İçeriğe geç

[GÜNCELLENİYOR] ABK Davası: “Sorgulanan Sanki Devlet Bahçeli’ydi”

Bu haber güncellenmeye devam etmektedir.

İstinafın bozma kararından sonra yeniden görülen Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davası sanıklarından M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’in avukatı Alperen Ekinci, Sertçelik’in Macaristan’dan geldikten sonra yapılan sorgusunda, Sertçelik’in değil de adeta MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, o zamanki Genel Başkan Yardımcısı Ulvi İzzet Yönter’in ve MHP yöneticilerinden Necmi Yıldırım’ın sorgulandığını öne sürüp, “Savcı ideolojik görüşümü sordu. Ülkücü, milliyetçi olduğumu söyleyince de ‘Hassasiyetinizi anlıyorum, ama bu dosya bildiğiniz gibi değil’ karşılığını verdi.” dedi.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen davanın bugünkü celsesinde Serdar Sertçelik’in avukatları savunma yaptı.

Öncelikle Sertçelik’in örgüt yöneticiliği ile suçlandığı Bora Kaplan suç örgütü davasına ilişkin beyanda bulunan Av. Alperen Ekici, 2022’de başlatılan bu soruşturmada Sertçelik’in tanık olarak dahi ifadeye çağrılmadığını, 15 Eylül 2023 tarihi itibarıyla da örgüt yöneticileri ve üyeleri listesinde adının bulunmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Kapama, şişirme bir dosya olduğu için yeni tanık, delil lâzım oluyor. 10 gün sonra akıllarına geliyor ve Nurullah Özgür Kopuk vasıtasıyla Serdar Sertçelik’le irtibat kuruluyor. Sonra baskı, tehdit, şantajla gizli tanık yapılıyor. Maddi gerçeğe ulaşmak yerine önceden kurgulanmış senaryoya uygun delil üretilmeye çalışılıyor. Öyle ki, daha Serdar Sertçelik KKTC’den gelmeden önce Yüksel Kocaman ve Osman Arslan’la ilgili araştırma yapılmış. Bu nedenlerle M7 gizli tanık beyanının dosyadan çıkarılması ve hükme esas alınmaması anayasal bir zorunluluktur. Polislerin kendi aralarında yaptığı yazışmalar ortada, daha başka nasıl ispatlayacağız? Serdar Sertçelik 31 Ocak 2026’da döndü, fikri değişti gibi bir algı var. Oysa Macaristan’dan 4 kez dilekçe gönderip bu ifadelerin kendisine ait olmadığını bildirmiş ve istinabe yoluyla dinlenmesini istemiş. Hâle bakın; M7 olana kadar hiçbir suçu yok, M7 olduktan sonra kendisini sözde örgütün sağ kolu yapmış.”

Bu Dosya Bildiğiniz Gibi Değil”

Av. Ekici, Serdar Sertçelik’in Macaristan’dan gelmesinden sonra yaşananları da şöyle anlattı:

“Abisi beni arayıp avukatlığını yapmamı istedi. Bu arada CMK’dan Av. Ilgaz Teziç çağırılmış. Adliye’ye gittiğimde 3 kere kimlik kontrolü yapıldı, kim tarafından gönderildiğim soruldu. Müvekkilimle görüşmek istediğimde Savcı Mustafa Kaya görüştürmedi. Bu nedenle 31 Ocak’ta tutulan sözde tutanaklarda ben yoktum. Ama kamera ve HTS kayıtlarına bakıldığında, orada olduğum görülecektir. Beni araştırmışlar, ben de Mustafa Kaya’nın kim olduğunu biliyorum, ama… Savcı, Serdar Sertçelik’e, ‘Ya Ilgaz Hanım’la olur mu?’ diye sormuş. Niye olmasın, bu sorunun sorulmasının amacı nedir? 31 Ocak’ta Serdar Sertçelik’i ikna etmek, korkutmak için dosyayı bize vermedi; ama Kerem Gökay Öner’e, Nurullah Özgür Kopuk’a verdi. Bir hafta sonraki ifadesine girdiğimde Savcı, ‘Ne yaptın Serdar, düşündün mü?’ dedi. Neyi düşüneceğini sordum. Savcı Mustafa Kaya, müdahale etmememi istedi. Serdar Sertçelik’in ilk cümlesi, ‘Telefon bana ait değil’ oldu. Bize hiçbir kaydı göstermeden, sadece ‘Annenle, babanla konuştun mu?’ diye sordu. Niye? Çünkü Serdar Sertçelik’in etkin pişmanlıktan yararlanmasını istemiş, bunu yaparsa bırakacağını söylemiş. Aksi halde dosya çökecek, sanık müdürler ceza alacak. Öyle bir ifade aldı ki, sanki siyasi şubedeyiz. Sorgulanan da Serdar Sertçelik değil, MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, o zamanki Genel Başkan Yardımcısı Ulvi İzzet Yönter, Necmi Yıldırım. ‘Para indirmişsin’ falan… Telefonun ona ait olmadığına dair beyanını zapta geçirmesini istedim, ‘Cevabını yazmayacağınız hiçbir soruyu sormayın. Madem bu isimleri geçirmeyeceksiniz, niye soruyorsunuz?’ dedim; ama hiçbir cevabı zapta geçirmedi. İdeolojik görüşümü sordu. Ülkücü, milliyetçi olduğumu söyleyince, ‘Hassasiyetinizi anlıyorum, ama bu dosya bildiğiniz gibi değil.’ dedi. Adeta dünya görüşüm uygun olmadığı için dosyadan çekilmem istendi.”

