
Suç örgütü lideri olduğu suçlamasıyla 68 yıl hapis cezasına çarptırılan, ama İstinafın kısmi bozma kararından sonra yeniden yargılanan Bora Kaplan, kendisine operasyon yapan polislerin Emniyeti özel güvenlik şirketine çevirdiğini, kim istiyorsa koruma tahsis ettiklerini, lehlerine yazan bir gazeteciye bile koruma verdiklerini öne sürdü. Gözaltındayken polislerin, “Bir büyüğümüzün yanında” diyerek kendisini şu anda suç örgütü yöneticisi suçlamasıyla hakkında yakalama kararı çıkarılan Av. Cengiz Haliç’le görüştürdüğünü de iddia eden Kaplan, Haliç’in, “Onlara yardımcı ol, onlar da sana yardımcı olacak” dediğini söyledi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsündeki duruşma salonunda görülen 76 sanıklı davada Salı günü başladığı savunmasını sürdüren Bora Kaplan, M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’e ait olduğu öne sürülen buluntu telefonun, kendilerine operasyon yapan polislerin beraat etmesini sağlamak için oluşturulduğu iddiasını tekrarlarken, şu örneği verdi:
“Cengiz Haliç, Cevheri Güven ve Erk Acarer’in yayınlaması için benim ifademi Serdar Sertçelik’e göndermiş. Bu ifadeye ilişkin fotoğraf ile eski KOM Şube Müdürü Şevket Demircan’ın telefonundan çıkan 13 Eylül 2023 tarihli fotoğrafa bakın; zeminine kadar aynı. Diyelim ki, Cengiz Haliç gerçekten Serdar Sertçelik’e attı. Peki bu Şevket Demircan’ın telefonundan nasıl çıkar? Ona da mı Cengiz Haliç attı? Veya Şevket Demircan mı Cengiz Haliç’e gönderdi? Sahte telefonun yapılma amacının, polisleri kurtarmak olduğu ortada. Nitekim bu davanın sonucu beklenmeden haklarına beraat kararı verildi.”
“İran’ı Sertçelik mi Bombalattı?”
Kaplan, buluntu telefondaki mesajların davaya ilişkin gelişmelerin öncesi veya sonrasına denk getirilecek şekilde kurgulandığını savunurken de, “Serdar Sertçelik, ‘Trump’çığım İran’ı bombalasa’ diye yazmış ve bir iki gün sonra da Trump İran’ı bombalamış olsa, ‘Serdar yaptırdı’ mı diyeceğiz?” diye sorunca Mahkeme Başkanı, “Uluslararası işlere girme” uyarısında bulundu.
Kaplan’ın, “Serdar Sertçelik Galatasaray-Manchester City maçında yaşanacaklara dair birtakım yorumlarda bulunsa ve bunlar olsa, yine ‘Serdar yaptırdı’ mı denecek?” örneğini vermesi üzerine de Başkan, bunları hükümle beraber değerlendireceklerini söyledi.
“Gözaltındayken Telefonla Görüştürdüler”
Bora Kaplan, Av. Cengiz Haliç hakkında ise şunları anlattı:
“Ben gözaltındayken, eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in Av. Cengiz Haliç’le iki kez görüştüğü ortaya çıktı. Cengiz Haliç korkuyor, panik yapıyor. Peki Cengiz Haliç’i bunlara kim yönlendirdi; keşke Murat Çelik’e sorsaydınız. Gözaltına alındığımın birinci veya ikinci günüydü; ‘Cengiz Haliç bir büyüğümüzün yanında, seninle telefonla görüşecek’ denildi. Meğer Murat Çelik’in yanındaymış. Cengiz Haliç bana, ‘Onlara yardımcı ol, onlar da sana yardımcı olacak’ dedi. ‘Neye yardımcı olacağım’ cevabını verdim. Cengiz Haliç’in bazlarına bakılsın, ben gözaltındayken Emniyete gelmiş mi, gelmemiş mi? Bence onu korkuttular, o da yalan yanlış bilgiler topladı. Kendisini kurtarmak için yapabilir. Murat Çelik ikinci görüşmelerini kayda aldırmış. Birincisini niye almamışlar? Çünkü tehditler, telkinler var. Zaten ikinci görüşmenin kaydı da kırpılmış. Murat Çelik’in tehdit ve telkinleri duyulmasın diye. Soruşturma kapsamında Cengiz Haliç’in beni cezaevinde ziyaret giriş-çıkışlarını getirtmişler. Ama bu kayıtlara göre Cengiz Haliç cezaevindeyken, buluntu telefona göre, WhatsApp’la da görüşmüş. Bunları yapmak teferruatlı, zahmetli iş; kaçırmışlar. Allah ayaklarına dolamış.”
