İçeriğe geç

Adı “Çatı” Olan Davada 1 Yıl Sonra Hangi Noktaya Gelindi?

6 ay önce açılan yüzlerce sanıklı darbe davaları neredeyse bitmek üzere, ama darbeden önce başlayan 72 sanıklı “FETÖ çatı davası” tabir-i caizse yerinde sayıyor.

“72 sanıklı” dememize bakmayın. Fetullah Gülen’i saymazsak, “örgütün” tepe noktasındaki 64 isim iddianamenin hazırlanma aşamasında çoktan firar etmişti. Erdoğan 20 gün önce, “Atı alan Üsküdar’ı geçti. Akıllı olanlar Türkiye’yi terk etti, gitti. Aklı yetmeyenler tuzağa düştü” demişti ya, adeta öyle!.. Elde sadece 7 tutuklu sanık var.

Dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı Serdar Coşkun tarafından darbeden 1 ay önce hazırlanan iddianame; “Paralel yapı TSK’da darbe yapacak konuma geldi” gibi doğru tespitlerinin yanısıra tanıkları, sanıkları ve delilleriyle çok tartışıldı.

Mesela Adil Öksüz’ün TSK imamı olduğu daha 2015’te tespit edildiği halde iddianamede sanık bile yapılmadı. Ya da Emniyet Genel Müdürlüğü’nün “örgüt şeması” fezlekesi ile Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde hazırlanan şemada bazı isimlerin farklı olduğu, sanki birilerinin gizlendiği, tutuklamaların da Ankara TEM’in şeması üzerinden yürütüldüğü görüldü. Sonrasında bu şemayı hazırlayan polislerin “FETÖ’cü” olduğu ortaya çıktı vs.

Öyle ki, iddianameyle yakından ilgilenen Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek geçenlerde, “FETÖ çatı soruşturması baştan aşağıya yalanlarla dolu bir soruşturmadır. Ankara Emniyeti’ne hakim olan FETÖ’cü polisler ve istihbaratçılar tarafından yapılmıştır” iddiasında bulundu.

Bu arada bir süre önce yetkileri alınan Savcı Serdar Coşkun’un geçici görevle Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu’nda uzman olarak görevlendirildiğinden söz edildiğini de kaydedelim.

-Sanıkların ve Tanıkların Durumu-

Yaklaşık 3 yılda hazırlanan “FETÖ çatı iddianamesi” Haziran 2016’da tamamlandı ve dava 15 Temmuz darbesinden birkaç gün önce açıldı.

Akıncı davasına da bakan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması ise geçen yıl 22 Kasım’da yapıldı.

Davanın yarın ve öbür gün görülecek celseleri öncesi 1 yılın bilançosunu çıkaralım.

“7 tutuklu sanık var” dedik.

Hidayet Karaca; Zaten bu davadan çok önce 2014’te tutuklanmıştı.

AKP eski Miletvekili İlhan İşbilen; Aralık 2015’te tutuklandı. İşbilen’in tutukluluğu ile AKP’deki tek “FETÖ’cü” milletvekilinin o olduğu anlaşıldı. Tüm duruşmalarda İşbilen, milletvekilliği teklifinin iki kez Erdoğan tarafından yapıldığını anlatıp, Erdoğan’ın bu talebini getiren AKP’li Sema Ramazanoğlu’nun dinlenmesini istediyse de kabul edilmedi.

Alaaddin Kaya; Zaman Gazetesi’nin ilk sahibi olan bu isim 15 Temmuz’dan sonra tutuklandı. Fetullah Gülen’le birlikte Papa’ya gitmek, Dinlererası Diyalog faaliyetlerinde yer almak ve 17/25 Aralık’tan sonra Gülen’e, Gül ve Erdoğan’ın mektubunu götürmekle suçlanıyor. “FETÖ” davalarında 17-25 Aralık gibi bir “milat” belirlendiği, Dinlerarası Diyalog faaliyetlerine katılan birçok ismin ismin devleti yönetmeye devam ettiği ve Pensilvanya mektubunu götüren ismin Fehmi Koru olduğu dikkate alındığında, Kaya’ya yönelik suçlamalar bir yere oturtulamıyor. Kaya sanık sandalyesinde iken, Koru’nun davada tanıklık yaptığını da kaydedelim.

Dilaver Azim; “FETÖ’nün kasası” olduğu iddiasıyla Aralık 2015’te tutuklandı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan “örgüt şeması” fezlekesinde isminin yer almadığı anlaşıldı. Dahası duruşmada tanıklık yapan eski “FETÖ’cülerin” hiçbirisi onu tanımadı. Azim’in yargılanmasında daha çok, aralarında merkez valilelerinin de bulunduğu ticari bir hesaplaşma konuşulurken, 15 Temmuz’dan sonra Saray’ın hazırladığı “Darbe kitabının” İngilizce versiyonuna adının konduğu, yani yargılaması bitmeden peşinen “darbeci” ilân edildiği görüldü.

