İçeriğe geç

“Beni Medya, Polis ve Yargı Öldürdü… Davacıyım…”

“Kumpasın”, eşi benzeri görülmemiş hukuksuzlukların ilk şehitlerinden Ali Tatar, 5 yıl önce 9 Aralık 2009’de tutuklandı. Bir hafta sonra serbest bırakıldı. Savcının itirazı üzerine 3 gün sonra yeniden tutuklanmak istenince, “Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilmez… Hiç suçum yok, hukuksuzluğa, karanlığa karşı ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum… Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir Ordu, ne yaşayacak bir ülke ve Cumhuriyet bulamayacaksınız” diyerek, ölüme gitti.

Zaman ayniyle vaki onu haklı çıkardı, ama o göremedi.

Ölüm yıldönümüne sayılı günler kala, yarın merhum Ali Tatar kendisini öldürenler hakkında davacı olacak.

Onun adına ağabeyi Ahmet Tatar, paralel yapıyı soruşturan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidip şunları söyleyecek:

“Bugün ortaya çıkan gerçekler, kardeşimi bu sona getiren sürecin çok önceden kurgulandığını ortaya koyuyor. Ali, çok sevdiği vatanına, ulusuna, mesleğine karşı yapılan saldırıların bir parçası olarak hedef alındı. Bu saldırılara karşı hukuki direnç gösterip, boşa çıkarması gerekenlerin gerekli duruşu gösterememesini içine sindiremedi ve isyan etti.”

“Ona bu isyanı yaşatıp, kendini feda etmesine neden olanların hepsinden hukuk önünde şikâyetçiyim. Çünkü onlar bir arada, barış içinde yaşamamızın güvencesi, devlet otoritesinin en önemli dayanağı hukuk ve adaleti dışladılar. Hukuk dışı bir takım karanlık ilişkilerle devleti ele geçirmek istediler. Bunun için örgütlü ve bir plan program dahilinde çalıştılar” diyecek.

Ve Ali’nin katillerini şöyle sıralayacak:

“Birincisi, bir silah olarak kullanılan basın yayın ve internet ortamındaki odaklar. İkincisi emniyet içindeki odaklar, üçüncü ise maalesef yargı içine sızmış olan odaklar.”

Sonra da şu isimlerden şikâyetçi olacak:

– Soruşturmanın başındaki savcı ve şu anda Yargıtay üyesi olan Süleyman Pehlivan

– İlk tutuklama kararını veren 10. Ağır Ceza Mahkemesi 39505 sicil numaralı hakimi

– Hukuksuzluğa itirazlara hiçbir yasal gerekçe göstermeden red kararı veren 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zafer Başkurt, üye Ali Efendi Peksak, üye Murat Üründü

– Red kararlarına karşı yapılan itirazlara, yine hiçbir yasal gerekçe göstermeden red eden 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay ile üye Metin Özçelik ve üye Bülent Akasma

– Tahliyesinden sonra Savcının yeni hiçbir delil sunmadan yaptığı itirazı kabul eden 11. Ağır Ceza Mahkemesi Şeref Akçay ve üye Metin Özçelik

– Soruşturmayı yürüten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ve Organize Suçlar Şubesi görevlileri; Emniyet Müdürleri Yurt Atayün, Ömer Köse, Hüseyin Işıldak, Emniyet Amiri Halim Pehlivanlar, polis memurları Ferdi Uz, Lezgin Biter ile sicil noları 266416, 306533, 308848, 297062 olan polisler

El birliğiyle katledilen Ali Tatar’ın geri gelmeyeceğini biliyoruz, lâkin adalet tecelli eder mi onu bilmiyoruz.

Dersim’den özür diliyorlar. Yarın Ermenilerden de özür dileyecekler. Nasılsa sırtlarında yumurta kefesi yok… Nasılsa bekâra karı boşamak kolay!..

Dileyebiliyorsanız, bu çağda “hukuk soykırımında” can veren Ali Tatar ve diğer kumpas kurbanlarından özür dileyin de “adaletinizi” görelim.

Mamak, Şirinyer, Eskişehir, Malatya, Antalya ve Foça’ya kucak dolusu sevgiler

Müyesser YILDIZ

30 Kasım 2014

Kategori:Uncategorized