Kaplan, polislerin Serdar Sertçelik’le bağlantısını sağlayan davanın tutuksuz sanıklarından Nurullah Özgür Kopuk’un Murat Çelik’in oğluyla araç alım satımı yapan, dolandırıcı birisi olduğunu belirtirken şu iddialarda bulundu:
“Bu ekipten önce de Alp Aslan’la samimiydi. Milletin parasını yediği için korkuyor. Bu davanın sanıklarından Yahya Ersoy gözaltına alınmadan önce kendisini Organizeden komiser olarak tanıtıp aleyhime ifade vermek üzere Murat Çelik’e gitmesini, aksi takdirde gözaltına alınacağını söylüyor. Aynı şekilde kara para davası sanıklarından Alper Tansu’ya, ‘ifade ver, yoksa seni gözaltına alacaklar’ diyor. Gitmeyince de gerçekten gözaltına alınıyor. Nurullah Özgür Kopuk’u geçenlerde burada gördüm, koruması var; ona öyle bir el hareketi yaptı ki, vasıfsız tokatçı, sen kimsin de devletin polisine bu hareketi yapıyorsun? Emniyeti özel güvenlik şirketine çevirdiler. Kim istiyorsa, koruma tahsis ettiler. Murat Çelik’in oğluna, şimdi ismini vermek istemediğim, bunların lehine haber yapan bir gazeteciye de koruma verdiler.”
Mahkeme Başkanı, Kaplan’ın bu sözlerine de, “Koruma meselesini geç, savunmanı yap” diye müdahale etti.
“Biz Kimiz ki Devlet Büyüğümüze”
Buluntu telefondaki Serdar Sertçelik’e ait olduğu öne sürülen mailler için Sertçelik’in, “Bunlar beni öldürtmek için yazılmış” dediğini kaydeden Kaplan, gerçekten de mailde ismi geçenlerden bir kişinin bunu yapabileceğini söyledi.
Kaplan, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin polisleri “darbeci” olarak nitelendirdiği grup konuşmasını kendilerinin yaptırdığına dair mesajlar konusunda da, “Biz kimiz ki, devlet büyüğümüz Sayın Devlet Bahçeli’ye böyle bir şey söyletelim?” dedi.
Bora Kaplan, “yok hükmünde” dediği iddianameyi ve savcı Mustafa Kaya’yı eleştirince Mahkeme Başkanı müdahale etti. Bunun üzerine Kaplan, “Yani Başkanım, ‘Tamam, savcının taraflı olduğunu anladık, yeter’ diyorsunuz, ama bunun taraflı olduğu bitmiyor” karşılığını verdi.
Kaplan, buluntu telefonla ilgili savunmasını şöyle tamamladı:
“Savcı Mustafa Kaya sadece benim, Serdar Sertçelik’in değil; tanık, müşteki herkesin ifadelerinde oynama yaptı, istediğini söyletip istediğini yazdı. Bize kumpas kuruldu. Sadece adalet, hukukun gereğini yapmanızı istirham ediyorum. Beni bu dosyadan tahliye edin, zaten çıkamayacağım. Sadece adalete inancımın sağlanması için bu tahliyeyi istiyorum. Bunların zulmüne dur deyin.”
