azından bu hezeyanlara karşı iki çift kelâm etmelerini bekleme hakkımız yok mu?.. Ne mümkün!..

Unutmadan; Hristodulidis aynı gün, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, “Kıbrıs sorunu” için yeni bir yol haritası hazırladığını, önümüzdeki aylarda temasların yoğunlaşacağını ve kapsamlı bir çözüm planının masaya konulabileceğini açıklarken, “BM’nin perde gerisinde yaptığı çalışmalarda Genel Sekreter’in Mart ayında Ankara’da Erdoğan’la görüşmesinin belirleyici olduğunu, Erdoğan’ın müzakerelere yeşil ışık yaktığını” da iddia etti.

Doğruysa, kimi kime şikâyet edebiliriz ki?!

Müyesser YILDIZ
18 Mayıs 2026

Kategori:Uncategorized