Genel Merkez’den İcazet Alınmaya Çalışıldı mı?”

Bu iddialarının ardından soruşturma savcısı Mustafa Kaya’nın tanık olarak dinlenmesini isteyen Av. Alperen Ekici, şu dikkat çekici soruları sordu:

“Poşet telefon savcılığa teslim edilmeden önceki 14 gün içinde Genel Merkeze götürüldü mü? İcazet alınmaya çalışıldı mı? Kapı dışarı edildiler mi, edilmediler mi?”

Av. Ekici şöyle devam etti:

“Telefonu kimin, kimlerin bulduğu belli değil. Telefonun bulunduğuna dair önce dilekçe, iki gün sonra telefon veriliyor. Dilekçe kime düşecek, Mustafa Kaya’ya mı, ona bakılıyor. Mustafa Kaya’ya düşmese verilmeyecek miydi, öyleyse neden? O gün tevzi yapan savcı, memur kim? Serdar Sertçelik’in illa bir şekilde bu telefonu kabul etmesi mi gerekiyordu? Buluntu telefondaki WhatsApp yazışmalarında tarih düzeni tutmuyor, görüşme yapılmış görünüyor; ama arama listesinde bu numara yok. Bu bile telefonda manipülasyon olduğunu göstermiyor mu? Savcı da hakim de avukat da baksa, görür. Madem öyle, şurada aynısını yapayım, getirip Başkanın kapısına asayım. ‘Serdar Sertçelik bir telefon daha gönderdi’ mi diyeceğiz? Görmemize gerek yok, bilirkişiye şu telefonun aslını verelim. Niye imtina ediyoruz? Şu anda bilirkişiler, buradaki yazışmaları doğrulayamıyor da yalanlayamıyor da, çünkü veri tabanı yok. Tek gerçek şu: iddia edilen yazışmaların yapıldığı tarihlerde Serdar Sertçelik cezaevinde; bunları yazma veya üçüncü şahıslar üzerinden yapma imkânı yok. Buluntu telefondaki amaç; bu dosyanın biraz canlandırılması ve polislerin kurtarılması, aklanmasıdır. Cezalandırılmaları veya beraat etmeleri umurumda değil; kirli ellerinizi bu dosyadan çekin, adalet yerini bulsun ve bu telefon kiminse, onu yargılayalım.”

Organize Şube Hukuku Kurmuşlar”

Macaristan’dan geldikten sonra Serdar Sertçelik’in sorgusuna CMK’dan çağırılan, daha sonra da Sertçelik’in vekaletli avukatlığını üstlenen Ilgaz Teziş de şunları söyledi:

“Gittiğimde ne savcıyı ne Serdar Bey’i ne Alperen Bey’i tanıyor, ne dosyayı biliyordum. Serdar Sertçelik’in savcıya ilk sözü, ‘Biz bizeyiz, saklamaya gerek yok. Gizli tanık ifademi siz almadınız mı? Ben gizli tanık savcısı görmedim.’ Oldu. Savcı, kamera kayıtlarını incelediklerini, Serdar Sertçelik’in 3 saat burada olduğunu söyledi. Bu, normal iletişime aykırı bir cevap değil mi? 3 saat 20 dakikanın tamamında savcının odasında olduğunu varsayalım; 19 sayfalık gizli tanık ifadesinin verilmesi, katibin yazması, düzeltemler ve imza için çok kısa bir süre. 31 Ocak’taki sorguda soru cevaplamadık, yazı aşaması olmadı, 7 saat sürdü. Bir hafta sonraki sorguda 3 sayfa ifade de tam 9 saat sürdü. 31 Ocak’ta savcı, Serdar Sertçelik’e etkin pişmanlıktan yararlandığı takdirde serbest bıraktıracağını söyleyince, Serdar Sertçelik’e bunun hukuka aykırı bir vaat olduğunu belirttikten sonra nasılsa bana vekaletini vermeyeceğini düşünerek, ‘İleride ihtiyaç olursa, bu hukuka aykırı vaat konusunda tanıklığınızı yaparım’ dedim. O yüzden de şimdi yeminli tanık olarak ifade vermek istiyorum.”

Savunmasının devamında Serdar Sertçelik’in M7 koduyla gizli tanık yapılması sürecinde yaşanan hukuksuzluklara dikkat çeken Av. Teziş, “Hukuka aykırı işler yapmayı usul haline getirmişler. Organize Şube hukuku kurmuşlar.” dedi.

Av. Ilgaz Teziş, Sertçelik’in daha Macaristan’dayken içindekilerin lehinde mi aleyhinde olduğunu bilmeden buluntu telefonun kendisine ait olmadığını açıkladığını hatırlatarak, bu telefonun polislerin kendilerini aklama projesinden başka bir şey olmadığını öne sürdü.

Muyesser YILDIZ
11 Haziran 2026

Kategori:Uncategorized