İçeriğe geç

Diyanet’i Kaldırma Projesi Kimin?

HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Taksim’i Kabe’ye benzettiği, seçim bildirgesinde Diyanet İşleri Başkanlığı ile okullarda din dersinin kaldırılmasından söz ettiği ve HDP’li bir belediye Hadis-i Şerif’e hakaret eden bir pankart astığı için kıyamet kopuyor. Demirtaş’ı sadece Başbakan Davutoğlu eleştirmiyor. Erdoğan da meydanlarda, “Bunlar adeta bizim inançlarımızla oynamaya başladılar… Bunlar rotayı şaşırmışlar” diyor.

Kızsınlar da biraz geç kalmadılar mı?

Kabe benzetmesinden başlayalım. Yunanistan’ın eski Başbakanlarından Yorgo Papandreu defalarca, “Bizim açımızdan Patrikhane sizin Mekke’niz gibi. Hissiyatımızı ancak böyle anlayabilirsiniz” dediğinde, bugünün kızgınları acaba niye hiç bir tepki göstermedi?

Hadis-i Şerif’e hakaret edilmesine gelince; 2005 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Çanakkale Şehitleri Haftası dolayısıyla okuttuğu hutbeden dolayı yaşananları hatırlıyor musunuz?

Hutbede, “Allah katında yegâne din İslâm’dır” ayeti yer aldığı için ABD ve AB artık Cuma hutbelerinde bu ayetin okunmamasını istedi.

Dönemin ABD Büyükelçisi Eric Edelman, dönemin Diyanet’ten sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın’a diplomatik nezaketten yoksun, çok sert bir mektup gönderdiğinde, bugünün kızgınları ne yaptı? Bakan Aydın, “Böyle bir üslup var mı?” diyebildi sadece.

Aynı konuda dönemin AB Büyükelçisi Kretchmer da bizzat Diyanet İşleri Başkanlığı’na giderek, “Laik bir kurum nasıl olur da, İslâm yegâne hak dindir, diyebilir?” diye hesap sordu. Hadlerini sadece o zamanki Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu bildirdi.

“ABD Büyükelçisi’nin rahatsız olmasını yadırgadım. Kural dışı bir tepki. Biz, kilisede veya sinagogda konuşulanları eleştirmiyoruz” cevabını veren Bardakoğlu, AB Büyükelçisi Kretchmer’ı da şöyle uyardı:

“Ben bir Müslüman olarak bütün dinleri eşit göremem. Papa da göremez. Herkesin kendi dinini yüceltmesinden, hak dindir demesinden doğal bir şey olamaz. Ama bu bir çatışma nedeni olmaz. Saygı ve hürmet birtakım hakikatleri de örtmez.”

Bunlar yaşanırken dönemin Başbakanı Erdoğan, “Tüm dinlere eşit mesafede olduğunu, dinsel milliyetçiliğe karşı çıktığını” anlatıyor, “dini özgürlükler” konusunda hesap soran AB Büyükelçilerine de kendisi ve Abdullah Gül’ün eşlerinin türbanlı olmasından dolayı çektiği sıkıntılardan dert yanıyordu.

Netice; O olaydan sonra Cuma hutbelerinde, “Allah katında yegâne din İslâm’dır” ayeti okunmadı. Acaba artık okunuyor mu?

Sebebi, 2005’te ABD ve AB elçilerine hadlerini bildirmesi midir, 2009’da, “Genelkurmay Başkanlığı ve Diyanet’in kayıtsız-şartsız siyasetin dışında kalması gerektiğini” savunurken, sonrasında Diyanet’e “Kürt açılımı” görevi verilmesini sindirememesi midir bilinmez, ama Ali Bardakoğlu’nun 2010’da istifa ettiğini veya etmek zorunda kaldığını da ekleyelim.

Gelelim Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması meselesine; Bölücü terör örgütünün şartları arasında en başından beri bu vardı. Yıllarca buna hiç bir tepki göstermeyen, aksine “müzakere masasına” oturan, “açılım” uğruna Kürtçe dua, vaaz, mevlüd, Kur’an açılımları yapanların, şimdi sadece bu şartı seçim bildirgesine koyan Demirtaş’a kızmalarına ne demeli?

Tabii ki bu, sadece PKK’nın şartı değil. Ondan yıllarca önce ABD ve AB tarafından kotarılan bir proje.

ABD’nin Dini Özgürlükler ya da AB’nin İlerleme raporlarına bakın; Sadece din derslerinin okutulmaması değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kurumlarından olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın içinin boşaltılıp, kaldırılmasının tüm adım ve işaretlerini göreceksiniz. Ki, dönemin AB Temsilcisi Kretschmer yıllarca önce hedefi gösterdi; “Bana göre laik bir ülkede Diyanet olmaz”.

2006-2007 yıllarında ise ismini açıklamayan üst düzey bir AB diplomatı, “Din-asker-yargı üçgeninde” yapılması gereken reformları sıraladı, açık açık “Yargı ve asker-sivil ilişkilerindeki köklü değişikliklerden sonra köklü reform sırasının Diyanet’te olduğunu” söyledi. Dinde “liberalleşmeyi” savunan o AB yetkilisi, bazı eleştirilerini de şöyle sıraladı:

– Diyanet devlet kontrolünde olmamalı.

– Diyanet’in işleyişi, Anayasa’daki laik devlet esası ile çelişiyor.

– Sadece Sünni İslâm’ın dayatılması din özgürlüğüne aykırı.

– Zorunlu din dersi eğitimi laiklikle çelişiyor.

AKP döneminde hazırlanan ve önümüze konan raporlara ya da yapılan bu açıklamalara iktidarın herhangi bir isminin itirazı oldu mu?

İnançlarımızla yıllar öncesinden beri kim oynatmış, kimler rotayı şaşırmış ortada.

Peki, AKP-HDP arasındaki bu “savaş” ne mi? O AB diplomatının tarif ettiği “üçgen” tamamlanıyor. TSK halledildi, yargı halledildi. Şimdi de Diyanet’in “halledilmesine” alıştırıyorlar, hepsi bu!..

Paşakapısı’na kucak dolusu sevgiler

Müyesser YILDIZ
4 Mayıs 2015

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/akp-o-ayeti-yasakladi-0405151200.html

Odatv yeni link: https://www.odatv4.com/yazarlar/muyesser-yildiz/akp-o-ayeti-yasakladi-75213

Kategori:Uncategorized