İçeriğe geç

Yine Kandırılıyorsunuz!..

PKK kandırdı

Ne istedilerse verdikleri” FETÖ kandırdı

Obama, Trump kandırdı

AB kandırdı

Tüm bu “kandırılmaları” da bizzat Erdoğan itiraf etti.

Bitmedi.

Kabataş’ta türbanlı kadına saldırı senaryolarını yazanlar kandırdı…

Gezi’de camide bira içildiğini söyleyenler kandırdı…

CHP’li Umut Oran’ın Emre Uslu ile Sümeyye Erdoğan’a suikast yazışmaları yaptığı bilgisini verenler kandırdı…

Sözünü ettiğimiz bu son olay pek hatırlanmaz, kısaca hatırlatalım.

Yıl 2015’ti. Erdoğan, paralel çetenin kendisini ve ailesini tehdit ettiğini” açıkladı.

Birkaç gün sonra konuyu biraz daha açıp, “Bu konuda bize gelen bilgiler bu yönde. Şahsımla ilgili, ailemle ilgili tehditler var. Şahsımla alâkâlı olarak öldürmek ve benzeri türden hakeza, ailemle alâkâlı olarak da bazı tehditler söz konusu. Siz tabii korumalarınızı falan güvendiğiniz insanlar olarak görüyorsunuz, ama bakıyorsunuz onların içinden de çıkıyorlar. Bir tanesi ya da iki tanesi öyle olabiliyor. Böcek olayında olduğu gibi… Şimdi birçok yerden öyle enteresan bilgiler gelmeye başladı ki…” dedi.

Erdoğan, bunları anlatır da medyası durur mu? Peşinden üç gazete birden “Sümeyye Erdoğan’a suikast planlarını” yayınlandı.

Sözkonusu manşetler üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hemen soruşturma başlattı, MİT ve Emniyet’ten bilgi istendi.

Bu gelişmeden sonra Erdoğan bir kez daha konuşup şunları söyledi:

Dün gazetelerde görmüşsünüzdür, tehditler alıyoruz diye. Ailece tehditler aldığımızı söylemiştim. Ben, ailem, hepsi. Şimdi şeyler dökülmeye başladı. Kızımla ilgili, şahsımla ilgili tehditler ortaya çıktı.”

Sonuç: Bilirkişi, iddiaya konu yazışmaların “acemice hazırlanmış bir delil üretme çabası” olduğu sonucuna vardı. Savcılık da sahteciliği tespit edilen bu yazışmaları yayımlayan gazeteler hakkında dava açtı.

O günlerde olayın perde arkasını yazarken, bu iddiaların kaynağı konusunda AKP kulislerinde yapılan tespit ve konuşulan ihtimalleri aktarmıştım.

Tespit; bu senaryoyu hazırlayanın, cemaatçi” olduğu konuşulan bir polis şefi olduğuydu.

İhtimaller ise şunlardı:

-Senaryoyu bizzat Cemaat hazırladı. Uyuyan hücreleriyle Erdoğan’a, onu inandıracak kadar yaklaştılar. Amaçları hem güç gösterisi yapmak hem de Erdoğan’ı bu düzmece yazışmalarla zor durumda bırakmaktı.

-Cemaatçi olduğu bilinen ve konuşulan istihbaratçı, böyle olmadığını ispatlamak için bu senaryoyu hazırlamış ve çeşitli kanallardan Erdoğan’a ulaşıp onu ikna etmişti.

Gece Yarısının Faili Ortada

Bunları anlatmamızın sebebi ne mi? Elbette ki, sadece ve sadece gece yarısı yayımlandığı için “darbe bildirisi” olarak telakki edilen ve günlerdir kıyametin kopartılmasına yol açan, emekli amirallerin Montrö ve Atatürkçülükle ilgili açıklaması.

Fail ortada.

Ergenekon kumpası döneminde önemli işlevler üstlenen, sonraki dönemde iktidara yakın Avaztürk’ün Genel Yayın Yönetmeni olan Zihni Çakır, açıklamayı imzalamayan bazı “vatansever” emekli amirallerin metni kendisine ulaştırdığını, kendisinin de o saatte yayımladığını itiraf etti.

Dahası var.

Bugün gazeteci-yazar Can Ataklı’nın da aktardığı gibi, TV5’e çıkıp başka detaylar da verdi.

Kendi anlatımına göre, metnin üzerinde 4 Nisan tarihi varmış. Bu tarihin NATO’ya girişin yıldönümü olması sebebiyle de bunun “darbe bildirisi” olduğu kanaatine varıp, önce durumu Saray’daki önemli isimlere, hatta “en yetkili makama” ulaştırmaya çalışmış. 20 dakika içinde beklediği cevap gelmeyince de yayımlamış.

Evvel emirde şunun altını çizelim:

Zihni Çakır, açıklamanın NATO’nun kuruluş yıldönümünde yayınlanacak olması sebebiyle, bunu “darbe bildirisi” olarak yorumlamış.

Sonrasında başka iktidar yazarları da bunun “Amerikan-NATO bildirisi” olduğunu öne sürdü.

Açıklamada ne var? Bir kez daha altını çizelim: Montrö’ye ve Atatürk’e sahip çıkma.

Peki bundan en çok kim rahatsız olur? Atatürk düşmanı, Montrö’yü delme peşinde olan ABD ve NATO, değil mi?

Öyleyse, bu nasıl “NATO’ya darbe çağrısı” sayılabilir?

Azıcık mantık ve izan yahu!..

NATO’nun kuruluş yıldönümü sorun ise Milli Savunma Bakanlığı’nın 4 Nisan’daki kapı gibi kutlama mesajını ne yapacağız?!

Hasıl-ı kelâm; emekli amirallerin Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece bu “zevzekliği” yapmadığı, yani bir kez daha “kandırıldıkları” ortaya çıktığına göre, 4 gündür gözaltında olan 10 ismin derhal bırakılması gerekmiyor mu?

Tabi, Anayasa’nın 26’ıncı maddesinin açık hükmüne rağmen, Erdoğan’ın 3 gün önce ifade ettiği üzere, “topluca açıklama yapmak” gibi bir suçlama icat edilmedi ve de bu operasyonla sadece emekli amiraller değil, “hiçbir emekli kamu görevlisinin böyle bir yola tevessül etmemesi” mesajı verilmek istenmiyor ise!..

Müyesser YILDIZ
8 Nisan 2021

Odatv link: https://odatv4.com/kandiriliyorsunuz-08042124.html