İçeriğe geç

“Bizi Unutmayın!..”

Şimdilik Balyoz kumpası çözüldü. İzmir Askeri Casusluk rezaleti de…

Ama İstanbul Casusluk davasındaki dramlar sürüyor. Tam 43 genç subay. Bir kısmı uzun süre tutukluluğun ardından tahliye edildi. Sonra hüküm verildi.“Kumpas”ların en yetkili ağızlardan itiraf edildiği sırada Yargıtay bu hükümleri onadı, kısa sürede de infaz işlemleri başlatıldı. Kimi ülkeyi terketti, kimi her an yakalanma korkusu altında kendi vatanında kaçak.

Şu anda sadece 4 subay hapiste. İlk tutuklananlar kendi ayağıyla savcılığa giden MİLGEM projesinde Sonar Sistemi sorumlusu olarak çalışan Yüksek Mühendis Albay Necmi Yıldırım ile deniz telsiz başçavuşu Adnan Yılmaz’dı.

Bir de Deniz Kurmay Albay Koray Eryaşa var. O hem İstanbul Askeri Casusluk, hem Balyoz’dan tutukluydu. Balyoz kısmı bitti, ama “casusluk”tan aldığı 5.5 yıl yüzünden hapiste.

Geçtiğimiz günlerde çocuğuna doğum günü hediyesi almaya giderken, yol kontrolünde yakalanan Yarbay Tamer Çetin ise son kurban oldu.

Albay Necmi Yıldırım’dan başlayayım; Mart’ta Mamak Cezaevine kondu. Balyozcular, İzmir Askeri Casusluk davasından tutuklularla beraberdi. Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra Balyoz’dan yatanların tahliye olduğu gün, Albay Yıldırım’ın halini görmeliydiniz. Koca cezaevinde yapayalnız kalacağından ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Çünkü Balyozcular özgürlüğe giderken, “casusluktan” yatan Engin Çırakoğlu ve Bülent Acar da İzmir’de başlayan duruşmadaydı. Duruşma sonunda tahliye kararı çıktığı takdirde Mamak’a dönmeyeceklerdi. Nitekim öyle oldu.

Albay Yıldırım şimdi ne durumda mı? Balyozcuların kaldığı bölüm tadilata alındığı için Mamak Cezaevi’nin eski bölümüne nakledildi. Yalnız başına kalmasına kimsenin gönlü razı olmadığı için yanına da adli suçtan hükümlü bir astsubay verildi. Ayrıca gerek Balyoz, gerek İzmir Casusluktan tahliye olan arkadaşları her hafta ziyaretine gidiyor. Ama haksız-hukuksuz bir şekilde cezaevinde yatmanın acısını hiçbir şey dindiremeyeceğine göre, AYM İstanbul Casusluk davasını karara bağlayana kadar Yıldırım’a en azından mektuplar ve mesajlarımızla moral verip, destek olalım derim.

Başçavuş Adnan Yılmaz da Eskişehir 1. Hava Kuvvet Komutanlığı içindeki askeri cezaevinde bir başına kalıyor. Koğuşu nasıl, koşulları ne ailesi bile bilmiyor. Tek bildikleri üç hafta kapalı, ayda bir de açık görüş yaptıkları. Bir de haftada 10 dakikalık telefonla görüşme hakkı, o kadar. Adnan Yılmaz Mart’ta tutuklandığında, “Güzel günler yakın zamanda gelecek ve herkes bizim suçsuzluğumuzu anlayacak. Bize düşen bu zulmün kaşısında sedece sabretmek” demişti.

Suçsuzlukları anlaşıldı, ama zulüm sürüyor. Onun sabırla bekleyişi de.

-Polisin Elindeki Delili Değiştiren“Casus” Kim?-

Ankara ve Eskişehir’den sonra İzmir Şirinyer’e geçelim; Orada da bir başına bir asker vardı, şimdi iki oldular. Deniz Kurmay Albay Koray Eryaşa ve yol kontrolünde yakalanan Yarbay Tamer Çetin.

