
Haber ilk olarak 21 Ekim saat 18.00’de iktidarın “amiral gemisi” Hürriyet’in internet sitesinde yayımlandı.
Haber şuydu:
20 Ekim’de Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yle birlikte, ikili işbirliğine ilişkin toplantıya katılmak üzere Belçika’ya giden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Brüksel’deki temasları sırasında Yunanistan basınına açıklamalarda bulunmuştu”.
Hürriyet de Yunanistan’ın Ta Nea gazetesinde ertesi gün yayımlanan bu açıklamaları birebir tercüme ederek Türk okurlara duyurmuştu.
Ta Nea’nın Brüksel muhabiri Maria Vasiliou imzalı habere göre; Fidan Türk-Yunan ilişkileri, “casus belli”, İsrail-Yunanistan-Rum kesimi arasında planlanan elektrik kablosu projesi ve Türkiye’nin “Mavi Vatan” yasa tasarısı hakkında bomba gibi değerlendirmelerde bulunmuştu.
Örneğin; “casus belli”nin “savaş tehdidi” olmadığını söylemiş, TBMM’ye gelmesi beklenen “Mavi Vatan” tasarısı için “Böyle bir tasarı yok. Deniz parkı meselesi henüz tartışmaya açılmış değil” demiş, Türkiye karşıtı cephenin elektrik kablosu projesine de “kategorik” olarak karşı çıkılmadığını, “bildirimde bulunulmasının” istendiğini anlatmıştı.
Bunun üzerine, 23 Ekim’de kaleme aldığımız “Sıra TBMM’nin 31 yıllık casus belli kararının kaldırılmasına mı geldi” başlıklı yazıda; Fidan’ın söylediklerini madde madde değerlendirdikten sonra, Erdoğan ve diğer yetkililerin söylemlerinden hareketle, 2002’den beri özellikle “casus belli”nin kaldırılmasına nasıl yeşil ışık yakıldığına dikkat çektik.
Aynı gün Sözcü gazetesi, “Yunan yalanı mı dil sürçmesi mi” başlığı altında manşetten yayımladığı haberde; Fidan’ın Brüksel’de Ta Nea’ya yaptığı açıklamaları özetleyip, şunları vurguladı:
“Fidan’ın casus belli kararını savaş kanunu değil diyerek yumuşatması, kablo projesine yeşil ışık yakması ve Mavi Vatan yasasını reddetmesi, kırmızı çizgiler esnetiliyor mu sorusunu gündeme taşıdı.”
İlerleyen günlerde, Dışişleri Bakanlığı eski müsteşarlarından Onur Öymen gibi deneyimli isimler de Fidan’ın o açıklamalarına gayet diplomatik dille itiraz etti.
Bir Hafta Sessizlikten Sonra
Son olarak üç gün önce YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, Fidan’a şu ağır eleştirileri yöneltti:
“Dışişleri Bakanı öyle TikTokçu Hakan Efendi, gitmiş Yunan gazetesine röportaj vermiş. Ne diyor biliyor musunuz? Türkiye’nin en önemli işlerinden biridir, altı milin üstüne çıktıklarında Türkiye’nin en deneyimli, A plus diplomatlarından Şükrü Elekdağ Meclis’ten bir karar çıkarttırdı. Kararda, ‘Türkiye bu altı mil konusunda bütün Türkiye’deki partiler olarak casus belli sayarız. Buradan dışarı çıkarsanız.’ Bak, bir cümle söylüyor. ‘12 mile çıkması casus belli, savaş sebebi değildir.’ Bir cümlede iki şey yapıyor. Ne yapıyor biliyor musunuz? 12 mil değil, altı milin üstü diyoruz biz. Türkiye’nin tezi, altı mili bir kulaç geçemezler. 6,1 mil. Bu, ‘11,9’a kadar zaten sesim yok’ diyor. ‘12 mile çıkarırsa’ diyor. Biz ‘Altı mili geçemez’ diyoruz. Düşünün, MİT Başkanlığı yapmış birinin bunu bilmemesi mümkün mü? Böyle bir cehalet ancak kötü niyetle mümkündür. İkincisi, ‘Casus belli savaş sebebi değil.’ Bu Yunan diplomatın sözü. Vaktiyle biz 1995, ‘Casus belli sayarız’ demişiz. Yunan diplomatlar şimdi onu yumuşatmak için diyorlar ‘Ya casus belli savaş ilanı demek değildir.’… Şimdi Yunan diplomatın lafını kendi söylüyor, altı mili ‘12 mile kadar müsamaha gösteririm’ diyor.”
