İçeriğe geç

“Hablemitoğlu Cinayetinin Çözülmesini En Çok Sedat Peker İstiyor”

Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastı davasına devam edildi.

Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü ikinci celsesi, sanıklar cezaevinden geç getirildiği için 1 saat gecikmeyle başladı.

Bugün savunması alınan ilk isim, Hablemitoğlu suikastının tetikçisi olmakla suçlanan Ahmet Tarkan Mumcoğlu oldu. Hakkındaki suçlamaları reddeden Mumcuoğlu, kendisini Kazakistan’a Levent Göktaş’ın göndermedığini, Kazakistan’a 17 Kasım 2002’de THY’nin tarifeli uçağıyla gidip aynı yolla 19 Mayıs 2003’te döndüklerini ifade eden Mumcuoğlu şunları anlattı:

Kazakistan’da ilk kursumuz 3-23 Aralık arasındaydı. Kurs bitimi öğrencilere diploma verdik. Diplomaların altında 5 ıslak imza var. Biri Askeri Ataşe Gürsel Tokmakoğlu, biri bana ait. Aynı gün diploma töreninden sonra toplu fotoğraf da çektirdik. Özetle ben Kazakistan’dan hiç ayrılmadım.

Mumcuoğlu bu savunmayı yaparken avukatları da sözkonusu diploma örneğini ve toplu fotoğrafı mahkemeye sundu.

Mumcuoğlu, iddia edildiği gibi 2008’e kadar Kıbrıs’a gitmediğini belirterek, Kıbrıs’tan eşimi aradığım söylenen numaraların uluslararası çağrı taşıma şirketlerine ait olduğunu da tespit ettik. dedi.

Mumcuoğlu, savunmasını şöyle tamamladı:

Devletin kurumlarından aldığımız bu belgeleri savcılığa sunduk, ama itibar edilmedi. Ne zamandan beri Zihni Çakır’ın söylemleri, iddiaları kurumların yazılarından daha muteber oldu? Öte yandan savcılık, merhumu hangi saikle öldürmüş olabileceğimi ortaya koymamış. Bu fîil alçakça bir iş. Ne inancım ne karakterim böyle bir alçaklığa müsaade eder.”

Şengül Hablemitoğlunun Teşhis A

Savunmasından sonra Mumcuoğlu’nun çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme Başkanı’nın soruları üzerine Mumcuoğlu, Necip Hablemitoğlu’nu hiç tanımadığını, hiçbir surette görüşmediğini, Alman vakıflarıyla ilgili hiçbir çalışmada bulunmadığını söyledi.

Mahkeme Başkanı, fotoğrafının maktülün eşine gösterildiğini hatırlattı. Ardından, Şengül Hablemitoğlu’nun ayağa kalkmasını istedikten sonra kendisine Tarkan Mumcuoğlu’nu eşinin yanında görüp görmediğini sordu.

Şengül Hablemitoğlu şöyle konuştu:

“Teşekkür ederim. 20 yıl önceden söz ediyoruz. Anlık, 5-10 dakikalık bir görüşmeden söz ediyoruz. Benzetiyorum. Aslında ben kendisine beni hatırlayıp hatırlamadığını soracaktım. Gerek kalmadı, çünkü o beni tanımadığını söyledi; ama ben gülüşünüzü, duruşunuzu, bakışınızı net hatırlıyorum. Yazık ki 20 yıl geçtiği için ‘Çok benzetiyorum.’ diyor, bunu huzurunuzda da tekrarlamak istiyorum.”

Tarkan Mumcuoğlu şu karşılığı verdi:

“Benim resmim, 20 yıllık bir acının üzerine görülen bir resim. Fotoğraflarım internette dolaşıyor. Medya ile psikolojilerin dizayn edildiğini belirttikten sonra, gözlerinizin içine bakarak ne merhum eşinizle ne sizinle görüşmediğimi tekrar ediyorum.”

Mumcuoğlu’na sanıklardan sadece Levent Göktaş soru yöneltti. Mumcuoğlu, Göktaş’ın soruları üzerine kendisini Kazakistan’a ÖKK’nın gönderdiğini, izne gelinmek istense ÖKK Kurmay Başkanı’ndan yetkili olduğunu, Kazakistan’da Göktaş ile hiçbir irtibatının olmadığını ve ondan kanundışı hiçbir emir almadığını söyledi.

