
Erdoğan, Belediye Başkanıyken 10 ay hapis cezasına çarptırıldığında şöyle tepki göstermişti:
“Beni neyle suçluyorlar? Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekle suçluyorlar? Peki bu kin ve düşmanlığa tahrik olan halk nerede? Neden bir Allah’ın kulu çıkıp da sormuyor?.. Ülkemizdeki sıkıntıların sebebi okunan bir şiir değildir, özgürlük talepleri değildir, düşünen ve konuşan insanlar değildir. Bunun sebebi, baskıcı ve totaliter anlayışlardır. Bunun sebebi ülkenin maddi ve manevi değerlerini yağmalama isteğinden gözü dönmüş ve artık hiçbir hukuki ve insani sınır tanımayan mafyatik yapılanmalardır. Bu yol yol değildir. Bizim ülkemizi muz cumhuriyetlerinin bile gerisine sürüklemek istiyorlar.”
Bugün ülkemiz “suç” ve “suçlular” cehennemine dönmüş durumda. Operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar ve suçlamalara yetişemez hale geldik.
Temmuz’du; eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki tutuklandı. Suçu, “kontrollü darbe” diyerek, 15 Temmuz darbe teşebbüsünü sorgulamasıydı. Ama savcılık Mahruki’nin “tiyatro” dediğini iddia edip bunun “toplum içinde açık ve yakın bir tehlike ile infial oluşturacak nitelikte olduğu” sonucuna vardı.
Ağustos’ta emekli Amiral Türker Ertürk tutuklandı. Suçu, biri 2023, öbürü 2017’de katıldığı programlardan kes-biç yapılarak paylaşılan iki videoydu. Savcılığa göre, Ertürk de “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” suçunu işlemişti.
Komedyen Deniz Göktaş’ın durumunu biliyorsunuz. Başına gelenler değme trajikomediyi geçti. Gözaltındayken, ters kelepçeli hali için defalarca çekim yapıldı. Tutukluyken, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarından tahliyesine karar verildi. Cezaevinden çıkamadan “suç ve suçluyu övme”den tutuklandı. Sonra önceki iki suçlamadan da yeniden tutuklandı.
Erk Acarer Kırmızı Bülten’le mi Aranıyor?
Son olarak üç gün önce; herhangi bir mahalleye mensup olmadığı için adeta sistem dışına itildiğinden kendi imkânlarıyla YouTube’da gazetecilik yapmaya çalışan, iki çocuk annesi 57 yaşındaki Lale Arslan, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “terör örgütü propagandası yapma” suçlamalarıyla tutuklandı.
Arslan’a yöneltilen suçlamalardan birisi de 3 Nisan 2023’teki “iktidarın seçim için kaos planı” başlıklı yayını oldu. Arslan, bu yayında sadece vatandaşlardan gelen endişeleri paylaştığını anlattı…
“15 Temmuz sonrası soyadı değiştirilen bürokratlar gizleniyor mu” başlıklı yayını soruldu. Aradan uzun zaman geçtiği için hatırlamadığını söyledi…
“Büyük tehlike! Cemaat tarikat TSK çocuklar” başlıklı yayınında; “FETÖ” gibi yapıların TSK’daki yapılanmaları ve çocukların istismarını ele aldığını vurguladı…
“İncirlik’te neler oluyor” ile “9 Temmuz’da NATO’cular gidince neler olacak” başlıklı yayınlarında; ABD’nin İran’a saldırısının ve NATO Zirvesi’ndeki kazancımızın sorgulandığını belirtti…
“Borsada rüşvet iddiası” başlıklı yayını ile evinde bulunan bir Zaman gazetesini hatırlamadı. Avukatı Çağlar Çağlayan, ilkinin konusunun o sıralarda gündeme gelen, SPK’da siyasi kişiliği olan bir kişinin bu iddialar nedeniyle istifa etmesi olduğunu, Zaman gazetesinin ise geçmişte Arslan’ın eşiyle ilgili bir haberinden dolayı alınıp saklandığını açıkladı…
“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasının konusu yapılan bu yayınlardan sonra “terör örgütü propagandası” suçlamasına gelelim.
Sebep, firari Erk Acarer’le gerçekleştirdiği röportaj. Lale Arslan savcılık ve sulh ceza hakimliği sorgusunda özetle şunları söyledi:
“FETÖ/PDY’yi terör örgütü olarak biliyorum. Eylemlerini asla kabul etmiyorum. Herhangi bir yayınımda FETÖ/PDY mensuplarını mağdur olarak nitelendirmedim. Erk Acarer’i şahsen tanımam, gazetecidir. Haber yayınları nedeniyle iletişim kurdum. DM üzerinden mesaj atarak ulaştım. Kendisinin değişik suçlardan yakalanması olup olmadığını bilmiyorum. Hatta yayınlarımdan önce kendisini dikkatli olması konusunda uyardım. Cevheri Güven ile ilgili iletişimlerini de tasvip etmiyorum. FETÖ’yü ağzıma dahi almaktan imtina ederim. Ben o gün bombaların altında çalıştığım yerde şoklar yaşadım. FETÖ’yle hiçbir alakam yoktur. Lanetliyorum.”
Lale Arslan’ın, üzerinden aylar hatta yıllar geçmiş diğer yayınlarından değil de Erk Acarer röportajı yüzünden tutuklandığı anlaşılıyor.
Tamam, ama Erk Acarer’in “FETÖ üyesi” olduğuna ilişkin ne hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı var ne de kırmızı bültenle aranan birisi!..
