İçeriğe geç

Yaşasa Bugün Ne Yapacaktı?..

Cem Amiral ölmüş diyeler… El birliğiyle, manşetlerle katlettikleri Donanma’nın altın çocuğu umurlarında mı?.. O, Meclis Başkanı kim olacak/oldudan, koalisyonu kimler kuracaktan önemli olabilir mi hiç? Alt üstü yüzlerce kumpas kurbanından, binlerce şehit “kelleden” biri, öyle değil mi?

Birileri sadece şunu söylesin; Seçilen Meclis Başkanı, kurulacak hükümet Cem Amiral’i geri getirebilecek mi? Getiremez tabii de bari hesabını sorabilecek mi?

İnternet Andıcı kumpasının sanığı Ziya İlker Göktaş, “Balyoz’un artçı depremi” benzetmesini yaptı Cem Amiral’in ölümü için.

Hayır!.. Aksine artçı değil, Türkiye’de yaşanacak büyük depremin öncüsü o!..

Yazacağım çok şey var Cem Amiral üzerine.

Dönüşü olmayan son seferine çıkacağı bugün sadece küçük kızı Dilara’ya dair bir şey paylaşmak istiyorum.

Büyük kızı Tuğçe’nin evlilik öyküsünü duymuşsunuzdur. Gazeteler yazdı, kitaplara, Levent Kırca’nın oyununa konu oldu. Cem Amiral Hasdal’daydı. Kızının düğününde bulunmayı istiyordu. Tabii onun için özgürlüğü beklemek gerekti. Mapus arkadaşları ısrar etti, “Nikahı yapsın, düğün sonra olur. Çıktığında torununu kucağına alırsın” dedi. İkna oldu. Tuğçe kendi nikahına ağlaya ağlaya gitti. Nikah memuru şüphelendi, “Kızım seni zorla mı evlendiriyorlar yoksa” diye sordu. Sonrasını biliyorsunuz; Tuğçe’nin gelinlikle Hasdal’a gidişi… Orada cezaevi imkanlarıyla yapılan temsili düğün töreni…

Hastalığının yüzü suyu hürmetine(!) tahliye edilen Cem Amiral’e en fazla 5 ay ömür biçilmişti. 16 ay direndi. En büyük dayanağı, Tuğçe’sinin oğlu, torunu Cem Poyraz’dı. Mapus arkadaşları, “İyi ki, ısrar etmişiz. Çıktı, torununu kucağına aldı. Ya erteletse, Cem Poyraz’ı göremeyecekti” dediler yoğun bakımın kapısında beklerken.

Cem Amiral’in bir de Dilara’sı var. Annenin kopyası, karakter ise Cem Amiral. İnatçı, kararlı, mücadeleci.

Üniversiteyi bitirmek için son iki sınavı kalmıştı. Hayat arkadaşını seçmişti.

Radyoterapi aşamasında getirip, babasıyla tanıştırdı. Cem Amiral çok sevdi müstakbel küçük damadı Cansın’ı.

Dilara’nın sınavları bitince gelip, hasta yatağında isteyeceklerdi. Söz yüzükleri alındı. 4 Temmuz’a karar kılındı.

Ama Cem Amiral ağırlaştı. Ara yoğun bakım ünitesine alındı, makinalara bağlandı. Küçük damadın ailesi bir hafta boyunca çantada yüzükler hastaneye geldi, gitti. Cem Amiral bir gözünü açsa, yüzükleri takacaklardı. Görmesini istiyorlardı.

Gözlerini açamadı. Yüzükleri hastane odasında, kendi aralarında taktılar. Dilara babasının elini tuttu. Parmağını yüzüğüne götürdü, “Bak baba, sözlendim” diye fısıldadı.

Son ana kadar beyniyle, kalbiyle direndiğini anlattık ya, duydu Dilara’yı. Elini sıktı, gözlerini kırptı.

Yine de büyük bir umutla bekledi herkes. Gözlerini açacak ve kararlaştırıldığı gibi 4 Temmuz günü resmi isteme faslı yapılacaktı.

Yoğun bakım doktorlarından birisi bile şunu söyledi:

“Birkaç dakikalığına boğazındaki tüp çıksa, Dilara’yı verdim, gitti diyebilse… Tek isteğimiz ve dileğimiz bunu görmek.”

Olmadı. Olamadı. Ne bir daha gözünü açabildi, ne tüm çabasına rağmen boğazındaki tüp çıkabildi.

Bugün 4 Temmuz. Dayanabilse, kızını isteyecekler, o verecek, Dilara’sının da en mutlu, dünya evine adım atma günü olacaktı.

Ne yazık ki, 4 Temmuz Dilara’nın en acı, Cem Amiral’in ise tüm sevdiklerine veda, öbür dünyaya adım atma günü oldu.

Müyesser YILDIZ

4 Temmuz 2015

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/yasasa-tam-da-bugun-ne-yapacakti-0407151200.html

Kategori:Uncategorized