Müşteki avukatı Ersan Barkın da ellerindeki tek hukuki metin olan iddianameye bağlı kalarak soru yönelteceğini vurgulayıp, “Bunu Cumhuriyet Savcısı’nın yapması gerekir, ama yapmadığı için ben yapıyorum.” diyerek Mumcuoğlu’na çok sayıda soru sordu. Mumcuoğlu, “MİT’te hasmınız var mı?” şeklindeki bır soruya, “Bu tip husumetler açıklanmaz. Şu kadarını söyleyeyim; birçok insanla anlaşmazlığım oldu.” karşılığını verdi.

Mumcuoğlu’nun avukatı Mehmet Eren Turan ise iddianameyi hazırlayan Savcı’yı eleştirip, “Savcı, Gökhan Nuri Bozkır, Zihni Çakır, Abdurrahman Şimşek arasında kare kurulmuş. Bu iddianame değil bir paçavradır.” dedi.

Savcı Bozkır’ı Sorguladı

Tarkan Mumcuoğlu’nun çapraz sorgusu devam ederken ilginç bir şey oldu. Savcı, “Gökhan Nuri Bozkır’a sorularım olacak.” diyerek çapraz sorgusu dün sona eren Bozkır’a, “Tamamen inkar ettiniz, ‘senaryo’ dediniz. O yüzden onları sormayacağım. O ifadeyi gizli tanık olacağını düşündüğün için mi verdin?” sorusunu yöneltti.

Bozkır, Savcı’ya cevaben şunları söyledi:

“Ben 2017’den beri gizli tanık olacağım düşüncesiyle ifade verdim. Buraya geldiğimde gördüğüm muameleler… Ayrıca Savcı ‘Seni gizli tanık yapacağım, ama şu anda zamanı uygun değil.’ dedi. Mahkemede de bildiğin her şeyi anlatırsan seni gizli tanık yapacağız.’ dediler. TEM görevlileri de yanımdaydı. Onun için öyle ifade verdim. Sonra ‘Bir Savcı Bey ile görüşelim.’ dediler, ancak ‘Bu saatten sonra olmaz.’ karşılığını verdiler.”

Bu İşin Çözülmesini En Çok Kim İstiyor?

Savcı bu defa da, “Gizli tanık olsaydınız da bunlara senaryo der miydiniz?” diye sordu. Bozkır, “Evet, çünkü Zihni Çakır, ellerinde bulgular olduğunu söyledi. Benden vücut vermemi istediler. Lütfen bu mahkemeyi magazinleştirmeyelim. Ben bunun aydınlığa kavuşturulmasını herkesten çok istiyorum. Rahmetliden sonra en çok ben zarar gördüm. Avukatlarım şimdi kızacak, ama MİT’in gönderdiği rapor var. Benim Sayın Sedat Peker’le, Can Dündar’la, Romanya’daki arkadaşı Aytaç Ocaklı ile görüştüğümü yazdılar. Cinayete ilişkin hiçbir şey yok. Bu işin en çok çözülmesini isteyen de Sedat Peker’dir.” karşılığını verdi.

Savcı MİT’in soruşturma makamı olmadığını belirttikten sonra, “O tarihlerde ÖKK’daki hareketlilik ile cinayet arasında bu bağlantıyı nasıl kurdun? Ayrıca merhumun ailesi acıya alışmışlar. Siz niye acı çekiyor, ağlıyorsunuz?” diye sorunca, Bozkır’ın avukatları Savcı’yı yönlendirme yapmakla suçlayıp Bozkır’ın gördüğü işkence nedeniyle ağladığını söyledi. Bunun üzerine araya giren Şengül Hablemitoğlu, “Bize bakarak da ağladı, galiba hatırlamıyorsunuz.” dedi. Gökhan Nuri Bozkır şöyle devam etti:

“Allah kimseye göstermesin. MİT’te… Ülkede yarın ne olacağı belli değil.”

Bozkır’ın bu ifadesine Mahkeme Başkanı, “Ne demek istiyorsun? Cumhuriyet sonsuza kadar yaşayacak.” diye tepki gösterdi.

