İçeriğe geç

Davutoğlu Barzani’yle Neyi Kutladı?

Geçen haftanın en önemli olaylarından birisi Barzani Peşmergelerinin, Musul’un Sincar (Şengal) bölgesini IŞİD’in elinden almasıydı. Medyamız bu gelişmeyi, “Peşmerge güçlerinin başarılı askeri harekâtı” diye sundu, Peşmergeleri Türk Özel Kuvvetleri’nin eğitmesiyle gururlandı.

Dün de Başbakan Ahmet Davutoğlu Barzani’yi telefonla arayıp Sincar’ın fethi münasebetiyle kutladı. Başbakanlık’tan şu açıklama yapıldı:

“Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu görüşmede, IKBY’e bağlı Peşmerge güçlerinin Sincar dağı bölgesinde DEAŞ’a karşı yürüttükleri başarılı askeri harekat nedeniyle IKBY Başkanı Mesut Barzani’yi tebrik etmiş, sözkonusu bölgenin DEAŞ’tan temizlenmesinin, örgütle mücadelede elde edilen bir önemli bir başarı olduğunu dile getirmiştir. Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu sözkonusu operasyondaki başarının münhasıran Peşmerge güçlerine ait olduğunun herkesçe bilinmesi gerektiğini vurgulamış, IKBY’nin terörle mücadelesi çerçevesinde bugüne kadar sergilediğimiz dayanışma ve desteğimizi bundan sonra da sürdüreceğimizi belirtmiştir.”

Başbakanlık açıklamasında Barzani’nin cevabı da yer aldı. Davutoğlu’na teşekkür eden Barzani, “tüm bölge halklarını tehdit eden terörle mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini” söylemiş.

Sincar’ın Anlam Ve Önemi

Bu tebrikleşmenin anlam ve önemini değerlendirmeden önce “tartışmalı bölgeler” ve Sincar’ı anlatalım:

ABD’lilerin yardımıyla hazırlanan sözde anayasa taslağında, Türkmen kenti Kerkük “Barzani Kürdistanı’nın” başkenti yapılmıştı. Oysa Kerkük başta olmak üzere Selahaddin, Diyala ve Musul “tartışmalı bölgeler” sayılıyordu. Aralık 2012’de Barzani bu tarihi Türkmen şehirlerini, “Kürt bölgesinin dışındaki, koparılmış Kürt toprakları” ilân etti ve buralar için Irak merkezi hükümetine “savaş” açtı.

Peki bu “tartışmalı bölgelerin” özelliği, Sincar ve Suriye’yle bağlantısı nedir?

Özel Kuvvetler Komutanı olan ve yıllarca Irak’ta kalıp, gözlem ve araştırmalarını “IŞİD ve Irak (Beled el nifak vel şikak- İkiyüzlülüğün ve düşmanca ayrılığın diyarı)” isimli kitapta toplayan Abdullah Ağar’ın kaleminden okuyalım:

“Türkmeneli bölgesi, Selahaddin’in doğusunu (Tuzhurmatu, Yengice ekseni), Kerkük’ü, Erbil’i, Musul’u içine alarak, Telafer’e ulaşır. Oradan Sincar üzerinden Suriye’ye geçer. Bu bölgenin Erbil hariç yakın dönem literatürüne yerleşmiş adı tartışmalı bölgelerdir. Bu coğrafya aynı zamanda ‘Bereketli Hilal’in Irak tarafında kalan bölümünün büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Ve artık birileri bu tartışmalı bölgeler sözünü literatürden çıkarmak istemektedir. Aslında Irak’ta temel sorun bu coğrafyaya kimin hükmedeceğinden, petrol bölgelerinin ve bereketli toprakların kimin elinde kalacağından kaynaklanmaktadır. Irak bölünecektir de işte bu sorun yüzünden bir türlü bölünememektedir. Belki de IŞİD bu sorunu çözüverecektir. Dünya petrol ve doğalgaz rezervinin yüzde 2-3’lük bölümünü elinde bulunduran, bu haliyle minimum 3 trilyon dolarlık zenginliğin sahibi Kerkük tartışmalı bölgelerin merkez üssüdür. Kerküklü Türkmenlerin ‘Karabela ya da Karalanet’ deya tanımladıkları bu olağanüstü zenginlik nedeniyle, Kerkük olağanüstü kaosları, komploları ve entrikaları da ardı ardına yaşayıp durmaktadır. Kaosun yeni adı IŞİD, büyük bir hızla tartışmalı bölgelerde ilerlemiş, Irak ordusunun çekildiği ve peşmergenin el atmadığı(!) Kerkük’ün batısından başlayarak Şii Türkmen kuşağında yaşayan Türkmenleri büyük tehdit altında bırakmıştır.”

