İçeriğe geç

“Cumhuriyet Tarihinde Hep Suçu Batıya Attılar. Sen ne yaptın? Gardını Alsana. Sen Adam Değil misin?”

ABD, “Stratejik müttefikimiz”, AB, “Medeniyet projemiz”di!.. 24 Haziran seçimlerinden sonra başgösteren ekonomik krizler birlikte “dış güçleri” hatırladık, ülkemizde olan biten her şeyi bu güçlerin oyun ve saldırılarına bağladık.

“Dış güçlerin” ilk ne zaman saldırıya geçtiğini en net biçimde 25 gün kadar önce Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı sıfatıyla Bilal Erdoğan açıkladı. Erdoğan, “Türkiye birçok oyunları bozdu. Ne zaman ki ‘dünya beşten büyüktür’ demeye başladı, Türkiye’nin aleyhine çalışmalar da başladı. Davos’taki ‘one minute’ hadisesini hatırlıyorsunuz değil mi? O gün bugündür Türkiye’nin karşısında, Türkiye’yi zayıflatmak için taarruza geçtiler. Mücadele üstüne mücadeleyi de Allah’ın izniyle milletçe kazandık. 15 Temmuz’u da kazandık. İşte o 15 Temmuz’un arkasındakiler, bu ülkede bir darbeyi hayata geçirerek insanları katletme pahasına, tankların paletleri arasında insanları ezme pahasına, helikopterlerle vatandaşlarımıza ateş açma pahasına bu ülkede bir darbeyi planlayan alçak düşmanlarımız, şimdi işte başka taarruzlarla, ekonomik olarak, döviz kuru ve spekülasyonlar üzerinden bu millete diz çöktürebileceklerini sanıyorlar” dedi.

“One minute” hadisesi ne zaman yaşandı? 2009’da.

Dün ise damat Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, özellikle 2013’ten itibaren ülkemizin siyasal istikrarı, demokratik işleyişi ve toplumsal dinamiklerine karşı içeride ve dışarıda yürütülen operasyonlar olduğunu belirterek, özetle şöyle konuştu:

“Bu sürecin temelinde, ekonomik faktörlerden ziyade siyasi nedenlerin yer aldığını görüyoruz. Piyasa aktörlerini olumsuz etkileyecek herhangi bir ekonomik uygulamanın devrede olmadığı bir dönemde bu şekilde bir hareketliliğin yaşanması para birimimize yönelik bir değersizleştirme ve ülkemiz piyasalarının istikrarsızlaştırılmasını içeren bir siyasi ajandanın uygulamaya çalışıldığını ortaya koyuyor… Türkiye’ye has bir durumdan ziyade küresel bir süreçle karşı karşıyayız. Türkiye’nin hedef alındığı noktalar yok mu? Var.”

-Yıl 2011: Erdoğan Kırgızistan’dan Dönerken-

Erdoğan’ın sık sık “faiz lobisi, döviz lobisi, dış mihraklar, batılılar” ifadelerini kullandığı malûm.

Önceki gün Kırgızistan’dan dönerken, yine ABD’yi, AB’yi ve “FETÖ”yü eleştirdi.

Ancak Erdoğan’ın Kırgızistan’dan bir başka dönüşü ve o dönüş yolunda söyledikleri de var.

Yıl 2011. Başbakan sıfatıyla bu ülkeye yaptığı ziyaret sırasında Mısır’daki olaylar gündemdeydi. Beraberindeki gazeteciler, “Bu gelişmelere, Büyük Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) aşağıdan yukarıya gerçekleşmesi diyebilir miyiz?” diye sordu.

Erdoğan, şu cevabı verdi:

“BOP, Türkiye’deki kadar hiçbir yerde yanlış anlaşılmadı. Kılıçdaroğlu bana ‘Obama’nın eş başkanı’ diyor. Ama projede ilk aşamada üç ülke, Türkiye, İtalya ve Yemen eşbaşkandı. Ama proje doğmadan öldü. Bize düşen bu projede kadın hakları ve demokratikleşme idi. Proje ilerleseydi, kazanımlar sağlasaydık fena mı olurdu. Cumhuriyet tarihinde hep suçu batıya attılar. Siyonistler şöyle yaptı, böyle yaptı. Sen ne yaptın. Gardını alsana. Sen adam değil misin? Senin gardın düşmüş. O geldi vurdu, bu geldi vurdu.”

-Hiç Kimse Dış Güçleri Suçlamasın-

Erdoğan’ın, “dış güçler”e ilişkin bir başka açıklaması daha var.

Tarih 28 Haziran 2014; Birlik Vakfı’nın düzenlediği iftar yemeğinde, orucun kuru kuruya açlık ve susuzluk olmadığını, orucun insanın kendini sorgulaması olduğunu vurguladıktan sonra şunları anlattı:

“Belli meselelerde insanın kendisini değil de başkasını sorgulaması ve suçlaması bir kaçıştır. Bir kolaycılıktır. Daha da önemlisi, kendi kendisini aldatmasıdır. Bakın şu anda Irak ve Suriye tarihlerinin en zor süreçlerinden geçiyor. Hiç kimse çıkıp da ne Irak’ta ne de Suriye’de başkalarını, başka etkenleri, dış güçleri suçlamasın. Önce işe kendimizden başlamamız lâzım. Herkes sorulması gereken soruları eğer gerçekten cesursa, kendisine yöneltsin.”

Ez cümle;

Oğul Erdoğan’ın tespitiyle, Türkiye’ye saldırılar 2009’daki “One minute” hadisesinden sonra başladıysa, Türkiye o günden bugüne “Gardını alsa”, şimdi gelen-giden “vurabilir” miydi?

Ve çuvaldızı devamlı “dış güçlere” batırırken, en azından iğneyi kendimize batırmadıkça, bu badirelerden çıkabilir miyiz?

Müyesser YILDIZ

6 Eylül 2018

Odatv Link: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/turkiye-gardini-alsa-gelen-giden-vurabilir-miydi-06091825.html

Kategori:Uncategorized