PKK’lılara “Lütfen Yapmayın” Ricası
Bu hatırlatmadan sonra ülkemizde hâlâ terör örgütü kabul edilen PKK’yla ilgili tabloya bakalım.
Teröristbaşından Kandil’ine, firarisinden DEM’lilerine; “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, suç ve suçluyu övme, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, terör örgütü propagandası yapma”nın yanı sıra, “iktidarla değil, devletle görüşüyoruz” denilerek “devlet kurumlarını aşağılama” ve alenen “anayasal düzeni değiştirme” hedeflerinin ortaya konulması gibi işlemedikleri suç yok.
Gazeteci Lale Arslan’ın tutuklanmasından bir gün sonra, önceki gün İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, PKK’lılar için kurulan taziye çadırlarına tepki gösterirken, “3 sene, 5 sene sonra taziye mi olur? Bu istismardan başka bir şey değildir. Türkiye’nin kanunları değişmedi. Türkiye’nin mer’i mevzuatı, terör liderlerinin posterlerini arkaya asma imkânı vermez.” dedikten sonra şu ricalarda bulundu:
“Ne olur bu milletin sabrını sınamayın. Ne olur yanlış yapmayın… Lütfen kendinize gelin. Lütfen bu devletin sinir uçlarıyla oynamayın. Bu milletin hassasiyetiyle oynamayın. Bu güzel süreci beraberce sonuçlandıralım.”
Peki Turan’ın bu ricalarından hemen sonra dün Ankara’da yapılan DEM’in kongresinde neler oldu?
Eş başkan Tülay Hatimoğulları, “bu memlekette barışın ve demokratik toplumun kapısını araladığını” iddia ettiği “sayın” teröristbaşına selam gönderdi. Salondakiler de ayağa kalkıp “biji serok Apo” sloganları attı…
Hatimoğulları, “birçok yerde taziyeler kurulmuş durumda, daha da kurulacak” diye meydan okudu… Bugün İmralı’da masa kurulmasının “bu verilen emek, mücadele, ödenen bedeller ve ülkenin geldiği koşulların dayatmasıyla” olduğunu söyledi… Ve yine Anayasal düzeni değiştirme anlamına gelen “eşit yurttaşlık” talebinde bulundu.
Bunları geçelim.
Türkiye’de yazıp çizen bir gazeteci 1.5 ay önce halen kırmızı bültenle aranan PKK elebaşlarından Duran Kalkan’la Kandil’de röportaj yaptı…
Yine kırmızı bültenle aranan, Brüksel’de yaşayan KCK’nın başı Remzi Kartal’la röportaj ve yayınlar gerçekleştirildi…
Keza 17 askerimizi şehit eden ve kırmızı bültenle aranan SDG/YPG/PYD’nin başı Mazlum Kobani sadece birkaç gün önce Türkiye’de yayın yapan bir kanalda ilk kez konuşturuldu…
O röportajları yapanlara “terör örgütü propagandası” suçlamasında bulunulduğunu duydunuz mu?
Anlaşılan, ülkemizde bir “iyi” bir de “kötü” sayılan terör örgütleri var ki, Lale Arslan tutuklandı!..
Kim Bu “Kahramanlar”?
“FETÖ” demişken; iktidarın en büyük destekçilerinden Yeni Şafak geçen ayın ilk günlerinde “FETÖ ile mücadele edenleri kim tasfiye etmek istiyor” başlıklı çok dikkat çeken bir haber yaptı.
Haberde, “FETÖ”nün devlet içinde yeniden yapılanmaya çalıştığı, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen örgütün canlılığını koruduğu, bu arada örgütle mücadelenin ön saflarında yer alan kadroların emekli edildiği veya pasif görevlere atandığı öne sürüldü.
Kimseden ses çıkmamasının sonucu olsa gerek 17 gün sonra bu defa gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, şu iddiaları dillendirdi:
“14 Temmuz’da FETÖ-METÖ yok diyenler, 10 yıl sonra kahramanlık hikâyesi anlatıyor. 15 Temmuz öncesi Fetullahçıları görmeyenler, göremeyenler, görmek istemeyenler, görüp de yan çizenler, bugün yeniden ne yazık ki karar mercilerinde… 15 Temmuz öncesi ve sonrası örgüte hizmet edenler, örgütün iş adamlarına bilgi sızdıranlar, bugün eline kılıç almış, FETÖ ile mücadelede elini, gövdesini taşın altına koyanları doğruyor!.. FETÖ ile mücadelenin sembol isimlerinin araçlarına dinleme cihazı koyanlar, bugün yine örgütlü bir şekilde hareket ediyor. FETÖ’nün kontrollü itirafçılık tezgâhının içinde yer alan ve 2017’de bizzat yüzüme, ‘Benim adamlarımı harcarsan, senin adamlarını harcarım’ diyen şahıs sözünü tutmuş, bu ülke için ve FETÖ ile mücadelede büyük bedeller ödemiş adamları harcadı. Daha önce defalarca yazdım, FETÖ ile mücadele edip de başına iş gelmeyen birileri kaldıysa sırasını beklesin. Sıra onlara da gelecek.”
“FETÖ’yle mücadele” adına, kendi yağıyla kavrulmaya çalışan Lale Arslan tutuklanırken, acaba Yeni Şafak’çılara, “Kim bu kahramanlık hikâyesi anlatanlar, halen karar mercilerinde olanlar, FETÖ ile mücadele edenleri doğrayanlar” diye soruldu mu?
Müyesser YILDIZ
7 Eylül 2026