Gökhan Nuri Bozkır, “MİT, işkence… Bu ülkede her şey olabilir. Kızının adını Kanije koyan bırisinın öldürülmesinin aydınlatılmasını isterken gülerek mi anlatayım?” karşılığını verdi.

Savcı, Bozkır’ın bu ifadelerine de, “Böyle bir senaryo yazarak sulandırmış olmadınız mı?” tepkisini gösterdi.

Pardon Filmine Döndük

Sonrasında şu diyalog yaşandı:

Savcı: Masum, suçsuzsa bu insanları niye soruşturmaya katıyorsun?

Bozkır: Masum demiyorum. Zihni Çakır tarafından verilen, ispatlanan bir şeyler var; vücut bulmasını istiyorlar. Pardon filmine döndük.

Bu diyaloğun üzerine Bozkır’ın avukatı Emrah Yücel, müvekkilinin bazı şeyleri anlatmadığını belirtip şu iddialarda bulundu:

“Zihni Çakır’ın, ‘Bu işin başında ÖKK’dan biri olmalı.’ diye net bir talebi oldu mu? Urfa davası, Afyon patlamasında çalınan mühimmatların DEAŞ’a satılması işinin, MİT TIR’larının, birçok faili meçhulün üstüne kalacağı söylendi mi? MİT’ten, Emniyet İstîhbarat’tan ziyaretçileri oldu mu? Zihni Çakır, Savcı’nın yanından aradığını söyledi mi?”

Bozkır, tüm bu sorulara “Evet.” cevabını verdi.

Duruşmanın devamında Mahkeme Başkanı’nın, “ÖKK mensupları sivilleri takip eder mi?” sorusu üzerine gayri nizami harp eğitimi konusu konuşuldu ve sanıklar sivillerın takibinin söz konusu olmadığını söyledi. Levent Göktaş, “Bizim böyle kıymetli bir insanımızla işimiz olmaz. Taş oluruz, herkes bizi lanetler.” dedi.

Av. Vural Ergül ise Gökhan Nuri Bozkır’a, “Zihni Çakır yanınıza bir kurumu temsilen mi gazeteci olarak mı geldi? Kurum adınaysa hangisi?” sorusunu yöneltti. Bozkır, “Gazeteci kimliğiyle geldi, ama bir gazetecide olmayacak bilgilere sahipti. MİT’le, TEM’le görüştüğünü söyledi.” karşılığını verdi. Sonrasında, Bozkır’ın avukatları ile Mahkeme Başkanı arasında, Bozkır’ın MİT’te işkence gördüğü iddiası ile ilgili bir kez daha tartışma yaşandı.

Monte Edilmeye Çalışılıyorum

Duruşmanın öğleden sonraki bölümü, emekli Binbaşı Fikret Emek’in savunmasıyla başladı. Ergenekon kumpasında yaşadıklarını anlatan Emek, “FETÖ’yle bu kadar mücadele etmiş biri olarak beni zorla bu davaya monte etmeye çalışıyorlar.” dedi.

Zihni Çakır ve Gökhan Nuri Bozkır’ı suçlayan Fikret Emek şunları sordu:

“Ergenekon kumpasında aktif rol aldığı ortaya çıkan Zihni Çakır, FETÖ’yle bağlantısı ortaya çıkmasın diye mi acaba bu davaları yönlendiriyor? Her devirde güce yönelen bir şahsiyet midir? Yoksa bu cinayetin gerçek faillerinin yakalanmasını önlemeye çalışan kripto bir FETÖ’cü müdür? Ona asla güvenilmemelidir. Gökhan Nuri Bozkır’a bu iftiraları kimler yazdırdı? Yurtdışında görüştüğü FETÖ’cüler mi, Zihni Çakır mı? Kimler?”