Ağar bu satırları yazdıktan kısa bir süre sonra Barzani Peşmergeleri, Kerkük’ün önemli bir bölümünü IŞİD’den aldı ve sözde “Kürdistan” bölgesine taşımış oldu. Barzani de, “Peşmergenin girdiği yerleri bir daha asla terk etmeyeceğini” duyurdu.

Abdullah Ağar, bölge jeopolitiğinin ifadesi olan “Kerkük düşerse Telafer düşer, Telafer düşerse Anadolu düşer” sözünün altını çizdikten sonra şöyle devam ediyor:

“Telafer yüzde 95’lik homojen Türkmen nüfusuyla büyük Kürdistan hayallerinin bağrına saplanmış bir hançerdir. Ama artık bu ifade hükümsüdür, zira Telafer’in dörtte üçü IŞİD istilasıyla boşalmış, demografik caydırıcılığını yitirmiş, yeni bir gulyabaninin peydahlanacağı bir rahme dönüşmüştür.”

Bilindiği gibi Musul ve Telafer halen IŞİD’in elinde. Kerkük ve Sincar’dan sonra sıra buraların IŞİD’den kurtarılmasına geldi. Kim kurtaracak; Koalisyon güçlerinin ve hatta Türkiye’nin yardımlarıyla yine Barzani Peşmergeleri!.. Ki, Sincar operasyonu sırasında Peşmerge Komutanı Kasım Şeşo, “Operasyonun Sincar’ın 40 kilometre doğusundaki Telafer ilçesini de kapsayabileceğini” söyledi. Musul Valisi Nufeyl Hamadi Sultani de Peşmerge operasyonunun, “Musul’un kurtarılmasının ilk adımı” olduğunu açıkladı.

Sincar’ın Fethinde PKK Var Mıydı?

Türkmen illerinin tamamen Barzani’nin insafına terkedilmesi, Türkmenlerin “kırk katır mı kırk satır mı” tercihiyle karşı karşıya bırakılması bir yana; Irak’ın kuzeyiyle Suriye’nin kuzeyini birbirine bağlayan Sincar’ın fethi için Barzani’yi kutlayan Davutoğlu’nun, “Sincar operasyonundaki başarıyı, münhasıran Peşmerge güçlerine” mal etmesi de çok dikkat çekici. Peki gerçek böyle mi veya Davutoğlu’nun bu operasyon sırasında yaşananlardan haberi olmadı mı?

Neler mi oldu?

PKK’nın bölgede Ezidilerden oluşturduğu Şengal Savunma Güçleri (YPŞ) vardı ve bunlar da Peşmergeyle birlikte IŞİD’e karşı “savaşmak” istiyordu. Ancak Barzani’nin, “bölgede hakimiyet kurmaya çalıştığı” gerekçesiyle PKK’yı istemediği, gerekirse müdahale edileceği, bunun üzerine PKK’lıların çekildiği duyuruldu.

Barzani’nin Genelkurmay Başkanı Cemal Eminiki de Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, PKK teröristlerinin operasyona katıldığı yönündeki iddiaları reddederek, “Mesut Barzani’nin komutasındaki operasyonda, Peşmerge ve koalisyon güçleri dışında hiçbir silahlı grupla koordinasyon kurulmamıştır” dedi. Belli ki bu bilgiler Türk Milleti’ni uyutma amaçlıydı.