“Bunun yanında Yunanistan’dan kablo çekecekler. Elektrik verecekler. Normalde Türkiye’nin tezi ne? Ya kardeşim 2 bin kilometreden kablo mu olur? Verelim 70 kilometreden elektriği kullanın. Ya parasını verin, ya siz de interconnected sistem yerine elektrik verin. Stratejik bir hamle. Biz ‘Kablo çekmede izin değil, bildirim istiyoruz’ diyor. Bak bak bak. İzinden geçti, bildirsin yeter. Yunanistan o günden sonra ‘Bildirime de karşıyız’ diyor. Böyle dış politika yapıyor. Sata sata, vere vere, çekile çekile. O yüzden bunların dış politika masallarına artık kimse inanmasın. Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de yalnızlaştırdılar. AB üyelik sürecinden kopardılar. ABD ile ilişkilerde taviz üstüne taviz veriyorlar. Artık Türkiye; lideri ile kişisel pazarlık yapılan, AK Parti’ye meşruiyet verildiğinde ise işlerin görüldüğü, Türkiye’nin her çıkarının terk edildiği, karşı tarafın bu esneklikle davrandığı ve ciddiye alınmayan bir ülke noktasında.”
Ta Nea’ya Yalanlama Gönderildi mi?
İşte tam 6 gün susan Dışişleri Bakanlığı, Özel’in bu sözlerinden sonra aynı gün, “Bir siyasi parti Genel Başkanı’nın açıklamalarının aksine” diyerek, şöyle bir yalanlamada bulundu:
– “Sayın Bakanımız Yunanistan’da yayımlanan bir gazeteye mülakat vermiş değildir.”
– “Sayın Bakanımızın Brüksel’de bir düşünce kuruluşunun düzenlediği etkinlikte verdiği yanıtlar çarpıtılmak ve bağlamından bütünüyle kopartılmak suretiyle, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz politikasının siyasi polemiklere konu edildiği görülmektedir.”
– “Türkiye’nin tüm platformlarda, uluslararası hukuka uygun biçimde ve kararlılıkla savunduğu görüşlerinde herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Ege ve Doğu Akdeniz’deki meşru hak ve menfaatlerimizi taviz vermeksizin korumaya devam edeceğiz.”
İktidar medyası da bu yalanlamayı, “Dışişleri Bakanlığı’ndan Yunanistan iddialarına sert tepki” diye duyurdu.
Öyleyse biz de madde madde tabloyu netleştirelim.
Birincisi; evet, Hakan Fidan 20 Ekim’de Avrupa Politika Merkezi’nde (EPC) bir konuşma yaptı. EPC’nin özetlediği konuşmada da daha çok Türkiye-AB ilişkileri, gümrük birliği, göç ve NATO konularının ele alındığı, Yunanistan’a ilişkin olarak ise Fidan’ın, “Erdoğan’ın seçilmiş her Yunan Başbakanıyla çalışmaya gayret ettiğini” ve sorunların çözümü konusunda “Türkiye’de siyasi iradenin mevcut olduğunu” söylediği görülüyor. Ancak bu konuşmanın tamamı paylaşılmadığı için Fidan’ın tam olarak ne söylediğini ve söylediklerinin bağlamından nasıl koparıldığını bilmiyoruz.
İkincisi; Ta Nea muhabiri Maria Vasilio da haberinin girişinde, Hakan Fidan’a EPC’deki konuşmasının ardından yöneltilen sorular bağlamında, özellikle “casus belli, elektrik kablosu projesi ve Mavi Vatan” konusunda üç soru sorduğunu vurguladıktan sonra Fidan’ın cevaplarını aktarıyor.
Üçüncüsü; Fidan Ta Nea’ya konuşmadıysa, aynı gün yalanlanması gerekmez miydi? Mümkün değil, ama o haberden haberdar olmadıklarını varsayalım; iktidarın gazetesi Hürriyet’i de mi görmediler ki, ancak Özgür Özel’in tepkisinden sonra bu yalanlama yapıldı? Ve dahi üzerinden bir hafta geçse de bu yalanlama Ta Nea’ya da gönderildi mi?
Ezcümle; Erdoğan her daim, “Kürsüde başka meydanda başka, yurt içinde başka yurt dışında başka konuşanlardan asla olmadık.” dese de inşallah Ege ve Akdeniz gibi bu çok hayati dış politika konularında da “içeride başka, dışarıda başka” gibi bir durum söz konusu değildir!..
Müyesser YILDIZ
30 Ekim 2026