
CHP’nin tepesine atılan güdümlü “mutlak butlan” füzesinin ilk sonuçlarından birisi, genel merkezin polis ablukasına alınması oldu. Şükür ki, askeri devreye sokmadılar!..
Bunlar yaşanırken bir açıklama yapan CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, “Saldırı altındayız. Suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Suçumuz AK Parti’yi yenmek.” dedi.
Kusura bakmasın, hiç de öyle değil. Ya “menzile” vardırılmak üzere olan büyük projeleri görmüyor ya da hâlâ emperyalistleri gücendirmemek için gerçekleri dillendirmiyor.
Atatürk’ün, “İki büyük eserim” dediği ne, biliyoruz: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve CHP.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hâli ortada. Son olarak hukuk ve demokrasi tabutuna, “baltanın sapı” misali, KK çivisi çakıldı!..
Cumhuriyeti kuran, Atatürk’ün partisinin bir önceki genel başkanı için bizzat partililerin “hain” sloganı atması, partinin kapısına polis gönderilmesi görülmüş, duyulmuş şeyler miydi? Bundan sonra hiçbir şey olmasa bile bunlar yeter de artar!..
Lozan-Ulus Devlete Karşı Meşruiyet ve Monarşi
Ama besbelli daha epey olacak var. Çünkü Bay Kemal’in, değil “feragat” edip tansiyonu düşürmesi, yangına büyük bir kin ve öfkeyle benzin taşıyacağı anlaşılıyor.
Bunun olası sonuçlarından evvel, gelinen noktanın sebepleri; özellikle birbirinin tamamlayanı olan PKK açılımı, Anayasa değişikliği, Erdoğan-Trump ilişkisi ile İsrail-ABD’nin bölgemize ilişkin projeleri üzerinde düşünmek gerekiyor. Tabii bir de Trump’ın Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO zirvesine katılmak için birtakım taleplerde bulunduğu ve bunun pazarlıklarının sürdüğü iddiası var.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “adeta yalvararak” alındığını ifade ettiği, geçtiğimiz Eylül’deki Beyaz Saray görüşmesini hatırlayalım. Trump, Erdoğan’ı kastederek, “Onun bazı şeylere ihtiyacı var, bizim de bazı şeylere ihtiyacımız var. Ve bir sonuca varacağız.” dedi. İlk isteği, Rusya’dan petrol ve doğal gaz alımını durdurmamız oldu ve “Ben istersem yapacaktır.” iddiasında bulundu. F-35’ler konusunda ise anlaşma yapmadan önce “Erdoğan’ın da kendileri için bir şeyler yapacağını” söyledi.
HAMAS’a ateşkesi kabul ettirme sürecinde yine Trump’ın Erdoğan’a, “Ben senin için çok şey yaptım. Şimdi de senin bunu yapmana ihtiyacım var.” dediği duyuruldu.
Trump’ın, Erdoğan’a övgülerini sıralamaya gerek yok; ama şunu özellikle kaydedelim:
“NATO’nun ne zaman kendisiyle bir meselesi olsa beni arıyorlar ve ‘Bize bir iyilik yapar mısın, Erdoğan’la konuşabilir misin?’ diyorlar. Ben de konuşuyorum ve kendisi bizi hiç yarı yolda bırakmıyor. Asla bırakmıyor.”
Trump’ın, “bir şeyleri halletmek ve sonuç almak” üzere bölgemize gönderdiği sömürge valisi Tom Barrack’ı unutmak olmaz; çünkü kendisi tüm planları gözümüze soka soka faş ediyor.
“Kürt sorununun” kaynağının Lozan olduğunu öne sürdü… Osmanlı millet sistemini savundu… 1919’dan beri ulus devletler tarafından engellenmekten yakındı… Suriye PKK’sını Türkiye’ye hazmettirdi… İsrail’in Müslüman dünyayla birleşmesi için yeni bir yol açılmasının anahtarının Türkiye’de olduğunu söyledi… Hazar’dan Akdeniz’e; Türkiye, İsrail, Körfez, Suriye, Lübnan, Irak, Ürdün, Azerbaycan ve Ermenistan’ı birleştiren haritalar çizdi… Kıbrıs’ı, “sağlıklı bir vücudun ortasındaki apseye” benzetti…
Bitmedi.
Trump’ın Erdoğan’a, “meşruiyet vermek istediğini” açıkladı…
Ve Ortadoğu’da en iyi işleyen yönetim modelinin “hayırsever monarşi” olduğunu vurguladı…
Son İki Telefon… ABD’nin “Butlan” Sessizliği… Harita
Erdoğan-Trump ilişkisine dönersek; Çarşamba gecesi telefonla görüştüler. Ankara cenahı, bölgedeki meselelerin ve NATO zirvesi hazırlıklarının konuşulduğunu duyururken Trump şunları söyledi:
“Başkan Erdoğan’la çok iyi bir görüşme yaptım. Çok iyi bir ilişkimiz var. Bazı çok çetin insanlarla ilişkilerim olması çok güzel değil mi? O çetin bir adam, ama onunla hiç kimsenin sahip olmadığı bir ilişkim var. O çok iyi bir müttefik. Bazı insanlar bunu sorgulayabilir, ama bence o harika bir müttefik ve halkı ona büyük saygı duyuyor.”