Fikret Emek, Gökhan Nuri Bozkır’ın merhum Necip Hablemitoğlu suikastı öncesinde yapıldığını öne sürdüğü keşifle ilgili ifadelerinın saçma sapan ve mantıksız olduğunu söyleyip bir keşfin nasıl yapılabileceğini anlatınca Mahkeme Başkanı, “‘Keşif böyle yapılır.’ diyorsun. Emniyet, jandarma istihbarat amaçlı yapsa, sonra kolluk yetkisini kullanıp gözaltına alsa anlarız da, ÖKK’da böyle keşif yapılması gerektiğini nereden biliyorsun?” diye sorunca şu diyalog yaşandı:

Fikret Emek: Yorum yapıyorum. Gayrı nizami harp eğitimi alıyoruz. Kapalı oturum olursa eğitimimizi anlatırım.
Başkan: Ne olduğunu herkes biliyor, şube başkanlığı yaptık. İşgale karşı bu tüm devletlerde olan bir bilgi. Özel bir bilgi yok.
Fikret Emek: Keşif faaliyetlerini öğretiyorlar.
Başkan: Şu an orada şahsın kendi kanaati, çıkarı veya husumeti için hedef görülen bir şahıs için böyle bir şey yapılıyor mu?
Fikret Emek: Asla.
Av. Yusuf Erikel: Sayın Başkan, “ÖKK’nın kurumsal olarak şahıslarla ilgili imha, operasyon yetkisi var mı?” demek istiyor.
Fikret Emek: Yok.
Başkan: Bizim sorduğumuz, şahıslar hududunu aşar mı?
Fikret Emek: Hayır. Böyle bir emri kim verirse versin asla yerine getirmem, vereni de yakalatırım. Hele de suçsuz, masum, milli bir insanı öldürmek… Bunu yaptıranların yeri cehennemdir. Ben katil, cani, şerefsiz değilim.

Cinayeti Biz İşlesek Bozkır’ı Öldürürdük

Emek, savunmasının devamında şunları da anlattı:

“Merhum Necip Hablemitoğlu çok tehdit alıyormuş. Eşi söylüyor, koruma istememiş; ama ‘Devlet koruma vermeliydi.’ diyor. Evet, devlet böyle değerli bir insana koruma vermemiş. Bir koruma olsa veya korumalı lojman verilse bu cinayet işlenmezdi… Göz yumulmuş. İlgili makamların sorumluluğu vardır. Cinayetin işlenmesine zemin hazırlamışlar.”

“Sonrasında Zihni Çakır ve Gökhan Nuri Bozkır’ın, ‘Başkalarına yıkalım da gerçek sorumlular ortaya çıkmasın.’ gayretine girdiğini görüyoruz. Bu çok önemli, 2017’den itibaren firari Adem Yavuz Arslan başta olmak üzere çok sayıda FETÖ’cü bu cinayeti Ergenekon’un işlediğini, Ergenekon’un bir ayağının tasfiye edildiğini, işin Levent Göktaş, Fikret Emek ve generallere ulaşacağını söylemeye başladı.”

“Bu cinayete katıldığımızı varsayalım. Nuri Bozkır 2017’den beri ötüyor. Biz bu işin içinde olsak, hakikaten profesyonel ekibiz. ÖKK’dakiler serdengeçtidir.”

Mahkeme Başkanı’nın, “Bunlar vatana, millete adamışlar.” diye araya girmesinden sonra Emek şöyle devam etti:

“Eğitimliyiz. Nuri Bozkır Ukrayna’da konuşuyor. Gider öldürürüz; öldürülür biz suç örgütüysek. Sadece örnek veriyorum, haşa niye böyle olsun.”

Savunmasının son bölümünde bu ülkede ÖKK’ya büyük bır düşmanlık olduğunu, gecmişte ve bugün yargılanan askerlerin arkasında kimsenin durmadığını, yarın da ne olacağının bilinmediğini, Ergenekon’da PKK’lı terörist Şemdin Sakık’ın gizli tanık yapıldığını kaydeden Fikret Emek, “Nuri Bozkır’ı yönlendiren Zihni Çakır’ın da sözlerine güvenilmez. İddia edilen suçlamayı kabul etmiyorum. Bu cinayeti kim veya kimlerin işlediğıni de bilmiyorum, masumum.” dedi.

Fikret Emek’in 5.5 saat süren savunmasının tamamlanmasının ardından yarın devam etmek üzere celse sonlandırıldı.

Müyesser YILDIZ
15 Şubat 2023

Kategori:Uncategorized