Av. Ali Çelik; Aralık 2015’te gözaltına alındı, bırakıldı. 15 Temmuz’dan sonra tututuklandı. Bank Asya yöneticilerinden firari Ali Çelik’le karıştırıldığı anlaşıldı. Emniyet ve yargı arasında aracılık yapan isim olduğu belirtildi, ama tanıklardan çoğu onu da tanımadı. Bir yazıda telefonunda bylock olmadığı, diğerinde olduğu bildirildi. Şimdi BTK’nın cevabı bekleniyor.

Kazım Avcı; Aralık 2015’te tutuklandı. Fetullah Gülen’in kuzeni. Davanın Hüseyin Gülerce, Fehmi Koru, Kemalettin Özdemir gibi en meşhur tanıkları bile onun örgütte yer almadığını, Gülen’le de arasının çok kötü olduğunu anlattı.

Av. Abdülkadir Aksoy; Savcı Nuh Mete Yüksel’in 2001’de açtığı meşhur davada Fetullah Gülen’in avukatlığını yapmış olmasıyla biliniyor. Aralık 2015’te gözaltına alındı, serbest bırakıldı. FETÖ çatı davasında adının geçtiğini öğrenince gidip, teslim oldu ve tutuklandı. Mağdur ve müştekiler ile avukatlarının bile tahliyesini talep ettiği Aksoy’un adı da Emniyet Genel Müdürlüğü fezlekesinde değil, Ankara TEM’in şemasında geçiyor. Yargı imam yardımcısı olmak ve Cumhurbaşkanı ile örgüt arasında sekreterya görevi görmekle suçlanıyor, ama 1 yıldır dinlenen tanıkların hiçbirisi bunu doğrulamadı. Mahkeme de sekreterya görevi iddiasıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanlığına müzekkere yazılmasına gerek duymadı. Ayrıca yargıdaki “FETÖ” yapılanması soruşturmalarının hiçbirisinde adı geçmedi. Çocuk felci rahatsızlığından dolayı yüzde 64 engelli olan, 1 yıldır hastaneler ve Adli Tıp arasında gidip gelen Aksoy’a son olarak Hacettepe Üniversitesi’nden, “Cezaevinde öz bakımlarını yapamaz” raporu verildi. Mahkeme şimdi Adli Tıp’ın nihai kararını bekliyor.

Kısaca davanın tanıklarına da bakalım:

Fehmi Koru, Hüseyin Gülerce, Ahmet Erdoğan, Ahmet Keleş, Nurettin Veren gibi meşhur eski cemaat mensuplarının yanısıra uzun bir dönem “polis imamlığı” yapan Kemalettin Özdemir dinlendi. Özdemir tüm sorulara, “Hatırlamıyorum, bilmiyorum” cevabını verince davanın ilk savcısı İsmail Şafak bile, “Burada yaptığın yeminin kutsallığına inanıyor musun? Anlattıklarınla en azından benim aklımla alay ettin” diye tepki gösterdi.

Davada, askeri okullara girecek öğrencilere GATA’dan nasıl sahte rapor aldığını anlatan ve bu yolla okullara onlarca öğrenci sokmakla övünen ya da “işte belgeler” diye verdiği flash bellek boş çıkan tanıklar da dinlendi. Ayrıca bir kişinin birkaç farklı isim altında “gizli tanıklık” yaptığı ve gizli tanıkların çoğunun anlattıklarının doğru olmadığı görüldü.

Mağdur müştekiler bu tanıkların çoğu hakkında hakkında suç duyurusunda bulunsa da kabul edilmedi.

-3 Savcı Değişti-

Son olarak, 1 yıl içinde davaya bakan heyetin bazı üyelerinin yanısıra savcısının tam 3 kez değiştiğini, sanıklardan elde edilen dijital deliller üzerindeki incelemenin de bir türlü yapılmadığını ekleyip, soralım:

Darbecilikten tutuklanan veya adı görevlendirme listelerinde yer alanlar bile tahliye edilirken, içinde birçok yanlışı barındıran bu davanın böylesine uzamasının ya da tek bir tahliye kararının çıkmamasının sebebi; Adının “çatı” olması ve bu “çatının yıkılması” endişesi midir?!.

Müyesser YILDIZ

27 Kasım 2017

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/adi-cati-olan-davada-endise-2711171200.html

Kategori:Uncategorized