Zira Peşmerge Güçleri Dicle Batı ve Doğu Cephesi Sorumlusu Zaim Ali, “Bütün dünya Şengal’in Kürdistan bölgesinin toprağı olduğunu biliyor” iddiasında bulunduktan sonra açık açık şunu söyledi:

“Başkan Barzani söz verdi. Hayatta olduğu sürece kardeş kavgasının olmasına müsaade etmeyeceğini söyledi. Bu yüzden biz asla PKK ile savaşmayı aklımızdan geçirmiyoruz.”

Devamı var:

Operasyon sürerken HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş twitter hesabından, “Peşmerge ve gerilla Şingali DAİŞ’ten temizlemek için ortak operasyon başlattı. Allah yardımcıları olsun, beraberlikleri de daim olsun” diye yazdı.

Daha ilginci; Türkiye’nin kırmızı halılarla karşıladığı Celal Talabani’nin partisi KYB Politbürosu, Sincar’ın kurtarılması üzerine yayınladığı mesajda, PKK ve YPG teröristlerine şöyle teşekkür etti:

“Peşmerge ve gerilla bugün büyük bir zafer kazandı. Gerilla, YPG savaşçıları ve Peşmergeyi tebrik ediyoruz. YPG savaşçıları, Şengal’in işgal edildiği ilk günden itibaren canını ortaya koyarak kahramanca savaştı. YPG, 10 binlerce Yezidi’yi Peşmergenin de yardımıyla Şengal Dağı’ndan kurtardı. Şengal işgâl edilince, oraya ilk önce gerilla ulaştı. Bu nedenle gerilla ve Peşmerge arasındaki uyum korunmalıdır. Şengal zaferi, partisel ve ideolojik çıkarlara alet edilmemelidir.”

Son olarak, bugün Cumhuriyet’te yazan Aslı Aydıntaşbaş New York Times’da Michael Gordon imzasıyla yayımlanan bir haberden söz etti. Haberde, “PYD ve PKK’nin, Barzani’ye bağlı peşmergelerle birlikte Ezidi kenti Sincar’ın IŞİD’den geri alması büyük bir övgüyle anlatılıyor”muş… Bu, Batı için Kobani’den sonra IŞİD’e karşı ikinci büyük başarıymış… Aydıntaşbaş’a göre, New York Times’ın “PKK liderleri” diye tanımladığı komutanlardan alıntı yapması, örgütün artık şu ya da bu biçimde IŞİD karşıtı bir güç olarak dünya sahnesinde “akredite” olduğunu da gösteriyormuş.

Davutoğlu’nun “Sincar başarısını münhasıran Peşmergelere maletmesinin” sebebi anlaşıldı, değil mi?

Anlaşılan o ki, operasyonda sadece PKK’nın değil, PYD’nin de “görev aldığını” duymamız, bilmemiz istenmiyor.

Bunu da, Barzani’yi tebriği de hazmedelim. Lâkin en azından şunu bilelim:

O telefon görüşmesinde, “Tüm bölge halklarını tehdit eden terörle mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.” diyen Mesut Barzani’ye,

Ve Paris katliamı üzerine, “Bu trajedi Şengal’in özgürleştirilmesinden bir gün sonra meydana gelmiştir. DAEŞ, Şengal’de büyük darbe yedi. Birlikte hareket edersek terörü yenebiliriz, yenmeliyiz… Fransa, terörizmle savaşında etkin şekilde IKBY’nin yanında durdu. Bugün de biz, onların yanında olduğumuzu ilân ediyoruz” şeklinde mesaj yayınlayan Neçirvan Barzani’ye, “Türkiye’nin PKK terörüyle mücadelesinde nerede duruyorsunuz?” diye soruldu mu?

Dün bizzat AKP’lilerin, “postal yalayıcısı” saydığı Barzani, artık bir “kurtarıcı ve müttefik”… İnşallah, yakın bir gelecekte “Cerablus’un fethi” münasebetiyle PYD eşbaşkanı Salih Müslim’i de böyle kutlayıp, “Başarı münhasıran PYD-YPG güçlerine aittir.” demek zorunda bırakılmayız!..

Müyesser YILDIZ
15 Kasım 2015

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/barzaniyle-neyi-kutladi-1511151200.html

Odatv yeni link: https://odatv4.com/makale/barzaniyle-neyi-kutladi-1511151200-84781

Kategori:Uncategorized