Ertesi gün de Ankara’ya “mutlak butlan” bombası düştü!..
Avrupa’dan gelen göstermelik tepkiler bir yana, bu konuda ABD’den tek bir ses çıkmamasına ne demeli?
Trump, önceki gece ilginç bir paylaşım daha yaptı; Erdoğan’ın kendisi için, “Başkan Trump, dünyanın asırlardır beklediği lider. Sadece güçten bahsetmiyor, o gücün bizzat kendisi.” dediğini iddia etti… Sonra da bu paylaşımını sildi… Vur-kaç gibi!..
Daha garip olan şu: en ufak şeyde anında ayağa kalkan İletişim Başkanlığı veya Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin gıkı çıkmazken, kimi “kaynaklar”, medyamıza, söz konusu ifadelerin Erdoğan’a ait olmadığını, bu durumun muhataplarına iletilmesinden sonra da Trump’ın paylaşımını sildiğini bildirdi.
Niye kimse adıyla, sanıyla resmi açıklama yapamadı ve böyle bir yalan söylediği için Trump’a tepki gösteremedi acaba?!
Trump son olarak yine önceki gün, üzerinde “Orta Doğu Birleşik Devletleri?” yazılı, Türkiye, İran, Suriye, Irak ve Suudi Arabistan’ı kapsayan bir harita paylaştı. İran üzerindeki ABD bayrağının yıldızlarının tam da Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemize uzandığını görünce; aklıma Erdoğan’ın 2004’teki “Amerika’nın da hani düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya Genişletilmiş Ortadoğu… Yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir… Bunu başarmamız lazım.” sözleri ile “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı kitabı yazan eski CIA Türkiye İstasyon Şefi Graham Fuller’in, “Kuzey Irak’ta kurulacak muhtemel bir bağımsız Kürt devleti Türkiye’ye entegre olur, bu entegrasyonun başkenti ise Diyarbakır olur.” şeklindeki öngörüsü (!) geldi!..
Yeni Anayasa ve Alevi Cumhurbaşkanı Yardımcısı
CHP’nin başına gelenlere dönersek;
Hayır, “CHP tüm bu projelere engel olacağı için parçalanıyor” demiyorum.
Maalesef 1 Mart tezkeresinden sonra CHP’nin ciddi bir anti-emperyalist duruş sergilemediğinin, sömürge valisi Tom Barrack’ın “istenmeyen adam” ilân edilmesini istemek dışında olan bitenlere karşı ciddi bir tavır geliştirmediğinin, hâlâ da Türkiye’nin demokrasisi ve hukuku AB-ABD’nin umurundaymış gibi davrandığının farkındayım.
Herkesi korkutan CHP değil; Kuvay-ı Milliye ruhunun dipdiri ayakta olması, CHP yönetimi o projelere destek vermek istese bile, bu ruhun engelleyeceğinin bilinmesi.
İmralı’daki teröristbaşının ayağına milletvekili gönderilmemesini, yeni parti programına “Türk Milleti” ifadesinin konmasını sağlayan da bu değil miydi?!
Şimdi ise tam bir kaos, hatta iç savaş hali yaşanıyor.
Baksanıza, Özgür Özel’in yaptığı grup toplantısına 100 civarında milletvekili katıldı. 30 civarında milletvekili de Bay Kemal’in yanında yer alıyor.
Peki Cumhur İttifakı’nın gündeminde -özellikle PKK açılımıyla depreşen- ne var; “herkesi kucaklayan, askeri vesayetten arınmış sivil bir anayasa”.
Bunu Meclis’ten referandumsuz çıkarmak için ihtiyaç duyulan oy sayısı da son hesaplamalara göre, 16.
Özgür Özel cenahından hiç fire olmasa bile, ister misiniz, Kılıçdaroğlu’nun vekilleri anayasa değişikliğini desteklesin!..
Hatta hatta; ister misiniz, Bahçeli’nin, “Kürt ve Alevi Cumhurbaşkanı yardımcılığı” projesi hayata geçirildiğinde, Bay Kemal o koltuğa oturtulsun!..
Şu yaşananlardan sonra CHP yönetimi hedefin Türkiye olduğunun farkına varır, kuruluş ayarlarına döner ve bu mücadelenin gereğini yapar mı, bilemem; ama herkes şundan emin olsun:
Türk Milleti Trump’tan büyüktür ve mutlaka yeni bir yol bulacak veya yeni bir yol açacaktır!..
Müyesser YILDIZ
25 Mayıs 2026