Albay Eryaşa önce İstanbul Casusluk, ardından Balyoz’dan tutuklandı. Balyoz’dan 16 yıl hapis cezasının üstüne, casusluktan 5.5 yıl hüküm giydi. AYM’nin kararından sonra Balyoz’dan tahliye oldu, ama casusluktan yatıyor. Gönderdiği mektupta, nasıl “casus” yapıldığını şöyle anlatıyor:

“Esaretimin 998’inci gününde silah arkadaşlarımla birlikte tahliye olamadım. Tahliye olmamı engelleyen hükmün verildiği İstanbul Casusluk davasında 4 Ağustos 2008’de hazırladığım ileri sürülen bir dijital dosya ile 37 askeri şantaj yapmak için fişlediğim iddia edildi. Mahkemede şunu sordum; ‘Hazırladığım iddia edilen bu dijital dosyaya polis 3 Ağustos 2010’da el koymuş, ama içinde polisin el koyduğundan tam 2.5 ay sonra 16 Ekim 2010’de gerçekleşen olaylar tarihiyle birlikte yazılı. Ben gerçekleşmemiş olayları 2 yıl önce nasıl yazabilirim?’. Bu dijital dosya benim evimde bulunmadı. Evim arandığında 500 CD/DVD, 4 hard diskve bir bilgisayarıma el koydular. Makam odamdaki 2 bilgisayarı, bana ait binlerce dosyayı incelediler, ama işlediğim iddia edilen suça ait hiçbir delil bulamadılar. Özel yetkili hakimler bunlara cevap vermeye bile gerek görmeden, hiç tanımadığım bir kişinin evinde kanunlara aykırı şekilde yapılan aramada el konulan, bana ait olduğunu ispatlamaya bile gerek görmedikleri bir dijital yazı le hakkımda Türk Milleti adına 5.5 yıl hüküm verdiler.”

Albay Eryaşa mektubunda şimdi şunu soruyor:

“İstanbul Casusluk davasında soruşturmayı yapan polisler hakkında sahte delil üretmekten dava açılmış, ama bizler hala esir tutulmaya devam ediyoruz. Bu nasıl iş? 33 aydır tutsağım. Kaybettiğim yıllar bana ait değil, bu vatana hizmet için adadığım yıllardır. İhanete uğradık, sırtımızdan vurulduk, ama yıkılmadık.”

Koğuşunda yalnız olup olmadığını merak ettiğim Eryaşa’dan önceki gün de şu mesaj geldi:

“Yalnız değilim, yeni yakalanan arkadaşımız Tamer Çetin’le kalıyorum. Tanışmamıza ilişkin aktarmak istediğim bir not var. Aynı davadan yargılandık, ama önceden hiç birbirimizi tanımıyorduk. İlk kez 10 Kasım 2010’da Beşiktaş Adliyesi’ne ifade vermeye gittiğimde karşılaştık. O da ifade vermeye gelmişti. Aynı gün ifade verdik, şimdi aynı koğuştayız.”

Eryaşa’nın önemli bir isteği daha var; İstanbul Casusluk davası ve içerde olanların haberini yapan gazete ve tv’lerin kendi isminden hiç söz etmediğini belirtip, “Ne olur beni unutmasınlar, ben de içerdeyim” diyor.

Sadece bu sözde “casusları” değil, Silivri’de birbaşına kalan emekli Albay Cemal Temizöz ile Malatya’da Zirve davasından tutuklu olan 4 askerimizi de unutmayalım, unutturmayalım.

Silivri, Mamak, Şirinyer, Eskişehir ve Malatya’ya kucak dolusu sevgiler

Müyesser YILDIZ

9 Temmuz 2014

Mamak’taki “casusumuz” Albay Necmi Yıldırım

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/tutuklu-4-subay-boyle-seslendi-bizi-unutmayin-1007141200.html

Kategori:Uncategorized