Kaplan’ın savunmasının ardından Mahkeme Başkanı, cezaevindeyken avukatı Tarık Teoman veya bir başkası aracılığıyla Cengiz Haliç’le bağlantı kurup kurmadığını sordu. Kaplan, “Hayır” karşılığını verdi.
Başkanın soruları üzerine sanıklardan eski polis Önder Polat’ı geçmişteki polis uygulamalarından simaen tanıdığını, kesinlikle kendisine kaçmasını söylemediğini bildirdi. Kaplan, Serdar Sertçelik hakkında da, “Arkadaşım, nikah şahitliğini yaptım, ama hiç ortaklığımız olmadı. Batıp bana borcunu ödemeyince de aramız bozuldu.” dedi.
“TT Olmasını İstemiyorum”
Savcı da savunmasının temeli olan, “Bürokratları hedef alırken beni basamak yaptılar” şeklindeki iddiasından hareketle, kendisinin neden basamak seçildiğini sordu.
Kaplan şunları anlattı:
“15 Temmuz’da TRT’ye gittim. Bakan Bey de gitti. O zaman FETÖ’cüler benimle ilgili çok haber yaptı. Bir tarafta benim bir tarafta bakanın, Cumhurbaşkanının fotoğraflarını kullandılar. Oysa Süleyman Soylu’yla iki kez görme dışında muhabbetim olmadı. Söylemek istediğim çok sey var, ama yarın TT olmasını istemiyorum. Serdar Sertçelik bakanı ne zaman görmüştür, MHP’lilerle irtibatı olabilir mi, ama ben milliyetçiyim. Tanıdıklarım var, benim üzerimden birilerini ekleyebilirlerdi. İyi niyetli olsalar bana silahları sormazlardı. Çünkü muhalifler bunun üzerinde rahatça tepinebilirdi. FETÖ ile mücadele ettiğini anlatan Murat Çelik’in o gün hangi koltuğun arkasında saklandığını biliyorum.”
Kaplan, Süleyman Soylu’nun döneminde de çok baskıya maruz kaldığını anlatınca Savcı, o ekip hakkında resmi şikayette bulunup bulanmadığını sordu. Kaplan, “Mekan sahibiyim, nasıl şikayetçi olacaktım?” karşılığını verince de Savcı, “Ama şu anda HSK’ya çok sayıda şikayetin var.” hatırlatmasında bulundu. Kaplan da şunları söyledi:
“Cezaevindeyim, artık bana ne yapabilirler ki? Hayatımı bitirdiler, malıma mülküme el koydular, karım kanser oldu. Süleyman Soylu dönemi ekibi hakkında şikayet için gözümü açamadım ki… Gittiler, oğlumun sünnetini yaptım, sonra tutuklandım. Fırsat kalmadı ki.”
“Daha Ne İstiyorsunuz?”
Bora Kaplan’ın çapraz sorgusu tamamlandıktan sonra sanıklardan Önder Polat’ın avukatı Duran Göçer mahkemeye şu soruları yöneltti:
“Jandarma’dan gelen raporda benim oluşturduğum iki telefonu da incelettiğinizi, ama buluntu telefonda fiziki inceleme yapılmadığını, sadece içindekilerin bir flash bellek’le gönderildiğini gördük. Bu telefon nerede; kasada mı, adli emanette mi; bilgi verilmesini istiyoruz. Ve bu telefon fiziki incelemeye gönderilecek mi?”
Başkanın bu arada da Av. Duran Göçer’e,”Sizin manipulasyonla oluşturduğunuz telefon orijinal çıktı. Daha ne istiyorsunuz?” dediği duyuldu.
Duruşmaya Pazartesi günü devam edilecek.
Müyesser YILDIZ
5 Haziran 2026